Kabile içgüdülerinin modern toplumlarda hâlâ belirleyici olduğunu savunan özgün bir kültürel psikoloji çalışması.
Michael Morris, bu içgüdülerin çatışma yerine dayanışmayı güçlendirecek biçimde yeniden yönlendirilebileceğini söylüyor.
@domingoKITAP
https://t.co/9TPn2V4qse
Gretta Riordan’ın kocası Robert, her sabah yaptığı gibi gazete almak için evden çıkar. Fakat bu kez geri dönmez.
1976 yazında Londra kavrulurken Robert’ın kayboluşu, yıllardır birbirinden uzak düşmüş üç çocuğu yeniden aynı çatı altında toplar: evliliğinin çatlaklarıyla boğuşan Michael Francis, kendi seçimlerinin içinde sıkışıp kalmış Monica ve ailesinden kaçmak için kıta değiştiren Aoife.
Ama bu evde kayıp olan yalnızca Robert değildir. Kurulmamış cümleler, ertelenmiş yüzleşmeler, yıllardır üstü örtülen sırlar da sıcakla birlikte gün yüzüne çıkacaktır.
Women’s Prize sahibi Maggie O’Farrell’dan; aile, hafıza, kırgınlık ve en yakınlarımızdan sakladığımız hakikatler üzerine zarafetle yazılmış bir roman.
“Cehennem Sıcakları için Talimatlar”, Özlem Yüksel çevirisiyle tüm kitapçılarda!
Michael Morris’in kabileciliğin modern yaşam üzerindeki etkisi üzerine kaleme aldığı kitabı Kabile: Bizi Ayıran Kültürel İçgüdüler Bir Araya Gelmemizi de Sağlayabilir mi?, Ramazan Kılınç’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı. https://t.co/0b0LLz70QT (@domingoKITAP)
David Robson'a göre hayatınızı değiştirebilecek 10 güçlü tavsiye
1. Beklentilerini değiştir, sonuçların da değişmeye başlasın.
Zihnin, çoğu zaman beklediğin yöne doğru çalışır.
2. "Yapamam" yerine "Deneyebilirim" demeyi alışkanlık hâline getir.
Kullandığın dil, davranışlarını şekillendirir.
3. Stresi her zaman düşman olarak görme.
Onu gelişim ve performans için bir hazırlık sinyali olarak yorumlamayı öğren.
4. Kendin hakkında kurduğun hik��yelere dikkat et.
Kimliğin, tekrar ettiğin düşüncelerle inşa edilir.
5. Başkalarından beklediğin şeyleri yükselt.
İnsanlar, kendilerine duyulan güvene çoğu zaman olumlu karşılık verir.
6. Olumsuz etiketlerin seni tanımlamasına izin verme.
Geçmişin değil, bugünkü seçimlerin geleceğini belirler.
7. Küçük başarıları küçümseme.
Her küçük ilerleme, daha büyük başarılara olan inancı güçlendirir.
8. İyileşme sürecinde zihninin gücünü hafife alma.
Olumlu beklentiler, sağlıklı alışkanlıklarla birleştiğinde güçlü etkiler oluşturabilir.
9. Öğrenebileceğine inan.
Gelişime açık bir bakış açısı, öğrenme kapasiteni artırır.
10. Her güne doğru bir beklentiyle başla.
Çünkü çoğu zaman hayatı değiştiren şey, ilk önce bakış açının değişmesidir.
En güçlü ders:
"Hayatını değiştiren yalnızca gerçekler değildir; o gerçekleri nasıl beklediğin ve nasıl yorumladığın da geleceğini şekillendirir."
Beklenti Etkisi
Sunday Times Yılın Kitabı Seçkini
David Robson
@domingoKITAP
Neden başkalarına değil de bizden olana güveniyoruz?
Kabilecilik çağımızın en kullanışlı suçlularından biri. Kutuplaşma, öfke, ayrışma, dışlama… Hepsi onun hanesine yazılıyor.
Peki ya kabilecilik insanlığın problemi değil de süper gücüyse?
Kültürel psikoloji uzmanı Michael Morris, “Kabile”de insanlığın en yanlış anlaşılmış içgüdüsünü yeniden ele alıyor. Kabile güdülerimiz yalnızca bizi bölen bir refleks değil; ortak anlamlar kurmamızı, birlikte hareket etmemizi, değişmemizi ve kültürü kuşaktan kuşağa taşımamızı sağlayan eski bir güç.
Bizi ayırdığını sandığımız şey, doğru anlaşıldığında bizi yeniden bir araya getirebilir mi?
