Diamond Tema: "2 tane kitap oku, dinini öğren, bul bir hatamı konuş. Niye sürekli öldürülmekle, dayakla, hapisle bir şeylerle susturulmak zorundayız?
Bahriye Üçok neden evine bomba yollanmak suretiyle öldürüldü? Niye yazdığı kitaplara cevap veremediler?
Turan Dursun onca kişiyi tartışmaya davet etti, niye kimsenin bir tarafı yemedi de adamı yolda vurdular?"
***
Öldürünce yazdıkları sustu mu?
Diamond Tema’yı ya da başka aydınları susturmanın yolunun tehdit, şiddet ve cinayetten geçtiğini sananların hâlâ var olması korkunç.
Bir insanın fikirlerine katılmıyorsanız, cevabınız neden fikir değil de şiddet oluyor?
Farklı düşünene tahammül etmeyi, fikirle mücadele etmeyi ve şiddeti tamamen dışlamayı nasıl başaracağız?
ABD'de ikinci üniversitesini okumak için çalışan Türk genci, ABD'nin gündeminde.
Videoyu paylaşan iş adamı, "ülkemizde bu arkadaş gibilerden daha çok lazım" notuyla paylaştı.
Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.
🗣️Abidin Yerebakan:
"Casinoda 100 dolar kazandım. Besim Tibuk beni çağırdı, 'O kadar yatırım yaptım, Abidin gelip paramı alsın diye mi yaptım' dedi.
O kadar büyük yatırımlar yapıyorlar. Bu adamlar sana para verir mi?"
🔴 #SONDAKİKA | İstanbul'da faaliyet gösteren Fatma ÖZÇALIŞKAN isimli güzellik merkezinde, bazı kadın müşterilere ait çıplak/mahrem görüntülerin Telegram vb. sosyal medya platformlarında paylaşıldığı ihbarı üzerine yapılan soruşturmada:
• İşletme sahibi Fatma ÖZÇALIŞKAN ile kamera sistemlerinin montajını yaptığı tespit edilen Emrah Selim CANSEVER TUTUKLANDI.
• Gizli kamera veya güvenlik kameraları ciddi zafiyet oluşturuyor. Burdan elde edilen mahrem görüntüleriniz p**rn*o sitelerine satılıyor. Soruşturmayı yapan yetkilileri tebrik ederim.
Herkesin bu konuda bilinçlenmesi lazım. Konuyla ilgili yaptığım çalışmayı da muhakkak izleyin ve izletin.
@Ironicjs Kim koruyacaktı? Gerçekten hangi makam, nasıl koruyacaktı? Ünlü yönetmenimizin de dediği gibi bu güzel ve yalnız ülke uzun zamandır sahipsiz! Daha kimleri kimleri koruyamadı. Cidden soruyorum hangi makam nasıl koruyacaktı??
“Tanrı Arapça kitap göndermiş. Anlamak için herkes Arapça mı öğrenecek?
Din adamı, ‘Kur’an tercüme edilemez.’ diyor. Neden edilmesin? Bunlar çocukça şeyler.
Din adamı, elindeki dini açıklama imtiyazını bırakmak istemiyor.
Benim aklım yok mu? Ben de anlarım dini. Sen kimsin?”
— Prof. Dr. Ahmet Arslan
Bolçi firmasının üretim tesisinde çalışan bir takipçimizin gönderdiği mesajdaki iddialar acilen ilgili kurumlar tarafından incelenmelidir:
"Bolçi'de çalışıyorum. Bu bozuk çikolataları eritip tekrar karıştırıyorlar ve bu çikolataları iç piyasaya dağıtıyorlar. Yurtdışına ise ıskartasız çikolata yapılıp gönderiliyor. Denetim olacağı zaman haber geliyor ve ıskarta tankları boşaltılıp kilitleniyor ve her yer temizleniyor. Habersiz denetim olmuyor."
https://t.co/cCxou0aEt5
@TCTarim@tcbestepe
Pervin Buldan, kendisiyle ilgili Engin Balım'ın söylediklerini paylaştığımız videoyu mahkeme kararı ile sildirdi.
Sonra ben tekrar yayınladım.
Tekrar mahkemeye başvurdu.
Yine Türkiye'den engelletti ve sildirdi.
Silinirse tekrar yükleyeceğimi söylemiştim.
Yine engelletmesi ve sildirmesi için tekrar paylaşıyorum.
Yeniden sildirdikten sonra bir daha paylaşacağım.
Yıldızlar Holding tesadüf değil!
Yine AKPden güç alan Kanadalı Alamos Gold’un avukatı Türkiye’ye parmak sallıyor. Niye çünkü AKP toprağını doğasını savunan halka ceza verdi işte oradan cesaret alıp bu konuşmayı yapmıştı.
Kapıyı kapattı; bir koltuğa yığılır gibi oturdu; eliyle işaret ederek beni de oturttu. Çok yorgun, düşünceli ve sinirli görünüyordu; bir sigara yaktı:
"Bunalıyorum çocuk, büyük bir ıstırap içinde bunalıyorum!” dedi.
“Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikâyet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi bir perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz; maateessüf memleketin hakiki durumu bu işte! Bunda bizim günahımız yoktur; uzun yıllar hatta asırlarca dünyanın gidişinden gafil, birtakım şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket; düşe düşe şu acınacak hale düşmüş. Memurlarımız henüz istenilen seviyede ve kalitede değil; çoğu görgüsüz, kifayetsiz ve şaşkın. Büyük istidatlara mâlik olan zavallı halkımız ise, kendisine mukaddes akideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların tesiri altında uyuşmuş, kalmış.
Bu arada beni en çok üzen şey nedir bilir misin? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan, her şeyi başta bulunandan beklemek itiyadı. İşte bu zihniyetle; herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden istiyor, benden bekliyor; fakat nihayet ben de bir insanım be birader, kutsi bir kuvvetim yoktur ki.
Münasebet düştükçe daima tekrar ediyorum; bütün bu dertlerin, bütün bu ihtiyaçların giderilmesi, her şeyden evvel, pek başka şartlar altında yetişmiş; bilgili, geniş düşünceli, azim, feragat ve ihtisas sahibi adam meselesidir, sonra da zaman ve imkân meselesi. Bu itibarla evvela kafaları ve vicdanları köhne, geri, uyuşturucu fikir ve inançlardan temizleyeceksin. İşlerinin ehli, idealist ve enerjik insanlardan mürekkep, muntazam, her parçası yerli yerinde, modern bir devlet makinesi kuracaksın; sonra bu makine halkın başında ve halkla beraber durmadan çalışacak, maddi ve manevi her türlü istidat ve kaynaklarımızı faaliyete getirecek, işletecek, böylece memleket ileriye, refaha doğru yol alacak. Başka çaremiz yoktur, ileri milletler seviyesine erişmek işini; bir yılda, beş yılda, hatta bir nesilde tamamlamak da imkânsızdır. Biz şimdi o yol üzerindeyiz; kafileyi hedefe doğru yürütmek için, beşer takatinin üstünde gayret sarf ediyoruz; başka ne yapabiliriz ki?
Biraz durdu, gözleri dolmuştu; elleri hafifçe titriyordu, “Kalk, bana bir kahve getirmelerini söyle de, gel!” dedi.
Anlamıştım; aşikâr bir hal alan heyecanını yenmek için yalnız kalmak, vakit kazanmak istiyordu. Kendisini ilk defa böyle bir halde görüyordum. Demek ki teşhisim doğru idi. Dışarıda birkaç dakika oyalandım; odaya döndüğüm zaman, epeyce sakinleşmişti, susuyordu. Getirilen kahveyi yavaş yavaş içti, sonra gözlerimin içine bakarak, her zamanki metin sesiyle konuştu:
“Her ne hal ise! Yeise değil, hatta ufak bir tereddüde dahi düşmeye mahal yoktur; halimizi bilmekle beraber cesaretimizi kaybetmemeli, ümit ve şevk içinde yolumuza devam etmeliyiz; er geç, fakat muhakkak gayemize varacağız. Hadi artık seni bırakayım; ben de hazırlanıp sofraya ineceğim.”
Salondan nasıl çıktığımı bilmiyorum; Çelik İradeli Adamın, velev beş, on dakikalık olsun, böyle bir sinir buhranı geçirmiş olması, beni çok sarsmıştı; günlerce bunun tesiri altında kalmıştım.
Kaynak: Hasan Rıza Soyak - Atatürk'ten Hatıralar, 389-390...
Mazota gelen 3 TL zamla mazot İstanbul’da 83 TL Anadolu’da 85 TL oldu
Süleyman Soylu “Gabar Dağı’nda çıkan petrol öyle kaliteli ki çıktığı gibi traktöre koy çalıştır” Gabar dağında petrol çıkıyor. Şimdi Amerika çıldırmaz mı, Avrupa çıldırmaz mı” 28 Ocak 2023
@HVMHaber 3 kere aynı cümleyi kurdu, hiçbir şey de demedi. “Lost çok bozdu” repliğinden farksız. Bir de yorum yazın diyor! Bundan sonra böyle paylaşımları yayınlayanları da bloklayacağım. Boşa tahammülüm yok!
Psikolog ve yazar Sinan Eviren, babasına karşı öfke duyan kız çocuklarının gelecekteki duygu durumundan bahsetti.
• Bir kız çocuğu babasına aşırı öfkeliyse ya da aşırı düşkünse iki uç nokta da aynı derecede tehlikelidir.
• Babaya aşırı öfkeliyse ömrü boyunca oğlu ya da kocasıyla kavga eder.
• Babaya aşırı düşkünse hayatına hangi erkek gelirse gelsin ona yeterli gelmez.
• Babası gibi idealize ettiği birini arayıp durur.
• Babanızla probleminiz varsa hayatınızda hiçbir erkekle rahat edemezsiniz.
• Çünkü onların her hareketi babanızı hatırlatır.