@TKagiz@aydin_tonga Yılların fıkrası olması bunun yanlış olduğunu değiştirmez. Bu tür fıkralar yanlış. Çok fıkra anlatmak istiyorsanız gidin Yahudilerle hırstiyanlarla papazla hahamla ilgili fıkralar anlatın. Yok anlatamazsınız çünkü derdiniz farklı sizin...
@dyil_maz@aydin_tonga Elbette hırsıza da yolsuza da tepki gösterilir; biri diğerine engel değil. Ama ‘mizah yaptım’ demek, yapılan her şeyi eleştiriden muaf kılmaz. Ben mizah yapana değil, Allah’ın adının, Erzurum'un mizaha malzeme edilmesine itiraz ettim. Günah meselesi ayrı, benim itiraz hakkım ayrı
@botanbotan1@aydin_tonga İlginçtir, bir yazılım uzmanının Allah'a inanmasını teknik yetersizlik sanıyorsunuz. Yazılımda hata çıktığında bilgi, emek ve tecrübeyle çözeriz; tıpkı hastalanınca doktora gitmemizin dua etmeye engel olmadığı gibi. Akıl ile imanı birbirine rakip görmekm sığ bir yanılgıdır.
@aydin_tonga Bu tweetin Ebu Cehilleri nerede kaldı diye merak ediyordum ki gelmişler. Ben Rabbimizin adının böyle bir mizaha alet edilmesine ve dinî hassasiyetiyle bilinen Erzurum’un buna malzeme edilmesine itiraz ettim. ‘Yobaz’ diyerek kendinizi ele vermeniz de cabası...
@aydin_tonga Bu fıkra filan değil bu düpe düz haşa Allah ile dalga geçmektir. Önce had bileceksin, üç kuruşluk aklınla element uydurmacaksın, heleki bu elementlere, canını Allah ve Resulullah yolunda feda etmekten çekinmeyecek Erzurum'u, Erzurum'lu yu alet etmeyeceksin..
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen tuhaf bir alışkanlık var!
Para İstanbul’da harcanınca adına “vizyon” deniyor. Gayrimenkul İstanbul’da geliştirilince “mali bağımsızlık projesi” oluyor. Dünya yıldızı İstanbul’a gelince “Türkiye’nin marka değerine katkı” diye alkışlanıyor. Aynı şey Trabzon’da yaşanınca birileri hemen hesap makinesini çıkarıyor:
“Bu para nereden geldi?”
Asıl konuşmamız gereken biraz da bu ikiyüzlü ölçü. Çünkü rakamlar ortada. Galatasaray, Victor Osimhen için Napoli’ye 75 milyon Euro bonservis açıkladı. Wilfried Singo için 30 milyon 769 bin Euro ödedi.
Fenerbahçe, Temmuz 2026’da Mason Greenwood için 39 milyon Euro bonservis açıkladı. Bir önceki dönemde Youssef En-Nesyri’ye 19,5 milyon Euro bonservis ödemişti. N’Golo Kanté anlaşmasında 14,4 milyon Euro imza parası ardından milyonlarca Euro’luk sezonluk ücretler KAP’a bildirildi. Ederson’un yıllık garanti ücreti ise 11 milyon Euro.
Beşiktaş, Orkun Kökçü için şartların gerçekleşmesi halinde 25 milyon Euro bonservis ve beş sezon boyunca toplam 25 milyon Euro garanti ücret içeren bir sözleşme yaptı.
Bunları eleştirmek için yazmıyorum. Parayı üretebilen kulüp harcar. Gelirini büyüten yatırım yapar. Markasını genişleten dünya yıldızını getirir. Futbol ekonomisinin doğası budur. Fakat aynı ekonomik mantığı Trabzonspor uyguladığında ortaya çıkan şu kuşku dili artık sorgulanmalı! İstanbul’un parası ticaret de Trabzon’un parası neden siyaset?
Spor kulüpleri artık haftada bir maç oynayıp bilet parası toplayarak yaşayamaz. Gayrimenkul geliştirir, mağazacılık yapar, sponsorluk üretir, marka haklarını pazarlar, dijital gelir yaratır ve tesislerini ekonomik değere dönüştürür.
Galatasaray yapınca gayrimenkul yönetimi… Fenerbahçe yapınca finansal bağımsızlık… Trabzonspor yapınca “devlet desteği”.
Bu hesabın matematiğinde bir sorun var. Aynı devletin kurumları, aynı mevzuat, aynı ekonomik modeller, aynı futbol endüstrisi…Kulübün adı değişince kavramların anlamı da değişmemeli!
Trabzonspor son yıllarda ciddi bir ekonomik dönüşüm geçirdi. Bankalar Birliği olarak bilinen yapılandırmadaki kredi anapara ve faizlerinin tamamı kapatıldı. 2025’te gerçekleştirilen sermaye artırımı sürecinde 6,4 milyar TL’nin üzerinde fon girişi sağlandı. Kulübün finansal raporlarında mali disiplin, gelir artırıcı projeler, sponsorluk faaliyetleri ve futbolcu transferlerinden kazanılan bonservis bedelleri açık biçimde yer alıyor.
