Ankara’da yaşa, Kütahya Belediyesi’nden maaş al, işe gitmeden Avrupa’yı gez…
Sonra da TOKİ’ye “uzman” olarak atan.
AKP’li eski milletvekili Hüsnü Ordu’nun kızı Sümeyra Ordu Tuncer hakkındaki bu iddiaları duydunuz mu?
"Ahbap'ın elinden trilyonlar geçerken devletin bundan habersiz olması mümkün mü?
Savcıların, polisin, maliyenin bundan habersiz olması düşünülebilir mi?
Ahbap'ın başındaki kişide devlete karşı durabilecek, muhalif olabilecek bir karakter var mı?
Devlete rağmen bu işleri yapabilecek bir bağımsızlığı olabilir mi?
Devlet gibi bir yardım kuruluşuna dönüşmek devletin izni olmadan olmaz.
Ahpap varsa işin içinde, çavuş da vardır. Çavuş gücü temsil eder, ahbap onunla iş tutanları..
Bu bir ahbap çavuş ilişkisi. Çavuşu hesaba çekemiyoruz, yargılayamıyoruz."
Dücane Cündioğlu
İşkence ve hak ihlalleri ile gündem olan cezaevinin kadınlar koğuşunda gerginlik çıktı!
İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Evin Cezaevi'nde, kadınlar koğuşuna kapasitenin üzerinde yeni mahkûm sevk edilmek istenmesi üzerine gerginlik yaşandı.
Gazeteci Shahed Alavi’nin aktardığı bilgilere göre, kadın mahkûmlar yaklaşık 50 mali suç hükümlüsünün koğuşa nakledilmesine karşı çıkarak, direnişe geçti.
Shahed Alavi “Evin Cezaevi'ndeki kadın mahkûmların, mali suçlardan hükümlü yaklaşık 50 tutuklunun kadınlar koğuşuna nakledilmesini engellemek amacıyla gösterdikleri direnişin ardından, cezaevi güvenlik birliği kadınlar koğuşunun kapısı önünde toplandı.
Evin Cezaevi'ndeki kadın mahkûmlar güvenlik güçlerinin olası bir müdahalesi ve saldırı tehdidiyle karşı karşıyadır.
Bilgi sahibi bir kaynağın aktardığına göre, dün gece en az 40 mali suç hükümlüsü bu koğuşa nakledildi. Ancak koğuşun yeni mahkûm alabilecek kapasitesi bulunmadığından, kadın mahkûmlar bu nakillere karşı direnmektedir.” aktarımında bulundu.
İran cezaevleri uzun süredir kapasite yetersizliği, aşırı kalabalık, yetersiz sağlık ve hijyen koşulları ile güvenlik güçlerinin sert müdahalelerine ilişkin iddialarla gündeme geliyor. Özellikle Evin Cezaevi, siyasi tutukluların, insan hakları savunucularının ve gazetecilerin tutulduğu yüksek güvenlikli bir cezaevi olması nedeniyle uluslararası insan hakları kuruluşlarının yakından izlediği kurumlar arasında yer alıyor.
Son yaşanan gelişme, cezaevlerindeki kapasite sorununun yalnızca yaşam koşullarını değil, mahkûmların güvenliğini de doğrudan etkilediğine işaret ediyor. Kaynaklar, kadınlar koğuşunda güvenlik güçlerinin olası müdahalesine ilişkin endişelerin sürdüğünü ifade ediyor.
ABD'Lİ savcı BHARARA Osman Gökçek'in Reza Zarrab'dan aldığı 350 milyon $ rüşvetin SWIFT dekonutlarını yayınladı.
Osman Gökçek şikayetçi, İZMİR'in eski Büyükşehir Belediye Başkanı ise tutuklu.
Adalet bu mu?
"Oğlum cayır cayır yanarken yağmayan yağmura, onu söndüremeyen ilahi gücedir isyanım."
Eylül 1981'de oğlu Behzat Firik diri diri yakılarak katledildikten sonra bir daha hiç konuşmayan, hiç gülmeyen; sessizliğiyle zalimlere meydan okuyan FirikDede’yi vefatının yıl dönümünde saygıyla anıyorum.
Zulme karşı sessiz bir çığlıktı onun ömrü. Ruhun şad olsun. 🕊️
#BehzatFirik
#12Eylül
#Unutmadık
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Türkiye’nin en sevilen şairlerinden Ahmet Telli’nin yaşamını yitirmesinden büyük üzüntü duydum.
Ailesine, yakınlarına ve onu yüreğinde taşıyan herkese başsağlığı diliyorum.
Bu ülkenin acılarını incelikle taşıyan, umudu en zor zamanlarda bile terk etmeyen büyük bir şairdi. Belki de bu yüzden, “Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa / bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez” dizeleri, daima yaşayacak.
Onu bugün en çok şiirleri anlatıyor. Bizlere ise o dizelerin açtığı yolda, insan kalmaya çalışmak düşüyor.
Hoşça kal Ahmet Telli.
Mezun olmuş kızları için ailece bir fotoğraf çekip paylaşıyorsun. Yorumlar o kadar iğrenç ki, ne diyeyim. Aklı, kalbi ve vicdanı olan bir insan bu fotoğrafa bakınca ne kadar temiz ve güzel bir aile ortamı olduğunu hemen fark eder. Ancak aile olma bilincinden yoksun bir toplum, maalesef bu özel anı çirkefleştiriyor.
TikTok Nuray8242
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, gözaltı sırasında servis edilen kelepçeli görüntülere ilişkin konuştu:
"Beş kez yürüttüler. Önden çekilen görüntülerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntülerimi yayımlamamak için arkadan çekilmiş olanları servis etmişler. Film platosu gibiydi. Aynı sahneyi 4-5 kez yürüdük."
Hakkında soruşturma açılınca yurda dönen Deniz Göktaş, kaçma şüphesi nedeniyle tutuklanalı 2 gün; İstanbul'da telefon çalarken yakalanan ve 470 suç kaydı olan hırsız adli kontrol şartıyla serbest bırakılalı birkaç saat oldu
Urfa Akçakale'de Bir Kız Çocuğunun Kahreden Dramı
Adı:Emire
Henüz 16 yaşında
Ailenin tek çocuğu.
İddiaya göre babası 60 dönüm arazi aldı ve tapuyu da annesinin üzerine yaptı.Bu arazinin ileride Emire'ye yani kız çocuğuna kalacağı için amcası, babasına baskı yapmaya başladı.Amcası, babasına söz geçiremediği için bu kez de Emire'ye yöneldi.
Geçtigimiz gün Emire tarlada yalnız çalıştığı sırada amcası tarafından darp edildi.
Emire'nin çığlıklarını duyan annesi olay yerine konuştu ve amcasının elinden Emire'yi kurtardı.
Darp sonrası Emire hastaneye kaldırıldı.
Jandarma her iki tarafın ifadesini alıp inceleme başlattı.
Emire diyor ki "Can güvenliğim yok, Narin Güran veya Gülistan gibi bir son yaşamaktan korkuyorum. Yetkililerin harekete geçmesi ve sesimi duymasını istiyorum."
İşte olay anına ait o görüntüler 👇