Karadeniz sahil otobanı derelerin denizle buluşmasını engelleyen doğa katili bir projeydi. Rize'nin büyük çoğunluğu bu projeyi canı gönülden destekledi, bugün sonuç bu👇
Özgür Özel çıksa; “ne villası kardeşim! Kerpiç, sıvasız evlerde oturan evlatlarımızı katleden terörist başına ne villası ne statüsü verilecek! Onun statüsü terörist yeri de hücredir” dese. “Kürt kökenli yurttaşlarımızı bir terörist temsil edemez” diye eklese, % 55’le iktidar olur…
Ama belki de onu demeyeceği için o koltuğa oturtuluyor, Kemal Kılıçdaroğlu gibi…
@eczozgurozel@kilicdarogluk
@alidenizcakir Öcalan’a kusursuz bir villa yapılmış senin cumhurbaşkanı adayı zindanda ! Demirtaş’ı dem parti bile umursamıyor sen başka şeylerden bahsediyorsun @eczozgurozel
@Taspnar_ayhan@eczozgurozel Abdullah Öcalan’a villa yapılırken Demirtaş içeride İmamoğlu zindanda yazıklar olsun demelisin !! ev bizim gündemimizde de��il diyorsun, konu çok önemli nesini anlamadın yurtseverler içeride teröristlere villa yapılıyor nesini anlamadın neden gündeminde değil
@yenipartiyiz@eczozgurozel anket sonuçlarına bak çerçeve Yasada yanlış ama evet diyeceğiz diyerek bir çuval inciri berbat ettiniz hadi bakalım nasıl toparlayacaksınız görelim Vatandaşı dinlemediniz insanları dinlemediniz..kasabalarda gezerek bu sonuçları düzeltemezsiniz !
İktidarın baskısını artırdığı bir ortamda Yeni Parti'nin işinin kolay olmadığının farkındayım. Ama özellikle son günlerdeki gelişmeler karşısında partinin bu derece etkisiz ve neredeyse tepkisiz kalmasının üzerinde durulması gerekiyor.
Anladığım kadarıyla Özgür Özel'in AKP-MHP arasındaki çatlak tezine bel bağlayarak muhalefet yürütme stratejisi, mutlak butlan kararıyla birlikte büyük darbe aldı. Nitekim o günden beri ana muhalefet ciddi bir ivme kaybetti ve Özel yönetimi hata üstüne hata yaptı. Kılıçdaroğlu'na karşı yeterli tepkinin gösterilememesi, Yargıtay'dan çıkacak karara bel bağlanması, ardından çerçeve yasa konusundaki kafa karışıklığı ve arka arkaya kaybedilen belediyeler, iktidarın çoğunluk desteğini kaybettiği bir ortamda muhalefet cephesini ciddi biçimde zayıflattı.
Muhalefetin yalpalamasını fırsat bilen iktidar ise muhalefeti adaysız bırakmaya (Yavaş üzerindeki kampanya), belediyesiz bırakmaya (yakında İBB'ye yönelebilecek tehdit) ve bir yandan da tabanını sindirmeye yönelik hamleler yapıyor. Yeni Parti ise bu darbeler karşısında Özel'in küçük illere yaptığı ziyaretlerden paylaşılan videolar ve mitingler üzerinden tabanını konsolide etmeye çalışırken, gelen eleştirileri çoğu zaman bozgunculuk olarak yaftalayarak asıl problemi öteliyor. Bu sırada muhalif tabanın morali ve gücü giderek zayıflıyor.
Bence artık şu ana kadar izlenen stratejinin sonuçlarının ne olduğunu açıkça tartışmak gerekiyor. Eğer bu strateji şu ana kadar başarı kazanamadıysa, aynı çizgiyi sürdürerek ileride neden farklı bir sonuç alınacağının da açıklanması lazım.
Hekimlik mesleğini işin içinde olmayan, doğuma ya da ölüme tanık olmayan, herkesin uyuduğu saatlerde ayakta olmayan, zamanını ailesinden daha çok işine ayırmayan insanların anlayabilmesi çok zordur..
Ayrıca, doktorun kamuda olanı, özelde olanı, orada burada olanı diye birşey zaten olamaz..
O yüzden, bu sözlerin de hiç bir kıymetiharbiyesi yoktur!!
@inandemirel Kürt sorununu Öcalan’a istediğini verelim o da bizim askerlerimizi öldürmesin gibi bir savunma anlaşılır gibi değil böyle mi gelecek toplumsal barış ???
Sen sakın pes etme Ekrem İmamoğlu
Sen son kalemsizsin
Sakın susma, en karanlık gecenin mutlak bir sabahı vardır
Vazgeçmen için çok uğraştılar. Ailene, babana, eşine ve çocuklarına kadar yürüdüler
Sen konuşunca insan yeniden inanmak istiyor, yeniden umutlanıyor
Ben 1982 den beri doktorum. Tıp memur zihniyeti ile yapılmaz. Evet memurdur ama senden daha çok çalışır. Saati gelincede dükkanı kapatıp gitmez, hastasına bakar, yolda gelen hasta mesajlarını cevaplar, hemşire ve servise hastaların son durumunu sorar.
Sizin dediğiniz memur tapu kadastro memuru. Onlar kapıyı kitler gider.
Aksini iddia ediyorsanız bir gün sadece bir gün tüm doktorlar saati dolduğunda işi orada bıraksın bakalım ne oluyor?
Artık bu tartışmaları aşın.
Bırakın Herkes işini düzgün yapsın .