Bu yapının başında da Ertuğrul Doğan var.
Fakat ortaya çıkan ekonomik dönüşümü görmezden gelerek Mohamed Salah transferini birkaç telefon görüşmesine, birkaç siyasi isme veya Ankara’dan geldiği varsayılan görünmez bir paraya bağlayarak salya sümük ağlayan gazetecilik tiplemesiyle sözüm ona ekonomik analiz sayılmaz.
Mohamed Salah satın alınan bir futbolcudan daha büyük ekonomik ölçeğe sahip bir marka. Onu Trabzon’a getirdiğiniz anda forma satarsınız. TS Club’ın müşteri kitlesini büyütürsünüz. Kombine talebini yükseltirsiniz. Locaların değerini artırırsınız. Yeni sponsorların kapısını açarsınız.
Trabzonspor armasını Kahire’den Londra’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın ekranına taşırsınız. Saha içinde sağ kanattan içeri kat eden Mohamed Salah’ı alırsınız saha dışında küresel bir dağıtım ağı kazanırsınız.
Asıl mesele şu! İstanbul’un üç kulübüne tanınan ekonomik aklı Trabzonspor’a çok görmek!. Onlar arazi geliştirince proje, Trabzonspor geliştirince iltimas demeyin. Onlar 30, 40, 75 milyon Euro’luk transferler yapınca vizyon yazıp, Trabzonspor Salah’ı getirince Ankara’da para aramayın.
Galatasaray’a sormadığınız soruyu Trabzonspor’a soruyorsanız. Fenerbahçe’de alkışladığınız ekonomik modeli Trabzon’da kriminal bir şüpheye dönüştürüyorsanız. Beşiktaş’ın tahsis edilmiş arazisini tarihsel hak sayıp Trabzonspor’un tahsisini siyasi imtiyaz diye sunuyorsanız… Orada ekonomi tartışmıyorsunuz.
Orada Trabzonspor’a biçtiğiniz sınırı tartışıyorsunuz. Aslında hepinizi iyi tanıyoruz. Sizi gidi maskeli süvariler sizi :)
BBP Trabzon İl Yönetimi olarak, İl Başkanımız Adem Aydın başkanlığında toplandık. MKYK Üyemiz Özgen Müge Güler hanımefendinin de katıldığı istişare toplantımız hayırlara vesile olsun. Trabzon’umuz için durmadan çalışmaya devam edicegiz. 🇹🇷
@Kemal_ucuncu Hayırlı uğurlu olsun sayın başkanım. Rabbim utandırmasın. Partimize milletimize ve Trabzonumuza hayırlı olmasını diliyorum. Trabzon il başan yardımcısı @dr_a_ozkan
Bilginin bu kadar ulaşaılabilir olduğu bir zamanda artık üniversite GİRİŞ sınavı gerilimlerini azaltmak gerektiğini düşünüyorum.
Yaşadığımız çağda BELİRLİ STANDARTLARI temin edebildikten sonra dileyen dilediği gibi üniversiteye kayıt olabilmelidir.
Üniversiteye giriş sınavlarının her birkaç ayda bir yapılmasının zor birşey olmadığını düşünüyorum.
Üniversite eğitiminde asıl kritik unsur üniversiteye GİRİŞ değil üniversiteden ÇIKIŞ olmalıdır.
Ülkemizde maalesef artık hem üniversiteye giriş kolay hem de çıkış çok kolay...
Eşeği bağlasan ama beş yılda ama on yılda eninde sonunda mutlaka mezun oluyor.
Bu doğru değil...
Her meslek dalı için tavizsiz standartlar belirlenmeli, bölüm sınavları bildiğin merkezi sınav sistemi usullerince yapılmalı ve notları optik okuyucu hissiyattan bağımsız tamamen mekanik olarak yapmalıdır.
Notları biz girince eninde sonunda gençlerin ısrarı karşısında yumuşuyoruz :)
Ancak böyle bir usulle dünya ile rekabet edebilecek gençler yetiştirebiliriz.
Aksi durumda kötü birer üniversite taklidi olmaktan öteye geçemeyiz.
Bütün gençlerimize sınavlarında başarılar dilerim.
Genel Başkanımız Sayın @Mustafa_Destici, 13. Olağan Büyük Kurultayı öncesinde salon dışında coşku ve heyecanla bekleyen dava arkadaşlarımıza hitap etti.
Birlik, kardeşlik ve millet sevdasıyla çıktığımız bu kutlu yürüyüşte, Büyük Birlik’in iradesi, teşkilatlarımızın azmi ve aziz milletimizin desteğiyle yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.
#BüyükBirlikPartisi #DikYürüyenler
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 13. Olağan Kurultayımız öncesinde ATO Congresium önünde toplanan teşkilat mensuplarımıza ve vatandaşlarımıza hitap ediyor.
#BüyükBirlikPartisi#Destici#DikYürüyenler
https://t.co/8n0LuGOuVJ