Türkiye Siyaseti, Sanat ,Sinema, Müzik ,Köşe Yazarları ,Gündem,Mizah ,gündeme dair olup bitenlerin dökümü , alıntısı, bir çeşit kendime arşiv,hafızama destek
Murat Bardakçı: İstanbul'un işgal yıllarını (1918-1923) niye kimse yazamıyor? Çünkü utanıyorlar.
İstanbul işgalinde
Müslüman Hint ve Senegal askerlerinin girmedikleri ev yapmadıkları rezalet kalmadı! ...
Mithat Cemal Kuntay'ın "Üç İstanbul'u gerçekti!" ...
Lozan'da Hilafet İstanbul'da kalmalı diyen İngilizler idi.
Hilafet İstanbul'dan kalkarsa, Hindistan ayaklanır diye panik yapan Hindistan Genel Valisi Londra'yı telgraf yağmuruna tutmuştur. İngilizler Lozan'da Hilafet'in mutlaka İstanbul'da kalmasını istiyordu.
Nitekim Atatürk Hilafeti kaldırdı, Hintlilerde ayaklandı, Hindistan'daki İngiliz işgali de bitti.
Zaten Osmanlı Hilafetini de kimse ciddiye almıyordu.
Osmanlı Cihad ilan etti kimse sallamadı, Şerif Hüseyin Cihat ilan etti herkes Şerif Hüseyin'e koştu ve Osmanlı bitti. Oysa ll. Abdülhamid araplar için dünyanın yatırımını yapmıştı.
Demek ki din kardeşliği ümmetcilik hikaye, Araplara güvenilmez.
Sokrates’in Üç Elek Testi?!
Bir gün bir tanıdığı büyük bir heyecanla Sokrates’e gelir ve der ki:
— "Sokrates, arkadaşın hakkında ne duyduğumu biliyor musun?"
Sokrates sakince adamı durdurur:
— "Bir dakika bekle," der. "Bana bunu anlatmadan önce küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üç Elek Testi denir."
Adam şaşırır: "Üç Elek Testi mi?"
Sokrates açıklar:
— "Evet. Benimle arkadaşım hakkında konuşmadan önce, söyleyeceklerini üç elekten geçirmen iyi bir fikir olabilir. İlk elek Gerçeklik Eleği. Bana söylemek üzere olduğun şeyin kesinlikle doğru olduğundan emin misin?"
Adam duraksar:
— "Hayır, aslında sadece yolda yürürken başkalarından duydum."
Sokrates gülümser:
— "Anlıyorum, yani doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci eleği deneyelim: İyilik Eleği. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?"
Adam mahcup bir şekilde cevap verir:
— "Hayır, tam tersine..."
Sokrates sözünü keser:
— "Demek ki bana onun hakkında kötü bir şey söylemek istiyorsun ama bunun doğru olduğundan emin değilsin. Yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye üçüncü bir elek kaldı: Yararlılık Eleği. Bana arkadaşım hakkında anlatacağın şey benim için yararlı mı?"
Adam boynunu büker:
— "Şey... Hayır, pek yararlı bir şey değil."
Sokrates taşı gediğine koyar:
— "O halde," der. "Bana anlatacağın şey doğru değilse, iyi değilse ve yararlı da değilse, bunu bana neden anlatasın ki?”
Gününüz aydın olsun…
merhuma ve cenazeye saygı yüzünden orada bulunmasına ses çıkarmayacaklarını düşündüğü için sadece cenazelere gitmek gibi bir formül bulmuştu, oradan da kovulmuş. bir insan daha ne kadar düşebilir bilmiyorum.
ŞEYH SAİT ‘VATANA İHANETTEN’ İDAM EDİLDİ
Savcı Süreyya Bey, Şeyh Sait İsyanı davasının açıklamasında, Şeyh Sait’ten şöyle söz ediyordu:
“Şeyh Sait Efendi, yüzlerce, binlerce askerin, halkın, ibadın (ibadet edenlerin) malını, hayatını yok eden hareketi fiilen idare etmiş hepsine emretmiş, mürted, muannit (inatçı) vatan hainidir.”
