Tanıştırayım ,
Manisa’dan EFE
Lösemili bir çocuk , hem de en ağır tipi
Gece vakti, acil ambulansıyla çok ağır tablo içinde LÖSEV- LÖSANTE HASTANEMİZE geldi.
Tesadüfen o saatte oradaydım ve ilk müdahaleyi yaptık.
Sonra Kemoterapi +
ve
KEMİK İLİĞİ NAKLİ oldu ve tamamen İYİLEŞTİ…
Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy versin diye bi arkadaşıma günlerce dil dökmüştüm. CV'sini filan anlatmıştım. Kendimi kafa üstü dağdan aşağı atmak istiyorum şuan
İBB davasında yargılanan Pınar Türkere yapılan bir insanlık suçudur. Tarih bunu sorgulayacak ve insanlık onurunu aşağlayan bu uygulama tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.
Detaylarını okurken utandım, hepimizin bu anneye karşı bir özür borcu var.
Sayın Adalet Bakan @Akingurlek_ bu anlatılanlar konusunda sizden bir açıklama bekliyor Türkiye…
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
İnanılmaz şeyler dönüyor iktidar tarafında, lüt, pompei falan ayağa kalkar büyüğümüz geldi diye ama muhalefetten fırsat kalmıyor tabi bu bakan neden bir anda ortadan kayboldu demeye
''Aşağıdaki 25 ülkenin halkı Arapça konuşur ve resmi dilleri Arapçadır.
1-Bahreyn
2-Birleşik Arap Emirlikleri
3-Cezayir
4-Cibuti
5-Çad
6-Etiyopya
7-Fas
8-Filistin
9-Irak
10-Katar
11-Komorlar
12-Kuveyt
13-Libya
14-Lübnan
15-Mısır
16-Moritanya
17-Batı Sahra
18-Suudi Arabistan
19-Somali
20-Sudan
21-Suriye
22-Tunus
23-Umman
24-Ürdün
25-Yemen...
Bu 25 devletin hiç birinde Demokrasi ve İnsan hakları yok, bu devletlerin hepsi kadınlar için açık ya da yarı açık cezaevi konumunda.
Hiç birinde yönetim Laik değil,
👉 Dünya piyasalarına sürdükleri bir tek marka yok
👉Hemen hepsi şeriat ile yönetilir,
👉 Laiklik olmayınca çağdaş eğitim de yok,
👉 Sporda sanatta bilimde yoklar,
👉 Hiç birinde serbest muhalefet yok,
👉Hiç birinde özgür basın yok,
Medeni dünyanın bunlardan öğreneceği hiç bir şey yok,
57 İslam ülkesinde üniversite sayısı 500'ü geçmezken (ki çoğunun dünya gerçeklerinden haberi yok oysa ABD'de 5700'ün üzerinde araştırma yapan üniversite var)
Hemen hemen hepsinde kan gözyaşı iç çatışma ya da savaş var:
Halkı Müslüman ve Arapça konuşan Yemen halkı, Müslüman ve Arapça konuşan Arabistan, Mısır, Ürdün tarafından yıllardır acımazsızca bombalanmakta, milyonlarca Yemenli açlığın koleranın pençesinde inim inim inliyor!
Hepsi de Türk'ten nefret eder.
Türk halkı emperyalist BOP projesi gereği, Araplaştırılmak istenmektedir.
Felaket başa gelmeden, Türkiyemize, Türkçemize, Laik Cumhuriyetimize sahip çıkalım. Yoksa bunların ülkeyi götüreceği yer belli!
Asım Kemal Güner
Yazar
*AYASOFYA MESELESİNİN GERÇEK SEBEBİNİ VE MONTRÖ ANLAŞMASI İLE İLGİLİ BAĞLANTISINI ANLATMIYORLAR.
*AYASOFYA, İSTANBUL’un SİLAHLANDIRILMASI VE HİTLER’DEN KORUNMASI İÇİN MÜZE HALİNE GETİRİLDİ.*
BU OLAY O DÖNEMİN SİYASİ BİR MANEVRASI İDİ;
*LOZAN ANTLAŞMASI İLE İSTANBUL SİLAHSIZ BÖLGE İLAN EDİLMİŞTİ VE İSTANBULDA TEK BİR TÜRK ASKERİ BULUNDURULAMIYORDU.* TÜRK SİLAHLI GÜCÜ İSTANBULDA OLMADIĞI İÇİN İSTANBUL TAM OLARAK TÜRKLERİN HAKİMİYETİNDE DEĞİLDİ.
