11 Haziran 1945’te, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kabul edildi. Fakat, en büyük toprak ağalarından biri de CHP Milletvekili Adnan Menderes’ti. Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan, bu yasaya şiddetle karşı çıktılar.
-Ve CHP’den ayrılarak, Demokrat Parti’yi kurdular. Sonuçta, “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” çıkarıldı ama… Büyük topraklara dokunulmadı. Devlet arazileriyle sınırlı kaldı. Ve 1950’de Demokrat Parti iktidara gelince, yasa tamamen işlevsizleştirildi.
11 Haziran 1937
Atatürk Trabzon'da bir açıklama yapar. Bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını açıklaR.
"Ben icap ettiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere, Türk milletine canımı vereceğim."
Tarihin Kıskandığı Lider...
#Atatürk
''Hayatımın en bahtiyar anı, Yunan ordularını Afyon ve Dumlupınar Meydan Muharebeleri'nde imha ettiğim ve memleketimin kurtulduğunu gördüğüm andı.''
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Mutlak Butlancıların beni takip etmesini istemiyorum.
Lütfen takipten çıkın.
Hiç bir tarafın destekçisi değilim. Benim tarafım Atatürk’tür ve Kemalizm’dir.
Atatürk olsa, sadece bu yüzden bana lanet okurdu.
🗣️Prof. Dr. Aziz Sancar:
“Ben Türk milliyetçisiyim!
Kişisel anlamda büyük hayalim, ileride çocuklarımızın kitaplardan benim bulduklarımı okuyup ‘bunu bir Türk yaptı, ben de yapabilirim' demesi."
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sadece 14 gün sonra…
13 Kasım 1918 sabahı saat 8.00…
Fatih Sultan Mehmet’in emaneti, Osmanlı’nın başkenti İstanbul fiilen işgal edilir.
Oysa sadece 14 gün önce, bu işgale neden olacak Antlaşma şerefine Rauf Orbay kadeh kaldırmıştı.
Orbay, ömrü boyunca bu ezikliği yaşayacaktı.
Kahraman olmakla, hain olmak arasındaki eşikte dönüp dolaşacaktı…
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aynı şeyi söyledi:
“Ulus devletten vazgeçin. Osmanlı millet sistemine dönün…”
-Bu “CHP” CHP değil.
-Sayın Kılıçdaroğlu, 9 Haziran 2026’da yaptığı konuşmada, belki dikkatlerden kaçan çok önemli bir ifade kullandı. Dedi ki:
“Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye, o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz, dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız.”
Çok sorunlu bir ifade.
-Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in dış politikası imparatorluk mirasını canlandırma değil, milli devletin güçlendirilmesi üzerine kuruludur. Bu yüzden “ulus, üniter” devlet var.
-Atatürk’ün hedefi, Osmanlı coğrafyasını yeniden siyasi etki alanı haline getirmek değil, Türkiye Cumhuriyeti���ni güçlü, bağımsız ve saygın bir devlet olarak yaşatmaktır.
-Atatürk’ün Misak-ı Millî vurgusu önemlidir:
“Milli sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanarak varlığımızı korumak, başlıca amacımızdır” der.
-Türkiye elbette, Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya ve Kuzey Afrika ile tarihî bağlarını; ticaret, diplomasi, kültür, barış ve işbirliği üzerinden güçlendirmelidir. Ama, Osmanlı hinterlandına dönüş, eski topraklar, nüfuz alanı, büyüme kavramları Atatürk’ün dış politika anlayışıyla çelişir. Ve felakete yol açar.
-Atatürk’ün dış politika hedefi, “Osmanlı coğrafyasına geri dönmek” değil; Türkiye’nin bağımsız, saygın, barışçı, güçlü ve uygarlık düzeyine erişmiş bir devlet olarak bölgede denge ve istikrar unsuru olmasıdır.
-Atatürk’ün dış politikasının özü şudur: Tam bağımsızlık, gerçekçilik, barışçılık, uluslararası hukuka saygı, maceradan kaçınmak esasına dayanır.
-Hatay sorunu , Misak-ı Milli doğrultusunda çözülmüştür. Başkan Antantı ve Sadabad Paktı, imparatorluk mirası doğrultusunda değil, işbirliği ve güvenlik temelinde gerçekleştirilmiştir.
-“Tul emeller peşinde koşmamalıyız” der Atatürk.
“Milleti, uzun emeller peşinde yorarak zarara sokmamalıyız. Yapamayacağımız şeyleri yapar görünerek düşmanlarımızın kin ve saldırılarını üzerimize çekmemeliyiz…” der.
-Suriye politikasının maliyeti henüz hesaplanmadı.
-Önce ulusal çıkarlarımızı koruyalım da…
-Atatürk’ün ulus devlet yapısını ortadan kaldırmak isteyen ABD’nin Büyükelçisi Tom Barrack bu konuşmadan çok mutlu olmuştur. Bu konuşma, CHP’nin programına ve “Altı Ok”a aykırıdır. Bu yüzden, “Altı Ok”un bu yakalara takılmaması gerekir. Vesayete aykırıdır.
@MaliGuller