Dikkat edilirse bizzat davanın savcısı, Şeyh Sait’in “vatan haini” olduğunu açıkça ifade etmişti.
İstiklal Mahkemesi, 28 Haziran 1925’te kararını açıkladı. Kararda “Hınıs kasabasında oturan ve dolaylı olarak ticaretle meşgul olan Palulu, 61 yaşındaki Nakşibendi şeyhi Şeyh Mahmut oğlu Şeyh Sait” ve adamlarının “güya dini ve şeri ve fakat herhalde bağımsız bir Kürdistan hükümeti oluşturmak amacıyla Cumhuriyet hükümetine karşı fiilen ve silahlı olarak ayaklandıkları” belirtiliyordu.
Kararda Şeyh Sait İsyanı’nın çıkış ve yayılma nedenleri ayrıntılı olarak belirtiliyor; din ve şeriat araç yapılarak “gerçekte bağımsız bir Kürdistan kurma” amacına yönelik olan Şeyh Sait İsyanı’nın devam ettiği sürede birçok şehir, kasaba ve köyü, devletin polis ve asker kuvvetleri ile kanlı bir çatışma ve çarpışma yapmak suretiyle işgal ederek ve hatta Diyarbakır’ı kuşatarak birçok suçsuz asker, subay ve vatandaşı öldüren ve yaralayan, yağma, hırsızlık yapan ve yaptıran 81 sanıktan 47’si idama mahkûm edildi deniliyordu.
Kararın gerekçesinde, idam cezası alan Şeyh Sait dahil 47 sanığın, “müstakil (bağımsız) bir Kürdistan kurmak” ve “bu gaye ile isyan etmek”, “ihtilal emelini yerine getirmek için silahlı olarak isyana katılmak” nedeniyle “…Yüce devletin mülklerinin bir kısmını hükümet idaresinden çıkarmaya çalışanlar idam olunur” diyen İhaneti Vataniye Kanunu’nun 45. maddesine dayanarak “vatana ihanetle” idamlarına karar verildiği belirtiliyordu.
https://t.co/fakyExOPIQ
📌Soma B Termik santrali EÜAŞ ve Türkiye Kömür İşletmeleri'ne aitti. 2015'te Özelleştirildi. 685 Milyon Dolara Konya Şeker'e satıldı.
📌Konya Şeker, 40 bin ortaklı PANKOBİRLİK'e aitti. Pankobirlik'in başında ise Recep Konuk vardı. Recep Konuk, AKP Karaman milletvekiliydi.
📌Konya Şeker'e satılan Soma B Termik santrali için devlet şirkete yaklaşık 550 milyon dolar teşvik verdi.
Yani 685 milyon dolara alınan şirket aslında 135 milyon dolara alınmış oldu. 550 milyon dolarını halk finanse etti.
📌Yetmemiş olacak ki, Türkiye Kömür İşletmelerine ait olan Soma B Termik santraline TKİ bir de 277 milyon dolar veresiye kömür vermiş, alacağını alamamış şimdi icradan satılmasını bekliyor.
Düşünsenize, "devlet zarara uğruyor" diye dev bir tesisi 685 milyon dolara satıyorsun sonra o tesisi sattığın kişiye 550 milyon dolar teşvik ve de 277 milyon dolarlık hammadde veriyorsun.
Yahu burayı alanlar 11 yıl boyunca elektrik üretip devlete sattılar, devlet olarak aldığın elektriğin parasını bir de peşin olarak ödedin. Bu şirket hiç mi kar elde etmedi? Allah bilir ne kadar vergi ve sgk borcu vardır. Onu da araştırmak lazım.
Yağma Hasan'ın Böreği durumu tam olarak.
Biliyoruz, Türkiye topraklarını Darül Harp toprağı olarak görüyorsunuz o yüzden bu tip durumlara çokça rastlıyoruz.
Şu sattığınız fabrikalarda tek tuğlanız yok. Milyonlarca sabinin yetimin hakkı var. Doğmamış torunlarımızın hakkı var.
