Akşemseddin'in yaptığı anlaşma artık yok. Vatikan'la evliyalar arasında şimdi yeni bir anlaşma yapıldı. İstanbul ama artık eski sahiplerinin. Roma'nın, Bizans'ın. 10 sene. Belki daha az bir zamanda orası tekrardan Vatikan'a geçecek. Bu sene Kanal İstanbul'un hızlanacağını, oradaki Hristiyan nüfusunun artacağına, her yerde misyonerlerin dolaştığına ve Fener Rum Patrikhanesi'nin tekrar açılışına şahit olacaksınız. 2026'da bunların hepsi olacak. Toprağın bir önemi yok. Arkasındaki hikmete bakmak lazım. En doğrusunu Allah bilir.
Ruhban Okulu'nun açılacak olması, tek başına bununla Hristiyanları iktidar yapmaz. Onların iktidar olması için Hristiyan nüfusun artması ve papazlarının kendi cemaatlerini kurması lazımdı. Ama bundan önce sizi İslam'dan soğutmaları, Müslüman cemaatleri ve tarikatları da sizin önünüze atmaları gerekiyordu.
Topraktan yapılan insan formlarına ruh yerleştiren Hermes. Eros ve diğer mitolojik tanrı figürleri ruhun topraktan oluşturulan insana yerleştirilmesini izliyor. İlginç detaylardan biri ruhun bedene girmeye isteksiz oluşu. Diğeri ise tanrı isimlerinin Süryani alfabesi ile yazılmış olması. Bu muhteşem mozaik Urfa Haleplibahçe mozaiklerinden. Günümüzde ABD’de.
⚠️🧵 1- Otel, bungalov veya benzeri yerlerdeki odalarda gizli kameraların çoğaldığı ne yazık ki acı bir gerçek.
🚨 Ek bir ekipmana gerek kalmadan, sadece telefonunuz sayesinde gizli kameraları bulmanın teknik yolları:
İttihatçıların üç görevi olacak. Birincisi devlet yönetimini İslamcılardan, ülkücülerden almak. Onların parasına ve mallarını el koymak, Ankara'daki bu Yahudi Mason kadrolarını götürmek. Diğeri İstanbul'u Vatikan'a hazırlamak. Patrikhane'nin açılmasını sağlamak, Kanal İstanbul'u takip etmek. Sonuncusu ise. Sonuncusu ise. Sizinle aramızda kalsın bu sonuncusu.
Değerli Dostlar,
Bugün Silivri'den, canım Nasuh'tan gelen mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgiler,
Mine
-----
Bugün 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yılı ve ben 33 gündür Silivri’de tutukluyum.
Dağ ve doğa kazalarında, deprem, seller ve diğer tüm doğal afetlerde ilk sivil arama kurtarma çalışmalarını bir avuç dağcı arkadaşımla birlikte bizzat başlattım. Ülkemiz sivil toplum kuruluşlarının ve gönüllülüğün gücünü, kapasitesini, potansiyelini, aktif vatandaşlık bilincini, yurttaş olarak neler yapabileceğini ve karşılıksız yardımseverliği kurucusu olduğum ve 20 yılı aşkın süre bizzat yönettiğim AKUT Arama ve Kurtarma Derneği’nden öğrendi.
Türk milleti, hiç görmediği, tanımadığı ve bir daha hiç görmeyeceği, ülkemizin bir başka köşesinde başı derde girmiş, kaza geçirmiş, afeti yaşayan yurttaşları için organize olmayı, birlikte çalışmayı, gönüllü olarak hizmet etmeyi, arama kurtarma çalışmalarına katılmayı, hayat kurtarmayı, toplum bilinçlendirme çalışmaları yapmayı AKUT’tan öğrendi. Arkasından da benzeri yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşu kurarak, on binlerce gönüllü biraya gelerek bizzat bu çalışmalara dahil oldu.
AKUT’un çalışmaları rol model oldu. 17 Ağustos sivil, asker, kamu herkese ülkemizde sivil toplum kuruluşlarının, gönüllüğün ve karşılıksız yardımseverlik döneminin başlangıcı oldu. 17 Ağustos depreminde 220 yurttaşımızın hayatını AKUT kurtardı. AKUT, dünyada meydana gelen büyük afetlerde Türk milletinin özverisinin ve zorda olana yardım etme duygusunun örneği oldu. Yunanistan’dan Hindistan’a, İran’dan Pakistan’a, Haiti’den Tayvan’a, Mozambik sellerine kadar pek çok ülkenin bütün afetlerinde çalıştı.
