Şu videoyu izleyin.
Zaten dağılan insanların yüzüne kör edebilecek bir şekilde biber gazı sıkıyor. Hiçbir nedeni yok, sadece hedef alarak sıkıyor. Emir kulları bunlar işte.
Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
İşkenceye rağmen yumruk havada!
Taksim’e çıkmak isteyen eylemci yere yatırılarak gözaltına alındı. Eylemci, boğazına bastıran polise yumruğunu kaldırarak cevap verdi.
Madenci barikat tanımaz!
Alın terimizin peşindeyiz, bir adım geri atmacağız. Açlık grevimizin 8. gününde Enerji Bakanlığı'na yürüyoruz.
Bizi döndüremezsiniz!
#MadenciyeElVer
Bütün bu hengamede muhalefetin yatıp kalkıp konuşması gereken başlıklar:
“Anadolu’nun bütün sanayi bölgelerini dolaşıyorum. İşçiler 20 bin liraya çalışıyor. 28 bin lira yatırılıyor, 8 bin lirayı elden muhasebeye teslim ediyor.
Dün madenci arkadaş anlattı: ‘Oğlumun MESEM’den aldığı 8 bin lirayla ailece geçinmeye çalışıyoruz,’ dedi. MESEM’lerde milyon çocuğu çalıştırıyorlar. Çalışma 10 yaşında başlıyor, 74’ünde iş cinayetleriyle öldürülüyor insanlar. Doğumdan ölüme çalışıyoruz.
Daha bizim doğmamış çocuğumuzun nerede çalışacağını planlıyorlar. Hangi kömür ocağında, hangi markette hangi fabrikada… Kaçının ölebileceğini kaçının riske edilebileceğini konuşuyorlar.
İçinde yasadığımız sistem bu kadar vahşi, bu kadar berbat.
Trump’lar, Netanyahu’lar tesadüf değil. Bu katliamcılar tesadüf değil. Kapitalizmin kendi mantığından türüyor bunlar. İnsan olarak görmüyorlar halkı, hesaplanabilir birer rakam olarak görüyorlar.”
@Basaranaksu_
Kurtuluş Parkında abluka altındayız. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyor, bedenimizi betona yatırıyoruz.
Tüm Türkiye’yi bulunduğu yerlerde ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bizimle beraber ablukanın içerisine gelerek açlık grevine gireceğini beyan eden milletvekillerini madenciyle dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Cv'sinde Sağlık bakanlığı tarafından yılın doktoru ödülü aldığını yazan jinekolog Çağdaş Özdemir,
Gülistan Doku’nun hastanede tecavüz kayıtlarını "buharlaştıran" isim.
Hekimlik diploması iptali yetmez
Tutuklanmalı!!