Doksanlarda nezih uzel çevirisinden okurduk. Böyle değildi tabi. Bu yeni çeviride kitabın adını "lisan ı kadim" ile yazıp metni nurullah ataç gibi çevirmek de acaip olmuş. Neden "doğubilim" değil mesela?
kaçırmış olabilirim. bu kitap dün mü çevrildi de bugün fark ediyoruz? ne oldu da bir anda şarkiyatçılık çevirisi gündeme geldi? anlamak için soruyorum tamamen.
Türkiye'nin uzak ve yakın tarihinin en temel meselelerini, açmazlarını kemal tahir eserleri üzerinden ele almak çok ufuk açıcı. gözlerden kaçmasın.
Köy Enstitülerine Eleştiri: Bozkırdaki Çekirdek - Kemal Tahir / İsmail C... https://t.co/wja0u7sSRv
Çok iyi program ama İsmail Hoxa’nın yobazlığa varan sağcılığına tahammül etmek o kadar zor ki, insanı Kemal Tahir’den bile soğutuyor.
Yani KT dirilip gelse “Abarttın İsmo, o kadar da savunulacak adam değilim” der.
bu bölümde de tarihin handiyse tekerrür ettiğini, dünyada esen rüzgarların türkiye'yi kolayca etkilebildiğini görüyoruz. köy enstitüleri de 30'lar avrupasının rüzgarından azade değil. akabinde hocanın "51 tevkifatında kaç kişi enstitü çıkışlı bakalım" tesbiti önemli
ahmet hamdi tanpınar'ın "bu birbirini anlayan iki ruhun birbirinde kayboluşu gibi bir şeydi" cümlesi her aklıma geldiğinde çok hoşuma gidiyor. çok leziz bir cümle.
Necip Fazıl’ın vefatının ardından kaleme alınan en güzel yazılardan biri, Sezai Karakoç’un “Göklerin Çektiği Kartal” başlıklı yazısıdır.
İki üstadımıza da rahmet olsun.
Onları daima minnetle ve rahmetle anacağız. Zor zamanlarda verdikleri büyük mücadeleyi, bu milletin ruhunu diri tutmak için gösterdikleri gayreti hiçbir zaman unutmayacağız.
#NecipFazılKısakürek
James Ortiz'in yeni filmi "Kurtuluş Projesi"ni ve Ryan Gosling'in oyununu seyretmezseniz çok şey kaçırmış olursunuz... Fragman: https://t.co/ZBHmsMAMrb
Hayatında hiç Acun'un programlarını izlememiş, yerli dizi izlemeye olayını Yeditepe İstanbul, 7 Numara, Şaşıfelek Çıkmaz'ında bırakmış, popülist kültüre gıcık, ilgi manyağı olmayan, hiç TikTok, Tinder vb. şeyler kullanmamış, apolitik olmayan, kendi ırkını gereğinden fazla sevmeyen, faşistleşmeyen insanlarla bir adayı işgal edip orada komün bir hayat yaşama isteği çıkma aklımdan... ✍️
Kardeşim siz bu metinleri nerenizle okuyosunuz? Bi yanda "peyami safa abartılıyor" diyenler, öte yanda "melih cevdet ismet özel'den iyi" diyenler. Tanrı esirgesin yarın da ahmetümit överler. bunları arenada döğüştüreceksin. Kazanan aslanlara yem olacak.
Full ziyan, tam kapasite heder 11 dakika. Bu kadar uzun alegori olmaz. Klişeden, kör göze parmaktan başyapıt çıkmaz. Seksenlere kadar gideri vardı belki ama ikibinlerde mükerrer manidarlık bu. Bıktırdı
Denis Villeneuve’ün 2008 yapımı “Next Floor”u, 11 dakikalık neredeyse dilsiz bir alegorik başyapıt. (Mutlaka izleyin!)
Lüks bir masada elitler, köpekbalığı, kaplan ve geyik gibi nesli tükenmekte olan türlerin etlerini oburca tüketirken zemin çatırdar. Film, kelimesiz bir kapitalist oburluk eleştirisi sunar. Bu, basit bir yemek sahnesi değil; sistemin anatomisidir.
Türkiyede aynı sektörde büyük bi sıçış yapmadan bi 30 yıl geçirince "usta, duayen, hüstad" olman kaçınılmaz. Mustafa sandal'a saygı gecesi düzenleniyor mesela.