Bir vatandaş, “Annemi Kırşehir’den Ankara Şehir Hastanesi’ne götürüyordum. 500 lira ücretli yol vermemek için devlet yolunu kullandım, bu kez de 2.700 lira hız cezası yedim. Mehmet Şimşek sırtımızdan insin artık.” diyerek yaşadığı duruma isyan etti.
Diş hekimleri işsizler, atanamıyorlar, pahalı old için pat diye muayenehane açamıyorlar, burada günlerdir paylaşıyoruz. Adam, yazılıp eline verilen 3 çocuk öğüdünü okuyor. Trajikomik ve abzürd.
🔴 Deniz Göktaş'ın avukatı Metin Sinan Aslan:
➖Deniz'in emniyetteki ters kelepçeli görüntüleri doğal bir sahne değil. Deniz bana anlattı. 4-5 kere çekim yapıyorlar, sonunda beğeniyorlar.
➖Deniz gözaltına alındığı gece, saç, tırnak ve kıl örnekleri alınmış. Ben gözaltında böyle bir şey olmadığını, sadece sağlık kontrolünden geçirileceğini söyledim. "Hayır hayır, beni Adli Tıp'a götürüp örnek aldılar" dedi. Uyuşturucu testi için örnek almışlar.
➖Dosyada uyuşturucuya dair bir suçlama yok.
➖Bir kişi hakkında uyuşturucu soruşturması açabilmek için uyuşturucu kullandığı yönünde bir makul şüphe gerekir. Bu uyuşturucu testi hangi şüpheye dayanarak yapılıyor?
(Banu Güven - Kısa Dalga TV)
Meslektaşımdan 👇🏻
“Hocam merhaba, Ekrem Hoca ile hiç birlikte çalışma fırsatım olmadı. Şehit olmadan 6 ay öncesine kadar uzun yıllar Karabük EAH hastanesinde çalışmış. Zamanında muayene edip tedavilerini düzenlediği ve anjiyo yaptığı hastalarından kendisi hakkında şimdiye kadar tek olumsuz cümleye şahit olmadım. Hafta sonu yoğun bakımda hastası kalıyorsa bir başka meslektaşına devretmek yerine izine ayrılmayacak kadar özverili birisiymiş. Çevre il ve ilçelerden gelen hastaların yol parası olmayanlara hemşire arkadaşlar aracılığıyla yol parasını karşıladığını birkaç kez farklı kişilerden duydum. Kendi özel hayatını geçtim çocuklarına zaman ayırmak yerine hastaları için gece gündüz demeden fedakarlık gösteren bir meslektaşımızın canice öldürülmesini aklım almıyor. Tanıyan ufacık teması olan her hastanın rahmetli Ekrem Hoca derken boğazının düğümlendiğini hissetmek mesleğimizi ve insanlığımızı sorgulamama neden oluyor. Gerçekten çok büyük bir kayıp. Ruhu şad olsun.”
BİR DAHA ASLA ALAÇATIYA GİTMEYECEĞİM
Geçen hafta arkadaşlarla Alaçatı'ya gitmiştik. Herkesin önünde fotoğraf çekildiği, dışarıdan bakınca aşırı şık görünen bir kafeye oturduk. Daha menüye bakarken fiyatlar biraz garip gelmişti ama "Abartıyor olamam." dedim. Sonuçta Alaçatı, pahalıdır diye düşündüm.
İki kahve ve bir dilim cheesecake söyledik. Yaklaşık yarım saat bekledik. Sipariş geldiğinde her şey normaldi. Kahveler küçüktü ama tadı güzeldi. Hiçbir problem yoktu.
Asıl olay hesap gelince başladı.
Garson küçük siyah hesabı masaya bıraktı. Açtım. Bir an gerçekten yanlış masanın hesabını getirdiğini sandım. Tekrar tekrar baktım. İki kahve ve bir tatlı için yazan rakam aklıma yatmıyordu.
Garsonu çağırıp kibarca, "Sanırım bir karışıklık oldu." dedim.
