@Fenerli_Gaucho Çok haklısın valla..40 senedir Fenerbahçe nin bütün maçlarını izledim. Ben Jesus un takımının her gün bak her gün maçı olsun istiyordum
Bugünden, cehennemin en dip noktasından yazalım: O gün geldiğinde sakın Fenerbahçelileri ''turuncular'' gibi Yenikapı'daki kutlamalara sevk etmeye falan kalkmayın! O gün Kadıköy’ün bütün caddelerinden Fenerbahçe fışkıracak. Hakkâri’den Edirne’ye sokaklara dökülen her çocuk, o an Kadıköy’de olmayı hayal edecek. Bağdat Caddesi yanacak; 2 Temmuz akşamına yeniden dönülecek!
Hayallerimiz var.
Hani olmaz ya; adı, sanı, cismi ne olursa olsun; Kadıköy’e, Papazın Çayırı’na, o hayallere sahip çıkmayan başkana bu ülkeyi dar ederiz. Cesareti olmayan, gölge etmesin. Bu camia, bu yıl başkansız mücadele etmenin provasını yaptı zaten.
Sene 1996...
Serin bir Mayıs akşamı.
Kahvehanede Cine5'ten izliyoruz maçı.
Sigara dumanından göz, gözü görmüyor içerde. Devrede 1-0 gerideyiz.
Camların buğusu, dışarda arabaların farlarının titreyen ışıkları, ertesi gün ödevini yapmadığım okulun sancısı çökmüş, pazartesi sendromuna girmişim. Kasvetli saatler.
Üst başa sigara kokusu sinmiş. Daha eve gidip banyo yapacağım. Oynanan oyun kimseye umut vermiyor. Şampiyonluk gitmiş.
Dördüncü oraleti içiyorum, bir portakal bir kivi. Mide hem stresten hem de bu iğrenç, renkli glikozdan haşat olmuş.
Rüştü bir o köşeden çıkarıyor bir bu köşeden. Maçın 3-4 olmaması mucize. İkinci yarı bir anda Oğuz çıkıyor sahneye. 1-1
Mucizeler çıkıyor 90'dan. Tek kaleye hapsediyor bizi Trabzon. Hami vuruyor girmiyor, Şota vuruyor girmiyor, Ünal vuruyor, Rüştü devleşiyor. Yiyeceğiz ikiyi derken maçta belki de ikinci kez atağa çıkıyoruz, bu defa Aykut bırakıyor köşeye.
Hiç tanımadığım, yanımda 2 paket sigarayı deviren dayıyla halay çekiyoruz, garson ile üçlü çekiyoruz. Yandaki tekel bayinin sahibi abi kafayı bulmuş çoktan dans ediyor kapının önünde. Son 10 dakika geçmek bilmiyor. Stresten iki oralet daha içiyorum. Kazanıyoruz.
Maçın özetini on defa daha izlemek için eve koşuyorum....
30 sene geçmiş.
Yine sezonun en kritik maçı.
Yine Trabzon deplasmanı...
Bırakın iti, kopuğu, menfaatperestleri...
O halayı, o üçlüyü bir kez daha çekelim, bu defa mümkünse oraletsiz🫣
Tek gündemimiz Trabzon galibiyeti...
Şampiyonluk için saldır Fenerbahçe...
Biz Osmanlı torunu değiliz.
O sarayların, paşaların, vezirlerin değil; sabahın köründe tarlaya gidenlerin, gün boyu güneşin altında çalışıp eline nasır düşenlerin, akşam olup eve yorgun dönenlerin torunlarıyız.
Dedelerimiz köy meydanında iş beklerdi, çarşıda hamallık yapardı, maden ocağında gün yüzü görmeden alın teri dökerdi. Sırtında yırtık gömlekle, akşama kadar didinip evine bir lokma ekmek götürmeye çalışanlar bizim atamızdı. Düğün parası için gurbete çıkan, yazın tütün diken, kışın odun kıran, köy köy dolaşanlardı.
Bizim hikayemiz paşaların değil, emekçinin hikayesidir. Irgat torunlarıyız biz. Garibanın, sabahın köründe uyanıp ekmek derdine düşenin, üç kuruşun hesabını yapanın torunlarıyız.
