Ekonomik ve hukukî adaletsizlikler öyle bir beladır ki, onlar düzelmedikçe cemiyetteki ahlâkî erozyonu önlemek ve izale etmek mümkün değildir. Zira bir toplumdaki adalet pratiği ile o toplumun ahlâkî kabul ve hayatı arasında kopmaz bir bağ bulunmaktadır.
@onurkrkss@ScouTurk Sana kimse Enes çok iyi forveti demedi. İstatistiklere bakman bomboş. Sakatlıklar olmasaydı ve eğitimini alabilseydi çok başarılı olabilirdi demişler. Neyi anlamadın da "ama olamamış muriç bile daha iyi ehe" demişsin çözemedim. Neyse. Emeklilik yaşı 30 değil bu arada wake up
Ne kadar terbiyesizce bir yazı bu ya. Sosyal medya ergenliği ile yazıldığı ne kadar belli.
Rahmetli peder vefat ettikten sonra acımızı tam anlamadan cenazeyi taşıma, namazı ayarlama, anons yaptırma, köyde mezar yerini kazacak adamı bulma, gelen misafirlerle ilgilenme falan derken birden bir sürü telaşın içinde bulduk kendimizi. Ha yalnız da değildik; sağolsun tüm eş dost akraba işin bir ucundan tuttu, defin yapıldı, yemekler hazırlandı, taziye yapıldı.
Her neyse rahmetliyi defnettik, İstanbuldan cenaze için gelen arkadaşları uğurlamadan önce bir çay içmeye oturduk. Orada birisi bir espri yaptı muhabbbet arasında, birden kendimi katıla katıla gülerken buldum. Ve fark ettim ki iki gün sonra ilk kez orada tekrar gülebiliyorum. İlk kez bu acının da dağılacağını anlamış oldum orada. İlk kez hayatın devam ettiğini hissettim.
Bakmayın bu ergenlere, cenazemiz olunca karalar bağlayıp hayattan soyutlanmak yoktur bizim kültürümüzde. Ölene son görevini yapmaya gelenleri ağırlamak da ölene bir vefadır bir kere. Kalanın borcudur. İnsana hayatın ve dünyanın devam ettirdiğini hissettirir. Derin kuyulara ve isyana düşmekten korur insanı bu adetler.
M. Sami Kirazoğlu; stres, sıkıntı ve iç ferahlığı için okunması gereken şifa dualarını Yeni Şafak’a anlattı.
🎙️ @ender_cinar
🎬 Tamamı: https://t.co/i4mw79LJhJ
Bireyin hayatının bir ergenlik dönemi olduğu gibi çift hayatının da bir ergenlik dönemi vardır. Çünkü insanın, tabiatının gerektirdiği eş olma potansiyelini deneyimleyeceği bu alan evlilikle ilk defa açılmıştır. Dolayısıyla erkek koruma, sahiplenme ve hükmetme güdülerini icraya kalkışır; kadın ise kocasına karşı bir direnç refleksi geliştirir. Aynı şekilde kadın da evlilikten beklediği tabii duygu ve hislerine karşılık arar; ancak erkeğin genellikle pratik meselelere odaklanıp duygusal boşluğu dolduramaması kadını depresif bir ruh haline sürükler. Kısa sürede biten evliliklerin genelinin durumu budur.
Onun için kadın ve erkek birbirinin bu tutumunun farkında olup süreci yönetebilmelidir. Biz kadınları erkeğin bu doğasına karşı bilinçlendirip çatışmadan süreci doğru yönetmeyi öğütlerken, erkeklere de doğuştan gelen bu güdülerini kontrol etmeleri gerektiğini telkin edeceğiz. Aile reisi olarak sağlayıcılık ve koruyuculuk misyonunu ifa etmesi için kendisine verilen savunma ve saldırı mekanizmasını, aile içinde gerginlik ve huzursuzluk çıkaran “ergenlik” refleksleriyle devam ettirmemesini; daha nitelikli, sorun çözen, güven veren bir aile reisi profili çizen “olgunluk” emareleriyle kullanması gerektiğini salık vereceğiz. Tabi toplum ve çevrenin de bu konuda bilinçli olup ekte belirtildiği gibi "hakkı ve sabrı tavsiye" etmeleri gerekir. Zira bu zamanla sükun bulacak geçici bir süreçtir.