“Size ne!” diyenler olacaktır ve hep olmuştur.
Ancak olan hukuksuzlukları sessiz bir köşeden izlemenin bize göre olmadığını yeniden söylemek isteriz.
Üreten insanların daha çok konuşması gerektiğini bilerek:
Elbette ki, #DenizGöktaşYalnızDeğildir !
Yanındayız!
Eli kolu bağlanmış, özgürlüğü kısıtlanmış kitleleri sandığa götürsen neye yarar ?!
Koğuş ağası mı arıyoruz ?
Erken seçim yapmaya falan kalkarlarsa da umurumda değil.
Bu devlet, tepeden aşağı tüm saygınlığını yitirmiştir.
Bakamıyor, üretemiyor, dövüyor, içeri tıkıyor.
Ee o halde ?
Siyasi partiler ve STK'lar komedyen Deniz Göktaş için İstanbul Adliyesi önünde destek açıklaması yapıyor.
TİP milletvekili Sera Kadıgil:
“Korkudan tir tir titrediği için rakibini aldı Silivri’ye hapsetti. Ağzını açanı hapse tıkıyor…”
Bu gördüğünüz bariyerlerin, polislerin ve özel korumaların ardında; halkın arasına karışmaktan korkan, kendisine yönelik artan tepkileri güvenlik güçleriyle engellemeye çalışan, genel başkan görünümlü bir genel müdür var.
Bu ülkede,olan bitenin farkında olan muhalif kesim,şartlı salınmış mahkum hayatı yaşıyor.
“Dışarıdayım” sanıyor, ama değil.
İçeride olanların dört duvarı biraz daha sınırlı o kadar.
Yine hapissiniz.
“Vergini ver ve çeneni kapat” deniyor.
Sermayedar ve işçi sınıfı aynı cehennemde.
@turkiahaber Yalnızsınız sevgili seçmen kardeşlerim. Hepsi satılmış bunların.
Bunlardan medet ummayın. Cevap da vermeyin.
Denk gelirse tokatlayın geçin.
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması sonrası Sevim Tanürek cinayeti yeniden gündemde.
📌Burak Erdoğan’ın bir gün bile cezaevinde yatmadığı olay sonrası Sevim Tanürek'in eşi Ahmet Tanürek şu çarpıcı sözleri dile getirmişti👇
💬"Tayyip'in oğlu kırmızı ışıkta hızla geçiyor. Peşine siren çalarak ekip takılıyor. Kaçarken, yaya geçidine 5 metre kala eşime çarpıyor. 30 metre sürüklüyor. Eşim 6 gün sonra vefat etti. Yakalandığında polislere Tayyip'in oğlu olduğunu söylüyor. Zaten o andan itibaren her şey değişti. Karakola gittik, çocuğun ehliyetini sormuyorlar. Polislere bunu hatırlattığımızda ‘Siz ukalalık etmeyin, biz ne yapacağımızı biliriz' dediler."
💬"Kazadan hemen sonra caddemize belediye arazözleri geldi. Tarihte ilk kez, caddemiz baştan aşağı yıkandı. 35 metre fren izi vardı ve her şeyi bir anda yok ettiler."
💬"Çocuğun ehliyeti yoktu. Kazadan sonra, üç ay önce verilmiş gibi ehliyet düzenlediler. Mahkeme başladı, çocuk bir kez olsun gelmedi. Babası tarafından yurtdışına gönderilmişti! Ama Tayyip'in adamları hep oradaydı. Karımın hakkını ararken bir şey söylediğimizde dirsek yedik, tehdit edildik, tacize uğradık."
💬"Olayın oluşunu gören tanıkların hepsi tehdit edildi ve korkutuldu. Buna bir yakınımız dahildir. Şişli karakolunda çocuğun ehliyetini sormayan polislerin ve sahte ehliyet veren trafikçilerin aileleri dava görülürken defalarca gelip yalvardılar, işin üzerine gidersek kocalarının görevine son verileceğini, aç kalacaklarını söylediler. Onlardan da şikayetçi olmadık!"
