Bir Türk olarak Selahattin Demirtaş'ı sevdiğim için hakaret edip takipten çıkıyorlar.
O ırkçı haysiyetsizlere sesleniyorum!
S.....tirin Gidin!
Selahattin Demirtaş Türk - Kürt fark etmez, ezilen hakkı yenen herkesin ağabeyidir!
DEMOKRASİ ŞARTLI OLMAZ
Demokrasinin sıfatı olmaz. Özgürlüğün istisnası olmaz. Hukukun sahibi olmaz. Bunlar ya herkes içindir ya da hiç kimse için değildir.
Mitroviça’nın nüfusu 65.700
Priştina’nin nüfusu 227.500
Pinjan’ın nüfusu 55.000
Hepsini toplasan Diyarbakır nüfusunun çeyreği etmiyor ama Kosova’da Türkçe anadil olunca sevinçten deliriyorlar, Diyarbakır’da Kürtçe tabela asılınca histeri krizi geçiriyorlar.
Bunlar ruh hastası.
😀😀😀😀Senden nasıl korkmasınlar? Bu dile değil iktidar devletin hiç bir kurumu hazır değil. Bu zekaya değil rakiplerin, dünyanın karar alıcıları hazır değil. Seni karşıma çıkaran Rab'bime şükürler olsun.
Erişim engelli koşuda ipi göğüsleyen meslektaşımızın yeni hesabını takip edebilirsiniz :) Ne olur ne olmaz, bu hesap da kapatılmasın diye Ali Ergn Dmrhn diye yazayım ben de :)👇@Aliergindemrhan
✍️ Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen yazdı:
🔴 Utanıyorum
📌 AB raporunu okurken utanç duydum. Türkiye ile ilgili böyle bir raporun yazılmış olmasında utanç duydum. Türkiye’yi bu noktaya getirenlerle, zulmedenlerle aynı ülkede yaşadığım için, aynı vatandaşlığı paylaştığım için utanç duydum. Hukuka aykırılıkları AİHM ya da AYM tarafından saptanmış yargı kararlarıyla yıllardır özgürlüklerinden yoksun bırakılan insanlar için utanç duydum. Bütün bu adaletsizlikler karşısında yeterli ve etkili olamamanın verdiği çaresizlik nedeniyle utanç duydum
https://t.co/H4QZlYvuNM
@RizaTurmen
Rojin'in hukukunu aramak artık bizlere emanet edilmiştir.
Baba Nizamettin bey ile yaptığımız görüşme sonucunda ailenin avukatlığını üstlendik.
Bu çerçevede Diyarbakır Barosundaki meslektaşlarımız ile birlikte koordineli bir şekilde çalışacağız.
Özellikle Van'da yaşayan halkımıza sesleniyorum;
An itibari ile Van'da olay hakkında kim ne biliyorsa hiç kimseden çekinmeden bizlere müracaat etsin.
Rojin ve ailesi asla yalnız değildir.
Türkiye özelinde Kürt sorunu dünyanın en karmaşık sosyolojik denklemlerinden biri. Ulukaya ise bu konuda yazılacak en iyi makaleden bile daha iyi bir örnek. Tekdüze yirminci yüzyıl milliyetçiliği yada temelsiz sosyalist argümanlarla bu denklemi çözmek mümkün değil.
Türkiye devleti ve cumhurbaşkanının Amerikalı bu Kürt dolar milyarderine ihtiyaç duymaları ihtimali onun bu devlete ve liderine ihtiyaç duyması ihtimalinden çok daha fazla. Kürtlerin kaderini değiştirebilecek meblağda bir parayı Amerika’dan getirip stadı Saraçoğlu’nun adını taşıyan bir futbol kulübüne bağışlaması da cabası.
Ulukaya’nın okyanusun öte yakasından cebinden para harcayarak yaptığı gönüllü entegrasyonunu klasik etnik sorun teorileri açıklayamıyor.