Bugün ise insanlar konuşmaktan korkuyor. Bir laf edecek olsa önce on kere düşünüyor. Aman başıma iş gelir mi, biri şikayet eder mi diye susmayı seçiyor. Yazmaktan, hakkını aramaktan geri duruyor. Bu korku durduk yere oluşmadı; yılların baskısıyla, yaşananlarla, görülenlerle insanlara yerleşti. Kimse keyfinden susmuyor. Korkudan susuyor, başına iş gelmesin diye susuyor.
O dönemde çıkan isyanların çoğu bile düzen için değil; vergiye, ekmek derdine, açlığa karşı çıktı. İnsanlar karnı doymayınca, sırtına yük ağır gelince sesini yükseltti. Bu topraklarda düzene gerçekten isyan edilmiş çok az şey vuku buldu.
Bugün ise yine herkes sus pus. İnsanlar korkusundan konuşmuyor. Fikrini ifade edemiyor. Hırsızlık yapana hırsız dediğin zaman bile başına bir iş gelir mi diye düşünüyorsun. İnsanlar sindirilmiş durumda.
İnsanlar korkmaktan bıktı.
Anayasal haklar kullanılmadığı sürece bu gidiş artarak devam eder ve kullanılmayan anayasal haklar, bir süre sonra tamamen ortadan da kalkar.
Ben, gs’nin yirmi yıl boyunca Fenerbahçe’ye nasıl boyun eğdiğini gözleriyle görmüş bir taraftarım. Bunlar, hafızanın küf tutmuş köşelerine hapsedilmiş, unutulmaya yüz tutmuş hikâyeler değil; daha dün yaşandı, daha dün bittiği sanıldı.
Kupalar, tabelalar, sevinçler gelip geçer. Ama Fenerbahçeli için asıl mesele, yaşananların yükünde saklıdır.
Kurşunlanan otobüsümüz…
O cama saplanan mermi, sadece camı değil, koca bir camianın adalet duygusunu, bir ülkenin futbol sevgisini de paramparça etti. O gece yol kesildi, umutlar susturuldu, adalet hep bir sonraki bahara ertelendi.
Tribünlerde çocukların, kadınların, yaşlıların biber gazı ile nefessiz bırakıldığı günler… Kimse futbol sadece oyundur diyemezdi.
Kimsesizliğin kokusu tribünlere sindi, hâlâ hafızamızdan silinmedi.
Taksim’in orta yerinde, sadece formasını giydi diye gazla, copla bastırılan gençler… O gece bir renk, bir aidiyet, cezalandırılmak için yeterliydi.
Ama her şey bunlarla da sınırlı kalmadı. Bir yaz günüydü; 3 Temmuz geldi, bir kumpas ülkenin gövdesine saplandı.
Şan, şeref, alın teri, yıllarca büyütülmüş umutlar bir sabah ansızın karanlığın gölgesine gömüldü.
Vicdanlar paramparça edildi, bir kulübün onuru çamura bulanmak istendi. Gerçekler karartıldı, iftiralar kurşun gibi savruldu, Fenerbahçe ateşe atıldı.
Ve her sezon, yeniden, yeniden…
Düdük bir türlü adil çalmazdı.
Bir hakem kararıyla umutlarımız gölgede bırakılırken, göz göre göre adalet terazisi şaştı.
Bizi eğmeye, bükmeye, diz çöktürmeye çalıştılar.
Fakat her yenilgi, her çelme, her kumpas… Bu camianın inadını daha da bilenmiş bir çeliğe çevirdi.
Bize her dönem önemli olan kupadır, şampiyonluktur dediler.
Ama biliyoruz ki, başarı kirli yollardan geldiyse, sevinç sadece bir maskedir.
Kara para iddiaları, illegal işlerin gölgesi, sadece bugünü değil, yılların emeğini kirletir.
Bizim için en önemli mesele ne skor, ne kupa, ne de günü kurtaran manşetlerdir.
Mesele, adaletin gerçekten tecelli edip etmeyeceğidir.
Kurşunların, gazların, kumpasların, susturulan seslerin hesabı hukuk önünde sorulmadan bu iş kapanmaz.
Bugün, bazıları bu sevinci kısa bir moladan fazlası sanabilir.
Ama bilinsin ki mücadelemiz yarım kalmaz. Hafızamız uzun, yolumuz inatçıdır.
Fenerbahçe taraftarı unutmaz;
çünkü unutmak, yaşananlara ortak olmaktır. Ve biz, hakkımızı, adaleti, emeğimizi kimseye teslim etmeyiz.
Nokta ve satır başı.