💬"Tayyip belediye başkanıydı. O zaman anladık ki, karşımızda bir ‘dev' vardır ve onunla baş etmek mümkün olmayacaktır. Biz bu durumda aile meclisi olarak toplandık ve işin ucunu bırakmaya karar verdik... Çünkü bir sonuç çıkmayacaktı. Onlar çok güçlüydü."
Ayrıntılar soL’da: https://t.co/uZyM0PpxVA
Adliye koridorunda butlan protestosu sürüyor.
Deniz Göktaş’ın görmeyi beklediği insanlar butlancılar değildi.
Barikat arkasında arkadaşları, barikat içinde butlancılar
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması ile; senin enflasyonunun, asgari ücretinin, açlık sınırı altında kalmanın, borsada kaybetmenin, kiranı ödeyememenin, işsiz kalmanın çok ilgisi var güzel halkım...
Neyi, neden yaşadığını idrak edemeyen bir toplumun sırtı yerden kalkar mı?
@Elenktrink@erdemaksakal Gereğinden çok anlam yükleniyor o zatlara. Gelinen safha çok keskin ve onur kırıcı.
“Vay be ne asil bir duruş.İşte bu, tepki böyle olur” değil bu.
Onlar görmese de ya da gelmeseler de olur.
Yoklukları hissedilmez.
Burada artık devlet eliyle, şartlı yaşayan ‘biz’ler doğranıyoruz.
Ya susup oturacak ve sıranın “hiçbir şey yapmasanız bile” size gelmesini bekleyeceksiniz.
Ya tam da Deniz’in yaptığı gibi Saray’ın kendinden olmayan kim varsa yok etmeye and içtiği bu berbat rejime karşı çıkacak ve konuşacaksınız.
Susmayın.
👇🏽
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Burada ‘Eski Türkiye’nin hem iktidarı hem de muhalefetiyle birlikte sona ermekte olduğundan bahsetmiştik. Yenisi doğarken, ‘Eski’nin bitişinin ne kadar kapsamlı olduğunu gösterir bir ilginç olay oldu. Genç bir komedyen çıkıp siyasi mizah yaparak, anlı şanlı bütün “komedyen”lerin pabucunu dama atıverdi. İzlemişsinizdir. Ata Demirer üzerinden eskilerin de bir “listesi”ni adlarını vermeden hatırlatıverdi. Neoliberalizm iflas etmişken, zenginlikleştiğini şaka yollu herkesin gözüne sokarak hava atan, kısa aklıyla -dünyanın dört numaralı ekonomisi ve dört bin yıllık mistisizmin mucidi- Hintlilerle dalga geçen neoliberal komedyenler de ‘Eski’nin kervanına katılmış görünüyorlar. Bu ‘Eski’ kervanına, kendini entel sanan bir çok “muhalif” köşe yazarı da katılacaktır. Sadece böyle iktidarlara muhalefet edebilenler, o iktidarlar sayesinde köşemen olduklarının yeni yeni farkına varıyorlar. Türkiye, hızla değişiyor/dönüşüyor ve “Eski bitiyor ama yenisi henüz doğmadı” diyenler yanılıyor. Yeni, tam tekmil ve “bi seferde” doğmaz, “bi seferde” de bitmez. Neredeyse doksan milyonluk bir toplumdan bahsediyoruz.
Devran dönüyor ve bir dönemin siyasi, ekonomik, mizahi, muhalif, yazınsal, kültürel ve daha neler neler alanında bütün eskileri birden kendini ofsayta düşmüş gibi hissediyor. Yeni ve genç oyuncular, gümbür gümbür geliyor, ülke kabuk değiştiriyor…
Deniz Göktaş Yalnız Değildir!’ demek için yarın saat 10.30’da Çağlayan Adliyesi’nde görüşüyoruz.
Sanata, Sanatçıya, İnsanlığa Özgürlük!
#DenizGöktaş@idgoktas