Ferhan şensoy’un yılmaz erdoğan’ı tiyatrosuna almamasını da cem yılmaz’a kavuğu vermemesini de okan bayülgen’i adamdan saymamasını da bugünlerde iyice idrak ediyoruz.
Üniversitelerde direnişi ve boykotları konuşuyoruz! ✊ Büyük Üniversite Forumu'nda bir araya geliyoruz.
📅 6 Nisan 2025, Pazar
⏰ 11:00 - 17:00
📍 Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi
Bandista şarkılarıyla aramızda olacak! Bütün üniversitelileri dayanışmaya çağırıyoruz!
Yazmayayım, ailelerin moralini bozmayayım diyorum ama yazacağım, olmaz çünkü böyle:
1- Metris’te vezne kapalı. Maddi destek ağımız var ama çocuklara para gönderemiyoruz. Tatil sonrası açılacak diyorlar.
Çocuklar günde 1 öğün kahvaltıyla -1 yumurta 1 ekmek- duruyorlar (o da gece veriliyor).
2- Hem Silivri’de hem Metris’te kantinlerin kapalı olması sorunu var. Sağolsun Chp’li vekillerimiz uğraşıyor ama sorun devam ediyor özellikle Silivri’de. Vekiller cezaevini ziyarete geldiğinde açıyorlar veya ara ara kısa süreli açıyorlar fakat açtıklarından kimsenin haberi olmuyor. Kimi zaman da kantin açılıyor ama personel olmuyor.
Dolayısıyla çocukların suyu bile azalmış durumda şu anda. Cezaevi tarafından verilen yemekle yetiniyorlar. İç çamaşırı vs alamıyorlar. Günlerdir aynı kıyafetlerle duruyorlar. Hijyen sorunu had safhada.
3- 5 arkadaşımız cinayet hükümlüleriyle aynı koğuşta kalıyor. Koğuşta 57 kişiler. Mahkumlar baskı uyguluyor. Gece başımıza bir şey gelir diye tuvalete gidemiyoruz, diyorlar. Arkadaşlarının olduğu koğuşta yerde yatmaya bile razılar.
4- Sınavları var, en çok ona endişe ediyorlar. Bir yandan meslektaşlarım çocuklara sınav notu toplamaya çalışıyor.
Kitap bile almıyorlar içeri, kitapları yok.
Bu çocukları haksız yere bayram vakti oraya hapsettiniz, bari insanca yaşam koşulları sunun. Bütün bunlar “kötü muamele” kapsamına girer. Sizler şeker yiyip bayramlaşırken -kabul etmeseniz de- bu pırıl pırıl gençler aç susuz, korku ve endişe içinde, dört duvar arasında nefes almaya çalışıyor.
Hukuk kuralları dururken vebal, günah, vicdan gibi kavramlardan bahsetmeyi hep zul saydım. Ama artık bu kavramlarla konuşuyoruz. Ayıptır, günahtır! Vebali büyüktür!
Az önce Erdoğan'ın "İsrail ile ticareti kestik" açıklamasına denk geldim. Hemen kontrol ettim. Kesmemişiz. Tam olarak Erdoğan konuşma yaptığı esnada Türkiye-İsrail arasında gemiler yük taşımaya devam ediyor. Örneğin, Ayyıldız ve Türkon İstanbul adlı gemiler şu an seyir halinde.
ben öğrendim, size de anlatayım.
burada büyük etki yaratan bazı haberlerimin, medyada (özellikle bağımsız ve özgür olduğunu iddia eden haber sitelerinde) yer bulmamasını anlamlandırmakta zorlanıyordum. haber müdürü bir arkadaşıma sordum. gazetecilik tarzıma dair eleştirilere hazırdım. aksine, gazetecilik açısından çok değerli işler çıkardığımı, haberlerimin muhabirler, editörler, kurullar nezdinde de çok etkili olduğunu, ancak "tamamen duygusal" nedenlerle yayınlanmadığını söyledi. nasıl oluyormuş, anlatayım.
