Bir sürü insan gidenlere tepki göstermiş ama eğer Yunanistan'a döviz bırakmak kabahatse bu kabahatin en büyük payı müşteriyi yolmaya çalışan ve fahiş fiyatlar çeken işletmelerde, sahilleri mafyavari tiplerin eline bırakan anlayışta. Çünkü insanlar bu yüzden kendi memleketini gezmekten soğuyor.
Çok da haklılar.
Şampiyonlar Ligi tarihinin en unutulmaz anlarından biridir. 1-0 gerideyiz herkesin eli ayağı titriyor, Icardi panenka atıyor. Müziğin kesilip tribünlerin aynı anda şarkıya girmesi, Tuchel’in kenarda şaşkın ve çaresiz oturuşu... Her yönüyle muazzam.
Bir yalan/yanlış bilginin daha sonu: COVID-19 aşılarının (mRNA dahil), genç erişkinlerde (<40 yaş), ani kardiyak ölümle bir ilgisi yok, hatta aşılar pandemi döneminde bu grupta ani kardiyak ölümü azaltmış durumda👇https://t.co/zbppqBNqDt
Sekreter: Başlayalım mı hocam?
Doktor: Evet
Sekreter: Mehmet Bey buyurun.
Kapı kapanır.
Dr: Geçmiş olsun Mehmet Bey.
Kapı açılır.
…: Hocam randevu alamadım, muayene olabilir miyim?
Dr: İçerde hasta var.
…: Alabilir miyim hocam?
Dr: Gelmeyen hasta olursa alabilirim, şimdi lütfen kapıyı kapatır mısınız?
…: Kaşeli kağıt alsaydım.
Sekreter kapıyı kapatır, kilitler.
Dr: Mehmet Bey şikayetiniz neydi?
Kapı çalınır, çalınır, ısrarla çalınır.
Sekreter kapıyı açar.
…: Hocam sonuç gösterecektim.
Dr: İçerde hasta var.
…: Muayene olmayacam hocam, sadece sonuç gösterecem.
Sekreter: Hasta çıktıktan sonra gelin.
Kapı kapanır.
Mehmet Bey: Doktorum, ben çok hastayım, bende kalp…
Kapı açılır.
…: Doktor Bey randevu alamadım, uzaktan geliyorum. Muayene olabilir miyim?
Dr: İçerde hasta var.
…: Çıkınca muayene olabilir miyim?
Sekreter: Boşluğumuz olursa alabiliriz ama şimdi hasta var, lütfen kapıyı kapatır mısınız?
Dr: Devam edin Mehmet Bey.
Mehmet Bey: Kalp var bende. Geçen gün doktora…
Kapı açılır.
…: İlaç yazdıracaktım, randevu bulamadım. İlaçlarımı yazar mısın?
Dr: İçerde hastam var, bu şekilde giremezsiniz.
…: Muayene olmayacam, sadece ilacımı yaz diyorum, eline mi yapışır?
Dr: Lütfen dışarı çıkar mısınız?
…: Allah belanızı versin! Bizim vergilerimizle maaş alıyorsunuz. İlacımı yazmadan çıkmayacağım.
…..
Basın: İlacını yazdırmak isteyen yaşlı hastayı randevusu yok diye doktor dışarı attı. Vatandaş mağdur!
Sağlık Bakanlığı: Size ulaşabileceğimiz iletişim bilgilerinizi lütfen paylaşır mısınız?
…
Cimer, sarı zarf, soruşturma ve savunma yazısı…
…
Evet Mehmet Bey, devam edin lütfen…
BİR KOMPLO TEORİSİNİN BİLİMSEL SONU
4 yıllık araştırmanın sonucunda Covid-19 ile aşılananlar, Covid-19’a bağlı ölümler açısından %74, tüm sebeplere bağlı ölümler açısından %25 daha düşük riskli bulunmuş.
Kimse uçuş sırasında kokpite geçip pilota soru sormuyor.
Kimse yoğun servis saatinde mutfağa dalıp şeften tarif istemiyor.
Dava görülürken kimse mahkeme salonuna girip hakime bir şey sormuyor.
