Doğu’dan batı’ya, köyden şehire, sınıftan kampüse… Her yerde biz varız.
Nerede bir eğitim çalışanı varsa oraya ulaşan selamımız, karabulutları dağıtıp umudu yeşerten güleryüzümüz vardır.
Nerede bir sorun varsa orada çözüm için emeğimiz, mağdurlarla dayanışmamız, sorunlarla mücadelemiz ve nihayetinde alın teriyle elde edilmiş kazanımlarımız vardır.
Yani nerede bir eğitim çalışanı varsa orada Eğitim-Bir-Sen vardır.
444 bin 429 üyemizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle bugün yalnızca Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası değil eğitimcilerin yerelden evrensele uzanan hür ve güçlü sesiyiz.
#EğitimBirSen #İyikiEğitimBirSenVar
Sözleşmeli Çalışanlara Doğum İzninde Eşitlik Talebi
1 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Kanun ile memurların doğum izni 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldı. Ancak aynı düzenleme sözleşmeli personeli de kapsayacak şekilde uygulanmaması mağduriyete sebep vermektedir.
Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’da gerekli değişiklik yapılmadığı sürece, uygulamada hak kayıpları ortaya çıkacaktır.
Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne yazı göndererek; sözleşmeli personelin analık izin sürelerinin de kadrolu memurlarla eşitlenmesini, bu eksikliğin ivedilikle giderilmesini talep ettik.
https://t.co/WWEYFIxJYf
MEB-KİK GÜNDEMİNE TAŞIDIĞIMIZ TALEBİMİZ KARŞILIK BULDU: ÖĞRETMENLİK KARİYER BASAMAKLARINDA İKİ DÖNEM BAŞVURU İMKANI HAYATA GEÇTİ
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Kurum İdari Kurulu’nun (KİK) Nisan 2026 toplantısında gündeme getirdiğimiz en az iki dönem halinde öğretmenlik kariyer basamaklarında ilerleme başvurusu alınması ve sertifika süreçlerinin işletilmesi yönündeki talebimiz Milli Eğitim Bakanlığınca karşılık buldu.
2026/2 Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamaklarında İlerlemeye İlişkin Kılavuz'da öğretmenlerin kariyer basamaklarında ilerlemelerine ilişkin yapılması gereken iş ve işlemler ile başvuru şartları ve takvim ilan edildi.
Uzman ve başöğretmenlik eğitim programlarına başvurular 7 - 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında https://t.co/O1udjAPVe5 adresi üzerinden yapılacak. 15 - 19 Haziran 2026 tarihleri arasında ise ek başvuru alınacak.
Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik Eğitim Programlarına ilişkin eğitimler 8 Mayıs 2026 – 14 Ağustos 2026 tarihleri arasında https://t.co/FMngwzQ6p9 adresinden gerçekleştirilecek.
Gerçek Bağımsızlık Öz Güvenle Başlar
Kültür Memur-Sen Türkiye Buluşması kapsamında sendikanın lider kadrosuyla bir araya gelen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın; üyelerimiz, ülkemiz ve yerküre için omuz omuza vererek en omurgalı duruşu sergilediklerini vurguladı.
“Memur-Sen varsa mücadele var, irade var, kazanım var” diyen Genel Başkan Yalçın;
▪️ Kamu Personel Sisteminde Reform İhtiyacı ve Öneri Paketi’ni,
https://t.co/HMNGSQBMiI
▪️ 4688 Sayılı Kanun’un sorunlu yönlerini ve çözüm önerilerini,
▪️ KPDK çağrısı ve hazırlık sürecini detaylarıyla paylaştı.
Kamu çalışanları arasındaki ücret adaletsizliğinin, tekil düzenlemelerle değil; bütüncül, disiplinli ve kararlı bir paket çalışmasıyla giderilebileceğinin altını çizen Yalçın, ertelenen her sorunun büyüyerek geri döndüğünü, bunun da kamuda çalışma barışını zedelediğini ve sosyal maliyet oluşturduğunu ifade etti.
Yalçın konuşmasını şöyle sürdürdü:
“‘Güçlü Memur, Güçlü Türkiye’ şiarıyla çalışıyor, sorunlara köklü çözümler üretmek için emek veriyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın, yaptığımız görüşmelerin ardından ‘Kamu personel sisteminde ciddi bir düzenleme ihtiyacı var’ tespiti, sorunun artık açık şekilde görüldüğünün kanıtıdır. Çözüm hayata geçirilene, Kamu Personel Sistemi Reform Paketi önerimiz uygulanana kadar bu konunun takipçisi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”
Ali Yalçın, konuşmasının devamında Memur-Sen Türkiye Buluşması’nda dile getirdiği ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran sözlerini yineledi; bu ifadelerin arka planını da net bir şekilde ortaya koydu.
