“size emanet” diyerek yayınladığı gösteriyi milyonlar izledi. tehditler savrulurken en oyuncaklı bölümü tekrar paylaştı. “kaçtı” dediler “yoo tatildeyim yanıma kıyafet almadım fazla, döneceğim” dedi. döndü. tertemiz iş. çok basit bir şey söyleyeceğim: seni seviyorum deniz.
Ben imkanı yok sindiremiyorum olanı biteni ya. Yıllarca bok gibi bir tiyatro oyununun içinde keriz gibi koca koca heyecanlar ve umutlar yaşamışız resmen. Acayip ağırıma gidiyor o hallerimi hatırlamak. Bugün yaşanan tabloya filan yorum yapamıyorum kendime olan utancım yüzünden. Cumhuriyet tarihi çok büyük kahpelikler gördü elbette ama bu kadarı gerçekten çok fazla.
Sandık kuruluyor ama irade sürekli tartışmalı hale geliyor. Sorun artık kimin kazandığı değil, halkın verdiği kararın ne kadar yaşayabildiği. Bu yüzden yurttaş gibi değil, seyirci gibi hissediyoruz artık..
“Tedavi oldum, artık heteroyum” cümlesi hem çok talihsiz hem de çok kırıcı gerçekten. cinsel yönelim bir hastalıkmış gibi konuşulması zaten yıllardır insanların mücadele ettiği önyargıları besliyor. kimse kimliğini açıklamak zorunda değil ama kullanılan dilin topluma nasıl yansıdığı da önemli..
Alzheimer hastası yakınlarının hayatlarının nispeten kolaylaştığı, engelli çocuk ailelerinin nefes aldıkları, tek bir çocuğun dahi okula aç gitmediği sabahlara uyanalım artık…
Cumhuriyetimizin kurucusu, Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87. yıl dönümünde sonsuz saygı ve minnetle anıyorum. Atatürk’ün bizlere armağan ve emanet ettiği Cumhuriyetimize, demokrasiye, eşitliğe ve özgürlüğe sonsuza kadar sahip çıkacağız. Fikirleriyle, cesaretiyle, çağları aşan vizyonuyla aydınlattığı yolda yürümeye devam edeceğiz.
Evet, fotoğraf, hafızadır.
Ama sadece geçmişi hatırlamak için değil bugünü anlamak ve geleceği düşünmek içindir.
Bu kare, Cumhuriyet'in sadece geçmişimizin değil, geleceğimizin de en güçlü ve en anlamlı dayanağı olduğunu hatırlatsın.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun!
Öcalan, “kurucu önder” filan değil, katıksız bir teröristtir!
Kürtlerin temsilcisi olamayacak kadar kirli bir isimdir. Bunu söylemek için vicdan sahibi olmak yeterlidir!
“Some women are made of steel, stones, tears, dust, bones and scars. Others are made of books, music, rainfall, stardust, moonlight, flowers, daydreams and wild adventures. The rare ones are made of both.”
- Omoehi Ehixojie, Recherché Women
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı’na herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın giren polislerin yaptığı müdahale, açıkça hukuksuz, kanunsuz ve keyfi bir eylemdir.
Bir siyasi partinin il binasına, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu hiçe sayılarak zorla girilmesi, yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de çok partili hayata, demokrasinin asgari kurallarına ve halkın iradesine yapılmış bir saldırıdır.
Hukuk devletinde güvenlik güçleri, yalnızca mahkeme kararlarını uygular. Burada ortada bir mahkeme kararı olmamasına rağmen, parti binasının işgal edilmesi, içerideki insanların şiddete uğraması, milletvekillerinin ve üyelerin haklarının gasp edilmesi anayasal suçtur.
Bu hukuksuzluğun bedelini şu an hastanede tedavi gören ben ödüyorum. Gözüm yaralı, bedenim darp izleriyle dolu. Ancak bilinmelidir ki biz ne bedel ödersek ödeyelim, Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Cumhuriyetimizi savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Bugün bana yapılan, yarın tüm muhalefete ve her özgür yurttaşa yapılabilir. Bu yüzden çağrım nettir: Hukukun üstünlüğü, demokrasinin onuru ve yurttaşın iradesi için herkes sesini yükseltmelidir!
#HukuksuzluğaDurDe #ÇokYaşaCumhuriyet #ÇokYaşaCHP
İstanbul’da polis ablukası yetmedi, interneti de daralttılar!
Milli iradeyi gasp etmeleri yetmedi, kamuoyunun burada yaşananları bilmesini de engellemeye çalışıyorlar.
Ne hukuk bıraktılar, ne toplanma ve seyahat özgürlüğü, ne haber alma özgürlüğü bıraktılar!
Bant daraltsanız da, sosyal medyaya ket vurmaya çalışsanız da, vazgeçmeyeceğiz.
Cumhuriyetimizi savunmaya devam edeceğiz!