bir otosansür mekanizmasından bahsetti. yeni kanun düzenlemesiyle birlikte, belli sayıda çalışanı olan ve bazı diğer koşulları sağlayan internet haber siteleri de basın ilan kurumundan ilan (yani para) alabiliyor ve bu onlar için ciddi bir gelir kapısına dönüşüyor. fakat yayınlanan bir habere terörle mücadele kanunu kapsamında dava açılırsa bu para kesiliyor. bakın, dava sonuçlanınca bile değil, dava açılması yetiyor. isterse karar beraat olsun! muhabire dava açılırsa da hemen işten kovulması şart koşuluyor. hâl böyle olunca, haber siteleri risk almaktan kaçıyor.
yani; bir telefon talimatıyla herkese ve her habere terör suçu kapsamında dava açabilen yargı sistemimiz nedeniyle birçok yayın kuruluşu otosansür uyguluyor. tehlikeli sulara girmiyor.
diğer bir deyişle, iktidar, devlet eliyle, haber sitelerine düzenli ödeme yapıyor ama uslu durmazsanız parayı keserim diyor. birçok haber sitesi de bu paradan vazgeçerse ayakta kalmakta zorlanıyor.
memlekette bağımsız ve özgür habercilik zaten zor da, meğer sansürün böyle pek görünür olmayan mekanizmaları da varmış.
Turuncu Koltuk'ta yeni yazı: İnsanlığın Bitmek Bilmeyen Kibiri. Aldığı tüm darbelere rağmen törpülenmeyen kibirimiz. Yeryüzündeki cehennemin öncülerinden biri. Kibir yerine gururdan beslenen bir dünyanın hayali. https://t.co/2jUJDjIXXv
NEW: an ideological divide is emerging between young men and women in many countries around the world.
I think this one of the most important social trends unfolding today, and provides the answer to several puzzles.
Turuncu Koltuk'ta yeni inceleme: Interface (Arayüz, film). Ölümsüzlüğün anlamsızlığı, anıların önemi, hayata tat katan küçük yaramazlıklar, Tanrı – irade – özgürlük açmazı, organik hayatın karşısına dikilen endüstriyel yapılar... https://t.co/ICZXcfObZL
Kadınlar erkeğin soyadını almak zorunda kalmayacak.
Türk Medeni Kanunu'nun "evlenen kadının kocasının soyadını alacağı" hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin kararı 28 Ocak'ta yürürlüğe giriyor.
Turuncu Koltuk'ta yeni öykü: Su Yükseliyor. Yavaş yavaş batan bir geminin alt katlarında kaybolmak. Yükselen sularla birlikte geride bırakılan geçmiş. Oyuncusuz sahne, insansız bir bar, suda yüzen bedenler, defterler ve bir piyano. Ölüm mü hayat mı? https://t.co/t9qttxF7pp
israil filistin'in elektriğini kesiyor, zorlu holding israil'in elektriğini üretiyor. bu hizmeti nedeniyle israil devletinden ödül aldı. ve hâlâ devam ediyor. haliyle gençler holdingi protesto ediyor. polis gözaltına alıyor. çünkü sözde filistin'i gerçekte israil'i destekliyoruz.
Turuncu Koltuk'ta yeni yazı: Vedaların Yükleri. Ömrünü tüketen arkadaşlıklar, biten sevdalar, dünya koşulları yüzünden ayrı düşülen insanlar. Ve vedaların en kesini: Ölüm. Vedaların acısından bir kaçış yok mu?
https://t.co/uOLelwxnr2
erdoğan ailesi milleti gazze mitingine çağırıyor kendileri ise gazze bombalanırken israil limanlarında ticaret yapıyor. ispatladım. doğrulandı. resmi kaynaklarımdan biri istanbul ticaret odası bilgi bankası idi. bakıma alındı. mitinge kadar kapalı.