*BU DURUM ÇOK TEHLİKELİYDİ.*
ATATÜRK YENİ BİR HAMLE İÇİN ZAMANINI BEKLEDİ VE NİHAYET *2. DÜNYA SAVAŞI BAŞLAMADAN ÖNCE HİTLER’İN VE MUSSOLİNİ’NİN İSTANBUL’U GEÇEREK RUSYA’ya SALDIRMASI ÖNGÖRÜSÜNÜ ATATÜRK SEZMİŞTİ* (O DEHANIN ŞU ÖN GÖRÜSÜNE BAKIN Kİ 2. DÜNYA SAVAŞINDA GERÇEKTEN DE HİTLER RUSYA’YA SALDIRMIŞTI.)
*VE ATATÜRK HAMLESİNİ YAPTI*
İŞTE ŞİMDİ TAM ZAMANI İDİ.
*YIL 1934 İDİ.* TAMAM LOZAN ANTLAŞMASI İLE İSTANBUL TÜRKLERE AİT OLDU AMA ANTLAŞMAYA GÖRE TÜRK ORDUSUNUN İSTANBUL’DA BULUNMASI YASAKLANMIŞTI.
İŞTE BU KONU ATATÜRK’ÜN CANINI SIKIYORDU. *İSTANBUL TÜRKİYE TOPRAĞIYDI AMA TÜRK ORDUSUNUN ORAYA GİRMESİ YASAKTI VE İSTANBUL KORUNMASIZ BİR HALDE İDİ.*
ATATÜRK İSTANBUL’A TÜRK ORDUSUNUN GİRİP TAM EGEMENLİK SAĞLAMAK İÇİN BİR ANTLAŞMA YAPMAK İSTİYORDU Kİ *ALMANYA’NIN HİTLER TEHDİDİNİ ÇOK BÜYÜK BİR FIRSAT GÖREREK HAMLESİNİ BAŞLATTI.*
BU ANLAŞMA İLE LOZAN ANTLAŞMASINA İLAVE MADDE OLACAKTI. *BU ANTLAŞMANIN ADI MONTRÖ ANTLAŞMASIDIR.*
HİTLER TEHDİDİNİN SEKİZ YIL ÖNCEDEN FARKINDA OLAN *ATATÜRK İSTANBUL’UN STRATEJİK ÖNEMİNİ RUSYAYA BİLDİRDİ VE RUSLAR HİTLER’İN GELECEKTEKİ TEHDİDİNE ÖNLEM ALMAK İÇİN ATATÜRK’E TAM DESTEK VERDİ.*
AYNI ZAMANDA HİTLER TEHDİDİNDEN KORKAN AVRUPA ÜLKELERİNİN DE İKNA EDİLMESİ GEREKİYORDU. AVRUPA DEVLETLERİNİ DE BU ANTLAŞMAYA ÇEKMEK İÇİN *ORTODOKS DİNİNE MENSUP OLAN ÜLKELERİ YEMLEMEK GEREKİYORDU.* ÇÜNKÜ AYASOFYA FATİH SULTAN MEHMET’İN FETHİNDEN ÖNCE BİR ORTODOKS KİLİSESİ İDİ. *VE ATATÜRK BÜYÜK OYUNUNU OYNADI; AYASOFYAYI MÜZE HALİNE GETİRTEREK ORTODOKS CEMATİNİN DE SEMPATİSİNİ KAZANIP ORTODOKS CEMAATİNİN DE TAM DESTEĞİNİ ALDI VE MONTRÖ ANTLAŞMASINI GERÇEKLEŞTİREREK BÜYÜK BİR BAŞARI SAĞLADI.*
İŞTE O GÜN İSTANBUL TÜRK ASKERLERİ İLE DOLDU.
*MÖNTRÖ ANTLAŞMASI İLE İSTANBUL TAM OLARAK TÜRKLERİN ELİNE GEÇMİŞTİR.*
YANİ AYASOFYA’NIN MÜZEYE DÖNDÜRÜLMESİNİN KRİTİK SEBEBİ İSTANBUL’UN SİLAHLANMASI İÇİN *ORTODOKSLARA KARŞI KURULMUŞ OLAN İNCE BİR SİYASİ OYUNDUR.*
- BU BİR FETİHTİR,
- BU BİR ZAFERDİR,
- BU AKLIN GÜCÜDÜR.
*MÖNTRÖ ANTLAŞMASI ATATÜRK’ÜN EN BÜYÜK BAŞARILARINDAN SADECE BİRİDİR.*
*ATATÜRK İSTANBUL’U FETH EDEN İKİNCİ FATİH’TİR.*
*İŞTE İSTANBUL FETHİ BÖYLE YAPILIR.*
HARİÇTEN GAZEL OKUYARAK İSTANBUL FATİHİ OLUNMAZ.
