Estetik yoksunluğu artık sadece mimaride değil, sokakta yürüyen insanlarda da kendini gösteriyor. Zevksiz giyim, özensizlik ve bakımsızlık ( kötü koku) öyle yaygınlaşmış ki şehirler adeta bir estetik felaket alanına dönüşmüş durumda.
Yurt dışında bulunan Osmanlı eserlerinden bir örnek: 18. yüzyıla tarihlenen, Kütahya üretimi olduğu düşünülen Osmanlı seramik tabağı.
Eser, günümüzde İsveç’te Museum of Mediterranean and Near Eastern Antiquities koleksiyonunda korunmaktadır.
Arslanhane Camii avlusunda yer alan bu musalla taşı, Roma ve Bizans dönemlerine ait devşirme mimari parçaların İslami dönemde yeniden işlevlendirilmesiyle oluşturulmuştur.
Farklı medeniyetlerin izlerini aynı kompozisyonda buluşturan bu görüntü, Ankara’nın çok katmanlı mimari hafızasını yansıtan oldukça etkileyici bir örnektir.
“Fakat Bursa'da yeşilin mânası çok başkadır; o ebediyetin rahmanî yüzü, bir mükâfata çok benzeyen bir sükûnun fânî bir saate sinmiş mânâsıdır. Yeşil Türbe, Yeşil Cami der demez, ölüm muhayyilemizdeki çehresini değiştirir +
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun.
Oğuz Kağan ve altı oğlunun tasviri
(Gün, Ay, Yıldız, Gök, Dağ, Deniz)
*Camiü't-Tevarih nüshasının Tarih-i Oğuzan kısmındaki tasvir