Adam gayet rahat bir şekilde, "Yok efendim, doğru hesap." dedi.
Menüyü tekrar istedim. Fiyatlara baktım. Kahvenin yanında küçücük puntolarla ekstra servis ücreti, masa hizmeti ve başka kalemler eklenmişti. Sipariş verirken bunlardan hiç bahsedilmemişti.
Ben de bunun doğru olmadığını söyledim. "Madem böyle ek ücretler var, sipariş verirken söylenmesi gerekmez miydi?" dedim.
Sesimi yükseltmedim. Sadece açıklama istedim.
Bu sırada yan masalardaki insanlar bize bakmaya başladı.
Garson bu sefer, "Burası Alaçatı, fiyatlarımız normal." dedi.
Ben de, "Normal olması başka, müşteriye önceden bilgi verilmemesi başka." diye cevap verdim.
O anda içeride tuhaf bir sessizlik oluştu.
Kasadaki görevli de konuşmaya dahil oldu. "Beğenmediyseniz bir daha gelmezsiniz." dedi.
Bu cümleyi duyunca gerçekten sinirlendim.
"Bir işletmenin müşteriye vereceği cevap bu mu?" diye sordum.
Yan masada oturan orta yaşlı bir adam dönüp, "Haklı çocuk, bize de aynı şey oldu." dedi.
Sonra başka bir masa da konuşmaya başladı. Meğer benzer durumu yaşayan sadece biz değilmişiz.
Birkaç dakika içinde konu bütün kafeye yayıldı.
İşletme çalışanları ortamı yumuşatmaya çalıştı ama artık herkes fiyatları konuşuyordu. Kimisi "Turistik yer." diyordu, kimisi de "Fiyat ayrı, bilgilendirme ayrı." diye itiraz ediyordu.
En sonunda müdür geldi. Daha sakin bir şekilde konuştu. Bazı ücretlerin yanlış anlaşıldığını söyledi ve hesapta düzenleme yapabileceklerini belirtti.
Biz de tartışmayı uzatmadan ödememizi yaptık ve çıktık.
Arabaya bindiğimizde kimsenin konuşası yoktu.
O gün anladım ki mesele pahalı olması değildi. İnsan, ne ödeyeceğini baştan bilirse ona göre karar verir. Ama hesap masaya geldikten sonra sürprizle karşılaşınca, içtiğin kahvenin tadı da, oturduğun yerin manzarası da hiçbir anlam ifade etmiyor.
Hakkında soruşturma açılınca yurda dönen Deniz Göktaş, kaçma şüphesi nedeniyle tutuklanalı 2 gün; İstanbul'da telefon çalarken yakalanan ve 470 suç kaydı olan hırsız adli kontrol şartıyla serbest bırakılalı birkaç saat oldu
Deniz Göktaş:
Beş kez yürüttüler. Önden çekimlerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntümü vermemek için arkadan çekilmişi vermişler. Film platosu gibiydi. Aynı sahneyi 4-5 kez yürüdük…
Ve bir tek kişi sorumluluk almadı, bir gün önce köpek girdi bir şey olmadı dediler ama zehirli gazın tabanda değil yukarıda olabileceğinin kontrol edilip edilmediği konusuna hiç değinmediler.
Ege sahillerine mafya görünümlü tipler gasp etmiş, halk plajları kullanamıyor, otopark ve plaj ücreti talep ediyorlar, belediye şikayetlere rağmen sessiz
Tarih 6 Temmuz 2022
“Annemi sen öldürdün” diye poliklinik odasına giriyor ve 18 el ateş ediyor 2 şarjör boşaltıyor sonra kendine sıkıyor. Yan poliklinikteki arkadaş odaya girip CPR yapa yapa #DrEkremKarakaya yı acile götürüyor sonra ameliyata alıyorlar.
Maalesef sonrasında kaybediyoruz…
Türk halkı yavaş yavaş zehirleniyor , gıda kalitemiz 3 sınıf derken şaka yapmıyoruz , hem paketli gıda'da hemde tarla ürünleri ile zehirleniyoruz..