PROF. DR. ZEKİ PALALI
(NOT: Bu yazıyı her okuyan arkadaşımın, yazıyı paylaşmasını rica ediyorum. Yazı paylaşılsın ki, ülkesinin tarihini bilmeyen küfürbazlar ve cahiller de, vatanımızın gerçek tarihini ve de Mustafa Kemal ATATÜRK’ü öğrenmiş olsunlar.
(Atatürk'ün Yolunda)
Anneyi buldum.
Yaşanan travmayı saatlerce dinledim.
Delilleri gördüm.
Mesajları okudum.
Çocuğun yanında saatlerce kaldım.
Raporları okudum.
Ses kayıtlarını dinledim.
Yazıklar olsun!!!
Yazıklar olsun!!
Anneye tecavüz ediliyor.
Anne tecavüzcüsü ile aile baskısından evlendiriliyor.
Kadın korkududan ve baskıdan susuyor.
Ne zaman ki üç yaşında kızının da istismara uğradığını öğreniyor!
İşte o günden bugüne 4 SENE geçiyor!
Adiliye önünde
Elinde pankart BİZİ KURTARIN diye sesini duyurmaya çalışıyor.
Anne ve kızı hastaneye yerleşti.
Aynı odada sessizce kalıyorlar.
@oncecocukkadin dan başka sadece doktorlar biliyor yerlerini.
Çocuk uzun zamandır beslenemiyordu.
Az önce seruma bağlandı.
Terapi süreci yarından itibaren başlıyor.
Annesi kızından ayıramazsınız!
Sağlıklı resimler çizen, bıcır bıcır videolarını izlediğim kıza tedavisi boyunca dokunamazsınız.
Rehabilitasyon süreci 3/5 seansla hafife alınamaz.
Yaşadıkları ev güvenli değil.
Ev sahibinin mesajlarına kadar okudum.
Anne kızı sahiplenen avukatlarımıza ve haberi sosyal medyada duyuran Cumhuriyet gazetesine teşekkür ederim.
Belçikalı Aile Bakanımız, kendisine Mercedes S400 sipariş etmiş. Tüm bakanlara TOGG dağıtılmıştı. Seçim yaklaştığında "yerli ve milli" arabayı garajdan çıkarıp şov yapmaya geri dönerler.. (Kupür: Sözcü)
Ülkeyi böyle yağmalıyorlar: Bir havalimanı, bir hastane, bir demiryolu ve 173 milyarlık soygun!
Yozgat Havalimanı, Ankara-İzmir tren hattı ve Aydın Şehir Hastanesi inşaatı… Birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu üç başlığın içinde bulunduğumuz büyük yoksullukla doğrudan bir bağı var.
https://t.co/OAu7eWd4Zh
𝗡𝗼̈𝗯𝗲𝘁𝗰̧𝗶 𝗼𝗹𝗱𝘂𝗴̆𝘂𝗺 𝗯𝗶𝗿 𝗴𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗮𝗮𝘁 𝟮𝟭.𝟬𝟬 𝘀𝘂𝗹𝗮𝗿ı𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝗼𝗻𝘀𝘂̈𝗹𝘁𝗮𝘀𝘆𝗼𝗻 𝗶𝘀𝘁𝗲𝗻𝗱𝗶. Beyin cerrahisinde beyin kanaması şüphesiyle yatan; 19 yaşındaki bir kadın hastanın trombositleri düşük olduğu için ameliyat öncesi değerlendirmemi istemişlerdi. Hastayı değerlendirdim ama trombositlerinin düşük olmasının sebebini açıklayamadım. Trombosit sayısı aslında ameliyat olmasına engel olacak kadar düşük değildi. Bu değerlerle ameliyat olabilir, sonrasında hematoloji kontrolü diyebilirdim.Ama periferik yayma yapılmasını istedim. Mikroskopla değerlendirirsem içim rahat edecekti. Ben konsültasyonu kapattıktan sonra hastanın doktoru aradı, "Hocam mesai saatleri dışında periferik yayma hazırlanmıyormuş," dedi. Laboratuvarı aradım, "Biz sadece acil testlere bakıyoruz, periferik yayma boyamıyoruz," dediler.
Saat 23.00’ü bulmuştu. Önce nöbetçi idari sorumluyu, ardından Başhekim yardımcısını aradım. Onlarda aynı şeyi söylediler:
Mesai dışında boyamıyoruz! "Laboratuvarı açabilir misiniz, ben kendim boyayacağım," dedim. Anahtar Mikrobiyoloji uzmanındaymış. Onu bağlattım, durumu anlatarak anahtarı getirmesini rica ettim. Gece yarısı olmasına rağmen geldi ve laboratuvarı açtı.
