@surgunsuregii Vallahi bizim dönemimizde öğretmenler idare aniden sınıf baskını yapardı çantalarımız aranırdı üstlerimiz aranırdı şu anda yapılıyor mu okullara turnike getirilsin kartla geçiş getirilsin her okulun çevresinde polis olsun bunlar yapılmayacak şeyler değil
Kamuda görev yapan üniversite mezunu işçiler; yıllardır devletine sadakatle hizmet eden, emeğiyle kamuya değer katan büyük bir kesimdir.
4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan üniversiteli işçilerin eğitimlerine uygun statü düzenlemesi artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu mağduriyeti çözeceğine inanıyoruz.
Diplomaya uygun kadro, eşit hak ve adil statü talebimizi duyuruyoruz.
#Üniversiteliİşçiler
#StatüDeğişikliği
Kamuda çalışan üniversiteli işçiler olarak çözüm bekliyoruz. Bir defaya mahsus yapılacak statü düzenlemesi binlerce insanın hayatına dokunacaktır. Bu adım, sosyal adaletin güçlenmesine katkı sağlayacaktır. #DiplomaVarStatüYok@RTErdogan@adalet_bakanlik@kamusen @Akingurlek_
📌 “AK Parti Genel Merkezi’ne” sesleniyoruz…
Kamuda yıllardır emek veren, üniversite mezunu olmasına rağmen 4857’ye tabi çalışan binlerce işçi; görev tanımı, sorumluluğu ve liyakatiyle kamu hizmetine katkı sunmaya devam ediyor.
Diplomamız var, tecrübemiz var, emeğimiz var…
Artık statü mağduriyetimizin de görülmesini istiyoruz.
Kamu kurumlarında aktif görev yapan üniversiteli işçilerin; kazanılmış hakları korunarak memur statüsüne geçirilmesi adına adım atılmasını bekliyoruz.
Eşit işe eşit statü istiyoruz.
Adil ve kalıcı çözüm bekliyoruz.
#StatüDeğişikliği #Üniversiteliİşçiler
@MahinurOzdemir Kamuda görev yapan üniversiteli işçiler olarak emeğimizin ve eğitimimizin karşılığını istiyoruz. Aynı kurumda aynı sorumluluğu taşıyıp farklı statülerde çalışmak adalet duygusunu zedeliyor. Sesimizin duyulmasını bekliyoruz.
#StatüDeğişikliği#Üniversiteliİşçiler
KINIYORUZ!!!
Sosyal Risk Haritası projesi ,
Çalışanlar için risk oluşturuyor.
Çalışanını güvende tutmayan,sesine kulak vermeyenler artık empati yapın!
Sosyal Hizmet Çalışanları yalnız değildir,
Olayın takipçisiyiz.
Dün bir sosyal hizmet çalışanına yönelik gerçekleştirilen saldırının ardından içimde uzun zamandır büyüyen bir düşünce yeniden ağırlaştı:
Sosyal hizmet alanında çalışan insanların ne kadar zor koşullar altında görev yaptığı çoğu zaman yeterince görülmüyor.
Oysa bu alan; insanın en kırılgan hâlleriyle karşı karşıya kalınan, yüksek dikkat, sabır, bilgi, etik sorumluluk ve psikolojik dayanıklılık gerektiren çok özel bir çalışma alanıdır.
Dün yaşanan olay da sosyal hizmet çalışanlarının taşıdığı ağır, hassas ve çoğu zaman görünmeyen yükü yeniden hepimizin önüne koydu.
Sosyal hizmet alanı, toplumun en kırılgan kesimlerinin hayatına temas eder.
Burada çalışan insanlar; yoksullukla, şiddetle, ihmalle, travmayla, bağımlılıkla, afetlerle ve hayatın en ağır hikâyeleriyle karşı karşıya kalır. Bu yüzden sosyal hizmetlerde görev yapan herkesin işi, yüksek dikkat, güçlü etik sorumluluk ve insan ilişkisi kapasitesi gerektirir.
Üstelik bu alanın yükünü yalnızca sosyal çalışmacılar, sosyologlar ya da psikologlar taşımaz. Kurumdaki şoförden büro personeline, saha çalışanından danışma personeline kadar herkes hassas gruplarla temas eder, onların yaşamlarına tanıklık eder. Sosyal hizmet kurumlarında çalışan her personel, toplumun en kırılgan alanlarında görev yapar.
Tam da bu nedenle sosyal hizmet alanı; liyakatle, eğitimle, mesleki yeterlilikle ve insan odaklı bir anlayışla güçlendirilmelidir.
Bu alan, “bir şekilde yürür” anlayışıyla sürdürülebilecek bir alan değildir.
Yetersiz mesleki donanım, tükenmişlik, ihmalkârlık, yanlış iletişim ya da alana uygun olmayan görevlendirmeler; kimi zaman insanların hayatında telafisi zor sonuçlar yaratabilir.
Sosyal hizmet kurumlarında görev alacak kişilerin; sosyal çalışmacı, sosyolog, psikolog ve ilgili alanlarda eğitim almış, etik sorumluluğu güçlü, kriz yönetimini bilen, sahaya hazır ve donanımlı kişiler arasından özenle seçilmesi gerekir. Çünkü bu alan, insan hayatına doğrudan temas eden çok hassas bir sorumluluk alanıdır.
Bir başka önemli gerçek daha var:
Hassas gruplarla çalışan insanlara da hassasiyetle yaklaşmak gerekir.
Sürekli travmaya, yoksulluğa, şiddete ve ağır yaşam hikâyelerine temas eden sosyal hizmet çalışanlarının psikolojik güvenliği, çalışma koşulları ve mesleki değeri güçlendirilmeden sağlıklı bir sosyal hizmet sistemi kurulamaz.
Sosyal hizmet çalışanlarının güvenliği, itibarı ve emeği korunmalıdır. Çünkü güçlü sosyal hizmet, güçlü toplum demektir.
https://t.co/VaxZU7Yuy4
Sahada görev yapan sosyal hizmet çalışanlarının karşı karşıya kaldığı risklere defalarca dikkat çektik.
“Sosyal Risk Haritası” gibi kapsamlı çalışmalar; personelin güvenliği sağlanmadan, açık mevzuat altyapısı oluşturulmadan ve koruyucu tedbirler alınmadan yürütülemez demiştik.
Bugün ne yazık ki Hakkari’de görev yapan bir psikolog çalışma arkadaşımızın uğradığı bıçaklı saldırı, endişelerimizin ne kadar haklı olduğunu acı şekilde göstermiştir.
Sosyal hizmet çalışanları yalnız değildir.
Yetkilileri; sahada görev yapan personelin can güvenliğini sağlayacak düzenlemeleri gecikmeden hayata geçirmeye, çalışma ortamlarını daha güvenli hale getirecek somut adımlar atmaya davet ediyoruz.
Şiddetin hiçbir türünü kabul etmiyoruz.
Yaralanan meslektaşımıza acil şifalar diliyorum.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından başlatılan “Sosyal Risk Haritası Hane Ziyaretleri” uygulaması, mevcut haliyle hem kamu kaynaklarını israf etmekte hem de sosyal hizmet sistemini kilitlenme noktasına getirmektedir.
Sağlık-Sen Ankara 4 Nolu Şube