💥Türkiye'nin arabulucu rolü üstlenemediği, arabuluculuk çabalarının sonuçsuz kaldığı ve Pakistan'a rol kaptırdığı bu savaş, dış politikada Türkiye'nin yeterince önemsenmediğinin açık bir göstergesi oldu. @HakanFidan maalesef süreci yürütemedi.
🇹🇷Savaş boyunca Cumhurbaşkanımızın 'insanlığın vicdanı' söylemiyle sürekli pazarlanan Türkiye imajı, pratikte sahadaki politikalarda hiçbir karşılık bulamadı. Söylemle eylem arasındaki bu uçurum, kamuoyunda da sorgulanmaya başlandı.
Savaştaki neredeyse ABD ve İsrail'in hiçbir hukuksuzluğu eleştirilmedi. İspanya'nın duruşu özellikle bu savaşta alkış ve saygı toplarken bizim İspanya'dan daha fazla ABD müttefiki olmamız için hangi sebeplerimiz var? Dedirten bir vicdan sorusu oldu.
🇪🇸İspanya sadece sözde durmadı, aynı zamanda sahada insani yardım koridorları ve diplomatik inisiyatiflerle varlık gösterdi. Türkiye ise 'derin endişe' açıklamalarının ötesine geçemedi.
💥İran'ın Deniz kuvvetleri herhangi bir uyarı ve Savaş alanı olmadan batırıldı hiçbir kınama yapmadık
💥Üstelik Bibatırılan geminin mürettebatından kurtulan olup olmadığı bile sorulmadı. Uluslararası hukukun en temel kuralı olan 'denizde can kurtarma yükümlülüğü' dahi hiçbir Türk makamı tarafından hatırlatılmadı.
💥İran'ın altyapısına, sivil ve askerî altyapısına sebepsiz olarak zarar verildiği halde hiçbir açıklama yapmadık sadece çok cılız bir şekilde endişe duyuyoruz şeklinde en zayıf dışişleri açıklaması oldu.
💥Bu 'endişe' açıklaması o kadar zayıftı ki, İran basınında bile 'Türkiye ABD'nin gölgesinde kaldı' şeklinde yorumlandı. Bir dönemin bölge lideri olma iddiasındaki Türkiye, adeta bir ABD uydusu görüntüsü vermekten kurtulamadı.
💥Hatta savaşın en kritik anında, İran'a yönelik ikinci bir saldırı dalgası hazırlığı yapılırken, Türkiye'nin herhangi bir caydırıcı mesaj vermemesi, bölgedeki tüm aktörler tarafından 'çekimser ve etkisiz' olarak okundu.
Dünyanın Vicdanı olma vazifesini ve kamuoyu vicdanı olma misyonunu savaş boyunca temsilciliği olma vazifesini İspanya'ya kaptırdık.
Üstelik sadece İspanya'ya değil, Norveç ve İrlanda gibi nispeten küçük ülkelere bile vicdan diplomasisinde öncülük kaptırdık. Bu ülkeler savaş suçlarının belgelenmesi için çağrı yaparken, Ankara'dan yine 'endişe' dışında bir ses çıkmadı.
Özellikle geçmişte benzer krizlerde daha aktif bir diplomasi yürüten Türkiye'nin bu süreçte geri planda kalması, uluslararası arenadaki etkinliğinin zayıfladığı yönünde yorumlara neden oldu.
Hatırlayalım: Suriye krizinde Astana sürecini başlatan, Libya'da tarafları masaya oturtan, Karabağ'da ateşkes sağlayan Türkiye neredeydi? Bu savaşta aynı refleksi gösterememek, sadece bir başarısızlık değil, aynı zamanda kurumsal hafıza kaybının da işaretiydi
Savaşın hemen başında İran'ı kınayan bildirgeye imza atan Türkiye ise tarafsızlığını kaybetti ve ABD'nin hukuksuz saldırısında fiilen taraf olmuş bir görüntü verdi.
O bildirgeye imza atarken 'orantılılık ilkesi' ya da 'uluslararası hukuk' gibi kavramları neden kullanmadığımız sorusu cevapsız kaldı. Keşke en azından 'Her iki tarafa da itidal çağrısı' gibi simetrik bir dil kullanılabilseydi?
Bu hal, Türkiye'nin denge siyaseti izleme kapasitesinin sorgulanmasına yol açarken, hem bölge ülkeleri nezdinde hem de küresel ölçekte güvenilir bir arabulucu olma iddiasını zedeledi.
Sonuçta bu savaştan sonra bölge ülkeleri, Türkiye'nin bir kriz anında ABD'nin yanında saf tutacağını gördü. Bu da Türkiye'nin Rusya, İran ve Çin ile kurduğu 'denge' ilişkilerinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
@HakanFidan bu savaşın, bu hukuksuz savaşın başından bu yana pasif bir tablo çizmiş ve ABD'ye yakın duruşu sebebiyle İran tarafından arabuluculuk teklifi ciddiye alınmamıştır
Hatta öyle ki savaşın 10. gününde Ankara'ya gelen bir mesajda, 'Acilen ateşkes için bir ülke öncülük etmeli' denildiğinde, İran'ın aklına gelen ilk isim Pakistan oldu. Türkiye'nin adı anılmadı bile. Bu, diplomatik bir sıfır çekmenin ötesinde, tam bir görünmez olma halidir arkadaşlar
Devamı👇
VATAN EVLATLARINA VE GAZİ SİLAH ARKADAŞLARIMA ÇAĞRIDIR!
Bebek katiline "umut hakkı" adı altında af dilenenler, bu ihanetin pazarlığını yapanlar bilsin ki, döktüğünüz diller de, kurduğunuz kirli ittifaklar da bu milletin vicdanında mahkumdur!
Bu vatana ihanet edenlere el uzatan kim olursa olsun, şehitlerimizin kanında boğulacaktır. Siyasetçilerin koltuk sevdasına ve günlük gündem oyunlarına kendi kanımızı, canımızı meze ettirmeyiz!
Gazi Silah Arkadaşlarım,
Artık Gözünüzü Açın!
Bugün "barış" ve "kardeşlik" maskesi takanlar, yirmi yıl önce neredeydi? O gün susanlar, bugün terörle saf tutanlardır. Bunlar gece kurtla avlanıp, sabah koyunla yas tutan riyakarlardır!
Devlet Bahçeli ve Onun Çizgisi Samimiyetten Uzaktır!
"Kardeşlik" talep ettikleri kesim, Türk milletine, Atatürk’e ve İstiklal Marşı’na düşmandır. Onlar Şehidimizin katili, Gazimizin hasmıdır!
Bu ihanet şebekelerine asla itimat etmeyin. Gördüğünüz yerde yüzlerine tükürün, bulundukları ortamı terk edin!
Şunu Unutmayın,
Bebek katili için o sözde "umut hakkı" gerçekleşene kadar, bu milletin tüm kutsallarına saldırmaya devam edecekler. Her şeyi mübah sayacaklar, saldırılarını artıracaklar. Ama biz buradayız! Ne vatanı, ne de Şehidimizin, Gazimizin hukukunu bu siyasi simsarlara bırakmayacağız.
Vatan sağ olsun demek yetmez; vatana ihanet edenlere karşı dik durmak asıldır!
#HainsizTürkiye #TeröreBoyunEğmeyeceğiz #eğrisopalıdoğruadamlar #NEMUTLUTÜRKÜMDİYENE #ŞehitlerÖlmezVatanBölünmez