https://t.co/Bh2G1LA0L1
ismail kılıçarslan'ın bugünkü köşe yazısından.. delil yok diyor ya delli alıntıladım, öncelikle bunu söyleyeyim. gazze duyarlılığı olan biri bu delili nasıl görmezden gelebilir? şimdi onu anlatayım. doğrudan kendisine sesleneyim.
açık konuşalım ismail, edeceğin sözlerin yazacağın sözcüklerin sınırları var çünkü parayla bağlamışlar seni. adın gibi bildiğin bu ticareti eleştirirsen bu gazeteden kovulursun, belediyelerden mamalanamazsın. buz gibi bir gerçek bu. filistin davan da buraya kadar işte.
benim yaptığım şey, sosyal medya kampanyası değil, haber. açık ve resmi kaynaklarla paylaştığım haberler. etkisi de bu yüzden. onlarca güdümlü gazeteci, binlerce trol, milyonlarca bütçe ve limitsiz devlet olanaklarıyla baş edemediğiniz şey ne biliyor musun? gerçek. sadece gerçek.
israil'i protesto için zeki demirkubuz filmlerini boykot (ne alakası varsa) kampanyası başlatmış adamsın. milyonluk ticareti örtmeye çalışan da sensin. böyle filistin dostu olabilir misin ismail? beni falan zaten geç de, okurlarını bu kadar aptal yerine koyabilir misin?
bir gece katliam görüntülerine bakıp elimizden hiçbir şey gelmemesinin acısını yaşarken "gazze için gerçekten ne yapabiliriz" diye düşündüm ve bu kirli ticareti araştırmaya başladım. içinde bulunduğum koşullarda gazze için yapabileceğim buydu, en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.
biliyorsun ama kabullenemiyorsun çünkü sen artık sen değilsin ismail. kurulduğun konforlu yaşamdan vazgeçemezsin ama gazze'den vazgeçersin.
koyduğu fotoğraf yeni değil, kasım sonunda paylaşılmış. gemi sevkiyatlarıyla ilgisi yok, karayoluyla getirilmiş. türkiye ile de ilgisi yok. ürdün sınırında yakalanmış. orijinal haberleri paylaşıyorum.
ama haber doğru. nasıl beceriyorlarsa doğru haberi bile doğru veremiyorlar. evet, israil polisi türkiye'den gelen bir konteyner içindeki nakış makinesine gizlenmiş silah aparatları bulduğunu açıkladı.
bunlar ne yapıyor? katliam başladığından beri israil'e gönderilen 450 gemiyi ve 4,5 milyon ton sevkiyatı böyle aklamaya çalışıyorlar.
israil askerine tedarikçilik yaptık. yiyeceğini giyeceğini biz gönderiyoruz. düzenli yakıt sevkediyoruz. çelik tedarikçisi biziz. elektriğini biz üretiyoruz. ama neymiş? aslında bütün bunlar böyle gizli bir operasyon içinmiş.
bunu yiyen olur mu bilmiyorum ama şunu görüyorum, filistin'i hepten boşverip her fırsatta israil ile ticareti savunur hale geldiler. hiç utanmadan.
Turuncu Koltuk'ta yeni öykü: Pinokyo'nun İkilemi. Sadece arzuyu arzulayabilmek nasıl bir ikilemdir? Hissedemedikleri yüzünden kapana sıkışan Pinokyo’nun isyan dışında bir çaresi var mı? Pinokyo ve Gepeto’ya farklı bir bakış. https://t.co/SgvIeYm5Wk
Turuncu Koltuk'ta yeni yazı: Sıra Öfkenin. Sevginin ağıtıdır öfke, arzunun gizli ilanıdır. Kine dönüşmeyen öfke benliğimizi kurar. İnsanın bazen de kendini öfkesine bırakması gerekir. Şimdi, sıra öfkenin. https://t.co/5stwwSYbQF