“Kabile”, Ramazan Kılınç çevirisiyle tüm kitapçılarda!
Oliver Sacks 9 Temmuz 1933'te dünyaya geldi...(ö.2015)
Gazeteci-yazar Lawrence Weschler, Oliver Sacks��la vakit geçirmeye, 80’lerin başlarında yeni işvereni The Times için bu nörologla ilgili bir profil yazısı hazırlamaya giriştiğinde başladı. Dr. Sacks yaklaşık on yıl öncesinde, Bronx’taki bir hastane koğuşunda yatan katatonik hastalarının hayata mucizevi ama aynı zamanda sorunlu dönüşlerini anlatan başyapıtı Uyanışlar’ı yayımlamıştı. Ama kitap çok duyulmamıştı ve Dr. Sacks hâlâ pek tanınmıyordu. İkili, izleyen dört yıl boyunca, Oliver Sacks’ın kişisel nedenleri öne sürerek profil yazısını bırakmasını rica etmesine kadar birlikte çalıştı. İşbirliği sonlansa da Dr. Sacks ve Weschler sonraki otuz yıl boyunca yakın arkadaş kaldılar ve derken, Oliver Sacks ölüm döşeğindeyken Weschler’dan projeyi tekrar ele almasını istedi.
Bu kitap, o talebin sonucu.
Lawrence Weschler, Ya Siz Nasılsınız, Dr. Sacks?’ta kendini Don Kişot’un Sanço’su rolüne sokarak dâhi nöroloğun müthiş sofra sohbetleri ve muazzam kişiliğini capcanlı bir anlatıya yansıtıyor. Sacks’ın kürek çekmesini, söylenmelerini ve derinlemesine önemseyişini, Karısını Şapka Sanan Adam’ı oluşturan denemeleri yazışını, uyuşturucu yüklü, çalkantılı gençliğini, hastalarına yardım edişini ve dostlarını çileden çıkarışını, bireyin ruhunun özgünlüğü meselesini ele almayı başaramayan tıp ve bilim dünyasına karşı büyük endişesini ve sonucundaki fikir savaşını izliyoruz. Ve tüm bu anlar boyunca, onu çağının en büyük hatiplerinden biri yapan müthiş, müstehcen, gülünç ve derin konuşmalar çağlıyor.
Karşınızda bütün çalışmaları, her hastasına özenle sorduğu “Nasılsınız?” sorusunun etrafında gelişmiş romantik bir bilim insanının, kendi deyişiyle bir “klinik ontolojist”in nihai portresi: Ya Siz Nasılsınız, Dr. Sacks?
@domingoKITAP
#Sacks #OliverSacks
"İnsan ruhunun en derin hallerini sayfalara nakşeden bir eser... 'Kum Günleri' umutsuzluğun ortasında umudu aramak. Bu görsel şöleni bizlerle buluşturan Domingo Yayınları'na sonsuz teşekkürler. Her sayfası ayrı bir duygu. 🙏"
@domingoKITAP
Dünyada olan her şeyden sen sorumlu değilsin. Evet, bütün hayatlar iç içe geçmiş durumda ve bazen çarpışıp birbirimizi farklı yönlere doğru savuruyoruz. Ama hayat böyle bir şey. Yalnızca sana özgü değil bu. Hepimiz kendi seçimlerimizi yaşıyoruz.
Sayfa 193
Soğuk Savaş sonrasında, tarihin liberal demokrasi lehine sonuçlanacağı tezi çöktü.
Hobbes’un ❛Leviathan❜ını bugünün krizleri bağlamında okuyan John Gray’e göre, Sovyetler’in dağılması sanıldığı gibi liberalizmin zaferi değil, çözülüşüydü.
@domingoKITAP
https://t.co/zxWYq6gVGl
Mac Barnett ve Shawn Harris’in çocuklara bugüne kadar okudukları kitaplardan farklı olarak gelecekten gelen bir macera anlattıkları eserleri Gelecekten Gelen Kitap, Ümit Mutlu’nun çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı. https://t.co/qNNxIAjrkt (@domingoKITAP)
Beni konuk eden Akademi TV1’e ve sevgili @mervesinema’ya çok teşekkür ederim. Hem çevirmenliği hem de @vanjchan’in yazdığı, @domingoKITAP’tan çıkan Kopardığımız Fırtına’nın çeviri deneyimini konuştuk. Uzakdoğu edebiyatı, göçmen yazarların gözünden uzakdoğunun tarihine ve kültürüne bakmak bambaşka. Malezya’nın Japon işgali altındaki dönemini zihinlere kazıyacak bir roman bu. Keyifle izlemeniz dileğiyle.
https://t.co/I2CuhbdKE7
Gazap Üzümleri'nden bu yana, Toz Çanağı’nı ilk kez bu kadar yakından, bu kadar çarpıcı ve bu kadar insani görüyoruz.
