@Hakan_Andi@demettteacher@ogretmensitemiz Madem evine her öğretmeni getirebiliyorsun çocuğunu özel okula gönder. Ayrıca öğretmenlere bu üslupla yaklaşanların çocukları da okulda öğretmenleri kaale almıyor. Sen nesin ki çocuğun ne olsun. Eğitim başka bir şey. Senin anladığın gibi değil ve bazı insanlar eğitilmez.
Bakınız ülkedeki bütün öğretmenler artık Matematik, Türkçe, Fen Bilimleri şöyle olmalı, şu yapılmalı demiyor, diyemiyor.
Son yıllarda tüm öğretmenler odalarından çıkan ses şiddet, zorbalık, normalleşen küfür...
Bakanlığa yıllardır "Akran Zorbalığı" zirveye çıktı. Bilimsel, gerçekçi bir şeyler yapılmalı diyoruz. Somut bir karşılık yok.
Öğretmenler artık güvende değil şiddetin her türlüsünü yaşıyor diyoruz. Karşılık yok.
Öğretmenlere herkes her istediğini söyleyebiliyor, sosyal medyada kasıtlı ve organize şekilde öğretmen düşmanlığı yapılıyor bakanlık buna çözüm üretmeli diyoruz. Karşılık yok.
Meb siyasi atışmaların, vatandaş üzerinde günübirlik algı, manipülasyon yeri olmamalıydı.
Sebepler belliyken bu acı sonuçları yaşamak daha da zorumuza gidiyor.
Siyasallaşan sendikalar öğretmeni savunmuyor var olan sisteme hizmet ediyor.
Velinin hedefi öğretmen, bakanlığın yanlış uygulamalarının muhatabı öğretmen, çöküş yaşayan başarısız olan öğrencinin hedefi öğretmen, popülizm ile üye devşirme peşinde olan sendikaların süslü cümlelerle hedefi öğretmen, kendine bir başarı cetveli oluşturmak isteyen yöneticilerin hedefi projeler üstünden öğretmen, toplumda yaşanan eğitim problemlerinin ayaklarından biri görülen öğretmen, işinde mutlu olmayıp patronundan izin alamayanın hedefi öğretmen, toplumda maaşı konuşulup çok kazanıyor algısıyla diğer mesleklerin kolayca saldırabildiği öğretmen...
Öğretmeni bunca hedefin arasından sıyırmadıkça malasef bu acılara daha çok gebe kalacağız. Fatma Öğretmen son olsun diye inanmak istiyoruz.
Öğretmeni şikayet hattı kurdunuz..
Öğretmenin tatili, Öğretmenin boş günü, Öğretmen ne yapıyor ki
Çocuğuma sesini yüksellti.
Çocuğuma sert baktı.
Benim çocuğum yapmaz..
Diye diye Fatma Öğretmenimizi öldürdünüz
Ortada boş boş dolaşan binlerce saygısız bir nesil yarattınız..
Öğretmenleri itibarsızlaştıran paylaşımlar yapan istinasız herkes bu katliamdan sorumlu.
Eserinizle övünebilirsiniz.
#öğretmen
#memur
Aklın , vicdanın ve gelişmenin yolu belli! Endüstri 5.0’ın yaşandığı bir dünyada öğretmensiz okulların varlığı kahredici! Mülakat mağduriyeti yaşayanlar, ek atama isteyenler olumlu haberi bekliyorlar! Bir an önce;
#CbdenBahçeliye2024EkAtama
📌 MEB’de akıl almaz bir evrak israfı var. 1 evrak istense 1 milyon evrak yapıyor. Öğretmenler evrak hazırlamaktan asli işini yapamıyor. Bu devasa israfa son verilmeli. 📌
Sevgili Veliler,
Hayatlarının önemli dönüm noktalarında çocuklarımıza yol arkadaşı olarak “sınav kaygısı” konusunda bilinçlenmemiz, zor görünenleri kolaylaştıracaktır.
👉🏻 https://t.co/aCvgGXagVm
@b_ysabri Başarı ya da başarısızlıktan öte hiçbir milli takım kafilesi ekonomi sınıfında uçmamalı. Ayrıca Kadın Voleybol takımımız çok ama çok başarılı zaten. Bazıları hazmedemese de.
