KAYIPLAR BULUNSUN FAİLLER YARGILANSIN
745. HAFTA : İBRAHİM ÇELİK ve EDİP ÇELİK
Bu hafta 10 Temmuz 1994 tarihinde Batman Soğuksu Mezrasındaki evinden maskeli ve silahlı kişiler tarafından götürülen İbrahim Çelik ve peşlerinden giden oğlu Edip Çelik’in akıbetini sormak için toplanacağız.
📆04.07.2026 - Cumartesi
⏰11:00
📍Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önü
2 Temmuz Sivas Katliamı: Hakikat, Adalet ve Yüzleşme Talebimizden Vazgeçmeyeceğiz
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında bir araya gelen aydın, sanatçı, yazar, semah dönecek olan gençler ve çocuklar ile iki otel emekçisi 35 can Madımak Oteli’nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu katledildi. Sivas Katliamı; yaşam hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne, inanç özgürlüğüne ve eşitlik ilkesine yönelik, insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biridir.
Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm boyutlarıyla aydınlatılması sağlanmamış, gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmamış, kamu görevlilerinin sorumluluğu etkin biçimde soruşturulmamıştır. Yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı saldırıya ilişkin yalnızca 124 kişi hakkında dava açılmış, yargılama sürecinde birçok fail hakkında etkili kovuşturma yürütülmemiştir. Sanıklardan Ali Kurt ve Mevlüt Atalay, pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla ifadelerinde örgüt bağlantılarına ilişkin beyanlarda bulunmalarına rağmen bu iddialar yargılama makamlarınca etkili biçimde araştırılmamıştır.
2012 yılında davanın önemli bir bölümü zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüş, yıllar içerisinde çok sayıda hükümlü tahliye edilmiş veya farklı hukuki düzenlemelerden yararlandırılmıştır. Firari sanıklardan bir kısmı hakkında dosyalar teknik olarak açık görünse de, aradan geçen uzun süre nedeniyle etkili bir yargılama yürütülmemektedir. Bu tablo, ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlığın kurumsallaşmasının en çarpıcı örneklerinden biridir.
Sivas Katliamı yalnızca bir linç girişimi olarak değerlendirilemez. Katliamın planlanması, gerçekleşmesi ve sonrasında yürütülen cezasızlık politikaları; olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını ve varsa kamu görevlileri ile örgütlü yapıların sorumluluğunun bağımsız ve etkili biçimde araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Hakikatin ortaya çıkarılması, demokratik toplum düzeni ve toplumsal barış açısından vazgeçilmezdir.
#UnutMADIMAKlımda
Açıklamamızın tamamı:
https://t.co/sXSFjLkhSj…
Antalya Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda Açlık Grevi Eylemi Gerçekleştiren Mahpusların Sevk ve Refakatçi Talepleri Derhal Kabul Edilmelidir!
Mahpusların sevk ve refakatçi taleplerinin yerine getirilmesi talebiyle açlık grevine başlayan mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.
Rojava’ya yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı Adana’da düzenlenen barışçıl bir protesto etkinliğine katıldığı gerekçesiyle 24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü’nde tutuklanan Üyemiz Avukat Musa BENDAŞ’ın serbest bırakılması talebiyle basın açıklamasında bulunduk.
Bakur belgeseli ve görüntü yönetmeni Koray Kesik hakkında Bataman’da açılan davanın duruşmasını takip ettik.
Mahkeme, Koray Kesik hakkında uygulanan yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Duruşma 7 Mayıs tarihine ertelendi.
Sanatsal üretim, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bu tür çalışmaların yargı konusu yapılması kabul edilemez.
İfade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıların son bulması, gazetecilerin ve sanatçıların özgürce üretim yapabilmesi için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
ERKEK EGEMEN AİLE KADINLARI ÖLDÜRÜYOR
8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, Kadına yönelik şiddetin son bulması ve kadınların güvenli yaşam hakkı için İnsan Hakları Derneği’nin tüm şubelerinde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirildi. Şubemiz kadın komisyonu da basın açıklamasını Batman Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü önünde gerçekleştirdi.
İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulunun İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” söylemi içi boş bir slogan değildir. Bu sözleşme, erkek egemen zihniyetle mücadele etmek üzere kadınların emeğiyle hazırlanmış, uluslararası kabul görmüş bir şiddet önleme mekanizmasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye geri dönmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalamaya davet ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddet politiktir. Devlet dili ne kadar sert, ayrıştırıcı ve ötekileştirici olursa, şiddet de o ölçüde artar.
Biz kadınlar yaşamdan yanayız.
İstanbul Sözleşmesi yaşatır.
İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalayın.
‘Ajansa Welat’ê bi hevserokên şaxa me Mizgîn Argiş û Sefa Sormaz re li ser ‘mafê hêviyê’ hevpeyvîn kir. Ji bo nirxandinên hevserokên me⤵️
‘Divê Mafê Hêviyê bêşert û merc bê bicihanîn’ https://t.co/MpivBgCRFe
📣Banga Daxuyaniyê!
Komeleya Hiqûqnasên ji bo Azadiyê wê bang bike ku zimanê Kurdî bibe zimanê fermî û perwerdehiyê!
Tevlîbûn û piştgiriya we dê banga me bihêztir bike!
📆 19.02.2026
⏱️ 12.00
📍 Dadgeha Batmanê
724. HAFTA: AV. METİN CAN VE DR. HASAN KAYA’NIN AKIBETİ SORULDU
Şubemiz ve kayıp yakınları olarak, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemimizin 724. haftasında;
32 yıl önce 21 Şubat 1993 tarihinde devletin karanlık güçleri tarafından bir gece vakti evlerinden kaçırılarak katledilen İHD Elazığ Şube Başkanı Av. Metin Can ve kurucu üye Dr. Hasan Kaya’nın akıbeti soruldu.
Kobanê’de çatışmaların durdurulması, sivillerin korunması, insani yardım faaliyetlerinin derhal ve kesintisiz biçimde yürütülmesi ve acilen insani yardım koridoru açılması talebiyle ortak bir basın açıklaması gerçekleştirilecektir.
Tüm basın emekçilerini, demokratik kitle örgütlerini basın açıklamasına davet ediyoruz.
📍 Suruç Meydanı (Suruç Belediyesi yanı)
🗓 1 Şubat 2026 Pazar
⏰ 13.00
ÇOCUKLAR İÇİN BARIŞA ACİL ÇAĞRI !
Kobanê başta olmak üzere Rojava’nın birçok yerleşiminde süren çatışmalı ortam ve altyapının tahrip edilmesi, çocukların temel haklarına erişimini fiilen ortadan kaldırmıştır.
Elektrik, su ve iletişim hizmetlerinin kesilmesi; çocukların gıdaya, eğitime ve güvenli barınmaya erişimini imkânsız hale getirmektedir. Bu koşullar altında çocukların yaşam, hayatta kalma ve gelişme hakkı ciddi biçimde tehdit altındadır.
Heyva Sor a Kurd ve SOHR’un sahadan gelen sağlık merkezi ve hastane verilerine dayanan bilgilerine göre yakıt, elektrik, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimin bu şekilde engellenmesi, dondurucu soğuklar ve yetersiz beslenme sonucu en az 5 çocuk yaşamını yitirmiştir. SOHR, Kobanê’de sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini, bebek maması ve temel ilaçların tükendiğini, sık elektrik kesintileri ve oksijen yetersizliği nedeniyle yenidoğan ölümleri yaşandığını raporlamıştır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 6. maddesi, her çocuğun yaşama ve gelişme hakkını güvence altına almaktadır. Aynı sözleşmenin 24, 27 ve 28. maddeleri ise çocukların sağlık, yeterli beslenme, uygun yaşam koşulları ve eğitim hakkını açık biçimde tanımlamaktadır. Rojava’da bugün yaşananlar, bu hakların tamamının eş zamanlı ve sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir.
Savaşlarda okulların ve çocukların hedef olmadığını hatırlatıyoruz, eğitim hakkının ihlali tek tek çocukları etkilediği gibi toplumun tamamının bugününü ve geleceğini de etkilemektedir. Gıdaya ve temiz suya erişimin engellenmesi, çocukları kalıcı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakmakta; güvenli barınma koşullarının ortadan kalkması ise çocukları şiddete, ihmale, istismara ve zorunlu göçe açık hale getirmektedir.