Ama iş hastanelere gelince, insanlar içeride başka hasta varken muayene odasına girip soru sormayı normal görüyor.
Bu durum hem içerideki hastanın mahremiyetine hem de yapılan işe gösterilmesi gereken saygının gösterilmemesidir.
Milli Mücadele'ye destek vermiş onlarca, yüzlerce din adamı varmış. Bunlar çok büyük fedakarlıklar yapmış. Kemalistler bunları bilmezmiş.
Beyime bak beyime...Sanırsın Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanı... Kurtla avlanıp çobanla ağlayan tarih korsanı...
Kimmiş mücadeleye destek veren sarıklılar?
Ben birini söyleyeyim. Sivaslı Ali Kemali Hoca Efendi... 1853 doğumlu. Milli Mücadele sırasında 67 yaşlarında. İşgalin ilk günlerinde, henüz Kuvayi Milliye tam teşekkül etmeden direnişe geçiyor. Konya'nın işgaline karşı halkı örgütlüyor.
Saltanatın gözünde tam bir çıban başı. Öyle ki Damat Ferit, direnişi ortadan kaldırmak için Konya'ya Heyet-i Nasiha, yani Akil Adamlar gönderiyor. Bilhassa Ali Kemali Hoca Efendi'yi direnişten alı koymak için talimat veriyor.
Tabi, Ali Kemali Hoca Efendi hamiyetli adam. Padişahın bir bildiği vardır demiyor. Namussuzluğa karşı ses yükseltiyor. Akil Adamların yüzüne direneceğini haykırıyor. Yetmiyor, saltanata mektup gönderip utanmazlıklarını yüzlerine vuruyor.
Mustafa Kemal Paşa'nın Karadeniz'de örgütlenmeye başlamasıyla, Ali Kemali Efendi de bu girişime katılıyor. Konya'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruluşunda yer alıyor. Mücadele yanlısı Öğüt Gazetesi'ni destekliyor.
Hal böyle olunca İngilizler talimat veriyor. Saltanat devreye giriyor. Cemiyeti ve gazeteyi kapatmaları isteniyor. Ama geri adım atmıyor Ali Kemali Hoca Efendi, "Dönersek kahpeyiz" diyor. Konya, Milli Mücadele'nin önemli bir üssü haline geliyor.
1920'de meclis açılınca ve Ankara ipleri eline almaya başlayınca asrın en büyük ihaneti yaşanıyor. Vahdettin, Ankara'yı çökertmek için milyonlarca lira harcayıp Halife Ordusu kuruyor. İzmit'ten Bolu'ya, Yozgat'tan Kayseri'ye ve Konya'ya kadar pek çok şehirde Ankara karşıtı isyanlar örgütlüyor. Yetmiyor, halkı kendi yanına çekebilmek için Ankara'yı ve destekçilerini bir fetva ile "dinsiz, hain, asi" ilan ettiriyor. Bu fetva Mustafa Sabri ve İskilipli Atıf yardımıyla Anadolu'nun pek çok yerinde Yunan-İngiliz uçaklarıyla dağıtılıyor.
İskilipli'nin sahte hocaları, Anadolu'nun her yerinde "Yunan ordusu Halife'nin müsaadesiyle gelmiştir" propagandası yaptırıp işgale direnmenin günah olduğunu dillendiriyor. Bu ihanet nedeniyle Anadolu'nun her yerinde isyan patlak veriyor. Saltanata bağlı yavşak gazeteciler "Yunanistan, Mustafa Kemal'in çapulcularını tepeleyecektir" diye zevke geliyor.
Bu isyanlardan biri de Konya'da cereyan ediyor. Saltanatın paralı köpekliğini yapan Delibaş Mehmet, Ekim 1920'de 500 adamıyla evvela Çumra'yı basıp işgal ediyor. "Padişahım çok yaşa" diyerek Konya'ya giriyor. İşgalci Yunan ordusunun Halife Ordusu olduğu propagandasını yapıyor. Delibaş'ın adamları, şehirde bulabildiği tüm Türk askerlerini katlediyor. Mustafa Kemal'e itaat eden herkesin dinden çıkacağını, karısıyla nikahının düşeceğini ilan ediyorlar.
