Türkiye’de ilk kez bir sendikanın resmi sosyal medya hesabı bu şekilde erişime engellenmekte; sendikal ifade alanı doğrudan hedef alınmaktadır. Bu uygulama, yalnızca Eğitim-İş’e değil, tüm sendikal harekete ve demokratik kamuoyuna verilmiş açık bir gözdağıdır.
#EgitimisSusmayacak
EĞİTİMİŞ SUSMAZ, SUSTURULAMAZ!
Sendikamız Eğitim-İş’in resmi sosyal medya hesaplarından biri olan @egitimis adlı X (Twitter) hesabımız; ifade özgürlüğü ve sendikal haklar açısından meşru kabul edilemeyecek bir kararla, Türkiye’de erişime engellenmiştir.
Erişim engelinin 6 Mayıs’ta, darbe hukukuyla idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anmak amacıyla yaptığımız paylaşımlar gerekçe gösterilerek Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği’nce uygulandığı anlaşılmaktadır. Kamuoyunun ortak hafızasında yer etmiş, birçok kurum tarafından da yapılan tarihsel bir anmayı Eğitim-İş için suç sayan bu yaklaşım; hukuki değil, siyasal bir tercihin ürünüdür.
Alınan bu karar, ifade özgürlüğüne ve sendikal faaliyete açık bir müdahaledir.
Eğitim-İş; Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, Cumhuriyetin laik, bilimsel, kamusal eğitim anlayışını ve kazanımlarını savunan bir sendikadır. Bu ülkenin tam bağımsızlığını, egemenliğini ve Cumhuriyet değerlerini savunmak; bizim için bir tercih değil, tarihsel ve sendikal bir sorumluluktur.
Öncülük ettiği en önemli eylemlerden biri Samsun’dan Ankara’ya düzenlenen “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” olan; kısacık ömrüne bir antiemperyalist mücadele destanı sığdıran ve dimdik gittiği darağacında bile “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” diye haykıran Deniz Gezmiş mi teröristtir?
Terörist görmek isteyenler; Deniz Gezmiş’e değil, bu ülkede elini kolunu sallayarak dolaşabilen IŞİD artıklarıyla, “ne istedilerse verildiği” için palazlanıp darbeye kalkışan FETÖ yapılanmalarıyla, anayasal düzeni hedef alarak şeriat devleti kurma hayaliyle örgütlenen tarikat ve cemaatlerle yüzleşmelidir.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 6. Filo’ya karşı yürüttükleri mücadele Türkiye’nin bağımsızlığına yönelmiş emperyalist kuşatmaya karşı açık bir itirazdır. Bugün Ortadoğu’da yaşananlar, Filistin halkına yönelik açık saldırılar ve emperyalist güçlerin bölgeyi kan gölüne çeviren politikaları ortadayken; Denizlerin Filistin mücadelesinin ve antiemperyalist çizgisinin ne kadar haklı ve tarihsel olduğu bir kez daha görülmektedir. Filistin’de çocuklar katledilirken sessiz kalanların, dün 6. Filo’ya karşı duranları bugün “suç” yaftasıyla hedef alması, yalnızca politik bir ikiyüzlülüktür.
Bu tarihsel duruşu hatırlatmak “suçu ve suçluyu övmek” olarak değerlendirilecekse; yıllarca birlikte yol yürünüp ardından “terör örgütü” ilan edilen FETÖ yapılanması, ya da yıllarca “bebek katili” denilerek seçim meydanlarında ip sallanan Abdullah Öcalan’ın bugün farklı siyasal konjonktürlerde “muhatap”, “kurucu önder” ya da “barış elçisi” olarak yeniden dolaşıma sokulması nereye konulacaktır?
Burada ölçüt hukuk mu, yoksa iktidarın güncel siyasal ihtiyaçları mıdır? Aynı akıl bir dönemde “tehdit” dediğine başka bir dönemde alan açarken, antiemperyalist bir gençlik önderini anmayı suç saymak hangi tutarlılıkla açıklanabilir?
2010 Anayasa Referandumu sürecinde bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kürsülerden Denizlerin ve Erdal Eren’in adını anması hala hafızalarımızdayken; bugün aynı isimleri anmanın kriminalize edilmesi, hukuki bir değerlendirme değil, açık bir siyasal saflaşmanın ürünüdür.
Aynı sözler bir dönemde me��rulaştırılırken, başka bir dönemde suç kapsamına sokuluyorsa; ortada evrensel hukuk değil, seçici bir baskı mekanizması vardır.
Türkiye’de ilk kez bir sendikanın resmi sosyal medya hesabı bu şekilde erişime engellenmekte; sendikal ifade alanı doğrudan hedef alınmaktadır. Bu uygulama, yalnızca Eğitim-İş’e değil, tüm sendikal harekete ve demokratik kamuoyuna verilmiş açık bir gözdağıdır.
Biz susmayacağız.
Eğitim-İş; emekten, aydınlanmadan ve Cumhuriyetten yana mücadelesiyle Türkiye’nin en büyük sendikasıdır. Dün olduğu gibi bugün de baskılara boyun eğmeyecek; gerçeği söylemekten, eğitim emekçilerinin haklarını savunmaktan, Cumhuriyetin kazanımlarının, Atatürk ilke ve devrimlerinin sesi olmaktan asla vazgeçmeyecektir.
Sendikal mücadele susturulamaz.
Eğitim emekçilerinin sesi engellenemez.
Bu süreçte yeni X adresimiz @egitimisorg
Türkiye’de ilk kez bir sendikanın resmi sosyal medya hesabı bu şekilde erişime engellenmekte; sendikal ifade alanı doğrudan hedef alınmaktadır. Bu uygulama, yalnızca Eğitim-İş’e değil, tüm sendikal harekete ve demokratik kamuoyuna verilmiş açık bir gözdağıdır.
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş; dün olduğu gibi bugün de baskılara boyun eğmeyecek; gerçeği söylemekten, eğitim emekçilerinin haklarını savunmaktan, Cumhuriyetin kazanımlarının, Atatürk ilke ve devrimlerinin sesi olmaktan asla vazgeçmeyecektir.
#EgitimisSusmayacak
Bir eğitim sendikasının sesini kısmaya çalışmak, eğitimcinin, öğretmenin sesini kısmaya çalışmaktır.
Öğretmeni susturan, geleceği karartır. Cumhuriyetin eğitim emekçileri susmaz!
Buna izin vermeyeceğiz.
#EgitimisSusmayacak
Cumhuriyeti, emeği ve laikliği savunan bir sendikayı susturmak isteyenler bilsin:
Bu mücadele sansürle durmaz.
Eğitim-İş susmaz, susturulamaz!
#EgitimisSusmayacak
İnandığı yoldan, ilkelerinden taviz vermeyen ve bu yolda emin adımlarla yürüyen bu cesur yürekleri mi engelleyeceksiniz?
Hangi kararınız bizi bu yoldan çevirebilir?
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş'in resmi X hesabının hukuksuz bir şekilde kapatılması, sendikal mücadeleye verilmek istenen bir gözdağıdır.
Emekten yana söyleyecek sözü olanlar susmaz, susturulamaz.
#EgitimisSusmayacak