🎥Erkeklere özel 4 video yayında!
Erkek Medya
Erkek Siyaset
Erkek İş Dünyası
İlişkide Erkek
✍️Türkiye’de medya, iş dünyası ve siyaset hala #erkek egemen !
İlişkilerde #erkeklik belirleyici!
Neden?
Birlikte düşünelim, erkeklerle!
@SivilDusun desteğiyle
https://t.co/ldnuxvB8yk
21 Mayıs'ta çıkan "mutlak butlan" kararından üç gün önce yayımladığımız Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir mülakatı, memleketi esir eden KK gündemi nedeniyle arada kaynamıştı.
Fehmi Bey, Ekrem İmamoğlu'na yönelik İBB başta tüm davaların "Terörüz Türkiye"ye sürecine paralel olarak kurgulandığını düşünüyor. Hatta daha ileri de götürüyor ve AKP hükümetinin örtük biçimde bu davaları sürece "itiraz" olarak kullandığını/kullanacağını öne sürüyor.
Öcalan ve DEM, PKK'lıların dönüşünü sağlayacak yasanın temmuza kadar çıkması için bastırırken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş "yeni anayasa" cümleleri kurmaya çalışırken dönüp asıl bakılması gereken yer Erdoğan'ın çevresindeki "fren mekanizması".
Hasan Fehmi Demir gibi siyasi davalarda yüksek deneyimi olan bir avukat durduk yerde güncel siyasete dair böyle bir analiz yapmaz. Bir göz atmanızı öneririm.
https://t.co/D9o1AgzXOd
"Yoksulluk nafakasının süreli hale getirilme girişimi, daha geniş bir kadın düşmanlığının parçası. Belli ki onunla sınırlı kalmayacak, yıllar süren mücadelelerle kazandığımız her bir hakkımız için yeniden ve yeniden mücadele etmek zorunda kalacağız. Ama hep bilmiyor muyduk zaten, hukuki kazanımlar hep politik mücadelelerle elde edilir ve ancak öyle korunur; hiçbir zaman 'elde bir' değildir?"
https://t.co/Yrtnt5DKOf
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, İBB davasında savunma yapıyor:
"Tutuklanıp cezaevine girdiğimde ertesi gün mazgal açıldı, gardiyan bana 'SEGBİS' dedi.
Ben SEGBİS'in ne olduğunu bilmiyordum. Bana 'mahkeme' dedi.
'Ben dün mahkemeye' çıktım dedim. Ekran açıldı ama mahkeme salonuna benzemiyordu.
Bir ofisti orası kırmızı kahve makinasından tanıdım savcı karşımdaydı.
Savcı bana 'ya Fatoş ben sana ne dedim. Böyle çocuklarından ayrı kalırsın. Reşit değiller değil mi? Şimdi sosyal hizmetler de alır' dedi.
Sonra mal varlığımı sordu. 'Ya bana gelirsin konuşursun ya da malvarlığını da elinden alırım' dedi."
(Kayhan Ayhan)
Bir kadını suçlu ilan edilmeden önce bedenini aşağılayarak ve mahremiyetini ihlal edecek muameleye tabi tutmak; hukuk devleti ilkeleriyle, insan haklarıyla ve insan onuruna saygı yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Aranması gereken kişi değil, bu uygulamaları meşru gören anlayıştır
#FatoşPınarTürker
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
"Kadınların boşanmaya cesaret edememesi, ev içinden çıkmaması devletin varlık sebebi olmuş durumda."
1990'lı yılların sonundan beri gündemde olan nafaka meselesi, 12. Yargı Paketi ile tekrar tartışmaya açıldı. “Süresiz nafakanın” erkekleri mağdur ettiğini savunanlara karşı, kadın örgütleri Türkiye'nin dört bir yanında eylemler örgütlüyor.
Derya Kap (@deryakapp) hukukçulara ve nafaka alan kadınlara sordu: Asıl mağdur kim?
https://t.co/pfvHL80B97
Bazı yoklukların yerine hiçbir şey konmuyor.
Yük ağırlaştığında,
omuz verecek bir dost aradığında,
dönüp bakınca eksikliğini hissettiğinde…
Birlikte yürüdüğümüz yollar burada. O yollardan çok daha fazlasını yine seni yanımızda hissederek aşacağız.
