Murat ONGUN Açıklaması:
İmamoğlu Davası’nda mahkeme tarafından savunmama yönelik hiçbir kısıtlama olmadı. Mahkeme Başkanı Çarşamba günü avukatım @DrRahsanSDanis’e getirdiği süre kısıtlamasını da Perşembe sabahı kaldırdı. Yani ne bana ne de avukatıma yönelik savunma hakkı kısıtlanmamıştır.
Fakat, bu durum ister istemez başta Sayın İmamoğlu olmak üzere, benden sonra savunma yapacak kişilerin hem kendileri hem de avukatlarına yönelik kısıtlama yaratmıştır. Ç��nkü, mahkemenin 9 Temmuz’da bitirme kararı ile defakto olarak zaman kısıtı doğmuştur.
Perşembe günkü duruşmada Sayın İmamoğlu’nun bizzat nezaketle ifade ettiği gibi, mahkeme sadece 5 gün sonra 14 Temmuz’da tamamlanırsa, hiçbir sorun doğmazdı. 9 Temmuz finali kararından mahkeme başkanı vazgeçmeyince salonda yaşanan gerginlikler üzerine İstanbul Barosu’na bağlı avukatlar ortak kararla, duruşmaya katılmamıştır.
Baro’nun kararı ister istemez benim avukatımı da etkilemiş, ortak kararımızla avukatım savunmasını yapamamıştır. Savunma haklarımın kısıtlandığına dair tüm objektif gerçekler budur. Keşke sadece 5 gün için bu olay yaşanmasaydı ve benim savunma hakkım tamamlanabilseydi.
Kamuoyuna saygıyla duyururum.
Bugün de önce savunmaların kesilmesine itiraz eden Sayın İmamoğlu’nu haksızca duruşmadan attılar.
Atamazsınız, böyle bir şey yok, uyguladığınız hukuk değil, savunma hakkını gözetin diye tepki gösterdik, bu defa da 3 avukat olarak (Tora Pekin, Deniz Yavuzyılmaz, Mehmet Can Seyhan) bizi duruşmadan attılar.
Biz duruşmadan atılınca itirazsız tüm meslektaşlarımız dayanışma gösterdi, tüm avukatlar duruşma salonundan ayrıldılar, savunmaların kesilmeyeceği ve avukatların geri alınacağı mahkemece açıklanmadan savunma yapılmayacağı iradesi ortaya konuldu. Yaşananlar tutanak altına alındı.
İlk olarak savunması kesilen Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş oldu. Mahkeme kendisinin savunmasının tamamlanmış gibi kabul edeceğini söyleyerek sıradaki sanıktan devam etmek istedi, ama avukatlar kararlı davranarak duruşmaya girmedi.
Ama ne hikmetse bir grup avukat ilerleyen saatlerde, hiçbir şey olmamış gibi duruşmaya girerek savunma hakkına yapılan fiili engellemeye göz yumdu ve kendi müvekkillerinin savunmalarını tamamladılar.
Mahkeme de kendilerine teşekkür etti.
Yarın itibariyle; Bu avukatlar hakkında ayrı ayrı barolarına TBB Meslek Kuralları gereğince dayanışma mecburiyetine uygun davranmadıkları itibariyle disiplin hükümlerinin uygulanması için şikayette bulunacağım.
Çokça duymaya başladığım için hatırlatmak isterim: Avukatlık Kanunu m.38/f gereği Avukatların müvekkillerinden gelen meslek kurallarına aykırı talepleri reddetmeleri de zorunludur.
Avukatlık mesleğini yapıyorsak, bu mesleği tüm gerekliliklerini yerine getirerek onurumuzla yapacağız.
Adil yargılanma hakkını savunmaktan ve dayanışmadan bir an bile ödün vermeyeceğiz.
Savunma susmadı, susmayacak.
Olay yerindeki kan ve fren izleri itfaiye araçları, konuyla ilgili haberler de internetten temizlendiği için; bilmeyen arkadaşlar için özetleyelim:
- Ses sanatçısı Sevim Tanürek, 1998 yılında dönemin İBB Başkanı Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın otomobiliyle kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetti.
- Bilirkişi raporuna göre Burak Erdoğan kusursuzdu, tüm kusur (8/8 oranında) yaya geçidini kullanan Sevim Tanürek'teydi. Bu raporla Burak Erdoğan beraat etti.
