Evlatlarımın yüzüne iyi bakın. Kimseye zararları yoktu kuzularımın. Belki de hayatımızın en mutlu günlerini yaşıyorduk. Torunum doğmuş, avukat oğlumla gelinim kendilerine bir ofis açacaklardı. 6 Şubat Pazartesi günü ofis için mobilya bakmaya gidecekti oğlum. Evlatlarımın hayatına mal olan ihmallerin hesabı sorulması gerekirken, sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel tahliye edildi. Ertan Danacı ise beraat ettirildi. Bilirkişi raporları, deliller, olası kastla hazırlanan iddianame ve savcının mütalaası ortadayken verilen bu kararla bir kez daha yıkıldım. Oğlumun, gelinimin ve torunumun hakkını aramaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim.
Kolon kesenler!.. Siz hak ettiğiniz cezayı alana kadar adalet mücadeleme devam edeceğim.
Aynı mahkeme heyeti, aynı acılar, ama sonuç yine değişmiyor! Evlatlarımı kaybettiğim Ezgi Apartmanı davasında sanıklara verilen cezalar ve tahliye kararlarıyla adaletin nasıl yara aldığını gördüm. Şimdi Said Bey Sitesi davasında verilen cezalar da depremde yakınlarını kaybeden ailelerin adalet arayışını sorgulatıyor. Onlarca insanın hayattan koparılmasına yol açan ihmallerin karşılığı bu cezalar mı? Deprem ülkesinde yaşıyoruz; yarın yine binalar yıkılabilir, insanlar enkaz altında kalabilir. Sorumlular böyle cezalarla karşılaşırsa kim hesap vermekten korkacak? Bizim canlarımızın değeri bu kadar mı?
Ezgi Apt dosyasında suçluların hepsini ödül gibi cezalar verip serbest bırakan heyet bu kez de Sait Bey dosyasında ödül gibi cezalar dağıtmış ; cezalar öyle ince hesaplanmış ki suçluların içerde yattıkları süre düşünülünce yatarı kalmıyor.. deprem dosyalarında ne oluyor ,binlerce insanı hayattan koparanlar böyle mi cezalandırılıyor? Hani deprem şehidi diyordunuz ,yazıklar olsun.
Deprem davalarında kamu görevlileri neden hak ettikleri cezaları almıyor? Oysa binaları denetleyen, yapılan tadilatları görmezden gelen onlar. İşlerini düzgün yapsalardı, belki de bugün sevdiklerimizi kaybetmeyecektik.
Bizler felaketlerden dolayı değil, ihmallerden dolayı evlatlarını, kardeşlerini, anne babalarını kaybeden ve yıllardır adalet mücadelesi veren aileleriz. Gerçeklerin ortaya çıkmasını ve sorumluların hak ettikleri cezaları almasını istiyoruz. Bugün gerçeğin peşinden giden gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, sesleri susturulmak isteniyor. Oysa gazeteciler bizim sesimiz, yaşadıklarımızın tanığı, unutulmak istenen gerçeklerin takipçisidir. Basın susturulursa adalet arayan ailelerin sesi de duyulmaz hâle gelir.
Sevgili dostlar , Gazeteci İsmail Arı gözaltına alındığını öğrendim.İsmail Arı’nın ,Alpedo dondurma ile ilgili yaptığı habere erişim engeli gelmişti. Haberde “Alpedo Dondurma'da insan sağlığını ölümcül düzeyde bozup hastanelik edebilecek seviyede bakteriyle dışkı izi tespit edildiğinden“ bahsediyordu. Bu habere yönelik erişim engelinin kaldırıldığını duyurmuştu İsmail Arı. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkıyor..
İsmail Arı’nın serbest bırakılmasını istiyoruz çünkü gazetecilik suç değildir.
Bebekken ne zaman uykuya dalsa nefes alıyor mu diye kontrol ettiğim çocuğumun, 8 gün enkaz altından çıkmasını bekledim. Nefes alıyor muydu, canı yanıyor muydu, aç mı, susuz mu, üşüyor muydu… O sekiz günü, hayatımın en zor günleri sanıyordum. Evlat kaybetmekten daha zoru, kaybettiğin evladının adaletinin sağlanmamasıymış. Son duruşmada Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in tahliye edilmesine, iç mimar Ertan Danacı’nın ise beraat etmesine karar verildi. Mahkeme savcısı bu karara itiraz etti. Dört yıldır dosyayı bilen, dosyaya hâkim olan Cumhuriyet savcısının itirazına rağmen, dosyayı yeni devralan mahkeme heyeti nasıl oldu da bu kadar önemli bir dosyada apar topar böyle bir karar verdi? Deprem suçluları gerekli cezayı almayacaksa, bu davalar niye açıldı? Çektiğimiz yetmezmiş gibi bizi daha fazla cezalandırmak için mi?
