Madem #ömkyenidenmeclise dedik. O zaman ben tekrar @tcmeb'e sayın bakana ve vekillerimize kendi öğretmenlik kariyerimi ve zaman içinde benim için öğretmenliğin tanımının nasıl değiştiğini anlatayım. Ama sonuna kadar dinleyin, olur mu?
"Eğer her şey çocukluk dönemi ile açıklanırsa, o zaman her şey bir başkasının kusuru olarak değerlendirilir ve insanın kendi sorumluluğunu üstlenme gücüne duyulan güven de küçümsenmiş olur." Erik Erikson, s.130
Televizyonda canlı izlettirilen ve “umut” olarak empoze edilen göçük altından çocuk çıkarma görüntülerini kabul edemiyorum. Her depremde çocukların ismi değişiyor ama facia aynı. Gerçek “umut”, çocuklara başlarına yıkılmayacak evler inşa etmektir, onları enkazdan çıkarmak değil.
ölen kızının saatlerce elini tutan baba, tüm ailesini kaybeden anne, genç, her afetzede o acıyla bakan, mv, herkese isyan edebilir; ki haklı olması da gerekmez. derin acılarda haklılık aranmaz. mahcubiyetle dinler, teselli edersin. bu kadarcık feragatle kimsenin incisi dökülmez.
Eski askeri sağlık sistemi olsa; Çoktan Sahra hastaneleri ve Sahra mutfakları kurulmuş, saat gibi işleyen bir organizasyonla birçok can kurtarılmış, çok daha az insan mağdur olmuştu. Gölcük depreminde bilfiil çalışan bir askeri doktor olarak söylüyorum ve kahroluyorum.
Bu 'yüzyılın depremi' değil. Bu son 22 yılın basiretsizliği. Bilime kulak asmamak, uzmanı yok saymak; bütün uyarılara rağmen -inadına- fay hattına pist, yol, köprü, viyadük yapmak. Rant için -devlet yapılarında bile- çarpık, eksik yapılaşmaya göz yummak...