@hakanchelik@MahinurOzdemir@cnnturk Gazeteci kimliğinizle gençlerin sesi olmanız ricamızdır SOSYAL HİZMET LİSANS MEZUNLARI aylardır yüksek puanlarla alım haberi beklemektedir. Aile yılına yakışır bir alım olacak mı 2025 yılı içerisinde alımın ne zaman yapılacağı hakkında soru sorar mısınız teşekkür ediyoruz 🙏
@MahinurOzdemir@EmineErdogan Sayın bakanım Lisans SOSYAL HİZMET Uzmanlari atama bekliyor. Diplomamizin işe yaradığını görmek istiyoruz. Sınavdan bu yana 9. Aydayiz bekliyoruz. Hayır neden böyle bekletildigimizi de bilmiyoruz. Sizinle yeni bir döneme başlamak istiyoruz @MahinurOzdemir bakanım.
Sevgiler.
Sosyal Hizmet Uzmanı Tarımeri: Atama olmazsa "Aile Yılı" sözde kalır - Son Dakika Ankara Haberleri
https://t.co/Lz3aaDUHhS
@MahinurOzdemir bakanım okumanızı istiyoruz.
Sayın Bakan @MahinurOzdemir,
#DünyaSosyalHizmetGünü
Sosyal hizmet, insan onurunu koruma, toplumsal kalkınmayı güçlendirme ve sosyal adaleti tesis etme sorumluluğunu taşır. Sosyal çalışmacılar, sahada büyük bir özveriyle çalışarak dezavantajlı gruplara umut olmakta, toplumsal refahın artmasına katkı sunmaktadır.
Ancak, sosyal hizmetin gücü sahada çalışan meslek elemanlarıyla doğru orantılıdır. Bugün, Dünya Sosyal Hizmet Günü’nde, sosyal çalışmacıların kamuda istihdam edilmesi gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz. Vatandaşlarımızın hak ettiği nitelikli hizmetin sağlanabilmesi için atama taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz.
Daha adil ve güçlü bir sosyal hizmet sistemi için atama istiyoruz!
#SosyalÇalışmacıVarsaÇözümVar
Türkiye’de Sosyal Hizmetin Dünü, Bugünü ve Yarını: Buruk Bir Kutlama Üzerine Derinlemesine Bir Analiz
https://t.co/TlbFpuJRo6
Değerli Meslektaşlarımız,
SHU Nihat TARIMERİ tarafından kaleme alınan “Türkiye’de Buruk Bir ‘Dünya Sosyal Hizmet/Çalışma Günü’ ve Hangi Sosyal Hizmet(ler)?” başlıklı yazı, sosyal hizmetlerin Türkiye’deki tarihsel ve güncel durumunu çarpıcı bir şekilde ele alıyor. 2025 Dünya Sosyal Hizmet/Çalışma Günü’nün teması “Kalıcı İyilik Hali için Kuşaklararası Dayanışmanın Güçlenmesi” ekseninde, mesleğin etik ilkeleri, insan hakları boyutu ve profesyonelleşme süreçlerindeki aksaklıkları derinlemesine inceliyor. Yazı, sosyal hizmetlerin bilimsel ve hukuksal temellerine vurgu yaparken, Türkiye’de yaşanan kavram kargaşasından uygulamadaki eksikliklere kadar geniş bir perspektif sunuyor.
Bu önemli çalışmayı detaylı bir şekilde okumak ve sosyal hizmetlerin ülkemizdeki serüvenine dair kapsamlı bir bakış açısı kazanmak için yukarıdaki bağlantıya göz atabilirsiniz.
Mesleğimizin değerlerini ve sorumluluklarını yeniden düşünmek adına bu yazının hepimize ilham vermesini dilerim. Görüşlerinizi paylaşarak bu tartışmaya katkıda bulunmanız, mesleki dayanışmamızı daha da güçlendirecektir.
Sevgi ve saygıyla.
Bütün sosyal hizmet uzmanlarının, öğrencilerinin ve akademisyenlerinin #DünyaSosyalHizmetGünü kutlu olsun.
