@hanmefendihakli Antalya Kalkan. Denize uzak olsun sorun değil diyorsanız islamlar tarafı. Denize yakın olsun diyorsanız kızıltaş bölgesine bakabilirsiniz. Yine antalya da biz bungalow da kalmıştık ama eğer villa vs varsa nispeten Antalya/ çıralıda iyidir. Max muhafazakar buralar.
İki yapı arasına ip gerilerek ışıklı yazı ve motifler oluşturma sanatı olan mahyacılık, 17. yüzyılda Osmanlı’da ortaya çıktı. Ramazan gecelerinde camilerin kandilleri yakılır, çocuklar için yer mahyaları kurulur, fener alayları düzenlenirdi. Revaklara kumaş şeritler, işlemeli örtüler ve hat levhaları asılırdı. Kısacası Ramazan’ı süslü, coşkulu ve heyecan dolu bir atmosferle karşılamak Osmanlı’nın köklü geleneklerinden biriydi.
İsrailli yerleşimci teröristler Filistinlilerin tarlalarına ağır kimyasalllar sıkarak kurutuyorlar.
Ayrıca sürekli hayvanlarını da zehirleyerek öldürüyorlar.
Tahsil veya ticaret yoluyla geçinmelerini engelledikleri Filistinlilerin tarım ve hayvancılık yollarını da tıkıyorlar.
Gazzeli küçük bir kız:
Elhamdülillah, yıkıntıların altından yeniden doğan bir vatanın tanığı olarak hayatta kaldım.
Hayat nimetine, sönmeyen umuda şükürler olsun. Elhamdülillah, biz hâlâ hayattayız.
Ve hayalin devamı vardır..."
Boykot listesindeki hiçbir firmanın tek suçu soykırım destekçiliği değil.
Örneğin Coca-Cola gittiği çoğu ülkede su kaynaklarını vahşice tüketiyor. L’Oréal hayvanlar üzerinde test yapıyor. Unilever Asya’da kadınları çok az ücretle köle gibi çalıştırıyor. Starbucks sendikalaşan işçilerini kitlesel olarak kovuyor. Takdir ederseniz yüzlerce örnek daha verilebilir.
Yani bilinçli bir tüketici olduğunuzu iddia ediyorsanız ancak Gazze’yi de umursamıyorsanız, yine de boykot yapmanız gerekir. Yok zaten hayvanî dürtülerle önüne konulan her şeyi tüketen birisi iseniz, sizden herhangi bir hassasiyet taşımanızı beklemiyoruz.
"Türkler, Kur’an’larında herhangi bir değişiklik yapmaktan o kadar uzaklar ki, onu gökten dikte edilmiş bir kitap olarak görürler ve tek bir harfi bile eklemeye veya çıkarmaya cesaret edemezler. Bu nedenle onu, Muhammed ve kâtipleri tarafından yazıldığı şekliyle, yani Arapça olarak, anlamasalar da aynı üslup ve dilde okurlar ve bunu bir yorumcu ya da tercüman olmadan yapamazlar. Ve bunu o kadar büyük bir saygı ve bağlılıkla yaparlar ki, orada yazılan her şeye, ne kadar absürt ve akla, ahlakın genel kurallarına aykırı olsa da inanırlar. Bu yüzden dinlerinde bu kadar inatçıdırlar ve Hıristiyanları, ki onlara kâfir derler, Tanrı’nın ve Peygamberinin düşmanları olarak görürler, her türlü ticaret ve ilişkiye oldukça karşıdırlar.
Türkler, göğü ve yeri yaratan tek bir Tanrı’yı, ki ona Allah derler, kabul ederler. Onun ebedi, sınırsız, her şeye kadir, her şeyi bilen ve her yerde hazır bulunan bir varlık olduğuna inanırlar. Ayrıca onun birliğine inanırlar ve Üçlü Birlik’i lanetli bir sapkınlık olarak reddederler. Tanrı’nın bedeni, parçaları, tutkuları, şekli ya da benzerliği olmadığını, başlangıcı ve sonu olmayan saf bir ruh olduğunu ve dün, bugün ve sonsuza dek aynı olduğunu söylerler. Her şeyi sözüyle yarattığına ve hiçbir şeyin onun iradesi ve izni olmadan var olamayacağına inanırlar. Ayrıca onun ilahi takdirine inanırlar ve dünyayı bilgeliği ve gücüyle yönettiğine, her şeyi kendi hoşnutluğuna göre düzenlediğine inanırlar."
*İslam düşmanı tarihçi Paul Rycaut'un 1668'de Osmanlı İmparatorluğu'na dair kaleme aldığı eserinden bir parça.
Küresel Sumud Filosu aktivisti Thiago Avila:
🔹Üç ay önce kaçırıldığımız Medleen’in bulunduğu yere yaklaşıyoruz.
🔹Gazzeliler için ilerlemeye devam etmek zorundayız.
🔹Lütfen Küresel Sumud Filosunu ve işgal altındaki Gazze’yi paylaşmaya devam edin.