@AmedDicleeee Sende liderin gibi ajanmısın?
Rojava da bir iki kunde Apocu koltuk sahibi olsun diye onbinlerce genç öldü
Şimdi aynını İran için mi istiyorsunuz?
Ya ajansınız?
Ya da liderinizin tc nin ortağı olmasını onaylıyorsunuz?
Her iki durumda da Kürd Cahşı sınız!
Dunya entellektuelleri, solculuk hayrani ve Kurd dusmanidir.
Kurd Milletinin solculuga feda edilmesini desteklerler.
Ama Kurd Milletinin haklarina gelince sessizdirler.
En iyi ornek Ocalan ihanetidir.
Hicbir dunya entellektueli, Ocalan'in teslimiyeti ve ihanetinden bahsetmiyor.
Aksine bu ihaneti destekliyorlar.
Asagilik bir durum.
Yahudi dusmanligindan daha buyuk bir dusmanlik varsa Kurd dusmanligidir.
Ve bu en cok solcular arasinda yaygindir.
Antartika kıtasında es kazara 10 Kürd yaşasın,bu hain terör çetesi oradaki Habitatı bozmak için Pengunler partisi kurar.Bu kadar faşist,tekçi kontrol manyağı bir hareket yeryüzünde yoktur.İran Kürd Partilerini ve Muhalefetini,Pjak'ı kovmalarından dolayı tebrik ediyorum.
📢 DUYURU
Değerli Kürt milliyetçileri,
@SesliSurec hesabını takip ederek destek olmanızı ve büyümesine katkı sunmanızı önemle rica ediyoruz.
Birlikte daha güçlü bir ses için siz de katkı sağlayın.
DEVLET HALKINI? UÇAKLARLA BOMBALADI
26 Mart 1994. Uludere’nin, Cudi Dağı’nın eteklerinde iki küçük köy Kuşkonar (Gever) ve Koçağılı (Bêsukê). Sabahın serinliğinde erkekler çoktan tarlalara dağılmıştı. Evlerde kalanlar ise kadınlar, çocuklar, yaşlılardı.
Saat 10.30 sularıydı. Gökyüzü önce masmaviydi, sonra bir uğultuyla doldu. Uçak sesleri… Köylüler alışkındı belki dağlardaki operasyonlara, ama bu sefer sesler yakındı, çok yakındı. Birkaç kişi başını kaldırdı. İki savaş uçağı ve bir helikopter, köylerin üzerinde daireler çiziyordu. Helikopter önce alçaldı, sanki bir işaret fişeği veya işaretleyici bir şey bıraktı. Sonra jetler geldi. Kanatları güneşte parlıyordu.
İlk bomba düştüğünde dünya sarsıldı. Kuşkonar’ın orta yerinde, evlerin arasında kocaman bir patlama. Toprak havaya kalktı, taşlar, kerpiçler, camlar bir anda ölüm yağmuruna dönüştü. Kadınlar çığlık attı, çocuklar annelerine sarıldı. “Uçaklar! Uçaklar geliyor!” diye bağıran sesler duyuldu. İkinci, üçüncü, dördüncü bomba… Koçağılı’da da aynı dehşet. Sekiz kadar büyük bomba, bir insandan daha iri, köyün üzerine bırakıldı. Evler bir anda enkaza döndü. Bazıları direkt isabet aldı; duvarlar kağıt gibi yırtıldı.
Kaçmaya çalışanlar vardı. Anneler bebeklerini kucağına alıp, yaşlılar torunlarını sürükleyerek dışarı fırladı. Ama helikopter makinalı tüfekle taramaya başladı. Kurşunlar toprağa saplanıyor, kaçış yollarını kesiyordu. Bazı köylüler ahırlara, bodrumlara saklandı. Bazıları enkaz altında kaldı; elleri, ayakları taşların arasında, son nefeslerini verirken belki çocuklarının adını fısıldadılar.
Kuşkonar’da 25 can, Koçağılı’da 13 can… Toplam 38 kişi. Ölenlerin çoğu kadın ve çocuktu. Yedi bebek, kundaklarında veya annelerinin kollarında parçalandı. Yirmi dört çocuk, on beş yaşın altında. Cesetlerden bazıları öyle parçalanmıştı ki, tanınmaları ancak giysi kalıntılarıyla mümkün oldu. Yaralılar inliyordu; 13 kişi, kan içinde, yardım bekliyordu. Köy meydanında oyun oynayan çocuklar, ocakta yemek pişiren anneler, kapıda oturan dedeler… Hepsi bir anda gökten yağan ateşin altında kaldı.