Kalıcı refah için kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi adına çalışmaya devam ediyoruz. 🌸❤️
Sayın Sağlık Bakanım @drmemisoglu,
Ülkemizin sağlık sistemine olan bağlılığınız ve çabalarınız hepimiz için takdire şayan. Ancak, son dönemde Bakanlığınızın sosyal çalışmacı istihdamı konusundaki kararları, binlerce gencin hayallerini gölgede bırakmış, adalet duygumuzu derinden sarsmıştır. 2024/5 kodlu alımda yalnızca 30 sosyal çalışmacıya kapı açılırken, unvan değişikliği ve görevde yükselme kılavuzunda açık öğretim mezunu 114 Sağlık Bakanlığı personelinin sosyal çalışmacı olarak istihdam edileceğinin duyurulması, sahada ter dökmeye hazır gençler olarak bizleri tarifsiz bir hayal kırıklığına sürükledi.
Sosyal çalışmacı, sadece bir unvan değil, toplumun en kırılgan kesimlerine dokunan, dinamizm, özveri ve yetkinlik gerektiren bir meslektir. Bu görev, KPSS gibi zorlu bir sınavda 90 puan civarında başarı göstermiş, örgün eğitimle donanmış, sahada fark yaratmaya hazır gençlerle hayat bulmalıdır. Oysa aylardır atama umuduyla bekleyen bizler, bu ihtiyacın unvan değişikliğiyle doldurulmaya çalışıldığını gördükçe, emeklerimizin yok sayıldığını hissediyoruz. Bu karar, yalnızca bir kadro meselesi değil, gençlerin geleceğe dair inancını çalan, umutlarını söndüren bir haksızlıktır.
Sayın Bakanım, bir gencin gözünden bakmanızı rica ediyorum: Yıllarca gece gündüz ders çalışıp, sınavlarda ter döken, mesleğine aşkla bağlı binlerce sosyal çalışmacı, kapınızın önünde bir müjde beklerken, bu kadar kadronun unvan değişikliğiyle doldurulması vicdanları yaralamaktadır. Bizler, ihtiyacın KPSS puanına göre, adil bir şekilde karşılanmasının, bu ülkede gençlerin yüreğine su serpeceğine, yarınlara olan güvenlerini yeniden yeşerteceğine inanıyoruz. Aksi bir tablo, emek verenlerin değil, fırsat bulanların kazandığı bir sistem algısını güçlendirmekten başka bir sonuç doğurmaz.
Bu nedenle, bir sonraki atamada 300 sosyal çalışmacı kadrosunun altında bir alım, ne sahada çalışanlar ne de atama bekleyen gençler için kabul edilebilir bir durum değildir. Sizden, bu ülkenin gençlerine kulak vermenizi, adaletin ve umudun sesi olmanızı yürekten diliyoruz. Gereğinin yapılacağına olan inancımızla, saygılarımızı sunarız.
Saygılarımızla.
@saglikbakanligi@sagliklicozum@kursatkirbiyik@dryasinerkoc@suayipbirinci@sbsggm@yhgmsb@sygmsb@sbshgm@memindemirkoltr@sagliksen@turksagliksengm@oncesaglikgm @gencsagliksend @sesgenelmerkezi@edipuzen@memurlarnet
Halkla doğrudan iletişim kuran bakanlar, toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini daha iyi anlayarak, bu doğrultuda politikalar geliştirebilirler. @MahinurOzdemir@LemanYenigunAk@tcailesosyal
Eğer Bu Haksızlığa Dur Denilmezse…
#SınavsızAtamaOlmaz
Eğer bu ek derslileri sınavsız kadroya geçirme haksızlığına dur denilmezse, yarın kadınlar KPSS kitaplarını bir kenara bırakacak. Çalışmanın, çabalamanın bir anlamı kalmadığını düşünecekler. Dershaneler, kütüphaneler boşalacak. Çünkü gençler bilecek ki, emeğin değil, sessizce bir yerlere yerleştirilenlerin kazanacağı bir düzen var.
