Arkadaşlar, halkımızın ve yöneticilerimizin pek faketmediği bir gerçeği tekrar hatırlatmak istiyorum. Çoğumuz bugün deprem deyince Şubatta olan depremlerin sırtımıza yıktığı sorunları düşünüyoruz. Halbuki o depremler daha yeni oldu, zararlarını yeni görüyoruz. Daha önce yoktu ki! Gerçek olan bir deprem ülkesi olduğumuz. Biz ona çare arıyoruz. Bugün yıkılan yerleri tekrar yapmak, halkımızı aç susuz bırakmamak çare değil. Ülkemizi deprem dirençli bir ülke haline getirmediğiniz sürece er veya geç daha güçlü afetlerle karşıaşacağız ve çok sayıda canımızı kaybedeceğiz. KARŞIMIZA LÜTFEN DEPREMDE YIKILAN EVLERİ YENİLEYECEĞİZ, SİZİ AÇ SUSUZ BIRAKMAYACAĞIZ EDEBİYATI İLE ÇIKMAYIN. Asıl sorun o değil, tabii ki onu yapacaksınız. Önemli olan deprem gelmeden önce kentlerimizi deprem dirençli yapmak. Benim cefakar halkım siyasilerden bunu talep etmelidir, sevgiyle
Freud'un bir anlatısına göre genç bir insanın hayatını mahveden üç şey vardır: duygusallık, farkındalık ve fazla düşünmek. Yüksek bir bilinç düzeyi, en büyük cehennemdir. Bunu, anksiyete nöbetlerinin tam ortasında anlarsın.
“gönül yorgunluğu ne biliyor musun? gökte yıldızın kalmıyor. gölgen bir yere sığmıyor. içindeki şarkı içinde boğuluyor. penceren sokağa bakmıyor.”
| Şükrü erbaş
"Gitti, gelmedi ve bir gün dedim ki, annemi bir daha göremeyeceğim. O zaman ölümün farkına vardım. Annen yok, kimsen yok.”
İyi ki doğdun anneciğim ❤️
Yaşasaydın birlikte nice yıllarımız olmasını dilerdik 😥