Görevi başında katledilen kardiyoloji uzmanı Dr. Ekrem abimizin şehadet yıldönümü bugün.
Rahmet olsun. Biz unutmadık…
Seni Kaybettiğimiz Girdap https://t.co/pyc5ORGIeQ
Nerede bir dağ seyretsem aklıma Resûlullah as’ın “Uhud bizi sever, biz de onu severiz” deyişi gelir. Bir dağa karşılıklı sevgi atfetme, kendine mahsus bir idrak ve dili olan varlık âlemi tasavvuru ciltler dolusu çevre felsefesinden daha anlamlı bizim için. Canım peygamberim.
Öncesindeki 75 yılı saymasak bile (!)
7 Ekim’den bu yana 1000 gün geçti. Halk sağlığı uzmanı sevgili arkadaşım Hatice Büşra; BM, WHO, UNICEF ve hakemli literatür kaynaklarından bir rapor derledi.
Gazze'de Halk Sağlığı Krizi — 1000. Gün Veri Dosyası https://t.co/GH3YY6qmaU
Salman Akhtar, kronik hayal kırıklığının gramerini iki kelimeye indirger: “bir gün” ve “keşke.” “Bir gün” fantezisi geleceği idealize eder: Bir gün doğru insan gelecek, bir gün hak ettiğim görülecek, bir gün her şey yerine oturacak. “Keşke” fantezisi ise geçmişi idealize eder: Keşke o şehirde kalsaydım, keşke o kapıyı çalsaydım, keşke annem başka biri olsaydı. Biri patolojik bir iyimserlik üretir, öteki dipsiz bir nostalji.
Bu iki fantezinin sinsi ortaklığı şudur: İkisi de şimdiki zamanı boşaltır. “Bir gün”de yaşayan insan bugünü bir bekleme salonuna çevirir; “keşke”de yaşayan insan bugünü bir müze deposuna. İkisinde de bugün, kendisi olarak yaşanmaz, ya bir provadır ya bir enkaz. Kronik hayal kırıklığı dediğimiz durum, çoğu zaman tek tek olayların değil, bu zamansal sürgünlüğün ürünüdür: İnsan, hiç gelmeyecek bir gelecek ile hiç var olmamış bir geçmiş arasında mekik dokurken, elindeki tek gerçek zamanı, şimdiyi harcadığını fark etmez.
Oysa ne güzel söylenmiştir:
Geçti mazi çekme istikbale gam
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem
“How can I believe this world
When it talks about humanity?
Seeing a mother crying over her child
Who died in an airstrike, hungry”
75 years and 1000 days 🍉
https://t.co/HVMfjxA04W
Yoldayım, arka fonda Hüseyin Goncagül amcanın 1998 yılındaki albümü çalıyor. Neşesiyle, nüktesiyle, çocuk sevgisiyle aramızdan ayrılalı bir yıl oldu. Kızı, dostum Betül ve oğlu Mustafa abi Anadolu Ajansı’na babalarını anlatmış.
Rabbim rahmet eylesin 🌹
https://t.co/YzCES4hDm3
Yani açıkçası ben senden razıyım ablacım 🫠
Takımın en genci olup iki maçtır başkaları yerine şu yorumları yaptın, dürüstçe sorumluluk aldın, bi de golünü attın ❤️🩹
🗣️🎙️ Arda Güler: "Tüm eleştirileri haklı buluyorum. Ne diyorlarsa haklılardı. Çünkü iyi oynamadım. Hiçbirimiz iyi oynamadık. Drama yapamayız. Kötü oynadık, elendik. İnşallah bundan sonraki maçlarda telafi edebiliriz."
Bugün büyüme geriliği nedeniyle incelenirken 1,5 yıl önce çölyak tanısı alan 11,5 yaşında bir çocuk gördüm. Boyu hala hedefinden geride olduğu için gelmişler.
Öyküsünde tanıdan 6 ay sonra Konya’da bitkisel tedaviler uygulayan bir pratisyen hekime gitmişler. Bu doktor glutensiz diyeti kestirmiş ve 6 kür ozon tedavisi yapmış. Her kürde Konya’da 5-6 gün, bu doktorun otellerinde vs kalmışlar, 60-70 bin gibi paralar ödemişler. Çoçuğun son iki TgIGA antikoru>200 RU/mL.
İnsan inanamıyor. Bu ve benzeri kötülükleri nasıl durduracağız? Bu konularda Sağlık Bakanlığı’nın daha etkin olmasını bekliyoruz. @drmemisoglu
12 gündür hastanede yaşıyorum. Bu Kenan Alpay gibi tiplerden o kadar çok var ki inanamazsınız. Dünya kendi etrafında dönüyor zannediyorlar. Sadece onun hastası var, sadece onun canı yanıyor.
Babam acılar içinde feryat ederken polikliniğe geldik ve sıramız olmamasına rağmen kapıyı çalarak doktor beye durumu anlattım. Hoca sağ olsun hemen koşa koşa ameliyathaneye gitti ve oradan asistanını arayarak babaın acil ameliyata alınmasını sağladı.
Belki de Kenan'ın hedef gösterdiği doktorun da başına benimki gibi acil bir vaka gelmişti. Nereden biliyorsun işini ihmal ettiğini?
Sizdeki bu hedef gösterme hadsizliğinin kaynağı olan özgüven nedir arkadaş? Bio'ya gazeteci yazınca her şeyi kendinize hak mı görüyorsunuz?
Ben Dr. Hanım'ın yerinde olsam hedef göstermeden dava açarım. Bu terbiye yoksunu kişilere standart insanı davranışları başka türlü öğretme şansımız yok.
Çocuk ölümlerine en çok tanık olan hekimler, hayatta daha fazla anlam buluyor.
Çünkü ölüm, insanı geleceğin peşinde koşmaktan çok, şu anın değerine, sevdiklerine ve hayatta olmanın değerine odaklıyor.
“Hışırtılı plakların çalındığı
Çamurlu bir çarşının ortasında,
Sen
Bütün insanlarsız kalmayı bilir misin?
Bir kişisizken.
Bir sıfır,
Bir sıfır çöreklenmiş yüreğine,
Ve burgu burgu bir sual:
Başı neydi, sonu ne?”
Hüsrev Hatemi