Büyük Buhran’ın yaraları henüz sarılamamışken toprak göğe karışıyor, gündüz kararıyor, nefes almak bile hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.
22 yaşındaki foto muhabir John Clark’ın görevi, kuraklık ve toz fırtınalarıyla yaşamı altüst olan çiftçi ailelerin hikâyesini belgelemek, görünmez felaketi görünür kılmak.
Tanıklık etmek yardım etmek midir, yoksa başkasının acısına bakmanın alternatif bir yolu mu?
Aimée de Jongh’un Steinbeck’e selam çakarak fotoğrafın, vicdanın ve hayatta kalma direncinin izini sürdüğü bol ödüllü grafik romanı Kum Günleri Birsel Uzma çevirisiyle tüm kitapçılarda!
Otuz yıl önce, Kurt Dişi denilen tepede yaşanan bir gece her şeyi değiştirir. İki genç kadın öldürülmüş, bir diğeri ölümün kıyısından dönmüştür.
O gece hayatta kalan Lucia, yıllar sonra kızı Amanda’yı Milano’ya okumaya gönderirken onun gözlerindeki parıltıyı görmenin mutluluğunu yaşar. Ta ki Amanda ansızın eve dönene dek.
Ağzını bıçak açmaz, odasından çıkmaz, her saniye tedirgindir. Lucia kızına ulaşabilmek için, uzun zamandır kilitli tuttuğu geçmişinin kapısını aralamak zorundadır.
Geri Verilen Kız ile dünya çapında başarı yakalayan Donatella Di Pietrantonio’nun bir kez daha aidiyet ve kırılganlığın derinliklerine indiği romanı @erenyücesancendey Kırılgan Çağ, Eren Yücesan Cendey çevirisiyle tüm kitapçılarda!
Bizi biz yapan nedir? Geçmişimiz mi? Ailemiz, yaşadığımız yer, aldığımız eğitim ya da yaptığımız işler mi? Yoksa bütün bunların ardında sessizce çalışan beynimiz mi?
Peki ya beynimizde meydana gelen küçük bir değişim, bizi biz yapan şeyleri elimizden alırsa?
Oxfordlu nörolog Masud Husain, yedi çarpıcı hasta hikâyesi üzerinden kimlik inşasının sandığımızdan çok daha kırılgan olduğunu gösteriyor. Kelimeleri tükenen bir adam, bedeninin bir parçasıyla bağını yitiren bir kadın, var olmayan şeyler gören bir otobüs şoförü…
2025 Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülüne uzanan bu etkileyici kitap; nörolojinin sınırlarından hareketle, benlik, kendilik, aidiyet, hafıza ve kimlik inşası üzerine büyüleyici sorular soruyor. Beni Ben Yapan, Zeynep Arık Tozar çevirisiyle tüm kitapçılarda.
John Gray, Yeni Leviathanlar’da, Hobbes’un klasikleşmiş eserinin yeni bir okumasını yapıp günümüz dünyasına bakıyor @domingoKITAP
https://t.co/X4vFLj2tRs
Zorla askere götürülen Alyoşa ile sevgilisinden kaçan Helene’in bir trende kesişen yollarını ve birbirlerine suç ortağı olma süreçlerini anlatıyor. Yolculuk temalı romanları ve sürükleyici kaçış hikayelerini sevenler şans vermeli!
İnsanlığın aklı galip gelecekti. Savaşlar azalacak, tiranlıklar geride kalacak, dünya daha özgür bir yer olacaktı.
Olmadı.
Tam dört yüz yıl önce Thomas Hobbes, insanları birbirlerine karşı yürüttükleri savaştan kurtaracak bir toplum sözleşmesi öne sürmüştü.
John Gray, bu fikri yeniden ele alıyor ve o rahatsız edici soruyu yeniden gündeme getiriyor: İnsan doğası değişir mi?
Sarsıcı ve ufuk açıcı gözlemlerle örülü, hem geçmişin hem bugünün yanılgıları üzerine çarpıcı bir düşünce yolculuğu, “Yeni Leviathanlar”, Nur Küçük çevirisiyle Domingo'da.