that's neuron.
it doesn't know fear.
it doesn't know lack.
it just repeats what you tell it.
you tell it "i'm not enough" 500 times. the neuron fires. then fires again. then builds a superhighway for that belief.
you tell it "nothing ever works for me" every morning. the neuron doesn't argue. it just memorizes.
you tell it "i can't change" long enough, the neuron believes you. and then your reality matches.
that's neuroplasticity.
from a quantum perspective, your focused attention is what turns possibility into experience. the neuron is the bridge, but the bridge only appears when you choose a direction.
the good news? the same neuron doesn't know truth from a lie. it just repeats. so you can overwrite the lie with a new signal. when you hold that new signal with quiet certainty, reality reorganizes around it, without you forcing it.
what most people get wrong: they try to "think positive" once. then wonder why nothing changes.
one weak signal doesn't build a highway. repetition does. and without the inner "already done", the repetition stays hollow."
KARDEŞİM!
Dünkü seçimlerin sonucunu doğal karşılamayanlara, hele “Allah Allah kim, nerede yanlış yaptı?” diye sorgulayıp, bir de suçlu arayanlara çok şaşıyorum!
Dönüşmek zor şeydir!
Kendinize, yaşamınıza bir bakın! Hangi güzellik emeksiz, kendiliğinden?
Ben tüm genç kardeşlerime yazayım: Bu ülkeye yapacağınız en büyük iyilik kendinizi geliştirmektir.
Sen kendini değerli kıl, meslek sahibi ol, sanatçı ol, bilim insanı ol, sporcu ol, tüccar ol, işçi ol..
Ne olursan ol, en iyisi ol!
Değerli ol! Varlığın, yaptıklarınla istensin!
Tamamen iyi ya da tamamen kötü var mı !?
Kim size “dikensiz gül bahçesi” vadetti?
Dünkü seçim istediğin gibi olsaydı sanıyor musun ki farklı bir dünyaya uyanacaktık, ya da sonuçlar istediğin gibi olduysa yaşantımızda bu sabah ne değişti?
Dünyayı seçimler değil, herkesin kendisini her gün daha iyiye taşıması daha güzel bir yer yapar. Seçim sonuçtur.
Genç kardeşim, kızım, oğlum; sen şunu düşün : “Nasıl daha iyi ve güzel bir dünya yaratabiliriz? Buna benim katkım ne olur?”
Kendisini, kazanmış ya da kaybetmiş hisseden herkes, ne kazandın ne de kaybettin!
Sadece yaşıyorsun. Ömrünü değerli kılmak siyasileri seçmekle değil, çalışmakla, yaşam içindeki kendi seçimlerinle olacak. Küçük, başlangıçta kimsenin sezmediği, kişisel yaşantı seçimlerinle.
Başını kaldırıp bu güzel mayıs gününü hisset, kendini değerli kılacak “küçücükmüş” gözüken yaşantı seçimlerini yap. Kendini değeri kıl.
Sen değişirsen, toplum da, dünya da değişir.
“Olmak” bir “seçimle” olmaz, herbiri önemsizmiş gibi gözüken sayısız yaşantı seçimleriyle yavaş yavaş olur.
“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” !
#Penceremdenİstanbul
Antropolog Margaret Mead uygarlığın işareti kırılıp iyileşen uyluk kemiğidir demiş.
"Doğada hiçbir hayvan kırık kemiği iyileşene kadar hayatta kalamaz. İyileşmiş kemik birisi o bacağı sarmış, onu güvenli bir yere taşımış, iyileşene kadar da ona bakmış demektir. Zor zamanında, birisine yardım edilmesiyle başlar uygarlık.”
Found this character, who has refused to leave Antakya, sitting in front of his antiques shop and blasting Pink Floyd from a cassette player to an audience of bemused soldiers and destroyed buildings. “The message I wanted to give,” he says, “is that life has to go on.”
Bu kalplerin birliği en büyük tesellimiz, en büyük umudumuz🙏 Bu Bir’likle iyileşeceğiz❤️🙏 Teşekkürler kardeşlerimiz desteğinizi iliklerimize kadar hissediyoruz @nazgulkenzhetay