TUTUKLU AVUKAT MEHMET PEHLİVAN’LA KIZININ FOTOĞRAFI VE MEHMET’İN MAHKEMEDEKİ BEYANI AŞAĞIDADIR.
FOTOĞRAF DA SÖZLER DE BURADA DURSUN.
ZAMANI GELIR YENIDEN BAKARIZ.
Heyetinizin tutuk devam kararı verdiği günün gecesinde uykumdan uyandırıldım. Dakikalar içerisinde 16 aylık hücremi toplatmam istendi ve nereye gideceğimi bilmeden bir cezaevi nakil aracına bindirilerek nakledildim. Elbette Adalet Bakanlığının bir tutukluyu başka bir cezaevine nakletme yetkisi vardır, kanunda bu yetki var. Ama bu yetki sınırsız değil, her yerde, her şekilde, istediği biçimde kullandırabileceği anlamına gelmiyor.
Nitekim benim yargılamam burada, Silivri'de ve haftanın 4 günü devam ediyor sayın başkanım. 58. maddesi de yine naklin eziyet verici olmaması gerektiğini söyler sayın başkanım. Ben az önce anlattığım şekliyle gecenin 3'ünde uyandırılarak götürülüyorum. Bunun eziyet olduğunu izah etmek için başka bir kelime bulmak istemiyorum, bulamıyorum. Eziyetini, belirsizliğini, işte ya da açık görüş hakkımı, kızımı görememek falan bir kenara koyuyorum. Hoş, 3 gündür koyamadım da bir kenara, koyduğumu varsayalım.
Ben bu sabah 3.5 saat kelepçeli bir şekilde buraya getirildim sayın başkanım, burada sahiden tüm samimiyetimle heyetinizin hakkını teslim etmek istiyorum, teşekkür etmek istiyorum.
Bakanlık beni bir başka cezaevine nakletti, başka bir şehirde bir başka cezaevine nakletti. Heyetiniz hemen cezaevine yazı yazdı ve sanığı duruşmada hazır edin dedi. Ben bu yazıdan şunu anladım, bakanlık beni duruşmadan uzaklaştırmak istedi, heyetiniz beni duruşmaya geri çağırdı, sanığını duruşmasına geri çağırdı. Demek ki heyetiniz...
Hakim: Bize cezaevi nakil bildirimi yapıldığı anda biz talep beklemeksizin yazdık, hazır edilmesini.
Mehmet Pehlivan: Dün aramışsınız, cezaevi aranmış.
Hakim: Bugün sabah da aradık yine aynı şekilde. Bu şekilde günlük her duruşmada da bu şekilde mahkemenin olayını çok sağlıklı olunmadığı kanaatiyle bununla ilgili de görüşme de yapacağız. Bizlik bir durum değil de ancak biz sorunu çözmek için elimizden geleni yapacağız.
Mehmet Pehlivan: Bir talep olmaksızın cezaevine yazdığınız yazının bakanlığın bu uygulamasına katılmadığınızı gösteriyor. Bunu önemsediğim için de tutanaklara geçmesini, kayıtlara geçmesini istedim ve samimiyetimi de belirtmek istedim. Ama sayın heyet, hakkımızdaki hükmü kuracaksınız. Tutuklu bu aşamada mahkemesine emanettir. Heyetinizin de doğru bulmadığı bu nakil eziyetinin nasıl mümkün olduğunu birkaç cümle ile söyleyip bitireceğim. Yani evet, heyetinize teşekkür ediyorum ama siz tutuk devam kararı vermeseydiniz bakanlık gece 3'te beni o hücreden alıp götüremezdi sayın başkanım.
Gündüz siz karar verdiniz, gece onlar geldi. Hani ben kendi çocukluğumdan hatırlıyorum, kızıma da anlatıyorum, bir parmak sayma oyunu var bilmiyorum hatırlar mısınız, biri tutmuş, biri pişirmiş, biri yemiş diye devam eden. Ben bu tabloda şunu görüyorum, biri tutmuş, biri vurmuş sayın başkanım. Siz tuttunuz, heyetiniz tuttu, bakanlık vurdu.
Ama sayın başkanım ben ayrımcılık da istemiyorum. Ben bu mikrofonu teslim ettikten sonra oturduğum yerde, mesela bu duruşma bittiğinde siz, buradaki meslektaşlarım nereye gideceğinizi biliyorsunuz. Ben nereye gideceğimi bilmiyorum sayın başkanım. Hangi cezaevine gideceğim, sabah beni getiren jandarma arkadaşlara sordum, onlara gelen talimata göre oraya gideceğim. Oradaki cezaevine göre öyle. Yani bu ayrımcılık değil de bu belirsizlik sizin için belli iki bir anlam ifade etti ki bunun sağlıklı olmadığını da ilettiniz. Ama bu benim yaşadığım buradaki birçok tutuklu, tahliye olmuş birçok insanda söz konusu. Anlatmak istediklerim budur. Son söz olarak da bana hem nakil sürecinde hem tutukluğumun en başından beri hem cezaevinde kaldığım süre boyunca hem nakil sürecinde Barolar Birliği'nden baro başkanlarımıza, işte eski baro başkanlarımız, yine bu dönem kıymetli hocalarımız hepsi bana dayanışma gösterdi ve bu süreçte onlar sayesinde geçiyor, onların hepsine teşekkür etmek istiyorum.
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre:
"Daha önce AKP'de iki dönem milletvekilliği yapmış Osman Arıkan Nacar'ın 20 Milyar TL çekip yurtdışına kaçtığının haberi çıktı. Ortağı tutuklu.