Hatıran da hayallerin de bize emanet…
📝 #EŞİK - Eşitlik için Kadın Platformu olarak nafaka konusunda yaptığımız bazı önemli açıklamaları ve kadın örgütlerinin, baroların, avukatların ve akademisyenlerin hazırladığı bazı rapor ve araştırmaları sizler için derledik. Kadınların nafaka mücadelesi yıllardır sürüyor, #vazgeçmiyoruz
👇🏽👇🏽👇🏽
➡️ AÇIKLAMALARIMIZ
🟣 Anayasa Mahkemesi’nin Nafaka Kararı Kadınlara Yönelik Ekonomik Şiddeti Artıracak
4 Haziran 2026
https://t.co/cB5wjmMKxu
🟣 AKP’li Vekilden Hızlı ve Tek Taraflı Boşanma İsteyen Skandal Sözler
10 Nisan 2026
https://t.co/n3GMJ02lLz
🟣 Bir Asrı Aşkın Mücadele ile Kazandığımız Haklarımıza, Eşitlikçi ve Laik Medeni Kanun’a Dokundurmayacağız!
17 Şubat 2026
https://t.co/lbiuqse6nk
🟣 Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor
26 Aralık 2025
https://t.co/riQByA2wpb
🟣 Medeni Yasa’yı erkekler lehine değiştirmek isteyenlere 17 Şubat sözü: İzin Vermeyeceğiz
17 Şubat 2024
https://t.co/ZMtuuVdiD7
🟣 Yeniden Refah’tan Nafaka Hakkının Sınırlandırılması için Yasa Teklifi
12 Ekim 2023
https://t.co/h2vrnPtnJW
🟣 Adalet Bakanı’na Sesleniyoruz: Medeni Yasa’yı sil baştan yazmaya kalkışmak kimsenin haddine değildir
1 Eylül 2023
https://t.co/aIFqA5GAtS
🟣 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'na ve Adalet Bakanı' na Açık ve Acil Çağrı: 1 gün evli kalıp onlarca yıl nafaka ödeyen kaç erkek var derhal açıklayın, gerçek bir mağduriyetse, para toplayıp nafaka borçlarını biz ödeyeceğiz!
18 Ağustos 2023
https://t.co/AIB6hnKX4I
🟣 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Ö. Göktaş’a kadınların nafaka hakkına dokunmanın da bir şiddet biçimi olduğunu hatırlatıyoruz…
31 Temmuz 2023
https://t.co/e2EbNLgkb9
🟣 Yaşam Tarzımıza, Nafakamıza, Eşitliği Koruyan Yasalara Dokunma
11 Şubat 2022
https://t.co/2qEMN2hAP6
🟣 Muhalefet partileri genel başkanlarına ve TBMM’deki tüm milletvekillerine mektup: Kadınların Nafakasına Dokunmayın
15 Ocak 2022
https://t.co/n2tpi12COp
🟣 Kapalı kapılar ardında bu kez de nafaka hakkımızı gasp edemezsiniz
10 Ocak 2022
https://t.co/hCcsIiNbvH
🟣 Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’a Çağrı: Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’u kadınların kazanılmış hakları aleyhine çalışmaktan vazgeçmeye çağırıyoruz!
23 Ekim 2020
https://t.co/UGRWHI4fao
➡️ RAPORLAR / ARAŞTIRMALAR
🔴 Av. Hülya Gülbahar - Nafaka, Eziyet, Kadının Beyanı - 2024
https://t.co/oA3Oe9yD1l
🔴 Kadın Dayanışma Vakfı Yoksulluk Nafakası İzleme Raporu Eylül 2024
https://t.co/zQbZC7kW7p
🔴 Prof. Dr. İpek İlkkaracan ve Doç. Dr. Emel Memiş - Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için Ekonomi Politikaları Bilgi Notu
Ekim 2021
https://t.co/CuNOwm64hx
🔴 Diyarbakır Barosu - Nafaka Araştırması
Mart 2021
https://t.co/umIPBZAsMQ
🔴 İstanbul Barosu - Nafaka Dosyası
Mart 2020
https://t.co/7CWT3g8ble
🔴 KONDA - Nafaka Araştırması
Mart 2020
https://t.co/YPUD8R0amL
🔴 Kadın Dayanışma Vakfı - Nafaka Araştırması
Kasım 2019
https://t.co/msW68PoHOJ
🔴 TÜBAKKOM - Nafaka Çalıştayı Sonuç Bildirgesi
30 Temmuz 2019
https://t.co/rmashLYZIG
🔴 Mor Salkım Derneği - Nafaka Çalıştayı
3 Temmuz 2019
https://t.co/N9LptSoNQU
🔴 İzmir Barosu - Nafaka Çalıştayı Sonuç Bildirgesi
7 Mart 2019
https://t.co/QXQn9Sa3Q3
🔴 Ankara Barosu - Nafaka Çalıştayı Sonuç Bildirgesi
12 Ocak 2019
https://t.co/Ju9rlglKVC
#yoksulluknafakası
#İştirakNafakası
#nafakahakkı
#MedeniYasayaDokunma
#YasalaraDokunmaUygula
“Asgari ücret meselesi bir fiyat ayarlaması değil; bir emek rejimi, bölüşüm ve demokrasi meselesidir.”
