Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek hepimize büyük bir gurur yaşatan Filenin Sultanları A Milli Kadın Voleybol Takımımızı ve teknik ekibimizi yürekten kutluyorum.
Azminizle, mücadelenizle, inancınızla bir kez daha Türkiye’nin gururu oldunuz.
İyi ki varsınız 🇹🇷
Milletimizin başı sağ olsun. 🇹🇷
Van’ın Erciş’deki kazada, görevi başında şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut’a Allah’tan rahmet; ailesine ve yakınlarına sabır diliyorum.
Timur Soykan'dan Kılıçdaroğlu'na tarihi füze
*Yaptığınız ihaneti anlatacak kelime arıyoruz
*Siz tek adam rejiminin en büyük hamlesinin piyonusunuz
*Siz Türk demokrasinin kalbine saplanmış bir hançersiniz
*Sizi ve yanınızdaki hainleri tarih yazacak
*Bunları kimse unutmaz
Lafın bittiği yerdeyiz …
CHP tarihin de
böyle bir şey hiç olmadı..
CHP böyle bir utancı hiç yaşamadı .
göz göre göre
Ve bile bile
CHP bunun yüzünden kaybedilmesi imkansız bir seçimi kaybetti….
Sırf senin bencilliğin yüzünden …
Sadece CHP yi değil
Laik Atatürk Cumhuriyetini yaktı…
Üstelik böyle olacağı
belli olmasına rağmen …
Bakın CHP li dostlarım
gerçekten sözün bittiği yerdeyiz .
Artık karnımızdan konuşmayı bırakalım..
Utanmaz
Sıkılmaz
Arlanmaz
pişkin bir hainle
karşı karşıyayız
Bu adam bir hain
Evet yanlış okumadınız
HAİN “
Çünkü
bu kadar pişkinlik
Ancak hain olmakla açıklanabilir..
Artık bu adamın
Erdoğan’ın seçim kazanması için
oraya yerleştirildiği kesinleşti.
Bunu görmeyenlere
yapılabilecek tek şey
oturup vahi inmesini beklemek
Demekki o denli kör ve sağır
Türkiye yansa da olur demekten başka
bunun anlamı yok…
Ya eski bir genel başkanımıza
bu lafları etmeyin gibi
anlamsız sözleri bırakın ..
Biz oraları çoktan geçtik
Bir kriptodan söz ediyoruz
Saraya çalışan bir casus var karşımızda
Daha ne olacakki uyanacaksınız
Yahu
ne
Ne
Ne
Ne olacak
Vahi mi inecek
Tek tek noterden
tastikli
mektup mu bekliyorsunuz
Yada başınıza
göktaşı mı düşsün…
Adama bir zaman gazeteciler sordu
hayır laiklik tehlike de değil dedi….
Referandumda
Mühürsüz oyları
Anayasa mahkemesine götürmek isteyen
Milletvekillerini partiden atmakla tehdit etti.
Saray casusu
bir sıkma başlı gazeteciyi
partiden izinsiz maaşa bağlamış yahu .
Öyleki işi mitinglerde
Ülkücü işaretleri yaparak
kürsüye çıkmaya kadar götürdü .
Erdoğan’la işbirliği yapan
38 aşırı sağcı insanları
CHP nin oylarıyla meclise soktu…
Daha ne olsun “NE”
Yine kendi adaylığını
desteklemesi karşılığında
Ümit Özdağ’a kıritik üç bakanlığı vermek
İçin gizli protokol yapmış
Yok böyle bir şey dedi
Sonra ümit Özdağ
İmzalı kağıdı televizyon da
bütün Türkiye’ye gösterdi ….
Adam yine utanmadı yahu ..
Hele neydi O Ekmelettin faciası
O gün Türkiye’nin kaderi değişti ..
Laik Türkiye Cumhuriyeti
başka bir yere doğru savruldu ..
Adam yine utanmadı..
Sanırım
ERDOGAN’a karşı görevini
kaldığı yerden devam etmesi için
Pentogon dan emir aldı .