Örnekler havuzu büyütülebilir. Hiç Kürtçe konuşmayan diaspora milliyetçilerinden, Diyarbakır’da demokratik özerklik ilan ettikleri yıl Ankara’da kooperatife giren milletvekillerine kadar tüm örnekler bu sorunun baştan konuşulması ve özellikle diğer parçalardaki Kürtler için engel teşkil etmesinin önlenmesi gerektiğini işaret ediyor.
“Oysa Hamdi Ulukaya isterse hiç para harcamadan, Kürtleri 365 gün ABD’nin gündemi yapabilir. Amerika’da her evin her buzdolabına giren şirketi isterse Washington-Ankara ya da Washington-Şam ilişkilerinde ön koşulları belirleyebilir. Abartmıyorum, Erdoğan’ın Trump ile yapacağı her görüşmede isterse söz sahibi olabilir. Türkiye’ye geliş gidişlerinde de hiçbir sorun ile karşılaşmaz. “ (Ceng Sağnıç)
Ceng Sağnıç, Dünyayı iyi okuduğuna inandığım gençlerimizdendir. Bazılarına katılmasam da bu yaşta yaptığı analizleri takdir ediyorum. Dünya meselelerini anlamak için Çok emek vermiş çok çalışmış ve çok kafa yormuş besbelli.
Ama Hamdi Ulukaya için yaptığı bu yoruma katılmak zor.
Kürtler’in sermaye alanında güçlenmesi elbette son derece önemli. Ama öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, milli meseleler sermaye filan dinlemiyor.
Kürtler’in genel olarak yoksul bir halk olması, türlü türlü siyasi istismarı besliyor olabilir, zenginleşme bu istismarın önüne geçmenin bir sigortası da olabilir bir ölçüde; ama tek başına sermaye; Kürt meselesinin, yüzyıllara dayanan bir mesele olması itibariyle, Devletlerin ve süper güçlerin bölgesel ve küresel stratejilerinin belirleyeni değil.
Tersinden okunursa, Hamdi Ulukaya , Sağnıç’ın düşündüğü gibi Kürtler’i dünya gündemine taşıma gibi bir misyon üstlense, çok sürmez, dünya müflisler listesine de girebilir.
‘Kürtler’i gündeme Taşıma misyonu, bunu yapmaya niyetli işadamı ne kadar zengin olursa olsun tehlikeleri bol bir misyondur.
Kaldı ki bir Hamdi Ulukayaları bile yokken, dünya gündemine yeteri kadar taşınmadıklarını kim iddia edebilir?
Kürtler yeni Irak’ın ve bir ölçüde Suriye’de yeni düzeninin inşasında ABD ve Batı’nın en vazgeçilmez müttefiği değil miydiler?
Onbinlercesi bu ittifak ve ulusal beklentiler uğruna canını feda etmedi mi?
Belli bir seviyeye geldikten sonra bir şekilde durdurulan ve iflas ettirilen Kürt işadamlarının hikayelerine bakıldığında karşımıza bambaşka gerçekler çıkar.
Kürt mafyasının dahi başına gelenler, ve mensupları diye düşünülen kişilerin , Kürtler’in siyasi mücadeleleriyle bir şekilde kesişen ve Sapanca üçgeninde sona eren trajik hikayelerini saymıyorum bile.
Elbette bütün bunlar, Hamdi Ulukaya’yı celladına tapmak ve başka sıfatlarla suçlamayı hiç bir şekilde haklı çıkarmaz.
Keşke Kürtler’in onlarca Hamdi Ulukayası, sanatta edebiyatta onlarca Yaşar Kemal’i Mehmed Uzun’u olsa.
Bu isimlere önce Kürtler’in ateş etmesi ise ibretliktir!
