📍Keklik insan için önemli bir kuş türüdür. Çünkü bir keklik hayatı boyunca 1 milyon tane kene yer. Keklik yemezsen ölmezsin, ama keklik olmazsa kırım kongodan ölebilirsin..Avcılara Duyurulur..‼️❌️
Arkamda hiç bir siyasi yada farklı oluşum yok. Kimse ekonomik olarak fonlamıyor. İşin ucunda çıkar yok yani. Lakin öyle bir şey var ki ne para ne mevkiye değişilmez oda boğazından zehirsiz, sağlıklı gıda geçeceklerin duası.Milyonlarca dolara sahip olacaksınız bu duaya sahip olamayacaksınız
Biz hekimler hastaları MEMNUN ETMEK zorunda değiliz. Doğru tanı ve doğru klinik değerlendirme ile modern tıbba uygun TEDAVİ ETMEK zorundayız. Karıştırmayın @saglikbakanligi
NEVA ÇİFTÇİOĞLU
Finlandiya'da Doktora yaparken tanışmıştım kendisiyle; Neva Çiftçioğlu. Finlandiya’da "Doçent" ünvanını alan ilk yabancı. Kendisi kireçlenmenin sebebi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA’da çalışan ilk Türk Bilim Kadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar çok güzel. Ama Türkiye onu tanımıyor, Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış.
Türk olması büyük sorun olmuş. Finlandiya’da Türk olduğu hiç anılmamış. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış ama, onu hep Finli gibi tanıtmışlar dünyaya. Mesela NASA’ya gittiğinde, “NASA’ya giren ilk Finli” diye başlık atmış bir gazete. 1996 da başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrılmış ; bu törende Türk bayrağının altına gittiğinde onu oradan alıp Finlandiya bayrağının altına almışlar. Çok ağırına gitmiş bu.
1996 yılında Finlandiya Hükûmeti onu buluşunu bilim dünyasına açıklamak üzere ABD’ye göndermiş. New York’ta bulunan dünyanın dört büyük laboratuarından biri olan Cold Spring Harbor Laboratories’e gitmiş. Meğerse Amerikalılar da o dönemde aynı bakteriyi Mars gezegeninde bulmuşlar. Bunun üzerine birlikte Astrobiyoloji Enstitüsü’nü kurmuşlar. Bulduğu bakteriyle ilgili olarak ABD’de kurulan büyük bir firmanın da sahiplerinden biriymiş. Firmanın CEO’su “senin Türk olmandan yoruldum” diyerek kendisine ABD vatandaşlığına geçmesini önermiş. Yanıtı kısa ve öz : "Asla" Ve ekliyor : "Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor… Şaşırıyorlar Amerikalılar. 'Sana hiç kimse sahip çıkmıyor, sen neden Türk olmakta ısrar ediyorsun?' diye soruyorlar"
Ankara Tıp Fakültesi’nde asistan iken doktorasını bitirmek üzereymiş. Astım hastalığı hakkında bir tez hazırlamış hocalarına sunmuş. Bölüm Başkanı olan hocası tezi herkesin gözü önünde çöpe atmış. O çöpe atılan tezi birkaç yıl sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlanmış. Ankara ona doçentliğini vermediği için Finlandiya’da Doçent ünvanı alan ilk yabancı olmuş.
Finlandiya’da bakteri çalışmaları yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümüne başvurarak “gelin bunu birlikte yapalım, patenti Türkiye’ye ait olsun” önerisini yapmış. Gelen yazılı yanıtta “siz galiba iş arıyorsunuz” deyip kabul etmemişler. Hacettepe Tıp Fakültesi de “bu bizi aşar” demiş. Hasrete dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve Başkent Üniversitesi’nde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar. Sonunda Finlandiya’daki profesörü “sen orada ziyan oluyorsun” diyerek isyan etmiş ve Türkiye’ye onu almaya gelmiş.
''Bana yurt dışında Everest’in tepesine bayrak diken kadın gözüyle bakıyorlar, ama bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi, halâ saklarım.'' diyor bu değerli Türk Bilim Kadını.
Sohbetimizi hatırlarsa, kendisine Türkiye'den sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
Prof. Dr. Gamze Güngörmüş
@NevaCiftcioglu
Sivas’ta Devrim Yapan Hoca Hedefte: Çekmeden Kurtardığı Dişler Rahatsız Etti
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Hubbezoğlu, diş hekimliğinde ezber bozan bir yöntemle implantı son çare olmaktan çıkarıyor.
Sağlam diş köklerini Cam Fiber Post ve Direkt Kompozit Lamina yöntemiyle kurtaran Hubbezoğlu, dişleri çekmeden, kesmeden ve anestezi uygulamadan yalnızca birkaç seansta hastaları sağlığına kavuşturuyor.
İmplantın bazı hastalarda enfeksiyon, uyumsuzluk ve kırılmalara yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Hubbezoğlu, “Yeter ki kök olsun, Allah’ın yarattığı yapıyı koruyalım” diyerek doğal diş dokusunu esas alan bir yaklaşım sergiliyor.
Deprem sonrası fiberle güçlendirilen binalardan ilham alarak geliştirdiği bu yöntemle bugüne kadar 280 cam fiber post vakasında tek bir kırık bile yaşanmadı, binlerce hasta ise dişlerini kaybetmeden tedavi edildi.