Bunun başka açıklaması yok dostlar ..
Ancak bir casus
bu kadar ileri gidebilir .
Korkarım yapabileceğimiz
bir tek şey kaldı
Yüzüne tükürmek..
Timur Soykan: "Korku filmlerinde olur ya böyle zombiler ölür ölür ama yine dirilirler, bunlar 13 tane seçim kaybediyorlar, bütün bu otoriter rejimin inşasında temel dayanak oluyorlar. Temel dayanak olan bir beceriksizlikle yaşıyorlar ve Kılıçdaroğlu çıkıp tam bu süreçte bir zombi gibi çıkıp iktidarın istediği umut oluyor.
Tam böyle ülke değişecek, yeni bir yol ayrımına gidecek, siyasi olarak ülke bir çıkış arayacak, bir çıkış yolu bulacak halk bu yoksulluktan, bu yolsuzluktan, bu otoriter rejimden kurtulacak diye düşünürken Kılıçdaroğlu geliyor."
💥Ertuğrul Özkök:
⭕️ “Kemal Bey, 2023’te sizi Erdoğan yendi; bu defa hüsrana uğrattığınız insanlar yenecek.
⭕️Kaç defa oy verdim O'nun başında bulunduğu partiye…
Ve 13 kere hayal kırıklığına uğrattı beni.
⭕️Hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu kadar egoist bir siyasi konuşma görmedim.
⭕️Bir yıldan fazladır tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
⭕️Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
⭕️O'na 13 seçimde oy veren vatandaşları, O'nu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
⭕️Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastlamadım.
⭕️İnsanlar iki türlü yaşlanırmış ya bilgeleşerek ya habisleşerek. Hayatım boyunca ikisini de gördüm de…
Bu kadar hezimetten sonra hâlâ bu kadar habisleşen bir “siyaset emeklisini” hiç görmedim.
⭕️Güya CHP’li seçmene sesleniyor, yuttuk mu o bakışları ve belâgati…
⭕️Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinden sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
Nasıl da kendinden emin…
Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hal, bir tavır…
⭕️Ama hiçbiri sahici değil, hepsi “miş” gibi…
Liğme liğme sarkıyor…
Güya CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
⭕️Siyasetin “S” harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
⭕️Üstelik asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki…
Biri, CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri;
Öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
⭕️Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, “İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız, ortada adaletsiz bir durum yok, sonuna kadar gidin” diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
“Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…”
Aynen böyle diyor…
⭕️Halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi
⭕️Karşımızda inanılmaz bir karakter var.
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş.
Üstelik toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
⭕️Sokağa bile çıkamıyor ama bir YouTuber olarak ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
⭕️Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor
⭕️Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki, hukukun en basit ilkesi olan “masumiyet karinesi”ni bile unutmuş.
İhtirası o kadar büyük ki, partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için neredeyse bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
⭕️Kemal Bey destekçilerinizle birlikte o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama bilin ki CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
Özgür Özel önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
⭕️O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
⭕️Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
⭕️Önce kurultay sandığında sizi yendi.
⭕️Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
⭕️Şimdi halkın da desteği ile siyasi dalavere meydanında sizi bir kere daha yenecektir.
Ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz.
⭕️2023’te Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sandığında sizi yenmişti.
Bu defa hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecek ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecek.
⭕️Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.”
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta İl Genel Meclis seçiminde yaşanan krizin detaylarını açıkladı
"AK Parti'nin adayı olan kişi zarfların içindeki pusulalara yazılan isimler okunurken CHP'li aday Hayrettin Kartal'a verilmiş iki tane oyu kendince geçersiz kılmaya kalktı. Buna itiraz edildi ve neticede ara verildi.
AKP, oldu bittiyle açıklama yapıp bu İl Genel Meclis salonuna girmek için arkamda gördüğünüz şekilde jandarmayı da bu işe alet etmek istiyor.
Bakın jandarmanın elinde cop var. Bu cop günün sonunda bize karşı kullanılmak için veya bizi korkutmak için o ellerde var. Biz korkmuyoruz kardeşim"
Çok ilginç bir haber…
Haberi mutlaka okuyun.