Uluslararası insancıl hukuk ve çocuk hakları hukuku, çatışma koşullarında çocukların özel olarak korunması gerektiğini söylemektedir. Ancak Rojava’da çocuklar, tarafı olmadıkları bir çatışmanın bedelini ödemeye zorlanmaktadır. Çocukların temel haklarının ihlal edilmesi, hiçbir askeri, siyasi ya da güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılamaz.
İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha hatırlatıyoruz: Çocuklar savaşın tarafı değildir. Rojava’da çocuklara yönelik devam eden bu çok boyutlu hak ihlallerine derhal son verilmeli; çocukların yaşam hakkı, eğitime erişimi, gıdaya ve güvenli barınmaya ulaşması acilen güvence altına alınmalıdır. Tüm sorumluları acil harekete geçmeye çağırıyoruz.
İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu
Birleşeni olduğumuz Batman Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Suriye’de yaşanan savaş ve çatışmalı sürecin durdurulması talebi ile basın açıklaması gerçekleştirildi.
Kuzey Suriye ve Rojava’da sivilleri hedef alan saldırılar insanlık suçudur. Yaşam hakkı ağır ve sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Kalıcı barış; savaşla değil, insan haklarına dayalı diyalog ve eşit yurttaşlıkla mümkündür. Uluslararası toplumu ve ilgili tüm tarafları üzerine düşen sorumluluğu almaya çağırıyoruz.
19.01.2026 günü Batman Petrolkent Mahallesi Dicle Caddesi’nde faaliyet gösteren bir kahvehanede, yüzü kapalı bir şahsın örgüt propagandası yaptığı iddiası ile başlatılan işlemler kapsamında; söz konusu eylemi gerçekleştirdiği iddia edilen kişiyle herhangi bir bağlantısı ortaya konulmaksızın, aynı gün Batman şehir merkezinde bir kafenin çıkışında 21.01.2026 tarihinde saat 22:30 sularında gözaltına alınan M.E.T.’nin, gözaltı süreci boyunca işkence ve kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin tarafımıza ciddi ve endişe verici iddialar ulaşmıştır.
M.E.T. İsimli şahısla yapılan görüşmede; gözaltına alınma anından itibaren ve sonrasında çok sayıda kolluk görevlisinin fiziksel şiddetine maruz bırakıldığı tarafımıza iletilmiştir. Aktarılan beyanlara göre; sırtına çıkılarak ayak ve bacaklarına basıldığı, cop ile sırtına vurulduğu, silah dipçiğiyle başına darbe indirildiği, kulağı defalarca çekilerek kopma noktasına gelecek şekilde şiddet uygulandığı, yüzüne vurulan darbeler sonucu gözlüğün kırıldığı, bacağına sert cisimlerle vurulduğu tarafımıza aktarılmıştır.
Gözaltı aracı içerisinde de şiddetin sürdüğü, iki kez başına poşet geçirilerek boğmaya çalışıldığı, bayılmasının ardından üzerine soğuk su dökülerek kendisine gelmesinin sağlandığı ve yeniden işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca M.E.T.’den işlemediği bir suçu itiraf etmesinin istendiği, bunu reddetmesi üzerine “Seni Batı Raman Dağı’na götürüp öldürürüz. Biz polis değiliz. Polisten de üstünüz.” Şeklinde tehdit edildiğini beyan etmiştir.
M.E.T. isimli şahıs; sağlık kontrolü sonrasında emniyete götürülürken araç içerisinde yeniden şiddete maruz kaldığını, ağız, yüz ve karın bölgesine yumruklarla vurulduğunu belirtmiştir. Batman Emniyet Müdürlüğü nezarethanesine getirildikten sonra ise küfür ve sözlü hakaretlere maruz kaldığını ifade etmiştir.
Tarafımızca yapılan gözlemlerde; M.E.T.’nin sırtında, bacağında ve boynunda morluklar ve kızarıklıklar olduğu tespit edilmiştir.
İşkence ve kötü muamele, mutlak biçimde yasaktır ve hiçbir koşulda meşrulaştırılamaz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca devletin; gözaltındaki kişilerin yaşam hakkını, maddi ve manevi bütünlüğünü koruma yükümlülüğü bulunmaktadır.
İHD Batman Şubesi ve ÖHD Batman Şubesi olarak;
• M.E.T.’nin gözaltı sürecinde maruz kaldığı iddia edilen işkence ve kötü muameleye ilişkin etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesini,
• Sorumluların tespit edilerek cezasızlık uygulamalarına son verilmesini,
• İşkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik etkili ve kalıcı mekanizmaların derhal işletilmesini talep ediyoruz.