- Peki bu bilirkişi raporunda imzası olan Eyüp Çakmak ne oldu? Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü yapıldı. Adli Tıp’tan sıcak denizlere açıldı.
📍YILIN HADSİZLİĞİ!
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olan bir kardeşimiz diplomasını alacağı esnada, paraşütle inen akademisyen Yasin Ramazan Başaran ile fotoğraf çektirmek istemedi.
Akademisyen diplomayı vermemek için diretti, diplomayı çekiştirdi, öğrenci hak ettiği diplomasını zar zor aldı!
Rezalet görüntüler! Yasin Ramazan Başaran bir gün bile beklenilmeden görevden alınmalıdır! @YuksekogretimK
Ekrem İmamoğlu'nu "zorla" aşağı indirip hakkında "CMK 203" uygulatıyor, Tuncay Yılmaz rahatsızlanarak hastaneye kaldırılıyor, Murat Ongun'un avukatının savunması HENÜZ BİTMEDİĞİ HALDE "bitmiş gibi" kayda geçerek bir sonraki kişiyi dinlemek istiyor.
Herkes protesto kararı almışken, İnan Güney çıkıp "ben yaparım" diyor, sonrasında hem izleyiciler hem tutuklular salondan ayrılıyor. Mahkeme başkanı ise İnan Güney'e teşekkür ediyor.
Bu senaryoda ben mi bir kalemde birilerini harcamış oluyorum? 🙂 bizzat oradakilerden de dinledim, herkes çok şaşkın.
Umarım idrak kısmında bir problem olmuştur, umarım iletişim eksikliği olmuştur da yanılan ben olurum.
Ben size olanı söyleyeyim; dün Murat Ongun savunmasıyla iddianameyi pinpon topu gibi duvara çarpa çarpa oynayınca aşağıdan bir telefon geldi ve uzatmayın, fırsat vermeyin dendi...
O meşhur söz var ya "Berlin'de hakimler var" diye. 18. yüzyılda yani 1700'lerin ortalarında Prusya İmparatorluğu'nda değirmenci bir köylünün sözüdür o. Prusya Kralı Frederik, köylü değirmencinin hakkını bundan 300 yıl önce gasp etmeye çalıştığında o köylü Alman değirmenci diyor ki "Berlin'de hakimler var."
Siz de lütfen bize İstanbul'da hakimler var dedirtiniz. Her şeyi açık açık serdim. Doğru hükmü tesis etmeniz niyetiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İDDİANAMEYİ SAVUNMAK MAHKEME BAŞKANINA MI KALDI?
Murat Ongun’un avukat Rahşan Sertkaya Daniş, iddianamedeki tüm iddialara ilişkin savunmasına devam ederken Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan ile aralarında tartışma yaşandı.
Aylan, “3 saattir savunma yaptınız, yarın öğlene kadar bitirirseniz Tuncay Yılmaz’ı dinleyeceğim” dedi.
Ongun’un avukatı Daniş hakimin tutumuna tepki gösterdi, "Bu salonda hiçbir avukatın savunmasını kısıtlamadınız. Ben savunmamı iddianameye göre hazırladım.” Dedi.
O sırada mahkeme başkanı Selçuk Aylan’dan çok tartışılacak bir yanıt geldi:
"İddianameye kopyala - yapıştır diyorsunuz ya ismi o yüzden bu kadar çok geçiyordur" dedi. Devamında tartışmalar sürerken duruşmayı yarına erteledi.
Hukuki açıdan bir ağır ceza mahkemesi salonunda iddianameyi savunması gereken makam “Mahkeme Başkanı” değil, “iddia makamı” yani duruşma savcısıdır.
Mahkeme başkanı “kopyala yapıştır diyorsunuz ya iddianameye” diyerek iddianamenin aleyhindeki eleştiriler üzerinden iddianameyi “savunamaz ya da yorumlayamaz”.
Mahkemede hakimin yalnızca “adaletin ve hukukun üstlüğünün” tarafı olması beklenir.
Bu tutum Türkiye’deki Adil yargılanma hakkı ve yargı bağımsızlığı adına “utanç vericidir”.
Bir ağır ceza mahkemesi salonunda iddianameyi savunmak Mahkeme Başkanı'na mı, yoksa iddia makamı olan savcıya mı düşer?
Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş’in savunması kısıtlanmak istenirken, Mahkeme Başkanı’nın avukata dönüp “İddianameye kopyala-yapıştır diyorsunuz ya, ismi o yüzden bu kadar çok geçiyordur” diyerek iddianameye siper olması, hukukun temel direklerinin sarsılmasıdır.
