521 kadroya 17 bin diş hekimi başvuru yaptı!
Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı atama kurasına 17 binden fazla diş hekimi başvururken yalnızca 521 kadro açıldı.
Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 2026 yılı İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası, diş hekimlerinin kamu istihdamındaki derin açığı bir kez daha gözler önüne serdi.
CİMER üzerinden alınan resmî yanıta göre kuraya toplam 17 bin 6 kişi başvururken açılan kadro sayısı yalnızca 521 oldu. Bu tablo, her kadro için yaklaşık 33 diş hekiminin yarıştığı anlamına geliyor.
Basit yaşayın, rahat olun, sorunları çok düşünmeyin, az yiyin, az konuşun, kitap okuyun, çok hareket edin, çok şükredin, çok dua edin, sadakayı ihmal etmeyin, işinizi iyi yapın, kanaat edin, selâm verin, gülümseyin, kırmayın, kırılmayın, ve sadece Allah'a kulluk edin...
🤔🤲🤗🙌
Hayatın en acımasız ve en sessiz kanunu şudur:
Korkarak tutunduğun her şey elinden alınır.
Gözünü kırpmadan vazgeçebildiğin her şey ise ayaklarına serilir.
Sana piyasada "çekim yasası" diye pembe masallar anlattılar.
"Çok iste, evren sana versin" dediler.
Hayır, çok istemek muhtaçlıktır.
Bir şeye "muhtaç" olduğun an, enerjin çaresizlik kokar.
Evren çaresizleri sevmez, çaresizlik bir zayıflık frekansıdır ve sistem sadece zayıfları ezer.
Paraya taparsan, para senden kaçar.
Birine ölümüne bağlanırsan, ilk ve en ağır darbeyi ondan yersin.
Bir statüye muhtaç olursan, o masanın en ezilen çalışanı sen olursun.
Çünkü "Buna ihtiyacım var" demek, "Ben onsuz bir hiçim" demektir.
Hiç olan, sadece sömürülür.
Dünyanın en kadim, en güçlü ve sır gibi saklanan görünmez yasası budur.
O görünmez prangalarından kurtulduğun, kaybetme korkusunu kendi ellerinle öldürdüğün gün, sistem sana hizmet etmeye başlar.
Hatırla, bir şeyden gerçekten samimi bir şekilde vazgeçtiğin ve o vazgeçtiğin şeyin gerçekleştiğini görmedin mi?
Masadan kalkmayı göze aldığın an, oyunun kurallarını sen yazarsın.
Muhtaç olduğun hiçbir şeye sahip olamazsın.
Hiçbir şeye ihtiyaç duymamak, her şeyi sana çeker.
Vazgeçme cüretini gösterdiğin an, sahip olma gücünü eline alırsın.
Needing Nothing. Attracts Everything.
"Vazgeçersek istediğimizi nasıl elde edeceğiz?
Nasıl uygulayacağız?"
diyen o korku dolu sesleri duyar gibiyim.
Siz vazgeçmeyi, hedeften sapmak ve pes etmek sanıyorsunuz.
Halbuki gerçek Okült ve Kuantum yasalarında vazgeçmek; eylemi bırakmak değil, o hedefe duyduğunuz hastalıklı, çaresiz açlığı (kıtlık bilincini) yok etmektir.
Bir hedefi vurmak istiyorsan, kaslarını gerer, odaklanır ve yayı tüm gücünle çekersin (Bu senin eylemin, terin ve iradendir).
Ama o okun hedefe saplanması için, nihai anda parmaklarını açıp o oku SERBEST BIRAKMAN (Vazgeçmen) gerekir.
Oku elinde sımsıkı tutarak, "Acaba vuracak mıyım, rüzgar eser mi?" diye titreyerek o hedefi asla vuramazsın.
Eylemi yap, niyetini koy ve sonucu evrenin boşluğuna fırlat. Oku bırak ki hedefini bulsun.
Zihnin sürekli "Bana lazım, onu elde etmeliyim, onsuz olamam" diye çığlık attığında, amigdalan (ilkel beynin) kortizol salgılar.
Bu "Yoksunluk" frekansıdır.
Kuantum alanına giden sinyal şudur: "Bu bende YOK ve ben çaresizim." Evren senin sözlerini değil, yaydığın o yoksunluk frekansını kopyalar ve sana daha çok yokluk verir.
Nasıl uygulayacaksın?
"İstiyorum" kelimesini lügatından sil.
Yerine "Seçiyorum" de.
İsteyen insan dilencidir, eksiktir.
Seçen insan ise masaya oturur, bedelini öder ve alır.
Seçtiğin bir şey için ağlamaz, panik yapmazsın.
Bir şeyi ölümüne arzulamak, o hedefe (paraya, statüye, bir insana) tapmaktır.
Onu gözünde o kadar büyütürsün ki, o senin putun olur.
Evrenin denge yasası (Sarkaç) putları sevmez; o gücü senden esirger ki kibrin kırılsın, bağımlılığın yok olsun.
O putu kendi içindeki hiçlikte eriteceksin.
"Olursa benim eylemimdendir, olmazsa evrenin benden esirgediği değil, benim yola devam etme şeklimdendir" diyeceksin.
Gündüzleri o hedefin için bir savaşçı gibi, dünyadaki en hırslı insan senmişsin gibi acımasızca çalışacaksın.
(Maksimum Eylem)
Gece yatağa yattığında ise; o hedefin varlığını bile unutacak kadar umursamaz, o sonuçsuzluğa bile gülüp geçecek bir derviş olacaksın.
(Sıfır Beklenti)
Senin görevin tarlayı sürmek ve tohumu atmaktır.
Tohumun nasıl çatlayacağını, yağmurun ne zaman yağacağını kontrol etmeye kalkarsan delirirsin.
İşi yap. Terini dök. Ve arkana bakmadan masadan kalk.
İşte o an, sen her şeyden vazgeçtiğinde...
Her şey senin peşinden gelmeye başlar.