Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Hayatım elimden alınmak isteniyor, intihara sürükleniyorum.
CHP Operasyonu bitince sıra 19 Mart davalarına gelecek, incelenmesi gereken dosyalar incelenmediği gibi hala daha dosyalarımıza Terör savcıları bakıyor. Siyasi partiler fotoğraf çekinip eylem alanlarından defolup giderken bizler Türk milleti için gençliğimizi feda ettik.
İşte tam bu yüzden bu ülke'de bir esir olarak tutuluyorum, 2 tane yurtdışı çıkış yasağım ile hafta'da 2 kere imza vermek zorunda kaldığım adli kontrolüm var. Ve bu cezaların zemini dahil baştan sona bir hukuksuzluklar zinciridir.
Benim 6 gün sonra okul için Camebridge'de olmam gerekiyor ama ben burada muhalif olmamın bedelini ödüyorum.
Psikolojik olarak hiç iyi durumda değilim neredeyse 1.5 yılı bulmak üzere olan ve sayısız defa gözaltına alınıp defalarca kez ifade verdiğim hatta tutuklandığım bir sürecin içindeyim nedeni ise tamamen muhalif bir Türk olmam. Telefonum dahi şuan savcılığın elinde.
Yargı yolları ile intihara sürüklendiğimi duyurmak isterim.
Kültürel hegemonyayı oluşturamadıkları için neden rahatsız olduklarını anladınız mı? Bu kadar yıllık iktidarlık dönemine rağmen hala ideolojik olarak onlarla hiç örtüşmeyen işler kurup sizin üzerinizden para kazanmak zorundalar...