İşte o gece, Sivaslı Ali Kemali Hoca Efendi'nin evini de basıyor asiler. Çünkü direnişin önemli isimlerindendi. Saltanatın bir numaralı düşmanlarındandı. Yaşlı adamı önce döve döve Delibaş'ın huzuruna çıkarıyorlar. "Halife düşmanı" diye yaftalıyorlar. Türlü hakaretler ediyorlar. Dipçiklerle dövüp yere seriyorlar.
Ali Kemali Hoca, yerde kan içinde "Ne yaptığınızı bilemeyecek kadar cahilsiniz. Ben sizi affettim, Allah da affetsin" diyerek son nefesini veriyor. Ama Delibaş'ın öfkesi geçmiyor. Ali Kemali Hoca'yı önce tamamen soyuyorlar. Konya sokaklarında çırılçıplak sürükleyip parçalıyorlar. Ardından hükümet konağının önüne bırakıyorlar.
Kuvayi Milliye kısa süre içerisinde asilerin hakkından geldi. Delibaş kuyruğunu götüne sokup kaçtı. Önce Fransızlara sığındı. Bir dönem Yunan Ordusu'nda görev yaptı. Bir sene sonra yeniden isyana girişse de layığını buldu. Kendi adamları tarafından telef edildi. Cesedini Konya'da hükümet konağının önüne bıraktılar. Tıpkı Ali Kemali Efendi'ye yaptığı gibi.
Şimdi sormak lazım. Milli Mücadele'de sarıklı dedelerimiz savaştı diyen bu gerici, hayatında bir kez olsun Ali Kemali Hoca'yı anmış mı?
Sormak lazım... Bu gerici hayatında bir kez olsun Ali Kemali Hoca'yı katlettiren İskilipli ve Mustafa Sabri gibi sözde hocaları kınamış mı? İhanetlerinden bahsetmiş mi?
Aksine, bunlar ömürlerini İskilipli'yi, Mustafa Sabri'yi övmekle geçirmiş, Vahdettin'i ulu hakan olarak kabul etmiş tipler.
Ömürlerini Ali Kemali Hoca'nın katilleriyle geçirecekler, bu ihanetlerden, bu katliamlardan hiç bahsetmeyecekler, işgalcilere paspas olmuş insanları kutsamakla ömür tüketecekler, sonra da "Milli Mücadele'de savaşan sarıklı dedelerimiz" diye edebiyat yapacaklar.
Hadi oradan.
Ali Kemali Efendi bizim dedemizdir. Onun sarığı bizimdir. Onun hatırası bizim hatıramızdır. Onu kalbinde yaşatacak olan bizleriz. Bu gericilerse, ancak onun katilinin torunlarıdır.
Bunların kurtla nasıl avlandıklarını biliyoruz. Çobanla ağlamaya geldiklerinde onları ellerindeki kandan tanıyoruz.
Biz bu iki yüzlü tarih korsanlığını yutmayız.
18-59 yaş arasında COVID-19 mRNA aşısı yapılmış 22 milyon kişide, hem ilk 6 ayda hem de 4 yıl boyunca ölüm riski aşısızlardan belirgin olarak daha düşük👇🏼 https://t.co/IkXY3gStSR
📌 YÖNETİCİ VE KARİYER UZMANLARININ ZAM TALEPLERİ HAKLI MIDIR?
Yönetici ve kariyer uzmanlarının talebi üzerine, son 23 yılda en düşük memur maaşı ile yönetici/kariyer uzmanı maaşlarının artış oranlarını inceledik.
📊 2002–2025 arasında en düşük memur maaşı ile yönetici/kariyer uzmanı maaşları arasındaki fark önemli ölçüde daraldı.
Yani eğitim seviyesi yükseldikçe, risk ve sorumluluk arttıkça maaşların oransal olarak aşağıya çekildiği net biçimde görülüyor.
🔻 Yönetici ve kariyer uzmanlarının zam talebinin temelinde bozulan maaş hiyerarşisinin düzeltilmesi vardır ve bu talep son derece haklıdır.
👉Ancak mesele yalnızca kariyer mesleklerle sınırlı değildir.