Yıllar içerisinde yazdığım sayısız makale, köşe yazısı, çıktığım tv programları, verdiğim röportajlar ile sosyal sorumluluk bilincini, gönüllülük ruhunu, karşılıksız hizmeti, yurttaşlık duyarlılığını, sosyal girişimciliğin teorik alt yapısını anlatıp sorumlu yurttaş olma konusunda ilham olurken; 30 yılı aşan hizmetlerimin üstüne bugün “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlamasına maruz kalmayı reddediyorum!
Yalnızca bizim halkımızın değil, tüm dünya milletlerinin güvenliği, sağlığı ve iyiliği için gösterdiğim çabalarımın karşılığı olarak büyük Türk Milleti bana 800’ün üzerinde plaket ve 2000’nin üzerinde onur, takdir ve teşekkür belgesi verdi.
Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür Türk Milleti kendisini kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimseye bu teveccühü gösterir mi, göstermiş olabilir mi?
Bu sorumun cevabını size bırakıyorum.
Ali Nasuh Mahruki
#nasuhmahruki
doğu demirkol.... rakibini kuyuya atıyorlar, dini şakaları sadece sana bıraktılar başkası yaparsa yine içeri atıyorlar, fetö hikayesi anlatman da serbest, dizini hbo stand upını netflix yayınlıyor. hani bu kadar imkana ayıp olmasın diye biraz komik mi olsan artık be birader
Türkiye Fethiye -Kaş arasını "Deniz milli oarkı" olarak ilan etti,
Kırmızı daire Meis. Bunun güneyi Yunanistanla aramızda ihtilaflı idi. Türkiye ilk defa, resmen bu bölgenin resmen hakimi olduğunu ilan etti ve Meis'in Yunanistanla deniz bağlantısını kesti. Yıllardan beri beklenen hamle bu.
Sağdaki kötü bakışlı olan da eniştemin üvey abisi Yusuf. Köyde eniştemi diğer çocuklar dövmesin diye önce Yusuf abi dövermiş, eniştemin halini gören acır, bulaşmazmış. Öyle koca yüreklidir nur içinde yatsın.
Gerçeklerin gün yüzüne çıkma gibi bir huyu vardır. Eline sağlık muhterem. Yine aydınlattın bizi. Bu abilerden en soldaki elinde şapka olan bizim bir arkadaşın amcası. Şapka da babadan yadigar. Babası takmak istemediği için kafasına çakmışlar. Ortasında çivi deliği var.
Preñaban a niñas de 11-14 años. Les quitaban sus bebés al nacer, los hacían pasar hambre para que para que chuparan mas duro. Les ponían audio de las voces de sus madres para que chuparan con mas vigor. Luego los mataban y se los comían. ¿Como carajos el mundo no estuvo ardiendo con Los Epstein Files? Siento que me estoy volviendo loco con la calma de todo el mundo.
Anlaşılıyor ki, milletimiz yine unutmuş ve bu unutkanlıktan yararlanılmaya çalışılıyor.
İşin doğrusu şöyle:
2000 yılında Nuh Mete Yüksel Fethullah Gülen ve cemaati hakkında terör örgütü davası açtı.
2002 yılında Nuh Mete Yüksel, bir kaset kumpası ile devre dışı bırakıldı.
Hemen arkasından Fethullah Gülen'e açılan dava, 2003 yılında daha önceden çıkarılan Rahşan affı kapsamına alınarak Fethullah Gülen örgütü hakkında karar verilmesi 5 yıl ertelendi.
2006 yılında, AKP iktidarı tarafından 3713 sayılı terörle mücadele kanununda yapılan değişiklikle, terör örgütü sayılabilmesi için cebir ve şiddet şartı getirildi. Bunun arkasından Fethullah Gülen'in avukatları davaya itiraz ettiler ve dava kanunda yapılan değişiklik nedeniyle beraat ile sonuçlandı. Fethullah Gülen hakkında açılan davadan bu sayede kurtuldu.
Bu sırada çoktan Türk ordusuna kumpaslar kurulmaya başlanmıştı.