Sanırım çoğumuzun gözünden kaçtı…
Ülkemizde yabancı asker varlığını kabullenmeye hazır mıyız?
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, bu topraklardan yabancı askerleri söküp atarak bir devlet kurdu…
Tarihimize dönüp baktığımızda ne görüyoruz?
İşgal nedir, biliriz…
Mandanın ne olduğunu, biliriz…
Koruma adı altında nasıl bağımlı hale gelindiğini, biliriz…
Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, çok uluslu askeri yapılar bu egemenlik ilkesiyle çelişmiyor mu?
İş birliği başka, toprakta kalıcı askeri yapı başka…
Misal; kriz anında kim, kimi yönetecek?
Kimin dediği olacak?
Yabancı askeri unsurların çıkarı mı, Türkiye’nin çıkarı mı öncelikli olacak?
Bu karar, milletin bilgisi ve rızasıyla mı alınıyor?
Neden bizim haberimiz yok?
Meclis’te tüm partilerin katılımıyla, şeffaf şekilde, uzmanların, askerlerin, diplomatların görüşleriyle detaylı şekilde tartışıldı mı bu konu?
Böylesine kritik bir konuda, halka neden sorulmuyor?
Neden bir referandum düşünülmüyor?
Eğer bu karar gerçekten doğruysa,
milletin onayından endişe duymaya gerek yok…
Bu mesele o parti, bu parti, sağ, sol meselesi değil; egemenlik meselesidir...
Bu topraklarda yabancı asker varlığı, ancak milletin açık rızasıyla ve şeffaf şekilde tartışılarak kabul edilebilir...
Sorun bakalım, millet onay verecek mi?
Bir zamanlar bu topraklardan yabancı askerleri göndermek için can verip, şehit düşmüş milletin evlatlarıyız...
Kimin dost olduğu değil mesele, bu topraklarda kimin söz sahibi olduğudur…
Ve evet…
“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
Aksaray’ın Eskil ilçesinde İlçe Milli Eğitim Müdürü İbrahim Kılıçer’in çocukların uzay ve bilim merakını geliştirmek amacıyla iki katlı kütüphane yaptırdı ve kütüphaneyi teleskop gibi birçok araştırma materyalleriyle donattı.
İlçenin AKP’li Belediye Başkanı Cüneyit Orhan Toprak ise, çocukların uzay, kitap, bilim gibi "gavur icadı" işlerle uğraşmasına karşı çıkarak kütüphanenin kapatılıp lokantaya çevrilmesi talimatını verdi.
İlçe Belediye Başkanı Cüneyit Orhan Toprak ve Kaymakam Taha Soydaş ile yaşadığı tartışmaların ardından görevden alınarak başka bir ilçeye öğretmen olarak atanan Kılıçer, bu sürecin ardından bir hafta sonra yaşamına son verdi.
Ekonomist Bartu Soral, olayı sosyal medya hesabından paylaşarak “Bilim düşmanlığı işte böyle bir şeydir” ifadeleriyle tepki gösterdi.
🟡🔵 Temsilcimiz Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi üçüncü hafta maçında Stuttgart'ı mağlup ederek ikinci galibiyetini aldı!
🇹🇷 Fenerbahçe 1-0 Stuttgart 🇩🇪 | #UEL
Fatih Altaylı ile tanışalı kaç yıldı oldu hatırlamıyorum. Bir radyoda gazeteleri yorumladığı yılları hatırlıyorum. Sanırım 90’ların başlarındaydı. Bab'ı Ali yokuşu muydu adı, her gün gazeteleri okuyup acımasızca eleştirirdi… Çok popüler bir radyo programıydı. Radyo ve televizyonların yeni şaha kalktığı günlerdi. Kardak krizinde karşılaştığımız hatırlıyorum. Gümüşlük’te… Bir bota atlayıp kardak’a gitmişti hatta eşi Hande de yanındaydı… Sonraki yıllarda Doğan Holding’de ben Cnntürk’teyken o da KanalD tarafındaydı. Ara sıra denk gelirdik… Sonraki yıllarda ailece görüşmeye başladık. Beraber tatillerde bir arada olduk, evlerimize gidip geldik. Çok iyi kaz yapar bakın Fatih… Habertürk’te başının çok belaya girdiği bir dönem ben 5n1k’ya konuk olarak çıkarttım. Şu anda hala bize bel altı vurmak için o programı kullanırlar. Bayağı içten ve doğrudan tartışmıştık. Hiçbir şeye eyvallahı olmayan iki gazeteci olarak birbirimize girmiştik. ( O programdan sonra başım Doğan Tv’de çok belaya girdi belki o da ilk kez burada öğrenecek hiç söylemedim ona..)