🔻 Stratejik personel olan hekimler, eczacılar
🔻 Mühendisler,
🔻 Öğretmenler,
🔻 Hemşireler,
🔻 Diğer memur sınıfları
aynı maaş erimesiyle karşı karşıyadır. Ortalama memur maaşı dahi yıllar içinde sistematik şekilde en düşük memur maaşına doğru itilmiş, kamu hiyerarşisi tersine dönmüştür.
❗ Bu maaş yapısı ile:
❌ Kamu yönetimi güçlenmez.
❌ Kurumlar arası çatışma artar.
❌ Nitelikli personel kaybı hızlanır.
Devletin koruması gereken hiyerarşi bozulmuş, uzmanlık ve sorumluluk değersizleşmiştir.
📌 ÇÖZÜM AÇIKTIR: ADİL BİR MAAŞ SİSTEMİNE DÖNÜŞ YAPILMALIDIR.
Devletimiz maaş hiyerarşisini tarafları birbirine kırdırarak değil, adil ve sürdürülebilir bir sistem kurarak yeniden inşa etmelidir.
Bugün ertelenemez üç temel ihtiyaç vardır:
🔴 Ek Protokol ile tüm kamu çalışanlarına tarihi bir refah payı zammı
🔴 Tam teşekküllü, köklü bir maaş düzenlemesi
🔴 Bozulan maaş hiyerarşisinin adil biçimde yeniden inşası
Çünkü bu ülkenin yükünü omuzlayan milyonlarca kamu çalışanı, artık hak ettiği değeri ve insanca yaşam koşullarını bekliyor.
Sedat ATLAS
Şimdi size bu anti-Kemalistlerin "yokmuş" gibi davrandığı trajik bir hadiseyi anlatayım da kim kilise meraklısı, kim papaz müptelası onu anlayalım.
Sene 1924... Lozan yürürlüğe girmiş, Mübadele Anlaşması kapsamında karma komisyon, sınır dışı edilecek Rumları tespit ediyor... Hakkında sınır dışı kararı alınanlardan biri de İstanbul'daki Derkoi Metropoliti Konstantin Arapoglou...
Patrik 7. Gregorios, 17 Kasım 1924'te vefat edince, oldu bittiye getirip yerine kim seçiliyor dersiniz? Hakkında sınır dışı kararı bulunan Konstantin Arapoglou...
Tabi Kemalist Türkiye'nin bu konularda şakası veya tavizi olmaz. Ankara ayağa kalkıyor. Bizim gericilerin dinsiz, imansız diye hakaret ettiği Kemalist mebuslar ateş püskürüyor. Haliyle hükümet Patrikhane'nin seçimini tanımıyor.
Ankara'nın kararı üzerine Yunanistan Avrupa kamuoyunu ayağa kaldırıyor. Tarihe dikkat. Aralık 1924... Altı ay önce Nasturiler ayaklanmış, beş ay önce İngilizlerle Musul nedeniyle çatışma yaşanmış, dört ay önce Bitlis'te Kürt İstiklal Komitesi deşifre edilmiş, iki ay önce Şeyh Sait gizliden gizliye isyan hazırlığına başlamış, Seyyit Abdülkadir İstanbul'da İngilizlerden destek arayışında, Vahdettin yanlısı Tarikatı Salahiye örgütü Anadolu'da Ankara karşıtı faaliyete çoktan geçmiş...
Dikkatinizi çekerim o tarihte İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar henüz Ankara'yı başkent olarak bile tanımıyor. Popüler tabirle "meşruiyet" kazandırmak istemiyorlar. Yani Yunanistan'ın patrik seçimi nedeniyle Avrupa'yı ayağa kaldırması boşuna değil. Rejimi yıkmak için fırsat kollanıyor.
Hani bizim gericilere göre Kemalist Türkiye'yi İngilizler kurmuş ya(!) Daha 1924'te yıkmak için nasıl da dört koldan çaba harcıyorlar. Ama bizim Kemalistler bu ortamda bile hakkında sınır dışı kararı verilmiş metropoliti patrik olarak tanımak istemiyor. Ulusal bağımsızlık konusunda o kadar saplantılı derecede takıklar.
