Şimdilik sadece duygumu paylaşayım, daha ayrıntılı değerlendirmeleri sonra yaparız…
Krala yaslanan düşer, yine öyle olacak. Bugünler elbet geçecek; herkes hak ettiği gibi anılacak.
Saray bu halktan bir destan daha yazmasını istiyor, merak etmesinler o destan yazılır!
Geçmişte de chp belediye başkanları/milletvekilleri AKP’ye geçmişti bu dönemdeki kadar olmasa da..
Ancak genel başkanlık seviyesinde AKP’ye geçiş daha önce hiç olmamıştı!
Akp kaybetmemek için yargıdaki tüm tuşlara aynı anda basıyor olabilir ama tuzlukla koşanın da epey aybı var
Her geçen gün daha çok çalışıp daha az kazanıyoruz. Geçim derdi Türkiye’nin normali olduysa, yoksulluk Türkiye’nin gerçeği haline geldiyse zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.
Öyleyse 1 Mayıs’ta meydanlara, kazanmaya!
“12 13 yaşında tekstil işçisi kızlar…
ağlarım ben onları seyrederken”
biz aydın denince bunu anlıyor olacağız. bir kez bile halkı için dertlendiği görülmemiş “profesör”leri değil
İnsanca yaşama talepleriyle greve başlayan Migros depo işçilerine destek için Caferağa/Kadıköy Migros mağazası önünde basın açıklamamızı tamamladık.
Patronların varlıklarına varlık ekledikleri günlerde açlığa sefalete
mahkum değiliz diyen Migros Depo Işçilerinin yanındayız✊
Genel Başkanımız Erkan Baş’ın katılımıyla, direnişte olan Migros depo işçilerini Şekerpınar deposunda ziyaret ettik. İşverenin dayattığı yüzde 28’lik sefalet zammı işçiler tarafından kabul edilmiyor.
Depo işçileri, düşük ücrete, taşeronluğa ve güvencesizliğe karşı kararlılıkla direniyor. Talepler net: insanca ücret, güvenceli çalışma ve eşit haklar. İşveren talepleri resmi olarak kabul edene kadar direniş sürecek.
Türkiye İşçi Partisi olarak Migros depo işçilerinin yanındayız.
Sefalet dayatmasına karşı verilen bu mücadelenin takipçisiyiz.
Direniş Migros'a İyi Gelecek!
Venezuela bir başka ülkeye mi saldırdı, hayır; Venezuela'nın "terör örgütlerini desteklediği" mi iddia edildi, hayır; Venezuela'nın ve liderinin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığına ilişkin iddialar 3 ayrı CIA raporunda bile yalanlanıyor... Bunun adı açıkça ABD'nin terör devleti haline dönüşü... Kapitalizmin insanlığı sefalete, yok oluşa sürükleyen krizleri yeniden savaş diyor, burada Latin Amerika için Washington bir ayrıcalık da tanımlıyor...
Çürümüş Bir Şeyler Var
19 Mart kayyum darbesiyle halk iradesini yok sayanlara karşı mücadeleyi büyütüyoruz.
Onursuz, omurgasız siyasetle yolumuz yok!
Halkçı hikayesi, iddiası olanlarla…
Birlikte yönetecek, birlikte değiştireceğiz. ✊
Merhaba,
Hoş buldum!
Hapishanede veya dışarıda mücadele durmaksızın devam ediyor, edecek. Bize yapılan kötülük son bulacak, zulüm bitecek. Onurlu bir yaşamı hep birlikte var edeceğiz.
Haklıyız!
Biz Kazanacağız!
19 Mart, akpnin toplumun farklı kesimlerine yıllarca uyguladığı darbe pratiklerinin ulaştığı son noktadır. Açık, net, tartışmasız bir siyasi darbedir. Halkın seçme, seçilme, hürriyet hakkının gaspıdır.
Hep beraber direnmekten gayrı çözüm yolumuz yok!
Bir kız çocuğunun hayatının babası tarafından nasıl karartılmaya çalışıldığını onun sözlerinden dinleyelim: #BedriBaşaranTutuklansın
"Ben Sevgi, 23 yaşındayım. Şanlıurfa Viranşehirliyim. Kadın sığınma evinde kaldığım için telefon kullanmam yasak. Şu an online dersim olduğu için kullanabiliyorum telefonu. Babamla yıllardır görüşmüyoruz. Annemde kronik böbrek yetmezliği vardı. Babam anneme sen artık benim ihtiyaçlarımı karşılayamıyorsun deyip üstüne kuma getirdi. Kendisi zaten sürekli bize ve hastalığına rağmen anneme şiddet uygulayan biriydi.
Benim annem tek kızmış, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, zaten eğitim de görmemiş hiç. Korktuğu için sürekli susmuş, zaten kendisini koruyacak, savunacak kimsesi de yokmuş. Babam evlendikten sonra bize uyguladığı şiddet daha da arttı. Biz 11 kardeşiz, 8 Kız, 3 erkek şeklinde. Ben küçükken babam ablama şiddet uyguladı, üvey anneme hizmet etmedi diye kafasını kırdı, hastaneye götürdük, 8 tane dikiş atıldı kafasına. Hastanede ablamın darp raporu alınması engellendi, merdivenlerden düştü denildi, ablam da zaten korktuğu için konuşamadı. Babam sürekli bizi eve kitlerdi. Giyimimize karışır, bizi zorla örter, kapatır, okula göndermezdi. Maddi manevi bize asla katkısı olmadı, bizimle sürekli abimiz ilgilenirdi. Kendimiz 5 Kız ve bu abimiz yazları Karadeniz’e fındık toplamaya, Malatya”ya kayısıya gider, sezonluk işlerle kendi geçimimizi sürekli kendimiz sağlardık.