Kazanamadığınız tıp fakültelerinin , kazanamadığınız puanların özrünü insanlardan çıkartmayın.
Yine aksini iddia ediyorsanız sizin için güzel bir dua edeyim kızınız veya oğlunuz mutlaka Doktor olsun, yaşayarak öğrenin.
“Doktorlar memurdur, diğer memurlardan farkı yoktur” diyerek meseleyi 8-17 mesaisine indirgemek, sağlık hizmetinin nasıl yürüdüğünü bilmemektir.
Evet, doktorlar da kamu görevlisidir. Ama doktor 8’de gelip 17’de dosyasını kapatıp çıkabileceği bir işte çalışmıyor.
Ameliyat 17.00’de bitmediyse ameliyatı yarıda bırakıp çıkmaz.
Acil vaka geldiyse “mesaim bitti” deyip hastayı kapıda bırakmaz.
Ameliyat uzarsa ekip tamamlanana kadar kalır.
Gece acil ameliyat varsa çağrılır, gelir.
Nöbet tutar.
Hafta sonu ve bayramda çalışır.
Saatlerce ayakta ameliyat yapar.
Bir insanın hayatıyla ilgili saniyeler içinde karar verir ve yaptığı hatanın bedeli bazen geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur.
Üstelik mesele sadece doktor da değil. Hemşireden anestezi teknisyenine, radyoloji teknikerinden ATT'ye kadar sağlık çalışanlarının önemli bir bölümü “mesai bitti, çıkıyorum” diyebileceği bir sistemde çalışmıyor.
Kimse kamu çalışanlarını birbirine düşürmesin.
Öğretmenin yaptığı iş değerlidir, polisin yaptığı iş değerlidir, vergi memurunun yaptığı iş değerlidir; sağlık çalışanının yaptığı iş de değerlidir.
Ama “hepiniz memursunuz, aynı şartlarda çalışıyorsunuz” demek, eşitlik değil işin niteliğini görmezden gelmektir.
Bir doktorun ameliyathanede, bir hemşirenin yoğun bakımda, bir acil sağlık çalışanının ambulansın içinde verdiği mücadeleyi; masa başında 8-17 çalışan bir mesaiyle aynı kefeye koyamazsınız.
Memur olmak ortak statüdür; çalışma şartlarının aynı olduğu anlamına gelmez.
Sağlık çalışanına tepeden bakmak da, emeğini küçümsemek de kimseye yakışmaz.
@biremreoz Polemiğe girmeden 20 yılın tecrübesi ile tek bir şey söylemek istiyorum.
Eğer doktorlar bir gün gerçekten memur gibi çalışmaya başlarsa bundan en büyük zararı biz doktorlar değil, halk görür...
Yılda 1 Milyar muayene memur gibi çalışan doktorlar ile mi oluyor sanıyorsunuz?
@biremreoz doktor memur gibi çalışsa var ya 8-5 mesai süper olur.. mesai bitti kapat hastaneyi hafta sonu geldi kapat hastaneyi bayram geldi kapat hastaneyi karyağdı kapat hastaneyi süper ben hazırım bu şekilde çalışmaya
Şu tewetleri okuyunca üzülüyorum. Ülkede adaletin yerlerde süründüğü, hukukun hiçe sayıldığı, temel insan hakkarinin yerle yeksan olduğu bu dönemde kendi mesleki durumunun gerekliligi, ne yapması gerektiğini bilmeyen bedhahlar, hekimlerimize hak öğretiyor.
Hekimlik öğretisinin evrensel kuralları ve mesleki etik ilkeleri, hasta hekim ilişkisinde her türlü ayrımcılığı reddeder.
Hastanın cinsiyet temelli hekim tercihi ayrımcılıktır; kabul edilemez.
Hekim de hasta da ayrımcılık yapamaz.
“Ben bu hocaya randevu aldım, hoca nerede?”
20 yılda sağlık sektöründe ne değişti?
Türkiye’de yıllık hasta muayene sayısı yaklaşık 350 milyondan 1,1–1,2 milyar seviyesine çıktı. Üstelik bu dönemde randevu ve hekim seçme sistemi de geldi.
Sistemde gereksiz ve aşırı başvuruların yükü var. Bazı kişiler hastalık hastalığıyla yılda 50–100 kez sağlık kuruluşuna başvurabiliyor.
Talep bu kadar büyüyünce, özellikle eğitim ve araştırma hastanelerinde bir uzmanın, hocanın adına aynı anda 2-3 poliklinik açılması, hastaların sadece asistanlar tarafından görülmesi kaçınılmaz hale geliyor. Oysa aynı uzman aynı anda servisi yönetiyor, ameliyata giriyor, girişim yapıyor, konsültasyon bakıyor.
Çözüm; gelişmiş ülkelerdeki gibi sağlık hizmetine erişimi gereklilik yoksa kısıtlamak. İlle gereksiz gitmek isteyenden para istemek.
Ancak erişimi sınırlayan bu tür önlemler toplum tarafından kolay benimsenmez. İnsan doğası böyledir: Rahatını 10’dan 20’ye çıkarırsınız, sonra 18’e düşürdüğünüzde bile bunu kayıp olarak görür ve tepki verir.
Bu yüzden sağlık hizmetine erişimi sonradan kısıtlamak, teknik olarak gerekli olsa bile sosyal olarak zordur.
Sonuçta kontrolsüz talebin bedelini, bedelini, gerçekten sağlık hizmetine ihtiyacı olan hastalar ve sağlık sektöründe çalışanlar ödüyor.