Yaşanan sürecin takipçisi olacağımızı ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
İHD Batman Şubesi
ÖHD Batman Şubesi
10–17 Aralık İnsan Hakları Haftası Programımız Başladı!
İnsan Hakları Derneği (İHD) Batman Şubesi olarak, 10–17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında; hak ihlallerine dikkat çekmek, barışın ve adaletin sesini yükseltmek, kayıpların akıbetini sormak ve toplumsal mücadeleyi güçlendirmek amacıyla tüm yurttaşlarımızı etkinliklerimize davet ediyoruz.
📌 Programımız:
🔹 Panel – Türkiye’de Barış Süreci ve Dünya Örnekleri
📅 6 Aralık 2025 – Cumartesi
⏰ 13:00
📍 Petrol-İş Batman Şubesi Konferans Salonu
Konuşmacılar: Ayla Akat, Meyase Akdağ, A. Metin Yeğin, Ramazan Bilmez
🔹 İnsan Hakları Haftası Basın Açıklaması
📅 10 Aralık 2025 – Çarşamba
⏰ 12:30
📍 Yılmaz Güney Sergi Alanı
🔹 Batman Hapishaneleri Hak İhlalleri Ortak Raporu
📅 12 Aralık 2025 – Cuma
⏰ 14:00
📍 Batman Barosu
🔹 Film Gösterimi – Kadın Komisyonu (Olimpo Garajı)
📅 15 Aralık 2025 – Pazartesi
⏰ 19:00
📍 İHD Batman Şubesi
🔹 Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın – 715. Hafta
📅 13 Aralık 2025 – Cumartesi
⏰ 12:00
📍 Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önü
🔹 KHK ve Kayyım Mağduru Emekçiler Basın Açıklaması
📅 17 Aralık 2025 – Çarşamba
⏰ 12:30
📍 Batman Belediyesi Önü
Beyaz Toros, 1990’lı yıllarda yaşanan zorla kaybetmelerin ve faili meçhul cinayetlerin simgesidir. Bu simgeyi tişört baskısına dönüştürmek, binlerce insanın acısını ticarileştirmek ve insanlık suçlarını meşrulaştırmaktır.
İHD olarak HepsiBurada, Trendyol’u ve üretici firmayı bu ürünü derhal satıştan kaldırmaya, kamuoyundan özür dilemeye ve insan haklarına aykırı içeriklere karşı denetim mekanizmaları kurmaya çağırıyoruz.
Ağaçların yok edilmesiyle bulvar boyunca gölge kaybolacak, yaz aylarında sıcaklıklar 5–7°C artacak, yayalar ve çevredeki binalar doğrudan etkilenecektir.
#BatmandaAğaçKıyımınaDurDe
Batman Emek ve Demokrasi Platformu olarak; Turgut Özal Bulvarındaki ( Diyarbakır Caddesi) ağaçların, yol genişletme çalışmaları gerekçesiyle yerinden sökülerek taşınması ve yaya yolunun daraltılması sebebi basın açıklaması gerçekleştirdik.
Batman halkının ortak malı olan Turgut Özal Bulvarı, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da hakkıdır. Bizler, bu kentin havasını, suyunu, toprağını ve belleğini koruma sorumluluğumuzun bilincindeyiz.
Buradan yetkililere sesleniyoruz:
•Turgut Özal Bulvarı’na yapılacak her türlü müdahale derhal durdurulmalı,
•Mevcut yeşil doku korunmalı,
•Kentin geleceği için halkın ve uzmanların görüşleri alınarak katılımcı, ekolojik ve sürdürülebilir çözümler üretilmelidir.
Ağaçlara dokunmayın!
#BatmandaAğaçKıyımınaDurDe
İnsan hakları ile barış, barış ile insanlık kazanır.
Bileşeni olduğumuz Batman Emek ve Demokrasi Platformu olarak 1 eylül dünya barış günü için barış yürüyüşü ve basın açıklaması gerçekleştirdik.
Barışın kalıcı, insanların tüm farklılıklarıyla haklarının tanınmasını temenni ediyoruz.
“Barış hakkı, İnsan hakkıdır”
Bîjî Aşitî!