Onlar tv ekibi haber yapmadan önce tüm belgeleri teyit eder ,bunu deprem dosyalarından biliyoruz.Murat Ağırel belgelerini teyit edemediği için yapmadığı bir haber sebebiyle suçlanıyor. Gazetecileri rahat bırakın işlerini yapsınlar çünkü bu ülkede haber bitmiyor,felaket bitmiyor, adaletsizlik bitmiyor..
Sevgili dostlar, biliyorsunuz Ezgi Apt davası karara çıktı ve hiç tutuklu suçlu kalmadı, hatta kolon kesen Kervan Pastanesi’nin iç mimarı Ertan Danacı suçsuz bulundu. Dosyamız istinafa giderken ilginç bir gelişme yaşandı, iç mimar Ertan Danacı için “adli kontrol şartı ve yurtdışı çıkış yasağı” getirildi. Beraat kararını veren 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ardından, itirazı değerlendiren 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adli kontrol kararı verildi.
Biliyorsunuz Ertan Danacı daha önce firar etmiş ve Muğla’da yakalanmıştı.
Ben, suçlulara “ödül gibi” verilen bu cezaların istinafta bozulacağını düşünüyorum. Fakat şu da unutulmasın; Adaleti geciktirenlerden şikayetçiyim!
Mahkeme heyetinin kolon kesenlere verdiği ödül gibi cezalar sonrası ,savcılık dosyamızı “olası kast talebinin arkasında durarak ve talebi gerekçeleriyle yineleyerek “ istinafa yollamış. Şu noktayı tekrar hatırlatmak istiyorum ; savcılık bu dosyayı senelerdir takip ediyor ve tüm detaylarını biliyor ,tüm suçluları tahliye eden mahkeme heyeti dosyayı alalı bir ay olmamıştı ,katıldıkları ilk duruşmada karara çıktılar.Bu kararı veren heyetten şikayetçiyim ,adalet mücadelemden asla vazgeçmeyeceğim.
Mimar Sinan mahallesinde sadece iki bina yıkıldı biri fırın üzeri Fazilet apartmanı diğeri altında kervan pastanesi olan Ezgi apartmanı. Etrafındaki binaların hepsi ayakta, dört yıldan bu yana bu insanların sevdiklerimizi daha çok para kazanmak için hayattan kopardıklarını ispatlamaya çalışıyoruz. yazık ,çok yazık!
Hani mahkeme “Pastanecilerin 'olursa olsun' saikiyle hareket ettiklerine dair delil yok" diyor ya , buyurun size delil;
Kolon kesen Kervan pastanesi sahibi Sami Kervancıoğlu ,kervan pastanesindeki tadilatı övünerek anlatıyor ; “kervan yenilenmeliydi” diyor ve ekliyor ; “Böyle modern bir sosyal yaşam alanını şehrimize kazandırmaktan büyük onur duyuyorum. Teknolojinin en son imkanlarını kullanarak bu hale getirdik” diyor.
Peki mahkeme heyeti neden bu delilleri dikkate almadı ,daha ne olması gerekiyordu ? Zamanı gelince bu sorular da cevap bulacak elbet!
Bu gönderi çok önemliydi,dünkü gündeme kurban gitti.ülkede sürekli bir olay oluyor ve herşey o kadar hızlı unutuluyor ki.. Fakat ben unutmuyorum ,kuzularımı unutmam mümkün değil! Adalet mücadelem devam ediyor, etmek zorunda çünkü yavrularıma söz verdim.. Ben artık başka türlü nasıl yaşanır bilmiyorum,yaşamaya devam etmek için yavrularımın adaletini istiyorum.Lütfen Ezgi apartmanı davasını unutmayın,lütfen.
Gerekçeli karardan da anlaşılıyor ki bu cezalar suçlulara ödül gibi olmuş, kimse bu kararı kabul etmemizi beklemesin.Bu kararı veren heyetten de şikayetçiyim
https://t.co/gpOPber1wG
Pastane tadilatını yaptıran Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’e 8 yıl hapis cezası verilerek tahliye kararı veren mahkeme heyeti, aynı tadilatın projesini çizen ve uygulamasını yapan Ertan Danacı’nın ise beraatine karar verdi.Sorum şu: Tadilatı yaptıranlar sorumlu tutulurken, o tadilatın projesini çizen ve uygulayan kişi neden beraat etti? Üstelik Ezgi Apartmanı sakinlerinin 2021 yılında belediyeye verdiği şikâyet dilekçesi varken.Ben üç evladımı toprağa verdim. Bir anne olarak bundan sonra tek görevim, onların hakkını ve adaletini aramak. Evlatlarımı kaybettikten sonra bile annelik görevimi bırakmadım. Siz de görevinizi yapacaktınız.