Elbette ki zalimlerin hesabı varsa, Allah'ın da adaletinin tecelli edeceği bir zaman olacaktır.
Diyeceklerim bu kadar... Şimdilik... Bunu da arşive at Volkan...
ERDOĞAN’A ÖĞÜTLER
“Sakın, siz kimsiniz ki bana öğüt veriyorsunuz” demeyin! Dinleyin ve ders alın. Bu sizin ve ülkemizin yararınadır. Sizin görmediğiniz ve asla göremeyeceğiniz olaylara şahit olmuş, 1950’den beri siyasetin odağında olmuş, her harcadığı devlet parasının hesabını kuruş-kuruş Askeri Darbelere vermiş bir ailenin, yaşayan temsilcisi bir Atatürkçünün, Türk Milleti sevdalısının deneyimlerinden gelen sestir bu öğütler…
Her ne kadarTÜRK olduğunuzu kabul etmeyip, Ben Gürcü’yüm deseniz de
Türk Milletinin kabul etmeyeceği, affetmeyeceği davranışlar vardır!
Türk Milleti, asırların süzgecinden geçmiş, köklü bir devlet geleneğine ve güçlü bir toplumsal hafızaya sahiptir. Bu hafıza, Türk Milletinin kendisine hizmet etmesi için seçtiği siyasetçiler ve yöneticiler karşısında net kırmızı çizgiler çekmesini sağlar.
Türk insanı pek çok hatayı eksikliği ya da ekonomik zorluğu sabırla karşılayabilir, ancak öyle sınır çizgileri vardır ki, buralarda yapılan hataları asla bağışlamaz ve sandıkta ya da tarihin sayfalarında mutlaka cezalandırır!
1)Kibir ve İnsanlara Yukarıdan Bakmak!
Türk İnsanı yöneticisinin vakur ve heybetli olmasını ister. Fakat kendisine hakaret eden, küfür eden yöneticileri affetmez!
2)Adaletsizlik ve Liyakatsizlik!
“Adalet Mülkün (Devletin) Temelidir sözü, bu toprakların genetiğine işlemiştir. Sınav sorularının çalınmasına göz yummak, mülakat rezilliği ile
gençlerin gelecek hayallerini çalmak, asla affedilmeyecek!
3)Devlet Hazinesine El uzatmak-Yolsuzluk ve Yetim Hakkı Yemek!
Türk kültüründe “Beytülmal” kutsal olarak kabul edilir. Buna el uzatan Türk Milletinin gözünde meşruiyetini kaybeder.
4)Milli ve Manevi Değerleri İstismar Etmek!
Türk Milletinin değerlerinin arkasına sığınarak, “Suç Örtmeye” çalışmak, halkın zekasıyla alay etmek olarak algılanır. Türk Milleti bunu anladığı an, belli bir süre için verdiği vekaleti geri alır.
5)Devletin Vakarına ve Güvenliğine Halel Getirmek!
Türk Milleti devletini “Baba” olarak görür. Devletin asaletini, bağımsızlığını ve dış dünyadaki itibarını namusu sayar. Bunu yaralayanı makamı-mevkii ne olursa olsun asla affetmez!
6)Sözünde Durmamak ve Yalan Söylemek!
Temel ilkelerde omurgasızlık, Türk Milletine verilmiş sözlerin tutulmaması, toplumsal güveni derinden sarsar. Tıpkı bugün olduğu gibi…
Sayın Erdoğan;
Hiçbir siyasi oyun, politik manevra, dijital sistemde oy kaydırma, devlet gücünün sonuna kadar seçimlerde kullanılması, size kapanan milletin kalp kapısını açamaz. Türk Milleti, kimseye vermediğini, size verdi!
Ama siz Türk Milletinin güvenini de, saygısını da, sevgisini de, kaybettiniz.
Bundan gerisi size öğür vermenin dışına taşar.
Karar sizin; Ya, seçime gider ve EMANETİ Türk Milletine teslim edersiniz,
ya da Türk Milletinin yapacaklarına boyun eğersiniz!