Yeri geldi paylaşmak isterim, Orhan Pamuk’un Nobel aldığı günlerdi. Yaşar Kemal’le Nişantaşı’nda buluştuk, ne düşündüğünü sorduğumda, Pamuk’un ödülü almasına sevindiğini söyledi, çünkü dedi ‘Orhan bu ödülü çok istiyordu’
‘Ama abi bu ödül senin de hakkın değil miydi’ dediğimde, ‘Miroğlu hakkımdı ama almamı da Avrupa’da Kürtler engelledi.’dedi.
Yani,
Kurmê Darê ji darê ye!
Özcesi, bu tartışmalar edep sınırları içinde kaldıkça faydalıdır.
Bakınız uzun zamandır duymadığımız şeyler duymaya başladık:
Diyarbakır’da sınıfsal ayrımlar derinleşiyor demeye başladı birileri!
Yüz dönüm arazi üzerine inşa edilecek bir komplekste uyuşturucu kullanan erkek ve kadınlar ayrı ayrı tedavi olma imkanı bulacaklarmış’
Eh roj baş, sınıfsal ayrışmanın derinliği buralara kadar gelmiş demek!
Çatışma yıllarında palazlanan zenginlerimiz ise, çoğu savaş mağduru ailelerin evlatları olan uyuşturucu müptelalarının iyi tedavi görmesi için bağış kuyruğuna girerler artık, en çok bağış verenlere verilen ödüllerin haberi süsler medyayı!
Kürtler’in yeryüzüne sınıfsız gelmiş yegane millet olmadığına inanmaya ve meselelere bu zaviyeden bakmaya çalışmak biraz geç kalınmış olunsa da, iyidir.
Hamdi Ulukayalar lazım, ama Hamdi Ulukayalar’a Robin Hood misyonu yüklemek de gerekmiyor.
“Eski çağlardan günümüze hep var iken Kürtler, Kürtçe ve Kürdistan, bir anda yok oldular 1925’te. Halbuki onların Türkler ile olan ittifakı 750 Zap Suyu Muharebesi’ne kadar gitmiyor muydu? Önce 1071’de, sonra 1514’te bu tarihi birliktelik tahkim edilmedi mi? 1921’de tazelemedik mi ahdimizi, akdimizi? Ne oldu sonra?
Ne olacak, 1912-22 arasının travmaları galip geldi; korku, kibir ve komplekse yenik düşüldü. Yok sayıldı Kürtler. Doğal olarak itiraz etti onlar da bu duruma; dinlemek yerine yok saydılar onları. O vakit de isyan ettiler bu duruma; anlamak yerine ezmeye kalktılar onları.
Halbuki Kürtler; birlik olmaya değil, bir olmaya itiraz etmişlerdi. Halbuki Kürtler; üste çıkmak için değil, altta bırakılmamak için isyan etmişlerdi.
Sonrası mı? Sonrası yüz yıllık yalnızlık, yüz yıllık zulüm. Dilleri yok sayıldı, varlıkları inkâr edildi, köyleri yakıldı, sürgün edildiler, faili malum cinayetlere kurban gittiler.
Lakin asla pes etmediler. İyi ki de etmediler. Demokratik bir cumhuriyet için, hukuk devleti için bir şansımız varsa eğer bugün; bunda onların bu destansı direnişinin payı büyük.”
Kaderin acı cilvesi! Kadir İnanır ablasından 3 gün sonra vefat etti
Jülide Kural’ın riskli süreç açıklamalarının ardından entübe edilen Kadir İnanır, zatürreye yenik düştü.
3 gün önce Kadir İnanır'ın ablası Altun Arıca’yı Ordu Fatsa’da toprağa veren aile, şimdi de Türk sinemasının efsane ismini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.
Ah Kadir Abi… Çok ama çok üzdün bizi. Sen, yeri doldurulamaz büyük bir sanatçı, koca yürekli ve cesur bir barış savunucusuydun. Ardında unutulmayacak onurlu bir duruş bıraktın. Hepimizin başı sağ olsun.
#Kadirİnanır