Olayı hepimiz dehşetle takip ettik. Türk ordusunun emekli bir albayı ve eşinin hayatı karardı. 20 yaşındaki gencecik fidan gibi oğulları Ata Emre Akman bir serserinin daha doğrusu azmettirici serseri bir babayla hasta olduğu açık Lombrosso tipi iki insanın saldırısına uğradı ve hunharca katledildi. Bu tiplerin sayısı hızla artmaya başladı. Daha doğrusu varlardı da artık daha cesurca ortaya çıkmaya başladılar.
6 tane sabıka kaydı bulunan kesinlikle gözaltında hiç değilse devamlı takip altında tutulması gereken biri nasıl ortada dolaşıyor? Bu tip gençleri azmettiren babaların sayısı hayli yüksek. Telefon dolandırıcılığı yapan aile tipi şebekeler, hırsızlık yaptıranlar, tepesi attığı zaman onu bunu katlettirenlerin içinde kalabalık sayıda baba var. Buradan şu netice çıkıyor; katilin veya hırsızın yaşıyla ucuz kurtulmasında infaz biçimi artık teşvik edici hâle gelmiştir. Azmettirenlerin cezasının artırılması gerekir.
Üç hafta önce bir öğretmen öldürüldü. Şimdi de bir genç, bu ikinci olay. Azmettirenlerin ve katillerin toplum dışı oldukları birçok kriminoloji ve ceza hukuku üstadının reddettikleri İtalyan Lombrosso’nun tipolojisini maalesef haklı çıkarmaya başladı. Ama bunu doğal nedenlere bağlamaktan çok toplumsal yapıyla izah etmek gerekir. Şehirlerimiz çok aşırı büyüyor. Kırsal bölgeler bütün hastalıklarını şehre doğru kusuyor. Bu vakalar şehirlerimizde artık istisnai değil kural haline dönüşmeye başlıyor. Ona göre tedbir alınması gerekir.
Yarın insanları keyif için öldüren Karındeşen Jack’ler, emniyet mensuplarına saldıran veya kendince infaz eden çetelerin sayısı artarsa ne yapacaksınız? Tedbirler en başından alınmalı. Göçler ve kontrolsüz imar faaliyetleri Türkiye’de kışkırtıcı unsurlardan biri haline dönüşüyor. Dünden bugüne yetkililerin etraflarına bahşettikleri imkânlarla tahrip edilen tabiat, yağmalanan kıyılar ciddi birer problemdir. Biz her şeyden evvel huzurla yaşamak istiyoruz.
@faceogretmen Aylarca heyet raporu alıp okula gelmeyen maaşını almaya devam edenler var parayı basınca bazı doktorlar ve hastaneler bahsettiğiniz soruşturmaları falan unutuyorlar. Sesimizle iş yapıyoruz sesimiz kısılsa boğazımız ağrısa cenazemiz olsa 2 gün raporu çok görüyorlar azarlıyorlar.
Adalet bir gün herkese lazım olacak!
“Bir oyuncuyu öldürdükleri gün veya en sevdiği şeyi yapmasını engelleyerek sakat bıraktıkları gün, ya da bir hakeme saldırdıkları gün beni hatırlayacaksınız.”
𝟬𝟰.𝟬𝟵.𝟮𝟬𝟮𝟮
Josef de Souza
Şiddete maruz kalan Halil Umut Meler’e geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, daha önce alınan kararların aksine; spor ile hiç bağdaşmayan bu eylemi yapanların en ağır şekilde cezalandırılmasını diliyor ve saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyoruz.
