Bugün dünyanın gözü önünde onlarca farklı milletten Sumud filosu katılımcılarına yapılan bu zulme bugün sessiz kalan herkes, yarın bu terörist varlıkların zulmüne hazırlıklı olsun.
Özgürlük ve bağımsızlık iddiasında olan herkes bunlara tepki göstermelidir.
İnsan kılığındaki bir İsrail askeri, namaz kılan Filistinli bir adama saldırıp tutuklamak için müdahale etti.
Ancak bir kameranın kendisini çektiğini fark edince hemen vazgeçti.
Onları ifşa etmek ve suçlarını yaymak son derece önemli.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.