Geçen yıl aralık ayında kurulan Asgari Ücret İnisiyatifi (@AsgariUcreti), asgari ücretin yılda dört kez güncellenmesi ve tüm ücretlerle, emekli aylıklarına ara zam yapılması talebiyle farklı kentlerde eylemler düzenliyor.
İnisiyatif adına Çiğdem Özbaş (@ozbascigdem), Derya Kap'ın (@deryakapp) sorularını yanıtladı.
https://t.co/Qd6pzGcRd8
Derin Yoksulluk Ağı olarak sahada gördüğümüz gerçek şudur: Yalnız anneler için nafaka, bir refah aracı değil, kira, fatura, gıda, okul beslenmesi, ulaşım, odun, kömür, ilaç ve “güvenli” bir yaşam için çoğu zaman yeterli olmasa da hayati bir eşiktir. #Nafaka@yoksulluk_ag
Evli olduğu kadını sokak ortasında bıçakladı
Kadın yerde can çekişirken mahalleli adamı linç etmek istedi, polis havaya ateş açtı
Hastaneye kaldırılan E.K. kurtarılamadı
Yeni parti kurulur ya da CHP'de örgütlü mücadele kazanır, kayyım gider, CHP'yi kökten yenileriz, hangisi olur öngörmek zor. Ama yeni bir siyasi kültür, yeni bir politik cemiyet zorunluluk. Beklemeden konuşmaya başlayalım. Böyle düşünenler takibe alsınlar lütfen. @forumsiyaset
İstanbul'da forumlarla başlayacağız. Yavaş yavaş diğer illerle devam edeceğiz. Siyaset kökten değişmeli. Siyaset esnafının tek bir ikamesi var tabandan örgütlenmiş halk. Oy ver, sandık görevi yap siyasetten çekil dönemi bitti. Konuşa konuşa, tanışa tanışa kazanacağız.
🟣 “Nafaka, kadınların evlilik içinde harcadıkları karşılıksız emeğin görünür hale gelmesidir.”
Gülnur Acar Savran, boşanma sonrasında yaşanan yoksullaşmanın, evlilik içindeki eşitsiz emek ilişkileriyle bağlantısına dikkat çekiyor.
✒️ Gülnur Acar Savran @Catlak_zemin
https://t.co/byjyDEMMeC
Kesinlikle yanlış bilgi.
3 sene kadına yönelik şiddet araştırması yaptım. Şiddetle ilgili çalışan tüm kurumlarla görüştük.
1- Kadının değil, mağdurun beyanı esastır.
2- Uzaklaştırma kararı aldırmış pek çok erkek vardır. Bunların başında Boğaziçi Üniversitesi'nin atanmış rektörü Naci İnci bile var.
3- Kadınlar eğer bu konuda iyi eğitilmiş personele denk gelmezlerse, 'şikayetçi misiniz' sorusuna genelde hayır diye cevap vermeye teşvik edilirler. Mahkemeye gitmek konusunda teşvik edilmezler. Böylece ceza davası açılmaz. Konu, kadını koruma kararları seviyesinde kalır.
4- Koruma kararları hiçbir ceza içermez. 2-3 kere ihlal edin, şikayet üzerine en fazla birkaç gün zorlama hapsi olur. O kadar. O arada kadın öldürülebilir bile.
Ozan Güven'in 6 yıl düşünerek bulamadığı gerçekler bunlardır.