Canımın yarısı Mehlikayla birlikte gitti. Kalan yarısı da onun acısıyla, hasretiyle yanışta yaşama savaşı veriyor. Belli, böyle geçecek bu ömür, ne kadarsa. Dünyanın güzelliği serinletemiyor benim içimi. Burası, onun olmadığı dünya artık. Bu gördüğüm güzelliklerin, bende ne hükmü olabilir onun yokluğunda? Gül yüzünü göremeyen gözlerim, cenneti görse ne olur? Böylece eğleyeceğim emâneti son nefese kadar. Biraz sükûnet umuyorum fakat. Canım Mehlika.
Trafikte birine kızdığımda hemen şunu düşünüyorum, ben bu adamla kavga etsem ve adam psikopat çıkıp beni öldürse ;
Ben ölsem neler kaybederim ?
O hapse girse neler kaybeder ?
Sonra sessizce küfürümü edip yoluma devam ediyorum...
-Aile danışmanı doktorum dedi ki:
O doktor değil
-İşte o psikolog dedi ki
Psikolog değil O
-Peki ne?
İşletme Mezunu
-Nasıl yani?
Kursa gidip Aile Danışmanlığı sertifikası almış, beyaz önlüğü giymiş, ofise tıp kitapları koymuş, instagramda bol reklamı olan ve sizi işleten biri...
@irlandasss@gurseluzal Dinciler diye cümleye başlayan bir adamı neden ciddiye aldınız ki zaten. Ne yazık ki hayatta herhangi bir başarısı olmadığı için “seküler” olduğunu varsayarak savunma mekanizmalarını kullanıyor ve üstün olduğunu hissetmeye çalışıyor.
Bazı ABD’li hesaplar, sığınaktaki İsraillilere seslendi:
“Endişeli olabilirsiniz; sizi hızlıca rahatlatayım: Netanyahu’nun oğlu ve eşi Miami’de güvende. Kahvaltıya hazırlanıyorlar.” (Fokus Kare)
Sekreter: Başlayalım mı hocam?
Doktor: Evet
Sekreter: Mehmet Bey buyurun.
Kapı kapanır.
Dr: Geçmiş olsun Mehmet Bey.
Kapı açılır.
…: Hocam randevu alamadım, muayene olabilir miyim?
Dr: İçerde hasta var.
…: Alabilir miyim hocam?
Dr: Gelmeyen hasta olursa alabilirim, şimdi lütfen kapıyı kapatır mısınız?
…: Kaşeli kağıt alsaydım.
Sekreter kapıyı kapatır, kilitler.
Dr: Mehmet Bey şikayetiniz neydi?
Kapı çalınır, çalınır, ısrarla çalınır.
Sekreter kapıyı açar.
…: Hocam sonuç gösterecektim.
Dr: İçerde hasta var.
…: Muayene olmayacam hocam, sadece sonuç gösterecem.
Sekreter: Hasta çıktıktan sonra gelin.
Kapı kapanır.
Mehmet Bey: Doktorum, ben çok hastayım, bende kalp…
Kapı açılır.
…: Doktor Bey randevu alamadım, uzaktan geliyorum. Muayene olabilir miyim?
Dr: İçerde hasta var.
…: Çıkınca muayene olabilir miyim?
Sekreter: Boşluğumuz olursa alabiliriz ama şimdi hasta var, lütfen kapıyı kapatır mısınız?
Dr: Devam edin Mehmet Bey.
Mehmet Bey: Kalp var bende. Geçen gün doktora…
Kapı açılır.
…: İlaç yazdıracaktım, randevu bulamadım. İlaçlarımı yazar mısın?
Dr: İçerde hastam var, bu şekilde giremezsiniz.
…: Muayene olmayacam, sadece ilacımı yaz diyorum, eline mi yapışır?
Dr: Lütfen dışarı çıkar mısınız?
…: Allah belanızı versin! Bizim vergilerimizle maaş alıyorsunuz. İlacımı yazmadan çıkmayacağım.
…..
Basın: İlacını yazdırmak isteyen yaşlı hastayı randevusu yok diye doktor dışarı attı. Vatandaş mağdur!
Sağlık Bakanlığı: Size ulaşabileceğimiz iletişim bilgilerinizi lütfen paylaşır mısınız?
…
Cimer, sarı zarf, soruşturma ve savunma yazısı…
…
Evet Mehmet Bey, devam edin lütfen…
İllüminati
Masonlar
Gizli güçler
Üst akıl
Dünyayı yöneten 6 aile
Türkiye üzerinde oynanan büyük oyunlar
Hepsi doğruymuş. Müslüman feraseti, anadolu irfanı yanılmadı. Biz hiçbir şey bilmiyormuşuz lan.
Özellikle son 5 senedir Türkiye'de doktorlara yönelik yapılan propagandanın sebebi buydu: Alman doktorlar ABD'ye gittiği için onların yerini Türk doktorlarla doldurmak
Bunu bilmemek için ülkeden bihaber yaşamak lazım. Avrupa'nın Türk Doktorlarına ihtiyacı vardı ve tesadüfe bakın ki bir anda Türkiye'de Doktorlara düşmanlık beslenmeye, dövülmeye, öldürülmeye, maaşları AŞAĞILAYACAK DÜZEYDE DÜŞÜRÜLMEYE, troller tarafından hakaretlere, yüksek tazminatlara çarptırılmaya başlandı.
Bu ülkeden topluca Doktorlar kovuldu... Daha anne karnında yüz yüze bakmaya başlayıp ölene kadar hatta öldükten sonra bile insanlarla iç içe yaşayan bir meslek Dünya'nın neresinde bu kadar aşağılandı bizden başka? Ailenizden bile fazla bu meslekle iç içesiniz, çoğunuzun ailesinden daha fazla önemsiyor Doktorlar sizin hayatınızı. Biraz mantıklı düşünen herkes bu çok basit denklemi kurar
Bir meslektaşımdan 👇🏻
“Bir doktorun poliklinik odası kadar izinsiz girilip çıkılan, kalabalık ve karmaşa içinde yani tam anlamıyla dingonun ahırına dönmüş başka bir kamu yeri yoktur.
Bir devlet hastanesinde, bir doktorun kapısına sayaç takarsanız açılıp-kapanma sayısı günde 300-400’ü geçer.
Kapı üstlerine sırası gelen hastaların adının yazdığı 70 ekran LCD ekranlar koyulmuş ama insanlar sırası gelmeden içeri dalıp “bize ne zaman bakacaksınız?” diyebiliyor.
Koridorlarda, her yerde “kan alma, röntgen vs” ok işaretleri ile gösterildiği halde içeri dalıp “kanı nereye vereceğiz, filmi nerede çektireceğiz?” diyebiliyor.
Randevusunu almış sırasını bekleyen onlarca insanın arasından geçip yüzsüzce “benim randevum yok ama…” diyebiliyor.
Kapıya “Sonuçlar için lütfen hasta kayıttan sonuç sırası alınız” yazısı yapıştırmana rağmen içeri izinsiz, sırasız dalıp “bizim sonuçlar vardı ama…” diyebiliyor. ++