Çocuklarımın sesini bir daha duyamayacağım, onlara bir daha sarılamayacağım. Ama onların adını ve adalet arayışını son nefesime kadar taşıyacağım.
Deprem ülkesiyiz. Bugün verilen bir karar, yarın başka bir annenin evladının hayatını etkileyecek.
Kolon ve kiriş kesmenin, taşıyıcı sisteme müdahale etmenin bedelini başka çocuklar canlarıyla ödeyecek. Başka “Asudeler ölmesin” dedim, duymadınız…Ben susmayacağım. Bu kararı da çocuklarımın adaletini de her depremde, her yıkımda, her fırsatta hatırlatacağım.
Bu proje kervan pastanesinin iç mimarı Ertan Danacının hazırladığı proje; sadece bu projeye bakarak bile kesilen kolon,kirişler ve döşemeyi tespit edebiliyorsunuz.Döşeme kesilerek yapılan asansörü bile işlemiş projeye.
Peki soruyorum ; bu şahıs nasıl beraat edebiliyor? Diğer deprem dosyalarında tek bir kirişe zarar verildiğinde bile 18 yıl ceza alıyorlar ,bu şahısların ayrıcalığı nedir? Gerekli itirazları yapmak için hala “gerekçeli kararın “ yazılmasını bekliyoruz.Ama bilin bakalım kim duruşma sonrası alalacele izne ayrılıyor?
Kimse benim bu kararları kabul etmemi beklenmesin, bu kararı veren heyetten şikayetçiyim . Bu karardan sadece ben rahatsız değilim, bu karar toplumun ,” adalete güven duygusunu “da derinden yaralamıştır. “Adalet “ biz mağdurları memnun etmiyorsa, toplumun güvenini sağlamıyorsa ve caydırıcılık görevini yerine getirmiyorsa neden var? Adalet suçlulara sevinç çığlığı attırmak onlardan alkış toplamak ,adliye çıkışı konvoy yaptırmak için mi var ?Yazıklar olsun ,yazıklar olsun ,yazıklar olsun..
Sevgili dostlar kervan pastanesinin iç mimarı Ertan Danacı da “olası kastla “ yargılanıyordu , hatta o da Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel gibi firar etmişti ve Muğla’da yakalanmıştı.Karar duruşmasında iç mimar için beraat kararı verildi.Şimdi sizinle iç mimarın kendi sayfasında gurula paylaştığı kervan pastanesi tadilatına dair videolar paylaşacağım, küçücük bir dükkanın nasıl dev bir restorana dönüştüğünü sizler görün! Kimse bu kararı kabul etmemi beklemesin,adalet mücadelem devam ediyor!
Karar duruşmasında verilen “ödül gibi cezalar” ve tahliyeler sonrası ben hasta yatarken ,benim yokluğumu da fırsat bilip ,çeşitli hesaplardan “kirli bir kampanya” başlatılmış. Sağolsun duyarlı insanların şikayetleri ile sayfalar kapatılmış. Sevgili dostlar; bugüne kadar belgesiz delilsiz hiçbirşey paylaşmadım, yine söylüyorum ;Kolon kesen kervan pastanesi sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel SuÇludur! İşletme sadece kolon değil, binanın birçok kiriş ,döşeme ve perde betonlarını kesmiştir bunlar bilirkişi raporlarıyla sabitdir.
Davamı kendi davanız gibi sahiplendiğiniz için minnettarım.
Sevgili dostlar beni merak etmişsiniz, iyi değilim, iyi olmam mümkün mü ? fakat adalet mücadeleme devam etmekten başka çarem de yok! Düşünün ;herkesin şehri terkettiği dönemde bile ben yavrularımı kaybettiğim enkazda nöbet tuttum,şimdi elimde bu kadar delil varken ,bilirkişi raporu varken ,en önemlisi de “olası kastla “hazırlanmış bir iddianame ve mütalaa varken davamdan vazgeçebilir miyim? Bugüne kadar mahkeme devam ettiği için Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’e sadece “sanık “ diyebiliyorduk şimdi açık açık söylüyorum ; Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel SUÇLUDUR aldıkları ceza asla yeterli değildir , tahliye edilmelerini kabul etmiyorum , bu kararı veren heyetten şikayetçiyim.
Ben yapı olarak her zaman “neler yapabilirim “ diye düşünürüm ve mücadeleden asla kaçmam. Beni tanıyanlar bilir ;Kenara geçip ağlayan bir yapım yoktur.Şimdi de ayağa kalkıp mücadeleme devam etmek zorundayım.
“Evladımı yetiştirmek için 30 yılımı verdim ,gerekirse bir 30 yıl da onun “adaleti “ için mücadele ederim” diye yola çıkmıştım. Yol uzun,yol taşlarla döşeli ama bu anne adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyecek. Ben söylüyorum , sizler de söyleyin ; Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel SUÇLUDUR!