2005 yılında Şemdinli kumpası kurulmuştu.
2006 yılında Danıştay suikastı kumpası kurulmuştu.
1999 yılında Abdullah Öcalan'ın teslim edilmesinden sonra Ecevit'in yardımı ile Amerika'ya giden Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hakkında açılan terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan da beraat edip devlet içinde kadrolaşmaya başladı.
2007 yılında Ergenekon ve Balyoz kumpasları arka arkaya geldiğinde AKP iktidarı devletin en mahrem yerlerine sızan Fethullahçı savcılara ve hakimlere en büyük desteği verdi.
Tayyip Erdoğan "ben bu davanın savcısıyım" bile dedi, hatta fethullahçı savcı Zekeriya Öz'e kendi makam arabasını tahsis etti.
Pek çok fethullahçı sahte diplomalar ve çalınmış sınav soruları ile devlet kademelerine, akademiye AKP iktidarı döneminde yerleşti.
2010 referandumunda "mezardakiler bile oy vermeli" açıklamasıyla en büyük destek Fethullah Gülen'den geldi.
Bu sıralarda ilk açılım tam gaz devam ediyor, PKK terör örgütü şehirleri hendekler, patlayıcı maddeler ve silahlarla dolduruyordu.
Fethullahçı yazarlar ve gazeteciler televizyonlara çıkıp "Ergenekon-Balyoz operasyonları olmasa bu açılım yapılamazdı" diyorlardı.
Yıllar sonra AKP iktidarı tarafından "milli orduya kumpas" diye adlandırılan bu operasyonlar FETÖ tarafından yapılırken, AKP iktidarı PKK'ya açılım yapıyordu. At başı...
15 Temmuz'un taşları bir günde döşenmedi, devletin yıllarca mercekle izlediği ve ilk fırsatta dava açtığı Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hem açılan davalardan kurtuldu hem de devletin her tarafına nüfuz etti.
Tayyip Erdoğan 15 Temmuz sonrası yaptığı konuşmada devlet içindeki fetö faaliyetleri hakkında "aldatıldık" dedi.
Bugün bazılarının kökü bütünüyle dışarıda ya da dış istihbarat örgütleri ile bağlantılı olan pek çok tarikat ve cemaat, zamanında fetö'ye sağlanan müsamahadan yararlanarak faaliyetine devam ediyor.
Kim aldatıldı, kim hala aldatmaya devam ediyor bunları tarih yazacak, ama unutulan o kara günleri hatırlatmak da bize görev olsun.
👉Ahmet Türk, baban ve abin bir oldunuz üvey annen Türkiye Hanıma iftira attınız kadını öz oğluna öldürtüp Kanco Aşiretinin mallarına çöktünüz.
👉1973 ten beri 5 kez milletvekili seçildin.
👉3 kez belediye başkanı seçildin.
‼️Yok sayılırken(!) bunları yaptın var sayılınca TANRI olmak istersin sen.
Ulan bunların bu ajitasyonlarını koca devlete bir güzel yedirdiler iyi mi?
Bu ülkede her türlü namussuzluğu yapıp milletvekili bile olabiliyorlar. Her türlü illegal yoldan para kazanıp zenginleşiyorlar buna da göz yumuluyor.
Hala kimliğim yok, dilim yok, halkım yok diye ajitasyon yapıyorlar.
Sie...
#cuma
Cemaatlere ve tarikatlara neden arka arkaya operasyon yapılıyor? Burada, operasyonu yapan ekibin bile henüz bilmediği, emri verenin herkesten sakladığı başka bir neden var. San Francisco’daki yapay zeka artık son haline yaklaşıyor. Bundan sonraki dünyada MİT, Mossad, BND ve CIA gibi insan istihbaratına dayalı yapıların bir gereği kalmayacak ve hepsi yok edilecek. Fakat böyle bir dönüşüm gerçekleşmeden önce, bu yapıların halk üzerinde nüfuz kurmak için kullandığı cemaatlerin, tarikatların ve diğer kanalların tasfiye edilmesi gerek. Çünkü büyük sistemler bir gecede ortadan kaldırılmaz. Operasyon her zaman alttan üste doğru ilerler; önce uzantılar gider, sonra onları kullanan yapı yok edilir. Tüm dünyada büyük cemaatlerin ve tarikatların hepsi yok edilecek.