Ben üniversite sınavına gireceğim yıl babam beni zorla amcamın tarlasına çalışmaya gönderdi. Ben de vitiligo var, cilt hastalığı. Güneşte bu yüzden fazla kalmamam gerek. Babam bunu bile bile yaptı. Tüm gün tarlada çalışmak zorunda kaldım, cildim mahvoldu. Akşam eve döndüğümde ise babamın diğer karısı ve kızlarıyla piknikten döndüğünü gördüm. Buna dayanamadım… Annemde kronik böbrek yetmezliğinin yanısıra tansiyon, şeker, kemik erimesi gibi bir takım hastalıkları daha vardı, onun ilaç sepetini alıp intihara teşebbüs ettim. Ben kusmaya başladığımda bile gelip bir güzel beni dövdü, abimin beni hastaneye götürmesine engel oldu, bırakın ölsün dedi. Sonra araya halamlar girince beni yine özellikle örtüp hastaneye götürdüler.
Bu olaylardan sonra üniversite sınavım pek iyi geçmedi, o yaz yine fındığa gittik Karadeniz’e çalışmaya, ordan kazandığım parayla dershaneye gitmek istedim, babam karşı çıktı. Bu arada bu olay ve 2018 yılında gerçekleşti. Babamı dinlemeyip kaydımı yaptım, kaçak göçek gitmeye çalıştım sürekli. Birgün sabah bana “ben sana okula gitmeyeceksin demedim mi” dedi bir güzel yine dövdü beni. Sonra işe gitti, daha doğrusu gittiğini zannettim kalkıp yine gitmek istedim. Peşimden arabayla geldi, çağırdı bin dedi. Beni yine dövüp eve kitleyecekti. Kaçmaya çalıştım, kasten peşinden gelip bana çarptı. Fotoda gözüktüğü gibi kafama dikişler atıldı, kaşım gözüm morardı, hastaneye gittik darp raporu alınmam engellendi, bunu engelleyen AKP'li amcamdı...
Beni annemi öldürmekle tehdit etti, şikayetçi olamadım ki kendisinin silahı var, sürekli onu beline takıp bizim eve gelip tehdit ederdi. Korktuğum için şikayetçi olmadım ve bir dosya daha kapanmış oldu. 3 bin TL'lik ceza aldığını bir hafta içinde öğrendim. Bu olaylardan sonra sosyal hizmetler beni denetlemeye karar verdiler. Babam sırf bundan dolayı korkudan beni üniversiteye göndermek zorunda kaldı. Bu arada babamın bana çarptığı aracı annemin yüksek oranda engelli raporu vardı hastalıklarından dolayı, o belgeyle indirimli şekilde alınmış bir araç. Bunun için zamanında annemi dövüp zorla imza attırmaya götürdü. Anneme sürekli hemşireleri burana şurana ne oldu teyze? Neden mor? Diye sorduğunda annem taşa duvara çarptı demek zorundaydı.
Annemi pandemide kaybettik... Ve aracın tapusunu alabilmek için babam bizden zorla imza almaya çalıştı anneme yaptığı gibi. Ben dayanamadım konuştum, beni darp etti o gün, boğmaya çalıştı. Kadese bastım, polisi aradım zorla. Sonrası malum, aylardır kadın sığınmada kalıyoruz. Urfa’da can güvenliği riskimiz olduğu için nakil yoluyla farklı bir şehre geldik. Burda düzen kurmaya başladık, ablalarımla çalışmaya başladık 5 kız. Birgün iş çıkışı babamızı gördük, meğer bizi arıyormuş. Kendisi zaten aşiret mensubu, elinde silahı peşimizi bırakmıyor. Şu an bizim aşirette namusunu kirletmiş, kaçmış o**rspu kadın rölündeyiz ve bizi öldürmeden peşimizi bırakmayacak. Benim tek amacım annemin sesi olmak, o caniye yıllardır anneme, ablamlarıma ve bana yaşattıklarının cezasını çektirmek ve hala korkan, susan binlerce kadına ses olmak, ilham olmak…"
Ankara Kızılay'da Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmaları kapsamında Kemal Kılıçdaroğlu için oy isteyen partililerimize polis saldırı gerçekleştirdi.
Seçim çalışmalarımızı baltalamaya çalışan, Kolluk güçlerinin saldırısı sonrası, Ankara İl Binamız önünde basın açıklamamızı yaptık.
İYİ Parti ve diğerleri can sipare MHP'yi kolluyor şu an. Çünkü son çıkacak vekil birkaç bin geride olan TİP olacak.
İyi Partililerin köpürttüğü stratejik oy / taktiksel oy safsatası yetmedi, kazanacağımız vekili de engelliyorlar.
Şırnak, Cizre, Nusaybin gibi Kürt halkının Kılıçdaroğlu’na yüksek oy verdiği yerlerde 3 gündür saldırı var.
Halkı ikinci turda sandıktan uzak tutmak için saldırıyorlar.
Sadece oy tercihleri nedeniyle polis şiddet uyguluyor, gaza boğuyor.