ÇOK PARTİLİ SİSTEM DEMOKRASİNİN TEMELİDİR
CHP İstanbul İl Yönetimine hukuka aykırı bir tedbir kararıyla kayyum atanmasının ardından, İstanbul Valiliği 7–10 Eylül tarihleri arasında Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Kağıthane, Sarıyer ve Şişli ilçelerinde her türlü toplantı, gösteri ve basın açıklaması etkinliklerini üç gün süreyle yasaklamıştır. Akşam saatlerinde ise CHP İl Başkanlığı binası ve çevresi polis barikatlarıyla kapatılmış, parti binasına giriş çıkışlar engellenmiştir.
Valiliğin aldığı yasaklama kararı; Anayasa’nın güvence altına aldığı örgütlenme özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı ile ifade özgürlüğünün açık ihlalidir. Çok partili sistem, demokrasinin en temel güvencelerinden biridir. Siyasi partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Yurttaşların üyesi oldukları bir siyasi partinin il binasına gidebilmeleri demokratik katılımın doğal bir parçasıdır. Bu hakkın sınırlandırılması ve çevre ilçelerden başlayarak yolların kapatılması, anayasal hakların kullanımını ve demokratik hukuk devleti ilkelerini açıkça ihlal etmektedir.
Yurttaşların üyesi oldukları parti binasına gitmeleri engellenemez; üyelerini ve yurttaşları parti binasına çağırmak suç oluşturmaz. Aksi yöndeki emir, kanunsuz olduğu gibi siyasal faaliyetlerin engellenmesi niteliğindedir ve suçtur. Anayasamıza göre: “Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.”
Anayasa’nın açık hükmü uyarınca kamu makamlarının, temel hak ve özgürlükleri sınırlandırırken hukuka uygun, ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun hareket etmesi zorunludur.
İstanbul Barosu olarak, her durumda olduğu gibi bu süreçte de yurttaşların anayasal hak ve özgürlüklerini kullanabilmesinin takipçisi olacağımızı; hukuka aykırılıklara karşı, hukukun üstünlüğü ilkesinden yana tavrımızı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
İSTANBUL BAROSU
Yaşadığım büyük deprem felaketinde maalesef her iki bacağımı kaybettim. O gün, hayatımın en zor anıydı… Bir anda her şey değişti, alıştığım düzen, hayallerim, günlük yaşamım. Şimdi ise yeniden tutunmaya, yeniden ayağa kalkmaya çalışıyorum.
Şu an hidrolik protez kullanıyorum ama ne yazık ki güvende hissetmiyor, sık sık düşüyorum. Bu da hem günlük yaşamımı hem de hayallerimi yarım bırakıyor. Tekrar özgürce yürümek, sevdiklerime koşmak, kendi ihtiyaçlarımı bağımsızca karşılamak ve hayallerimin peşinden gitmek istiyorum. Bunun için biyonik proteze ihtiyacım var.
Çünkü biyonik protez benim için sadece yürümek değil; özgürlüğümü geri kazanmak, sevdiklerime koşmak, kendi ihtiyaçlarımı daha bağımsız karşılamak ve hayallerimin peşinden gitmek demek.
Bu nedenle biyonik proteze ulaşabilmek için sizlere sesleniyorum. Bana destek olabilecek, yol gösterebilecek ya da doğru kişilere yönlendirebilecek herkese şimdiden minnettarım.
Bu tweeti RT’leyip bana yardımcı olabilecek iş insanlarını etiketlerseniz çok sevinirim.
Atacağınız en küçük adım bile benim için çok büyük bir umut olacak. Çünkü bazen tek bir el, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir.
Vaktinizi ayırıp okuduğunuz için çok teşekkür ederim. İnanıyorum ki dayanışmayla imkânsız bile mümkün olur.
Bilmeyenler için gofundme gibi sitelerde insanlar ihtiyaçları yanında hayalleri için de fon toplarlar. Yarın mesela bir köpek bakım merkezi açmak istedim -ki bunu bir ara hakikaten düşündüm- gofundme sitesine hayalimi ayrıntılı bir şekilde yazıp destek talep edebilirim. Zaten sitenin kuruluş amacı bu.
Bana kimse "ya senin ihtiyacın mı var, ülkede işi olmayan milyonlar varken senin hayalin mi dert" falan diyemez. İster tedavisi için toplar ister çocuğunun geleceği için. Sen inanmıyorsan bağış yapmazsın, bence bağış yapılmasın da diyebilirsin ama dolandırıcı diyemezsin. Kimseye silah zoruyla bağış yaptırılmıyor.
Elinizde tek bir kanıt yokken bir fotoğrafın ucundan, bir belgenin fontundan dedektiflik yapıyorsunuz. Kanıtsız iftira suçtur ama siz kalabalığın gücünden faydalanıp gönül rahatlığı ile kanıtsız iftira atıyorsunuz.