Eğer bu işe dur denilmezse, 85-90 puan alan genç kadınlar, yıllarını verdikleri sınavlardan sonra atanmayı beklerken, hiçbir sınava girmeyenler memur yapılmaya devam edecek. O kadınların geceleri sessizce yastıklarına döktüğü gözyaşlarının, ailelerine hissettirmemeye çalıştıkları çaresizliğin hesabını kim verecek?
Eğer dur denilmezse, işin adaleti kalmayacak. Her sınav dönemi binlerce kadın, her şeyi bırakıp ders çalışacak ama içlerinde hep bir korku olacak: "Ya yine sınavsız alım olursa?" Hak edenin hakkını alamadığı bir düzende nasıl iş barışı sağlanacak?
Eğer bu işe dur denilmezse, devlet memuru olmak için tek şart "çalışmak" ve "başarmak" olmaktan çıkacak. Yerini belirsiz kriterlere, gizli alımlara, sessizce verilen kadrolara bırakacak. Liyakat tamamen rafa kaldırılacak.
Bu yüzden şimdi sesimizi yükseltmek zorundayız. Eğer bu haksızlık devam ederse, gelecek nesillerimize çalışmanın bir anlamı olmadığını öğretmiş olacağız. Adalet yerini bulmazsa, umutlar yok olacak. Eğer şimdi dur denilmezse, yarın çok geç olacak.
Bütün emek veren kadınların şimdiden Dünya Kadınlar Günü diğer adıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.
Haksız Bir Atama Öyküsü: Ayşe ve Fatma
#SınavsızAtamaOlmaz@MahinurOzdemir@tcailesosyal
Ayşe, üniversiteyi bitirdiği günden beri tek bir hedefi vardı: Devlet memuru olup mesleğini hakkıyla icra etmek. Bunun için gece gündüz çalıştı, aylarca ders çalıştı, defalarca deneme çözdü, uykusuz kaldı. 14 Temmuz 2024'te KPSS’ye girdi. 88 puan aldı. Sevindi ama sevinci kısa sürdü. Çünkü atama ilanları bir türlü gelmiyordu.
Her gün Resmî Gazete'yi kontrol ediyor, ÖSYM’den yapılacak duyuruları bekliyordu. Ailesi ona “Sabret kızım, emek verdiğin bir şeyin karşılığını alırsın” diyordu. Ama zaman ilerliyor, umudu tükeniyordu.
Fatma’nın Hikâyesi
Fatma ise bambaşka bir yol izledi. KPSS’ye hiç girmedi. Çünkü sınav stresine girmeye gerek olmadığını düşünüyordu. Tanıdığı birisi ona, “Sen ek dersli olarak başla, sonra nasıl olsa kadro gelir” demişti. O da öyle yaptı. Hiçbir sınava girmeden, hiçbir elemeden geçmeden Şubat 2025’te ek ders ücreti karşılığında çalışmaya başladı.
Ayşe’nin beklediği atama hâlâ gelmemişti ama Fatma sessiz sedasız kadroya alınmıştı. Ne bir sınav, ne bir ilan, ne bir rekabet…
Adalet Bu mu?
Ayşe, bu haberi aldığında gözlerine inanamadı. Liyakat diye bir şey kalmamıştı. KPSS’ye hazırlanırken sabahladığı günleri, döktüğü teri, harcadığı parayı, uykusuz gecelerini düşündü. Bunların hepsi boşa mı gitmişti?
Fatma ise mutluydu. Çünkü o, sınava bile girmeden, kimsenin haberi olmadan atanmıştı. “Önemli olan sınav değil, önemli olan doğru yerde olmak” diyordu.
Ama gerçekten önemli olan bu muydu?
📣 Adaletin olmadığı yerde, emeğin kıymeti kalmaz.
📣 Liyakat yoksa, geleceğe güven kalmaz.
📣 Sınavsız atama, bir neslin hayallerini yok etmektir!