Ceza yargılamasında savcı iddia eder, avukat savunur, hakim karar verir. Hakimin iddianameyi avukatlara karşı savunması "ihsas-ı rey" anlamına gelir.
Anayasa Madde 138’e göre hakimler, anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak bağımsız hüküm verirler. Mahkeme kürsüsü, savcılığın eksiklerini kapatma yeri değildir.
AİHS Madde 6’ya göre adil yargılanma hakkının temeli tarafsız ve bağımsız bir mahkeme ve silahların eşitliği ilkesidir. Hakim iddianamenin tarafı olursa, silahların eşitliği ortadan kalkar.
Adalet, tarafsızlığını yitiren bir kürsüde tecelli etmez.
Mahkeme başkanı, Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş’in savunmasını bitirmesini söyledi. Avukat Daniş, savunma haklarının kısıtlandığını söyleyip “iddianameyi ben mi yazdım” diyerek itiraz etti. Mahkeme başkanı, “bitirmem lazım çok uzadı artık” diyerek savunmayı kısıtladı, tartışma başladı. Daniş, Ongun'un adının iddianamede binlerce kez geçtiğini söyledi. Mahkeme başkanı, “Savunmanızda demiyor musunuz, ‘Kopyala-yapıştırdan dolayı iki binlik sayfa olmuş. Aynı beyanı her yere yapıştırmış.’ diye. Ondan dolayı ismi çok olmuş” dedi.
Avukat Daniş ile mahkeme başkanı arasında yaşananlar şöyle:
Rahşan Daniş: Efendim, ama o zaman… Bir eylemi olan kişiye bunu söyleyebilirsiniz. Bizim 64 eylemimiz var efendim. Bir de örgüt yöneticiliği koydunuz. Ben nasıl bitirebilirim bu kadar sürede? Efendim, ben mi yazdım iddianameyi? Savcılık makamına ben mi dedim müvekkilim bu kadar suçlu diye? Efendim, yarın bitmesi mümkün değil. Bunu açıkça arz ediyorum.
Mahkeme başkanı: Ben zaten buraya ilk geldiğim günde söyledim. Nisan sonu bitireceğim dememe rağmen dört ay oldu. Bakın, bir celse dört ay buldu. Yani bunu bir şekilde avukatlar kolaylaştırmazsa biz bunu ne yapacağız? Nasıl ilerleyeceğiz böyle?
Rahşan Daniş: Bakın, ben bunu şey yapmıyorum Sayın Başkanım.
Mahkeme başkanı: Savunmaların dışında birçok savunma yapılıyor. Bunu kesmiyoruz, müdahale etmiyoruz. Bakın, isnatların dışında. Biz şahsınızı söylemiyoruz, genel konuşuyoruz. Geneldeki durum bu zaten. Sekiz celse… Bakın, kaç tanesi isnatla ilgili?
Rahşan Daniş: Sayın Başkan, onu arz ediyoruz zaten. Diyorum ki size, burada herkese tanınan hak bana niye hak değil? Niye herkese verdiğiniz hakkı bana tanımıyorsunuz?
Mahkeme başkanı: Ya Ekrem Bey, ben burada uygulama yapmak istemiyorum. Mahkemelerde de böyle olmadığını avukatlar çok iyi biliyorlar. Bakın, tamam, ben kırk bir yerde süre sınırlamasını yaptım dedim. Bitiririm, burada zapta da yazarım. Yapmıyorum bunu ısrarla bakın. Ama bunu başka bir şeye kullanmak anlamına gelmiyor.
Rahşan Daniş: Efendim, şöyle deseniz çok hakkaniyetli olurdu. Efendim, bakın, şunu yapsaydınız çok hakkaniyetli olurdu. Biz üç güne de sarkıyorduk.
Mahkeme başkanı: Tamam, ne yapabiliriz yani?