Sağlık ve başarı dileklerimle 28 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
"28 şubat süreci dindarlara karşı yapılmış gibi gözükse de aslında İslamcıları iktidara getirmek için yapıldı.
Çok iddialı bir söz gibi gözükse de bana çok sıradan bir iddia gibi geliyor."
Dücane Cündioğlu
Diamond Tema’nın şu sözü üzerine düşünmeye değer:
“Yobaz, kendi eksiğini gideremeyip, bir şeyler başaranları da dibe çekmeye çalışandır.”
“Ben başımı açamıyorum, sen de açma. Ben oruçluyum, sen de yeme.” Mantık bu olunca, özgürlük değil dayatma ortaya çıkıyor. Yobazlık suç olmasa da, topluma verdiği zarar ciddiye alınmalı.
— Tekel Bayii: 6 yaşındaki çocuğu kocaya veren pzevenge bir sözünüz oldu mu?
— Tarikat Sözcüsü: İftira! Akit yazıyor.
— Tekel Bayii: Çocuğu kendi eliyle adama veren pzevenge?
— Tarikat Sözcüsü: İftira!
— Tekel Bayii: Utanmıyorsunuz yani.
Tekel bayisi sahibi, kendisine tebliğ yapmaya gelen tarikat sözcülerine ders vermiş ama, dersi aldılar mı tartışmalı.
Kanadı derviş tarafından kırılan kuşa Hz. Süleyman sorar:
“Neden kaçmadın?”
“Dervişlik hırkası giymişti. Zarar vermez diye kaçmadım.”
Hz. Süleyman, dervişin kolunun kırılmasına hükmeder.
Kuş itiraz eder:
“Kolunu kırmayın. Hırkasını alın. Beni onunla kandırdı.”
Bitcoin 126.000$’dan 58.000$ kadar düşmüş zaten alım yapmak için ölücü olmaya gerek yok. Dibe en yakın seviyedeyiz. Hadi buradan 45.000$ düşsün en fazla ne fark eder. Yaaa düşmezse avucunuzu yalarsınız. Ethereum’da durum daha da komedi 5000$ 2021 boğa tepesi bugün 2026 fiyat 1500$ daha ne kadar ucuzlayacak taş çatlasın 1200$ düşsün, düşmezde hadi düşsün ne fark eder..
Uzun lafın kısası ölücü olmaya gerek yok. Daha fazla kötümser olmaya da gerek yok. Bugün bulunduğumuz fiyat seviyeleri UCUZDUR!
Bugün Bitcoin 58.000$ düşmüş ilk satış hedefim 126.000$ sonraki satış hedefim 147.000$ bunda sonrada sıfır maliyetle taşıdığım BTC’leri 250.000$ satış için beklerim.
Bugün Ethereum 1500$ düşmüş ilk satış hedefim 10.000$ sonraki satış hedefim 17.000$ bundan sonraki sıfır maliyetle taşıdığım ETH’leri 34.000$ satarım.
Korkanın çocuğu olmaz derler. Bu piyasadada risk almayan para kazanamaz!
Yarın öbür gün ETH 34.000$ yükseldiğinde BTC 250.000$ yükseldiğinde “ne var ya bunda herkes oralara kadar yükseleceğini söyledi zaten” derler..
Kim ne derse desin. Lafla peynir gemisi yürümez. Ben cebimde ki parayla alım yapıyom. Sahadayım yani sahada.
Şehir hastanelerinin ne olduğunu, kaç kişi biliyor?
-arazi devletten
-Finansman teminde devlet aracı ve garanti devletten
-devlet araziyi veriyor, Finans teminini sağlıyor ve yapılan binaya devlet kiracı oluyor.
-laboratuvar, görüntüleme merkezi ve yatak hizmeti işleten firmaya ait. Devlet bu hizmetleri işleten firmadan satın alıyor.
-otopark, kafe, otel, restoran işletmesi firmaya ait
-temizlik hizmetleri şirketten satın alınıyor
( binanın devasa mega ultra büyük yapılmasının nedeni, metrekare üzerinden devlet kira ödüyor )
İşte şehir hastanesi dedikleri budur.