BAS BAS BAGIRDIK AMA ANLATAMADIK Tarım ilaçları konusunda o kadar uyardık..
Bir avuç kiraz sonları oldu..
Kastamonu’nun Tosya ilçesinde kiraz yedikten sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan 63 yaşındaki Ahmet Derin hayatını kaybetti. Eşi Rahime Derin’in ise tedavisi sürüyor
➖İki kez sordum, cevap yok!
➖Kovid döneminde 70 milyon doz Sinovac aşısını kim getirdi?
➖İthalatı neden Sağlık Bakanlığı değil de özel şirket yaptı?
➖3 dolarlık aşı Bakanlığa neden 12 dolara verildi?
➖630 milyon dolarlık rantın arkasında kimler var?
➖Geçtiğimiz günlerde devlete 4 milyon 100 bin dolarlık menenjit aşısını satan kim?
YÖK VE MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA
SESLENİYORUM…
Üniversitelerin hangi yönetmeliğinde veya hangi mevzuatında, “Diploma alabilmek için öğretim üyesiyle fotoğraf çektirmek zorunludur” hükmü yer almaktadır?
Yoksa, fotoğraf çektirmeyi reddeden öğrencinin diplomasını vermemek, fiziksel müdahalede bulunmak veya mezuniyet hakkını engellemek hangi hukuka sığmaktadır?
Bir öğrenci mezuniyet için gerekli dersleri başarıyla tamamladıysa, stajını yaptıysa ve tüm akademik koşulları yerine getirdiyse diplomasını almaya hak kazanmıştır.
Bu hak, bir öğretim üyesiyle fotoğraf çektirilmesine bağlanamaz.
O halde bir başka soru:
Öğretim üyeleriyle fotoğraf çeken herkes, başarısız olsa bile diploma mı alıyor?
Fotoğraf çeken öğrenciler derslerden muaf mı tutuluyor?
Sınıfı geçmenin veya diploma almanın ölçütü fotoğraf mı, akademik başarı mı?
Üniversiteler kişisel egoların tatmin edildiği yerler değil; bilimin, hukukun, özgür düşüncenin ve öğrenci haklarının korunduğu kurumlardır.
Bir öğrencinin fotoğraf çektirmek istememesi en temel kişisel tercih hakkıdır.
Hiç kimse bu tercih nedeniyle baskıya uğrayamaz, fiziksel müdahaleye maruz bırakılamaz veya mezuniyet hakkından yoksun bırakılamaz.
Bu olay doğruysa, sorumlular hakkında derhal idari ve disiplin soruşturması başlatılmalı; öğrencinin diploma hakkı eksiksiz şekilde teslim edilmelidir.
Üniversiteler, öğrenciyi cezalandıran değil, hukuku ve öğrenci haklarını koruyan kurumlar olmak zorundadır.
Mahmut Arıkan’dan komedyen Deniz Göktaş hakkında;
‘Bakara makara’ denirken hassasiyetiniz neredeydi?”
Stand-up gösterilerinde aklınıza gelen Kur’an mülakatlarda milyonlarca gencin hakkı yenilirken neden aklınıza gelmiyor?
İYİ Partili Turhan Çömez, Tıp fakültesinde okuyan yabancı uyruklu bir öğrencinin karıştığı skandalı anlattı:
“Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yabancı uyruklu bir tıp öğrencisi, fakültedeki öğretim üyeleri ile çete kuruyor.
Sınav sorularını ele geçiren çete, bunları yüksek paralarla öğrencilere satıyor.
Herkesin bildiği bu sırrı, cesur bir öğrenci ifşa edince de rezalet ortaya çıkıyor.
Ve yıl sonu sınavları iptal ediliyor."
Tutuklanma nedenlerimden biri de hakim-savcı mülakatını anlatıp bunu eleştirmemdi.
Yazılı sınavda yüksek puan alan hakim-savcı adayları mülakatta eleniyor. Bu da yargıda siyasi kadrolaşmanın önünü açıyor. Buyrun👇