Aynı anda; Hem Osmanlı'yı hem cumhuriyeti sevebilirsiniz. Hem padişahları hem Atatürk'ü sevebilirsiniz. Hem din büyüklerini hem Türk büyüklerini sevebilirsiniz. Müslümanlık ve Türklük ayrı şeyler. İkisi de olabilirsiniz. Bizi ayrıştıran kim varsa aq
@ishhbara@Musabyamann3437 + Değişimi yapan kişinin amacı ideoloji değildi. Değişimi savunanların düşüncesi de kendilerini ilgilendirir. Herkeste İslamofobi temelli Arap düşmanlığı yok. Arapça da kutsal değil. Bugün gerekse Latin de değişmeli, latin alfabesinin de kutsallığı yok.
@ishhbara@Musabyamann3437 Kardeşim tam olarak ne ziyan oldu? Ne birikimi mesela. Latin alfabesi geldikten sonra şunu kaybettik diyeceğin ne var Allah aşkına. En son doğru düzgün çıkardığımız ilim veya bilim adamı 15. 16. yy da. Klişe düşüncelerden vazgeç bence.
@ishhbara@Musabyamann3437 Hikmet alfabede değildi hikmet saydığın kişilerin kendisindeydi. Dil aynı dil, kültür aynı kültür değişen sadece alfabe. Kafanızda içselleştirip, ideolojiye yorup kendinizi yormayın. Değişen bir şey olmadı, olduysa da pozitif oldu. Arap alfabesi olmasından rahatsız değilim.
@Musabyamann3437 Boş laf salatasını bırak. İdeoloji ile tarih yorumlanmaz. Yorumlarsan da tarihi bir gerçekliği olmaz. Cumhuriyet döneminde birçok hata yapılmış olabilir her dönemde olduğu gibi ama bunlardan birisi Alfabe değişikliği değil, bu çok aşikar.
@yolcudurgider Ne çirkin insansınız aq. Lan hayatınızda kaç tane müslümanın hayatına dokundunuz. Her görüşüne katılmadığım halde alenen görüyorum. Adam sürekli birilerinin hayatına dokunuyor. İslamı yücelttiği aşikar. Söyledikleri yanlış da olsa doğru da olsa o geri döner siz dönemezsiniz.
Bakın size sizin hikayenizi ve bu hikayenin nereye evrileceğini anlatayım.
Türkiye’de sekülerleşme en güçlü şekilde şehirlerde uygulandı. 1900’lerin ortalarında Türkiye’ye gelen batılı gazeteciler vs şehirlerde domuz eti yeme furyası olduğunu yazarlar. Zira sınıf atlayıp batılı görünecekler.
Fakat devlet kapasitesi yüksek olmadığı için taşra bu düzeyde doktrine edilemedi ve etkilenmedi. Tam bu sebeple taşra dindarlığı ya da taşralılık şehirlerin standart hakareti gibi kullanıldı. Hakeza şehirli kelimesinin övgü gibi alınması da öyle.
60’lı yıllardan sonra iktisadi sebeplerle, siyasetin de talebi ile taşralı nufüs şehirlere ve yurt dışına doğru sevk edildi.
Alamancılar ve İstanbul’un taşı toprağı altın dönemleri yani.
60’ler ve 70’ler kuşağı böyledir. Bu adamlar mukaddesata çok saygılı dindarlardı. Ancak eğitimsiz kalmışlar ve iktisadi olarak dezavantajlı pozisyondaydı.
Bir kısmı toplumdan ayrılarak yaşayamadı. Özellikle işçi olanlar böyleydi. Dolayısı ile mukaddesata saygı ile beraber yaşamları İslam bağlantısız gibi oldu.
Mesela benim rahmetli dedem öyleydi. Allah’a küfredildi diye hapse girecek şekilde kavga eden rahmetli dışardan dinle alakasız yaşantılı biriydi.
Esnaf olanlar ise yaşam biçimlerini daha fazla korudular. Bu müslüman esnaflar dedikleri kesim. Bunlar da şehir gettolarında komuniteler oluşturdular. Kapalı topluluklar ile dindarlıklarını muhafaza ettiler. Almanya’da halen bu vaziyet güçlüdür. Zira toplum içindeki dezavantajlarını Türkiye’deki kadar gideremediler.
Dışardaki gaibden böylece komunite ile korundular. Komunitenin başındakiler de ona tabi olanlar da dindarlık koruyorlardı. Arada dedem gibi olanlarla bu kesim kavga ederdi. Mesela dedem gibi olanlar daha ülkücü tat bir müslüman gibi düşünülebilir. Bu iki grubun gönülleri birlik halinde değildi.
Mesela “tarikatçı” diyerek başlayan saldırgan söylem bizim sülalede muhafazakar kişilerde dahi yaygındır. Zira ben 35 yaşındayım halen bir sesli zikir halkası görmüş değilim canlı gözümle. Ama çocukken tv’de deccalleştirildikleri formu yüzlerce kere gördüm. Bizim sülalede “islam güzel ama bunlar sıkıntılı, beyinleri sulanmış” vs konseptindeydi eskiden.