Hayatta kalanlar, toz ve duman içinde, çaresizce koştu. Yardım istediler. Ama gelen ilk araç, yine silahlı bir helikopterdi. Sonra askerler ve korucular geldi. Ölüleri ve yaralıları topladılar. Köylüler kendi elleriyle çukur kazdı; iki metre genişliğinde bir hendek. Yirmi dört tanınmaz bedeni çarşaflara sarıp oraya gömdüler. Kimi anneler, kızlarını nereye gömdüklerini bile tam bilmiyordu. Köyler harap olmuştu; otuz-kırk ev yıkılmış, her yer enkaz ve yas kokuyordu.
O gün, devletin kendi halkına karşı uçaklarını gönderdiği bir gündü. Resmi açıklama “yanlışlık”tı; “bomba kayışları gevşedi” denildi, ya da “PKK hedefi” diye iddia edildi. Ama tanıklar aynı şeyi anlattı yıllarca: Uçaklar köyün tam üzerinde dolaştı, helikopter taradı, bombalar bilinçli gibi düştü. Ne PKK militanı vardı köyde o sırada, ne de çatışma. Sadece siviller vardı; tarlalarda çalışan babalar, evlerinde bekleyen aileler.
Yıllar geçti. Soruşturmalar açıldı, kapandı, “askeri sır” denildi, dosyalar savcılıktan savcılığa gezdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi mahkum etti; yaşam hakkı ihlali için rekor tazminat ödenmesini istedi. Anayasa Mahkemesi 26 yıl sonra, 2020’de oybirliğiyle “yaşam hakkı ihlali” dedi; soruşturmanın etkili yürütülmediğini, devletin sorumluluğunu kabul etti.
Ama o köylerde kalanlar için adalet değil, sadece sessiz bir acı kaldı. Kuşkonar ve Koçağılı, haritadan silinmiş gibiydi artık. Hayatta kalanlar başka yerlere göç etti. Her 26 Mart’ta, o gökyüzü yine aynı uğultuyu getirir kulaklarına. Bebeklerin ağlaması, annelerin çığlıkları, enkaz altında kalan umutlar…
Gökten Kürtlere yağan ölüm, bir “yanlışlık” değil; bir devletin kendi vatandaşlarını bombaladığı, sonra da yıllarca inkar ettiği bir alçaklığın insan yüzü.
Sömürgeciliğin en zalim hali.
Where? What are these 'children of the sacred land, children of the fire and sun' preparing for? (Note: I think all land & nature around this world is sacred. A total gift which we humans in large part are destroying)
US and Israeli forces can
1. Open the Hormuz strait.
2. Control Bab el Mandeb
3. Crumble the Islamic regime in Iran
4. Support the Iranian people
5. Defeat the four Pro regime militias in the region.
No need for "deals," the alliance is very powerful, the peoples of the region want to finish this war by winning it.
Tam 32 yıl önce bugün, Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağılı köyleri savaş uçaklarından atılan bombalarla haritadan silindi. Aralarında 7 bebeğin de bulunduğu 38 sivil "yanlışlıkla" öldürüldü.
#şırnak#kuşkonar#kocağlı#dicletv
"Bûk, nayê ser bûkê."
Kurd, dawetên xwe meha gulanê çênakin. Dibêjin, gulan bi gul û kulîlkên xwe jixwe bûk e. Bûk, nayê ser bûkê.
(Bawerîyên Gelêrî, Berhevkar: Celîlê Celîl)
Bazen insan söyleyecek bir şey bulamıyor.
Nasıl bir imtihandır bu, nasıl bir cenderedir ki Kürdün kanına doymuyor.
Nasıl bir nefrettir ki en başa Kürdü koyuyor.
Neyin intikamıdır bu,
Bir halktan bu kadar nefret etmenin var mıdır bir açıklaması.
Akıl alır gibi değil.
Hani cikarcilar her zaman kraldan çok kiralcilik yapar ve yaşarlar bu değişmez bir şeydir.
Peki o tertemiz kanını akıtan Masum Yuzbinler 😭😭😭😭😭
Artık Dünya Kürd Tarihini çözmeye, anlatmaya ve anlamaya başladı.
Buda bunlardan biri.
Bugün yayınlandı:
... Kürdler , dünyanın en fazla katletmeye, yok etmeye çalışıp başaramadığı Millet.
Kimi zaman Şeytan niyetine taşlandı.
Kimi zaman Enfal Süresi ile yok edilmeye ...
Dünyanın en etkileyici ,en sihirli , en bulmacalı ve en zor tarihine sahip Millet.
Aslında Milleten öte gizli Rituelleri olan bunun içinde kendilerini koruyan Kompleksli bir şekillenme.
Bazen Sufî Şeyhlerinde, bazen Felsefelerinde Yaresani gibi, bazen Laleşte ...bugün Dünyanın anlamaya çalışıp çoğu zaman yanlış anladığı bu Sihirli Milletin Tarihine dalacağız...
Evet Kürdler ...