Neyse, 28 Ocak 1925'te Arapoglou hakkında resmen sınır dışı kararı veriliyor. Koskoca Patrik'i postalayacaklar. Atina iyice deliriyor. Türkiye'yle savaşın eşiğine geliyorlar.
Atatürk o sırada Adana'da... Savaş riskini görür görmez trenle Ankara'ya yola çıkıyor. Vagonda haritalar serilmiş, harp oyunu oynanıyor. O sıra Celal Bayar şarap getirilmesini istiyor. Ve Atatürk'ten hayatında ilk kez zılgıt yiyor. Hatıratında anlatmış. "Zevk-u sefa bitmiştir. Şimdi işin içindeyiz Ne şarap ne başka bir içki, içemezsiniz" diye gürlemiş. Konya'ya kadar incelenmiş haritalar. Neticede "Çekerim Yunan’ı Çatalca’ya kadar. Orada kuşatır, işini bitiririm" demiş Gazi'miz... Geri adım yok. Binbir tehlikenin içinde patrik için taviz maviz yok.
Sonuç olarak Kemalistler papaz için taviz vermemiş. Şutlamışlar gitmiş. Bir ay sonra da Şeyh Said isyanı patlak verdi.
İşte bizim gericiler Şeyh Sait'in haksız yere idam edildiğini utanmadan türkü gibi çığırır ama o hengamede savaşı göze alıp patriği şutladıklarını fısıldamazlar bile.
Kemalistler cami yerine kilise edermiş :) Güleyim bari.
Edebiyatını yaptığınız Ayasofya'da kıldığınız her namazı Kemalistlere borçlusunuz. Bu sizin kaderiniz koçlar.
Ha, bu arada... Arapoglou'nun kemikleri var ya... Yıllar sonra Türkiye'ye getirildi. Hangi hükümet getirdi, onu da gericiler bir zahmet baksın, öğrensin. Ama oturarak... Düşüp bayılmasınlar.
🚨SON DAKİKA!
🇹🇷Hamilton'dan Büyük Jest 👏
🐐 Formula 1 efsanesi Lewis Hamilton, milli gururumuz Toprak Razgatlıoğlu'nun 2025 Superbike Dünya Şampiyonluğunu kutlamak için büyük bir sürprize imza attı. Hamilton, FIA'dan aldığı özel izinle bugünkü Amerika GP’sine Türk bayrak temalı özel yarış tulumu ile çıkacak.
“Dünyanın En İyi 250 Hastanesi Listesinde Neden Türkiye Yok?”
Son günlerde basında yer alan bu soru, aslında sağlık sistemimizin en acı göstergelerinden biridir.
Türkiye’de hastaneler değil, hekimler dünya standartlarında; fakat sistem hekimleri ve bilimi desteklemiyor.
💬 Sorun bina değil, sistemdir.
Milyar dolarlık şehir hastaneleri yapmakla övünüyoruz ama o binaların içinde çalışan hekimlerin emeğini değersizleştiren, bilimi ikinci plana atan bir yapı oluşturduk.
Bugün Türk hekimleri dünyanın her yerinde takdir topluyor; ama aynı hekim, kendi ülkesinde verimliliği “puanla” ölçülen bir bürokrasiye sıkıştırılıyor.
🔹 Hastaneler listeye giremiyor çünkü:
•Klinik kalite yerine istatistik baskısı öncelikli.
•Akademik üretim, araştırma ve bilimsel özgürlük desteklenmiyor.
•Performans sistemi, hekimliği bilim değil sayı üreten bir meslek haline getirdi.
•Yönetim anlayışı liyakatten çok politik tercihlere dayanıyor.
🩸 “Sağlıkta dönüşüm” adı altında inşa edilen dev binalar, tükenen bir hekimliğin sessiz tanıkları haline geldi.
Hastaneler ancak hekimine, bilim insanına ve emeğe değer verdiğinde “dünyanın en iyileri” arasına girebilir.
⚖️ HEKİMSEN olarak diyoruz ki:
Dünyada ilk 250’ye giremeyen sistemin sorumlusu hekim değil, hekimi yöneten anlayıştır.
Gerçek reform; binayı büyütmek değil, adaleti, bilimi ve emeği büyütmektir.