Bir toplum erkeğin kalite standartını “içkisi yok sigarası yok”a bağlayıp kadının kalite standartını “eşinin harama girmesinden bile sorumlu olan kişi” olarak belirlediğinde kadın ve erkek kalitesi arasında uçurum oluştuyor.+
Arap ailelere bakıyorum bebek arabasını kullanan, çocuk peşinde koşturan hep erkekler. Şikayet de etmiyorlar. Ve onların evlerine kimse dan diye giremiyor. Biz buradayız diye hissettiriyor adamlar. Burada Suriyeli kadınla evlenmiş bir adam var pazarda görüyorum ve kadın tek bir
Allah, arkanızda dağ gibi duracak, adam gibi adam,
Sizi her halinizle seven,üstünüze titreyen, merhametini eksik etmeyen, eli de gönlü de bol bir eş nasip etsin
Erich Fromm aşkın temeline merakı koyuyor. İlişki'nin kelime kökeni sayabileceğimiz ilgi, temelinde duygu+çabadan mürekkep iken aşk bir dürtüden temel alıyor. Demek ilişki, aşkın ikamesi değil ancak idamesi olabilir. Şimdi de ters mühendislik zamanı.+
Çünkü annelerinden sonsuz hizmet gördüler. Evlenince de beklentileri bu yönde. Üstelik paranızı yemekten de çekinmiyorlar çünkü sizi eş gibi değil anneleri gibi görüyorlar. Evlenince sınır çizin herkes kendi sorumluluğunu bilsin. Kazandığınız tek kuruş parayı eve harcamayın. Biriktirin. Hayat müşterek falan değil. Temizlik ütü bulaşık yemek çalışan kadınların boynuna yük. E neden kazancınıza ortaklar? Evlilik değilde kölelik sözleşmesi mi bu? Nefret ediyorum bu çağdan evlilik sadece erkeğe yarayan bir şey. Kadına yarayan tek kısmı çocuk. Çocuk doğurma iç güdümüz olmasa hiç bir kadın evlenmez.
evi yuva yapan şeylerden biri bence yemek kokusu. ilerde çocuklarımın “annemin yemeği” diyebileceği tatlar olsun istiyorum. ailecek veya kalabalıkla oturulan sofraların bereketine çok inanıyorum.
hayatta 1(bir) tane bile nazımın geçtiği insan yok, buna annem dahil. regl olduğumda sancıdan kıvranırken bile yemeğimi kendim hazırlıyorum. abimin başı ağrısa topallayarak yemek hazırlıyor. bazı şeyler nasip işte. bizim de hayattaki nasibimiz bu.
Bu benim tesettüre dair en sevdiğim şey. Endonezya, Malezya gibi ülkelerde pembenin, yeşilin, Hindistan’ta turuncunun, kırmızının mutad olmasından tutun, dikişe, kumaşa ve kesime kadar her şeyde coğrafi ve kültürel serbestlik var aslında. Ama nasıl oluyorsa herkes onların istediği gibi giyinmedikçe tesettürlü kabul etmeyen bir kesim var. Köydeki, çöldeki giyim de tesettürdür, şehirdekinin dikkat etmesi gereken hususlar farklıdır.