“Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.” - Mustafa Kemal ATATÜRK
100 yıl önce TBMM tarafından kabul edilen ve yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile yabancı devletlerin denizlerimizdeki ticari hakimiyetine son verildi ve bu tarih, “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı.
Türkiye’nin kendi kara sularında egemenlik ve bağımsızlığını ilan ettiği 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlu olsun!
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği #DenizcilikveKabotajBayramı
Ülkemizin gelmiş geçmiş en önemli bilim insanlarından Feza Gürsey'i anma haftasındayız (7-13 Nisan)
- Hayatı, akademik çalışmaları ve dehası
- Türkiye'den ayrılmak zorunda kalışı
- Adına açılan enstitünün kapatılışı
Herkes tanısın ve tanıtsın isterim...
“Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız… Bizi öldürmek değil, canlı mezara
koymak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki
bizi kurtarabilir...” -Mustafa Kemal (Atatürk), 26 Mayıs 1919-
Tazminat yalancıları!
📌Türkiye Lozan'da -Kurtuluş Savaşı'ndaki yıkım için- Yunanistan'dan 4 milyon, İtilaf devletleri de -1.Dünya Savaşı için- Türkiye'den 30 milyon altın savaş tazminatı istedi. Türkiye'nin bunu kabul etmemesi üzerine İtilaf devletleri bu oranı önce 15, sonra 12 milyona indirdi.Buna karşın, İtilaf devletlerinin bizden istediği savaş tazminatı, bizim Yunanistan'dan istediğimiz tazminattan çok daha fazlaydı.
📌Yunanistan, ekonomik durumunun bu tazminatı ödemeye uygun olmadığını ileri sürdü. Biz de 1. Dünya Savaşı için İtilaf devletlerine tazminat ödemeyi reddettik. Bunun üzerine Lozan'da tazminatlardan KARŞILIKLI OLARAK vazgeçildi. Sonuçta, bizi 1. Dünya Savaşı'nda yenen İtilaf devletleri Lozan'da bizden tazminat koparamadı. Bu nedenle İngiliz Parlamentosu Lozan'ı -İngiliz çıkarlarına zarar verdiği icin- ağır biçimde eleştirdi. Örneğin dönemin İngiliz Başbakanı Stanley Baldwin, Lozan'da Türklerden tazminat alınamamasını çok ağır biçimde eleştirmişti.
📌 Dahası Lozan Md. 59 ile Yunanlara tüm savaş suçunu kabul ettirdik. Böylece Milli direnişimizin ne kadar haklı ve meşru bir direniş olduğunu tüm dünyaya göstermiş olduk. Bu her türlü maddi kazancın üstünde bir kazanımdır.
📌İtilaf devletleri, Lozan'da tazminat konusunda Türkiye'den hiçbir şey koparamadığı halde, Türkiye Lozan'da Karaagaç'ı geri aldı. Türkiye sadece Karaagaç'ı değil, savaş sırasında Yunanların el koydukları gemi ve silahları da geri almayı başardı. Ayrıca savaş sırasında Türkiye'nin el koyduğu Yunan gemilerinin de Türkiye'de kalması sağlandı.
📌Mudanya Ateşkes Antlaşması ile -Büyük Zafer sonrası ayrıca tek kurşun atmadan- Doğu Trakya'yı geri alan Türkiye, Lozan'da da masada Karaağaç'ı geri almayı başararak Trakya sınırını en uygun noktadan geçirmeyi başardı.
📌Bugün Yunanistan'dan savaş tazminatı alınamadığı üzerinden LOZAN'a ve İnönü'ye saldıran Cumhuriyet düşmanları, sizden gerçeği saklıyor. Lozan'da tek tazminat isteyen Türkiye'ymiş gibi anlatıyorlar. Oysa yukarıda anlattığım gibi Lozan'da İtilaf devletleri de 1.Dunya Savaşı için Türkiye'den çok daha ağır bir savaş tazminatı istemişti. Lozan'da İtilaf devletleri bu konuda hiç bir şey alamazken, Türkiye, Yunanistan'dan alacağı savaş tazminatina karşılık hem çok daha yüklü bir savaş tazminatından kurtulmuş, hem de üstüne Karaagaç'ı, silah ve gemilerini kurtarmıştır. Çok daha önemlisi, Türkiye Lozan Md 59 ile Yunanistan'a "savaş suçunu" kabul ettirmiştir.
Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz 👇
https://t.co/padRRMm5c3
1⃣7⃣- Mısıroğlu ve Necip Fazıl kaynaklı uyduruk tarih zaman içinde filizlenerek günümüze kadar gelmiştir. Atatürk’e yönelik kararlı ve sistemli şekilde sürdürülen bu kara propaganda internetin hayatımıza girmesiyle iyice artmıştır. “Trol” diye tabir ettiğimiz sosyal medya elemanları tarafından servis edilen iftiraların internette hızla yayılmasıyla mesele, içinden çıkılması zor bir hâl almıştır. Geniş kitleleri etkileyen bu tarih yalanlarına cevap verilmesi ihtiyacı doğmuştur. Bizler, üç beş tarihçi elimizden geldiğince uyduruk tarihle mücadele ediyoruz. Bunu belgelerle gerçek tarihi yazarak, iftiralara cevap vererek yapıyoruz. Ancak sizlerin desteği çok önemli. Destek vermezseniz, milli mücadeleyi yok sayan zihniyetle fikir mücadelemizde yeniliriz. Yazmak bizden, etrafınıza anlatmak sizden. Yılmadan ve yorulmadan anlatmalısınız. Bir daha, bir daha, bir kez daha. Cehaletle ancak böyle mücadele edebilirsiniz.
Bir Derin Tarih Yalanı
İskilipli Atıf son savunmasını yazarken uyuyakalmış. Rüyasında Hz. Muhammed'i görmüş. Peygamber ona "Yoksa sen bizi özlemedin mi? Bize gelmek istemez misin?" demiş. İskilipli Atıf bu davet üzerine savunmasını yırtıp atmış. Bile isteye idama gitmiş.
Bunların en iyi yaptığı iş hatiplik. Vurguya, tonlamalara bakar mısınız? Coşkulu şekilde anlatınca yalanın üstünü örttüğünü sanıyor uyanık.
İskilipli Atıf'ın mahkeme tutanaklarının tamamını incelemiş, bu tutanaklar ışığında kitap yazmış olan ben, bu arkadaşın anlattığı masala dair en ufak bir emareye rastlamadım. Tam tersi, İskilipli Atıf sayfalarca savunma yazıyor ve son sözlerinde Atatürk'ten af dileyerek idam cezasının 101 sene hapis cezasına çevrilmesini istiyor.
Burada açık açık yalan söyleyen bu arkadaş, başka videolarında yalan söylemenin ne büyük günah olduğunu anlatıyor iyi mi!
Bugün, dünyada yalnızca %10'luk bir dilimi temsil eden, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Einstein, Newton ve Bill Gates gibi dahileri bünyesinde barındıran o özgün topluluğun günü: Dünya Solaklar Günü kutlu olsun!
Bu arada; lütfen solak miniklerimizi sağlak olmaya zorlamayalım.
Bugünlerde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin "Anadolu'da bir kızım var" kampanyası var. "EGITIM" yazıp 4622'ye göndererek 10 TL bağışlanıyor. Sizi bağış yapmaya davet ediyorum. Ayrıca metni kopyalayıp, kendi sayfanızda da paylaşır mısınız?
Her şey tohumlarımızı kaybettiğimizde bozuldu. Köylü sakladığı tohum yerine Amerikan tohumunu verimli diye kullandı. O tohum şirketinin bankasından kredi çekti, o dev şirketin gübresini, ilaç diye kandırdıkları zehirini satın aldı. Kar edemedi, toprağını sattı. Köyü artık mahalle