Sonra ne oldu bilmiyorum daha az görüşür olduk. Pek çok konuda gönüş olarak ayrı düştük. Ben youtube’a girdiğimde beni ‘youtuber’ diye küçümsüyordu sonra şartlar denilen o vahim şey onu da YouTube macerasına getirdi. Youtube’da çok başarılı oldu Fatih.
İzlenirliklerde hepimizi geçti.
Yeni kurulan bu dünyada muhalefetin yaptığından çok daha büyük bir etkisi olan yayınlar yaptı. Biliyorum söyledikleri özellikle iktidar cenahı için yenilir yutulur şeyler değildi. En son geçtiğimiz aylarda bir mekanda karşılaştık. Biraz son zamanlardaki durumu konuştuk neşesi yerindeydi. Tedirgindi ama korkmuyordu.
Bu akşam saatlerinde gözaltına alındığını öğrendim. Hepimizin beklediği bir durumdu ne yazık ki… Türkiye’de değil artık gazeteci her sosyal medya kullanıcısı için olası bir senaryo bu…
Fatih’in son yayınında yaptığı konuşma kısaltılmış ve montajlanmış çok büyük bir çarpıtma ve yanlış anlamaya dönüştürülmüş. Yaklaşık 3 dakikalık konuşmanın aslını dinlediğinizde öyle apar topar gözaltına alınmayı hak etmeyecek bir konuşma olduğunu görüyorsunuz..
Ama kurgulanan 36 sn’lik bölümü tamamen bir manipülasyon.
Biliyoruz ki Fatih Altaylı’nın gözaltına alınma nedeni sadece bu konuyla değil son zamanlarda hükümete yönelik sert eleştirileri.
Kurt kuzuyu yemeye karar verince 36sn’lik bir çarpıtma metin yeterli olabiliyor.
Fatih’i cumartesi akşamüstü apar topar gözaltına alınması bugüne kadar gördüğümüz her türlü tuhaf gözaltına alınma ritüellerinin de üzerinde…
Bugün YouTube yayıncılarını ben demokrasinin düdüklü tencereleri olarak görüyorum. Biliyorsunuz çok basınç uyguladığınız yerde tencerenin biraz havasını boşaltmanız gerekir. Şu anda troller Fatih Altaylı'nın gözaltısı üzerine halay çekiyorlar ama hala aklı selim düşünen hükümeti yönetenlere ve bu kararı alanlara bir çağrım var.
‘Bırakın muhalefet de sesini beğenseniz de beğenmeseniz de biraz olsun duyurabilsin. Her beğenmediğinizi sesi susturabilirsiniz ama tarih gösteriyor ki bu uzun dönemde sürdürülebilir bir yöntem değil. Sadece Türkiye’de değil, hiçbir yerde değil. Açılım sürecinin yaşandığı, Ortadoğu’da kapalı ülkelerin çöktüğü, savaşa sürüklendiği bir dönemde en çok ihtiyacımız olan şey çok seslilik ve demokrasi ve hukuk.
Fatih Altaylı’nın gözaltına alındığı suçun yatarı bile yok. Bu yüzden bu kararı alanlara dostça ve içten bir ricam var.
Fatih Altaylı’yı serbest bırakın.
Fatih Altaylı gazetecidir.
ve gazetecilik suç değildir.