Rahşan Daniş: Efendim, bakın, siz ilk gün müdafilere sınırlı bir süre koysaydınız ve ben sizin koyduğunuz bu süreye riayet etmeseydim, hakkınızdır, bana bunu söyleyebilirsiniz. Ancak bundan önce herkes konuşup da bir sınırlama yapmadığınız hâlde bunu bana yaparsanız ben de doğal olarak… Efendim, müsaade eder misiniz? Efendim, müsaade eder misiniz? Tamam. Şöyle yapabilir miyiz? Size de uygunsa yarın… İsterseniz yarın üç part hâlinde yapalım. Biz yarın tamamlayalım. Yani sabah ve öğlen değil; sabah, öğle, akşam yapalım. Ya da istiyorsanız şimdi devam edeyim efendim. Ama ben bunu arz ediyorum size. İsterseniz sabah beşe kadar yapayım. İnanın, lütfen arz ediyorum. Yarın bütün gün bize izin verin lütfen, arz ediyorum efendim. Efendim, bitiremeyiz. Mümkün değil. Lütfen bakın, adaletinize sığınıyorum. Lütfen adaletinize sığınıyorum.
Mahkeme başkanı: 26 eylemde sorumlu tutulan şahıs çıktı, bir saat savunma yaptı burada. Şimdi onları niye örnek göstermiyorsunuz? Diğer uzun savunma yapanları örnek gösteriyorsunuz.
Rahşan Daniş: Efendim, çünkü ben anlatıyorum. O 26 kişinin adı bu kadar geçiyor mu iddianamede? Bu kadar yer kaplıyor mu efendim?
Mahkeme başkanı: Savunmanızda demiyor musunuz, ‘Kopyala-yapıştırdan dolayı iki binlik sayfa olmuş. Aynı beyanı her yere yapıştırmış.’ diye. Ondan dolayı ismi çok olmuş.
Anayasa’da seçimlerin nasıl ve hangi anayasal kurumlar tarafından erkene alınacağı net bir şekilde yazmaktadır. Cumhurbaşkanı Danışmanı sıfatı taşıyan bir kişinin seçim tarihi telaffuz etmesi, üstelik bunu yaparken TBMM’ye istikamet çizmesi kabul edilemez! Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dedikleri sistem tam da böyle garabet bir sistemdir. Bu sistem; kendisini milletin temsilcilerinin üzerinde gören, onlara seçim tarihi dikte eden “danışmanlar” çıkarır.
CHP Genel Merkezi’nde polis, biber gazı, plastik mermi..
Utanç günü..
Demokrasi adına, katkı sağlayan, vesile olan, sessiz kalan herkes adına utanç günü..
CHP Cumhuriyet’tir.
CHP Türkiye’dir.
CHP Millettir.
Millet kazanacak..
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
Kemal Kılıçdaroğlu.
Sizin onur ile utanç arasında bir seçim yapma şansınız vardı.
Siz utancı seçtiniz.
Siz artık utancınızla yaşayacaksınız.
Ve her gün onurlu insanlarla yüzleşmek zorunda kalacaksınız.
İsim isim saat saat Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarının görüş saatlerinin cezaevinden “devlet memurlarınca” sızdırılmasının açıklanabilecek bir durumu yoktur, bu gazetecilik değildir. Kişisel verileri sızdırdığı iddia edilen İBB memurları 1 yıl tutuklu yargılandı, bu kişiler devlet kurumundan, gizli kalması gereken defterlerden insanların bilgilerini, görüş saatlerini sızdırmaktadır.
Bu paylaşım, hiçbir avukatın mesleki özgürlüğünün kalmadığının, hatta can güvenliklerinin bile tehlikede olduğunun ispatıdır. Avukatlık, hukukçuluk, hukuk, kanun, hak ayaklar altındadır. Konuşacak, tartışacak hiçbir şey kalmamıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi Sinop İl Örgütünün İl Başkanı, Milletvekili, 9 İlçe Başkanı, 3 Belediye Başkanı, 46 Belediye Meclis Üyesi, 6 İl Genel Meclisi Üyesi, Tüm Yönetim Kurulu Üyeleri ve Kıymetli Üyelerinin desteği SEÇİLMİŞ GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN ÖZGÜR ÖZEL VE PARTİMİZİN SEÇİLMİŞ KURULLARINADIR.
Tek bir çürük elması olmayan Örgütümüze 3 yıldır Şerefle Önderlik etmek de benim en büyük onurum!
Cumhuriyet'in kalesi Sinop, Ülkemizin Yıkılmaz Kalesi Cumhuriyet Halk Partimizin Genel Başkanı @eczozgurozel 'in sonuna dek yanındadır.
Saraya ve saraydan medet umanlara karşı gerekli tüm mücadeleyi vermeye, ödenecek tüm bedelleri ödemeye hazırız.
Av. Aykut Cem YALÇINKAYA
CUMHURİYET HALK PARTİSİ SİNOP İL BAŞKANI