Mesleğimin 22. yılını çalışıyorum ve her zaman çok az ödev veren ya da hiç ödev vermeyen bir öğretmen oldum. Ancak gerçekten gerekliyse ödev verdim ve ödevlerimi başka bir kitaptan, kaynaktan fotokopi çektirerek veya internetten indirerek değil kendim geliştirerek, tasarlayarak ve yazarak verdim. “Neden ödev vermediğimi ya da az az verdiğimi” soran velilerime açıklamalarımla ikna ettim. Ödev vermemem çocuklarımın akademik performansını hiçbir şekilde düşürmedi. Tam tersine derse karşı algılarını ve öğrenme motivasyonları artırdı. Alfie Kohn’un kitabını okuyunca yaptığımın bilimsel karşılığını görmek beni mutlu etti. İsterim ki eğitimle uzaktan yakında ilgisi olan herkesin “ezber bozan” bu eseri okuması… Ödev en eski en geleneksel yöntemlerden birisi… İşin ilginç tarafı ödevin “bilimsel” geçerliliği sorgulanmadan otomatik olarak verilmesi, öğrencilerin tarafından yapılması, velinin de buna iştirak etmesi. Kitabın özeti şu: “Ödevin dair varsayımları destekleyen verilen, incelenen özgün sonuçlara ve öğrenci yaşına bağlı olarak, ya çok zayıftır ya da toptan yoktur.” Ez cümle: “Ödevin amacı öğrenmek değildir, öğrenmekten gerçekten zevk almak hiç değildir. Ödev yalnızca bitirilecek bir şeydir.” Ödevin öğrencinin gelişimine akademik anlamda bir katkısı bulunmuyor. Yapılan bilimsel araştırmalar ödevin akademik başarıya katkısının en fazla %4 olduğunu ortaya koyuyor. Ödevin başarı üzerine hiçbir anlamlı etkisi bulunmuyor. Öte yandan ödevin sosyal gelişime ( özdisiplin, sorumluluk, insiyatif alma, bağımsızlık duygusu vb.) katkısı da bulunmuyor. İlkokulların Öğretmenler Odasına şu cümle büyük harflerle yazılmalı: “Hangi miktarda olursa olsun ödevin ilkokul çocuklarında akademik performası artırdığına dair kanıt yoktur.” Şu bir gerçek ki ödev; hiç kuşkusuz, çocuklarla meşgul olan herkese sorun oluşturuyor ve çoğumuzu da hüsrana uğratıyor, kafa karışıklıklığına sürüklüyor hatta aile içi çatışmaları körüklüyor, tarafları öfkelendiriyor. Çocukların işe yaramaz ve anlamsız şeyler öğrenmesi gerekmiyorsa, ödev de alışıldık ders konularının öğrenilmesi için gerekli değildir. Ödev aslında öğretmenin ve okulun evden yardım istemesidir. Veliye bir öğretmen rolü yüklemektir. Eve gelen öğrenciye anne-babanın ilk soru “Günün nasıl geçti?” değil de “Ödevin var mı?” ise durup düşünmek gerek. Üstelik ödül/ceza “ödev” üzerine bina ediliyor. TV seyretme, oyun oynama, dışarı çıkma vb… Hepsi… Önce ödevini bitir; sonra! Büyük bir yanılgı olarak veli öğrencinin ödevle meşgul olmasını istiyor. Üstelik öğrencinin ödev başından geçirdiği süreyle kaygı, depresyon, öfke ve diğer ruh hali bozuklukları arasında doğrudan bir ilişki var. Ödev yapılan binlerce evde neşesi kaçmış, öğrenme motivasyonları kaybetmiş çocuklarla dolu! Ödev yapılan çoğu evde; dırdır, bağırış-çağırış var. Yapılan anketler, velisi ile ödev yapan öğrencilerin gerildiğini ortaya koyuyor. Ne kadar ödev verirsek öğrencinin kendisine, ailesine, zevklerine, ilgilerine, meraklarına ayırdığı süre azalıyor. Çocuklar “çocukluluğu”nu kaçırıyor. TIMSS verilerini inceleyen eğitim uzmanlarının çok çarpıcı bir tespitleri var: “En çok ödevi verenler okullardaki en kötü öğretmenler olabilir çünkü etkili öğretmenler dersi derste işleyip bitirir. Öğrencilerin 40-45 dakika gördüğü derste, öğretmen yapılması gereken yapamıyorsa aile saatlerinden çalmaya hakkı yoktur.” Ödev vermemek bir anlamda öğretmenin kendisine meydan okuması ve her öğretmen kendisine meydan okumalı…