Ancak diş çekip implant yapan alışılmış sistemin dışına çıkan bu yaklaşım, ne yazık ki bazı çevrelerin tepkisini çekiyor.
Çekilmesi planlanan dişleri kurtardığı için hedef haline getirilen Prof. Dr. Hubbezoğlu, Sivas’ta değeri yeterince bilinmeyen isimler arasına bir kez daha ekleniyor.
Oysa Almanya’dan dahi çare bulamayıp Sivas’a gelen hastalar, birkaç gün içinde sağlıklı ve estetik bir gülüşe kavuşuyor.
Bilimin, emeğin ve vicdanın yanında duran bu çalışmanın desteklenmesi gerekirken kösteklenmesi düşündürücü.
Sivas bir değerini daha kaybetmeden, bu başarıya sahip çıkmalıdır.
Tansiyonu sadece ölçülen kişi değil ölçen kişi de konuşmamalı.
Tansiyon ölçüldüğünde ortamda gürültü veya konuşma olması tansiyonu yükseltir. Tansiyonunuzu sakin, sessiz ortamda ve istirahatte ölçün.
Ülkemizde o kadar çok gereksiz yere tansiyon ilacı kullanan var ki…
Bazı yanlış bildiklerinizi açıklayalım.
1- Alkol damarları açar. Evet açar ama içince değil. Damarın üstüne damlatınca.
İçince damarları geçici genişletir ( vazodilatasyon), yüz kızarabilir. Ardından damar endoteli ve adventisyası bozulur, vücut bunu tamire başlar. Bu sırada taşikardi gelişir yani kalp ritmi hızlanır.
Alkol kardiyotoksiktir.
Yani kalp kasını bozar. Karaciğeri yağlandırır. Karaciğer kanserine zemin hazırlar. Siroza da sebep olur.
Beyin sinir iletimini bozar ve demans başlar.
Alkolü devamlı kullananlarda sinir iletimi bozulduğu için yampiri yürüme (aksak yürüme) ellerde titreme ve koordinasyon bozukluğu oluşur.
Metabolizma da Kan şekerini düzensizleştirir, Hipoglisemi yapabilir, İnsülin direncini artırır
Göbek yağlanmasını artırır.
Alkol bir KANSEROJENDİR.
En iyi yararı virus ve bakterileri öldürür. Ama içince değil yüzey temizliğinde bu işlevi vardır.
2- Kırmızı şarap damar ve göz için iyidir. İçinde resveratrol var.
Yanlış.
Kırmızı şaraptaki resveratrol Fransız şaraplarından Pinot noit üzümünde var. Az miktarda da Malbec te.
Resveratrolün etkili olması için günde 100-500 mg alman lazım
Oysa 1 litre şarapta 1-3 mg var.
Kırmızı şarap damar açar tamamen bir REKLAMDIR.
Türk şaraplarında da zaten yoktur.
Yaban mersini, şekersiz kakao ve yerfıstığında şarabın katlarcası mevcut.
3- Omega 3 için balık ye.
Doğru. Ama Norveç e gitmen lazım. Çünkü
Omega 3 ( EPA ve DHA)en çok yağlı deniz balıklarında bulunur.
Bizde yağlı balık çok az bir mevsim aralığında mevcut. Oda Uskumru nun yağlısı.
Anlatayım. Omega 3 için balığın yağlanması lazım. Yani denizin soğuması lazım. Deniz soğuyunca balık yağlanır.
O nedenle kış gelince Karadenizden Ege ye balık göçü başlar. Avcılarda boğazın ağzında o balığı bekler ve avlar.
YAZIN YEDİĞİN TÜRK BALIĞINDA OMEGA 3 YOKTUR.
Yazın sadece az yemeğe, rakı balık yapmana eşilk edebilir , o kadar.
Ama sen Norveç ve çevresinden SOMON balığı alırsan yaz kış omega 3 almış olursun.
Bizde birde Sardalya da bulunur. Ama miktarı yüksek değildir. Sardalyanın Konservesinde bile Omega 3 vardır.
Ton balığında var diyeceksin ama Ton balığında da ağır metaller olabilir. Omega 3 için vücudunun atamayacağı ağır metalleri alabilirsin.
Vücudumuz yararlı maddeleri alan gerisini atan bir sisteme sahiptir. Gençlikte bu sistem iyi çalışır ama yaşlandıkça zararlı maddeleri vücuttan atamamaya yada etkisiz hale getirememeye başlar.
İşte o vücudu bozan tüm maddeler sizde kanser yapmaya başlar.
Birde gereğinden yüksek miktarda vitamin almanın anlamı yoktur. Vücud ihtiyacı kadar olanı alıp gerisini atar, ama atamamaya başlayınca o yüksek doz vitamin vücudunu bozar.
Örnek portakal suyu içeceğine bir tane portakal ye.
Portakal suyundaki 5 portakal vücudun için yüksek yük çünkü.
Arada vaktim oldukça yanlış bildiklerinizi doğruları anlatarak değiştirip sizleri bilgilendireceğim
Vatana millete faydalı olsun diyorsan paylaş.
Prof Dr Levent Akçay
Vücuda her hangi bir madde, zararlı ışın verilmez. Tamamen zararsız bir yöntemle, ücretsiz olarak kadınlarımızın 5 yılda bir tarama testlerini yaptırmalarını öneriyoruz.