Çalışkan, dürüst ve iyi ailelerde yetişen insanların en büyük sorunu, dış dünyayı da kendileri gibi adil ve şeffaf ilişkilerden oluşan bir yer olarak düşünmeleri ve kendilerini korumadan hareket etmeleridir. Oysa herkes sizin gibi değil. Herkesin ailesi sizin gibi ilkeli ya da terbiyeli değil. Herkes sizin gibi emeği, uzun süren çalışmaları, kendi bileğinin hakkıyla bir yerlere gelmeyi sevmiyor. Herkes insan onuruna, samimi değişime ve özgürlüğe de saygılı değil. Birçok insan kısa yoldan güç, avantaj ve menfaat peşinde. Siz en güzel duygularınızı bile cömertçe sunarken; birçok insan küçük bir tebriğin, artı bir kuruşun ya da ufak bir iyiliğin dahi hesabını yapıyor. Bu yüzden dikkatli olmalısınız. İyiler kendilerini koruyacak kadar zeki ve kurnaz olmalılar.
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı ��eyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
İşgal altında, yıkılmış bir ülkede bir meclis açtılar ve o meclisi dünyanın hiçbir yerinde yapılmamış bir şey yaparak çocuklara armağan ettiler. Sonraki nesiller kuşaklar boyunca, neyin mümkün olduğunu bilmenin özgüveniyle yaşadı: "Siz, bir imparatorluk yıkılırken bile yeni bir şey kurabilecek bir ülkenin çocuklarısınız."
Karanlığın en dibindeyken bile onlara aydınlık tarafta neyin mümkün olduğu gösteriliyordu...
Bugün o çocuklar yine neyin mümkün olduğunu görüyorlar ama karanlık tarafta.
Gücü ele geçirenin nasıl hesap vermeden yönetebildiğini görüyorlar. Dolandıranın ceza almadığını, dürüstün ezildiğini görüyorlar. Şiddetin sonuç aldığını, adaletin işlemediğini görüyorlar.
Gerçek hayatlarında maruz kaldıkları ülke deneyimi, her kurgudan daha sert...
Onlara yeniden, en zor koşullarda bile, aydınlık tarafta neyin mümkün olduğunu göstereceğimiz bir ülke inşa etme temennisiyle hepimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
Aynı oyunları, aynı dizileri kız çocukları da görüyor kadınlar da görüyor ama nasılsa hep erkekleri etkiliyor. Hem duygusal açıdan zayıf olanın kadın olduğunu söylüyorlar hem de en ufak bi görselden etkilenip cinayet işleyecek kadar iradesiz bi erkeklikten bahsediyorlar.
Bakın bu günler iyi günlerimiz.. Güzel yüzlü kurbanlarımız olacak.. Hiç sebepsiz insanlar birbirini ve zavallı hayvanları öldürecek. Çünkü bu çağ dijital çağ değil öfke çağı.. Uyuşturucu, şiddet, pandemi ve yeni dünya düzeni şiddetiyle gelecek..
6 yaşındaki Çinli bir çocuk, İngilizce pratik yapmak için sokakta birine yaklaştı.
Konuştuğu kişinin Türk çıkmasıyla sohbet Türk dondurmasına döndü.
Bazen en güzel bağlar en beklenmedik şekilde başlar.