Ömer Çelik'e soruyorum. Siz bu kişiyle birlikte çok kısa bir süre önce tatil yaptınız mı? Ankara'ya birlikte döndünüz mü?"
‘Devele’den değil ‘dale’den gelir, döndü anlamına gelir ve ‘devle’ kısaca erk demektir. İlla kelimenin dinî etimolojik geçmişini Batı’nın otoritesi altında şekil almaya uysun diye tevil edecekseniz Kur’an’da ‘devle’nin dönüp dolaşan, bir elden diğerine geçen erk ya da bir zümrenin elinde kalmaması emredilen sermaye anlamında kullanıldığını da biliyor olmanız gerekir ki bunlardan başka sözümona ‘zamanın şartlarına uygun olarak dönüşme’ gibi bir anlamı da yoktur.
Siz öyle istiyorsunuz diye kelimeler işinize göre anlam kazanmaz.
Ama nihayetinde maksadınız erk ise işte onu dilediğinizce döndürebilir akıtabilir istediğinize verebilirsiniz.
Güzel İstanbul’umuzu yönetme görevini devraldığımızdan beri tek gayemiz, memleketin gerçek sorunlarını çözmektir.
Çatıların bağımsız bölüm olarak kullanılabilmesine ilişkin uzun süren mücadelemizle yaptığımız düzenleme İBB meclisinde onaylanmıştı. İmar yönetmeliğine yönelik yaptığımız çalışma da İBB meclisinde oy birliği ile kabul edildi.
İstanbul’umuza hayırlı olsun!
AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya bizleri eğitim hayatı konusunda aydınlatmak ister mi?
Bir insan aynı tarihlerde hem ABD’de İSBAK bursiyeri hem AKP yöneticisi hem Başbakan danışmanı hem de İBB’den maaşlı çalışan olup aynı anda Cerrahpaşa Tıp gibi ağır bir fakülteyi nasıl bitirebilir?
Üstelik ortada yasal zorunluluk olan mecburi hizmet bile yok.
Tıp eğitimi part-time yapılamaz!
Kendisi gelsin Meclis'e ve diplomayı nasıl aldığını izah etsin.
Bu bir bedduadır!
Allah, ailelere uzanan bu zulmü yapanları aileleriyle sınasın!
Mehmet Pehlivan:
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Teslim olmayanlarla, birbirini yarı yolda bırakmayanlarla yürümeye devam ediyoruz.
Birimizin düştüğü yerde öbürümüz ayağa kalkacak, birimizin sesi yetmediğinde öbürümüz konuşacak.
Biz birbirimize sahip çıktıkça, bu memleketin sırtı yere gelmez.
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Onların gücü; makamdan, paradan, devletin bütün imkânlarından geliyor.
Bizim gücümüz; elindeki tükenmez kalemi partiye bağışlayan büyük yüreklerden geliyor.
Onlar, milleti hesaba katmadan siyaset yapıyor.
Biz, bütün hesabımızı milletle yapıyoruz.
Aramızdaki fark tam da bu.
📍Artvin
Avukatım Mehmet Pehlivan’a yapılan bu zalimliği tariflemek imkânsız.
Bir insanı duruşmaları devam ederken, hiçbir sebep olmaksızın, kötü muamele ve işkence yasağını ihlal edecek bir uygulamayla gece yarısı bir vakitte sürgün etmek nasıl bir devlet anlayışına sığabilir!
Avukat olmak, adaleti savunmak nasıl bir suç?
Cezaevinde tutuklu olması dahi hukuksuz!
Üstüne “düşman ceza hukuku” işletilmesi!
Tüm hukukçuları, kurum ve kuruluşları, meslektaşlarını göreve davet ediyorum.
Ucu nereye giderse gitsin dokunacağız!
Nereden bulduğu belli olmayan 163 Milyoncuk birikimini 4 ayda 2.2 milyar yapan ya da misal oğluşu 5 yılda 1,8 Milyar TL kazanmayı başaran yetenekli “dava arkadaşlarımızı” gerekirse whatsapp gruplarından çıkartacak ve hatta bir adım daha ileri gidip instada sessize alacağız!
İçimiz kan ağlasa da Rolexleri, Hermesleri bi süre dolaplarda, zırhlı mersoları, A8’leri falan garajda tutacak, mümkünse dişimizi sıkıp üç beş ay daha ıstakoz paylaşmayacağız.
Belediye başkanlarını ve kalan son gazetecileri tutuklamaya devam edersek bi süre sonra unutulur gider zaten.
Malum, suç ve cezada orantılılık esas.
Atatürk'ün her detayı beni ayrı etkiliyor ama İngiliz İmparatorluk gününde(24 Mayıs) İngilizlere hediye olarak İngiliz casusu astırmak da ne bileyim kardeşim bir babadır bizim için
Türkiye’nin gündemi “VURGUNLAR!”
AK Parti hükümeti ve saray zihniyeti tamamen çökmüştür.
Asrın Soygunu “FON VURGUNU” ile milletimizi göz göre göre 20 milyar dolar bedelle soyanlar hesap vermekten kaçma ve milleti oyalama yoluna girmiştir!
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Sabahın 5’inde baskın, ev haliyle videosu çekiliyor, kadıncağız diyor ki; ‘Kamerayı kapatır mısınız?’ ‘Endişe etmeyin’ diyorlar, 2 saat sonra o görüntüler bütün internet sitelerinde…
Allah aileyi sizden korusun, Allah kadınları sizden korusun!”
Gazetecilik engellenemez!
Bağımsız İnternet Gazetesi T24’te çalışan basın emekçileriyle bir araya geldik.
Halkın haber alma hakkı için çalışan gazetecilere karşı yapılan engellemeleri dayanışmayla aşacağız.