"Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a yönelin! Umulur ki Rabb'iniz kötülüklerinizi örter…"
(Tahrim, 66/8)
"Allah'tan af dile. Allah çok affedici, çok merhametlidir."
(Nisa, 4/106)
De ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim. Bana vahyolunuyor ki, ilahınız bir tek ilahtır. Doğrudan O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Ortak koşanların vay haline!"
(Fussilet, 41/6)
İmdi, siz denizde bir tehlikeyle karşılaştığınızda, yalvarıp yakardığınız herkes sizi yüzüstü bırakır da, O bırakmaz; fakat O sizi kurtarıp karaya çıkardığı zaman (bu kez de) siz yüz çevirirsiniz: zira insanoğlu pek nankördür. (İsra 67)
Kur'an, insanı insanların korkusuyla değil, Allah'a karşı duyduğu sorumluluk bilinciyle inşa eder. Kalbi Allah korkusuyla dolan kişi, O'nun dışındaki bütün korkuların esaretinden kurtulur.
(Bkz. En'am 6/51)
İnsan, evrendeki kusursuz düzeni ve hassas dengeyi ne kadar iyi anlarsa, bunun kör tesadüfün değil, üstün bir Yaratıcının eseri olduğunu o kadar net görür.
(Bkz. Âl-i İmrân 3/190-191)
Allah'ın ayetleri ortadayken insanların sözlerini Allah'ın kelamına tercih etmek, vahye karşı işlenebilecek en büyük sapmalardan biridir.
"Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı onlar azap çekeceklerdir." (En'am 6/49)
Nebi bile yalnızca vahye uymakla emredilmişken, bazıları hangi cüretle beşer sözlerini Allah'ın Kitabı'nın önüne koyabiliyor?
Nebi açıkça gaybı bilmediğini söylerken, ona gaybı bildiğini yakıştıranlar Kur'an'ın apaçık beyanını inkâr etmektedir.
(Bkz. En'am 6/50)
“Kalpleriyle Akledenler”
Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe aittir.
Kalp" (kulub) kelimesi, bir şeyin merkezi, özü ve dönüp duran yönü anlamına gelir. Tıpkı bir meyvenin çekirdeğine "kalp" denmesi gibi.
İnsanın benliğinin, iradesinin, niyetinin ve değer yargılarının merkezini anlatır.
Muazzam incelik.
Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin,
kendisi ile akıl edecekleri kalpleri
veya kendisi ile işitecek kulakları olsun.
Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.
Hac 46.
Nebilerin görevi taraftar toplamak, mürit devşirmek ya da kendilerini kutsatmak değildir. Allah onları yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiştir. Onları Allah ile kulları arasına yerleştirenler, nebilerin tebliğ ettiği hakikati terk etmişlerdir.
(Bkz. En'am 6/48)
"Allah her şeyi Muhammed için yarattı" demekte ne var?" diye soranlar, cehaletin zirvesindedir.
Sorun, Allah'ın açıklamadığını O'na isnat etmenizdir. Kur'an'ın anlattığı yaratılış gayesinden ise haberiniz bile yok.
Kur'an'a kulak vermeyenler, uydurmalara mahkûm olur.
Kur'an'da olmayan bir sözü din diye pazarlayanlar, Allah'ın beşer Nebisi'ni bütün yaratılışın gayesi ilan edecek kadar ileri gitmektedir. Bu, ne Nebi'yi yüceltmektir ne de dine hizmettir; bu, Allah'a atılmış apaçık bir iftiradır.
"Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım" uydurmasını neredeyse âyet sanan nice Müslüman var!
Bu iftirayı "kutsi hadis" diye pazarlayanlar, Allah adına konuşmanın ve O'na yalan isnat etmenin ne kadar ağır bir suç olduğunun farkında değil mi?
Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar, hüsrana uğradılar. Nihayet o saat ansızın gelip çatınca, günahlarını sırtlarına yüklenerek dediler ki:
"Dünyada iyi şeyleri yapmamaktan dolayı yazıklar olsun bize."
(Enam, 6/31)
Vahiyle bağın zayıfladıkça, özünle olan bağın da kopmaya başlıyor; gücün tükeniyor.
Beraberinde kaygılar, korkular ve bitmeyen telaşlar..
Vahiyden kopma..
"De ki: “Beni, Allah'a karşı hiç kimse koruyamaz ve ben asla O'ndan başka sığınacak bir yer bulamam.”
Cin 22.
@Ehliacmden@AltayCemMeric Levlake ma halaktu'l eflak, Sen olmasaydın felekleri (âlemi) yaratmazdım.
Bu söz hadis kitaplarında yoktur.
Halk arasında meşhur hadisleri toplayıp tahricini yapan hafız el Acluni bu sözün hakkında es Sağani'nin; uydurmadır dediğini nakletmektedir.
@Ehliacmden@AltayCemMeric Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Zariyat | 56
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Mülk | 2