Ben bu arada yaymayı yapmıştım, laboratuvar açılınca da yaymayı boyadım.
Mikroskopla baktım; anormal hücreler gördüm. Saat gece yarısını geçmişti. Hematoloji hocamı cepten aradım ve durumu anlattım. Sağolsun her zaman yardımcı olurdu. "Hastayı opere etmesinler, Akut Lösemiye benziyor, ben yer ayarlıyorum, hemen bize gönder," dedi. Ambulans ayarlayıp hastayı Hematolojiye gönderdik.
Hasta AML (Lösemi) çıktı ve tedavisine o gün başlandı.
Şimdi o günün sağlık bakanlığı nezdindeki değerine bakalım:
Konsültasyon : 15 puan
Periferik yayma: 10 puan
Toplam 25 puan!
Hastanenin bir aylık puan ortalaması: 30 bin puan.
𝗩𝗲 𝗯𝘂𝗴𝘂̈𝗻𝘂̈𝗻 𝗽𝗮𝗿𝗮𝘀ı𝘆𝗹𝗮 𝘆𝗮𝗽𝘁ı𝗴̆ı𝗺ı𝘇 𝗶𝘀̧𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗿𝘀̧ı𝗹ı𝗴̆ı 𝗶𝘀𝗲 𝟰𝟭 𝗧𝗟 !!...
Özgür Özel’in bugün Bağcılar’da bahsettiği konuşma. Bulgaristan göçmenler için Özal’ın gelsinler ifadesine karşı Erdoğan’ın kullandığı ifade
“Ne dedi Bulgaristan’a? ‘Gelin.’ Dedi. Ne kadar varsa gelin.
Gelin, diyorsun ama bak Ahmet, Mehmet asgari ücrete talim ediyor. Ülke insanı aç. Kadınını satıyor, kızını satıyor, çalıştırıyor. Sen buna çözüm bulamamışken gelin diyorsun. Bunları nereye yerleştireceksin? Kapıkulu’de bir anons “muamelesi biten vatandaşlarımız istediği yere gidebilir” E tabi bu insanlar geldi ? Kim geldi casus mu nedir ? Bir de bakıyorsunuz ki gelenlerin içşnde 5000 casus olduğu açıklanıyor. İşte dış politikada düştüğümüz durum bu !”
Mete Yarar:
“Atatürk döneminde bu ülkede deniz altı, uçak ,mühimmat ,uçak motoru yapılıyordu, ihraç ediyorduk, ne oldu bu fabrikalar 1950'den sonra kapandı. Uçak motoru yapan mühendisi Diyarbakır'da Ziraat Odasının makine parkına tayin ettiler...” Deyince, stüdyo bir anda buz kesti.
Cevapta veremediler!
Bu fabrikalar 1954'de ABD'nin talebi ve uçak yardımı vaadiyle Adnan Menderes tarafından kapatılmıştır. Kapatılmasaydı belki bizimde Boing,
Lockheed Martin. Airbus gibi marka değerlerimiz ve uçak motoru fabrikalarımız olurdu.
Ensar vakfı olayında 45 çocuk taciz ve tecavüz ihbarında bulunuldu, 10 tanesi tecavüz raporu aldı.
Soldaki "Bir kereden bişey olmaz." dedi.
Sağdaki "Küçüğün rızası var." dedi.Diğerleei birbirini tebrik kuyruğuna girdi. Bu ekip bugün İBB kreşinde OLMAYAN bir olaydan (annenin ifadesi var) yaygara koparıyorlar. Allah belanızı versin !!!
Kabataş’ta başörtülü bacımıza saldırdılar diyerek yalan söyleyen halime Kökçe’yi hatırladınız mı ? Yayından böyle kaçmıştı. Sonra ne oldu dersiniz. Tabii ki AKP tarafından ödüllendirildi. başka türlüsü düşünülebilir mi ?
🔴 Erdoğan, Hakan Şükür ile “Kimse Yok Mu Derneği”ne para toplar.
Ev hanımı Ayşe Teyze, Köylü Mehmet Amca SMS ile 5 TL gönderdi diye 6 yıl 3 ay hapis cezası alır!
Ali Yerlikaya da “Fetö’ye operasyon” diye her gün twikler!
Yalansın dünya…
"Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da, dünya bu savaşın farkında mı değil?"
(Uğur Mumcu - 7 Ocak 1993)