Mesela benim dedemden daha fazla Allah düşmanlarına nefret eden adam görmedim. Ama açık günahları vardı rahmetli Allah affetsin. Bu insanlar tv’de ve sosyal hayatta doktrine ediliyorlardı. Bu Allah düşmanlığı değildi.
Bugün bu iki grup daha fazla birleşiyor. Bu kesimler hayata karışmak konusunda ortak noktadalar. Komuniteler daha geniş bir müslüman havuzuna entegre oluyorlar. Olmalılar da zaten.
Çoğu insan bunu dindarlaşma azalması sanıyor, değil. Dindarlığın normalleşmesi bu.
O kuşağın çok güçlü olan “değişimden korkma” hali bir hâl iktizasıydı. Zira dışarda fetih yapacak güçte değildiler. Muhafaza etmek gerekiyordu. Allah onlardan razı olsun, ettiler.
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır sözünün mottolaşmasını düşünün. Savunmada direnmek kazanmaktır. Öyle oldu.
Tv ve internetle komunite mecburen dışarı çıkmak zorunda kaldı. Ya da dışarısı evinin içine kadar girdi. Bir müddet müslümanlar bocaladı. Özellikle son 15 yıl böyle oldu.
Utangaç dindar konsepti böyle türedi. Eskiden utangaç değildi zira topluma karışmıyordu. Ancak son 15 yılda herkes topluma karışmak zorunda kaldı.
Sadece savunmakla ve kalenin önüne otobüs çekmekle de işi halledemediler. Zira artık kazanmak için gol de atmak lazım.
Bugünün dindarı bu insanların çocukları ya da sonradan dindarlaşanlardır. Hakeza medya ve bürokrasi baskısı çözüldükçe dedem konsept müslümanlarda da dindarlaşma artıyor.
Bu insanların babaları gibi korkmalarına gerek yok. Zira eğitimleri var. İktisadi dezavantajları azalıyor. Aynı şekilde dedem gibi olanlar da islamdan bağımsız yaşamak istemiyorlar.
Dışarı çıkınca eskisi gibi sadece dayak yemiyorlar, fetih de yapıyorlar. Aşağılayanı aşağılıyorlar. Şimdi burada artık salt “başımız ağrımasın kalenin önüne otobüs çekelim” taktiği de çalışmaz.
@FatihAkar5ud@yagmuryuklu Pozitif bir ilimle metafizik bir ilim kıyaslanıp yargıya varılamaz. Konu tam olarak şu; pratisyen hekim, pratisyen olarak kalmak zorunda mı? Uzmanların uzman olduğunun belirtisi ne? Uzman olmayanların (?) uzman olmadığına kim karar veriyor?
@FatihAkar5ud@yagmuryuklu Fatih bey hanımefendinin dediğini tam olarak anladım. Modern ilim dünyasında bilgiye ulaşma imkanımız çok fazla. Her konuda ilim ehli olunabilir ki Altay hoca da bunun için çabalıyor. Bu klişe bir alanda uzmanlık anlayışı şahsen yanlış. Gazali, Razi, Maturidi, İbni sina örnekleri
@onika_real@BoraFastMoney This is an eclipse of reason. None of those who committed the biggest massacres in the world were Muslims. None of them said Allahuekbar. Hitler? Mao? Stalin? Netenyahu? You believe in whatever the media directs. The reason for the massacres in the Middle East is also very clear.
Erzurum kongresinin yapılmasına karşı çıkan İngiliz Albay Rawlinson ve Atatürk arasında geçen diyalog:
- İşittiğime göre burada yarın bir kongre açacakmışsınız.
- Evet, milletçe açılması kararlaştırılmıştır.
- Açılmaması daha münasip olacaktır.
- Kongre muhakkak toplanacaktır. Millet buna karar vermiştir. Açılmamasını tavsiye eden mütalaanıza hâkim olan sebepleri bile sormayı lüzumlu görmüyorum.
- Hükümetim, bu kongrenin toplanmasına
müsaade etmez.
- Ne hükümetinizden ne de sizden müsaade istemedik ki böyle bir müsaadenin verilip verilmeyeceği bahis mevzusu olsun.
- Kongreden vazgeçmezseniz kuvvet kullanarak toplantının dağıtılması mecburiyeti doğacak.
- O hâlde biz de mecburi ve zaruri olarak kuvvete kuvvetle karşı koyar ve herhâlde milletin kararını yerine getiririz. Ne olursa olsun kongreyi açacağız. Mülakatımız bitmiştir.
@YusufElmas "Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun."
birilerini sevmiyorlar diye adaleti de gözardı ediyorlar.
Aynı anda; Hem Osmanlı'yı hem cumhuriyeti sevebilirsiniz. Hem padişahları hem Atatürk'ü sevebilirsiniz. Hem din büyüklerini hem Türk büyüklerini sevebilirsiniz. Müslümanlık ve Türklük ayrı şeyler. İkisi de olabilirsiniz. Bizi ayrıştıran kim varsa aq