“Gerçek Bağımsızlık, Öz Güvenle Başlar” diyen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
Polemik peşinde koşan ve idrak yolları enfeksiyonu yaşayanlar bilmelidir ki;
“Yüzyıllık narkozdan uyanıyoruz” ifademiz ne Cumhuriyetimize ne kurucu değerlerimize ne de bizlere emanet edilen hedeflere yönelik bir kast içermektedir.
Aksine bu ifade; o hedeflere ulaşmanın önündeki en büyük engelleri aşmaya yönelik güçlü bir öz güven beyanıdır.
Narkozdan uyanmak; bu millete yıllarca dayatılan “yapamazsınız, üretemezsiniz, ancak taklit edersiniz” anlayışından kurtulmaktır.
Kendi yerli otomobilini, kendi uçaklarını, kendi teknolojisini üreten bir Türkiye’nin, ayağındaki prangaları kırıp atmasıdır.
“Dünya beşten büyüktür” diyerek küresel adaletsizliğe meydan okuyan bir Türkiye’nin, edilgen bir konumdan etken bir güce dönüşmesidir.
“Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma” hedefi bir slogan değil, bir istikamettir. Bu istikamete yürüyebilmek, üzerimize serpilen ölü toprağını silkip atmakla mümkündür.
Bugün savunma sanayiinden enerjiye, diplomasiden teknolojiye kadar her alanda ayağa kalkan Türkiye; aslında “bağımsızlık karakterimdir” diyen iradenin sahadaki karşılığıdır.
Sözlerimizi çarpıtarak bağlamından koparan ve kutuplaşma malzemesi haline getirmeye çalışanlar, milletimizin öz güven kazanmasından mı rahatsızdır?
Bizler; Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, küllerinden yeniden doğan “Yeniden Büyük Türkiye” idealine yürürken; geçmişiyle kavga eden değil, geçmişinden güç alarak geleceği inşa eden emek cephesiyiz.
@meciterdogan55@KltrMemur
#GüçlüMemurGüçlüTürkiye
RAMAZAN AVUŞMAK’IN 5816 SAYILI KANUN ÜZERİNDEN MARUZ KALDIĞI MUAMELEYİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR, YARGIYA İNTİKAL ETMİŞ KONUDA HERKESİ SUHULETE DAVET EDİYORUZ
Manisa Turgutlu’da üyemiz Ramazan Avuşmak’ın belirli odaklar tarafından kurulan kumpasla maruz bırakıldığı ve yargıya intikal eden hadise konusunda;
• Sürecin başladığı, geliştiği tüm aşamaları yakından takip ediyor, kamuoyunu Ramazan Avuşmak Öğretmenimiz aleyhine yönlendirmeye çalışanların art niyetlerini ve illiyet bağını görüyoruz.
• Öğrencilerin öğretmenlerini şikayet için yönlendirildiklerini ve bunun için kendilerine dikte edilmiş cümlelerin yer aldığı dilekçe metni yazdırıldığını veli beyanlarından anlıyoruz. Kendilerine yaptırılan hatayı fark eden öğrencilerin dilekçelerini geri almak istediğinde kimler tarafından korkutulduğunu biliyoruz.
•Bu tür kumpaslar, belli mahfillerin kitlelerini konsolide etmek için kullandıkları kirli numaralardır. Gün geçtikçe artan telaşları ve saldırganlıkları, olayın üzerindeki sis perdesinin aralanmasından kaynaklı olup giriştikleri organize işlerin adli makamlarca görülmesini engelleme çabasından başka bir şey değildir.
•Söz konusu hadise üzerinden görülmesi gereken hususlardan birisi de şüphesiz şudur: 5816 sayılı Kanun, amaç ve hukuki bağlamından koparılarak okul içinde öğrenci-öğretmen, yönetici-veli arasında çatışma konusu haline getirilmekte, eğitim-öğretim ortamını zehirleyecek istismar alanına dönüştürülmektedir.
• Sürekli gerilim ve çatışma üreten çevrelerin 5816 sayılı Kanun’u Demokles’in kılıcı gibi toplumun üzerinde sallandırdıkları düzeneğin son kurbanı üyemiz Ramazan Avuşmak olmuştur.
•Ramazan Avuşmak’ın tutuksuz yargılanabileceği bir konuda; elleri kelepçeli alınarak, Ramazan Bayramı’nı kendisine zehir eden, aile ve sosyal çevresini üzen, kamuoyu vicdanını yaralayan bir muameleye maruz bırakılmasını doğru bulmuyor ve bu kötü muamelenin bir an önce sonlandırılmasını istiyoruz.
•Bu provokatif hadise karşısında beklentimiz, provokatörlere teslim olunmaması, eğitim yöneticilerinin, adalet bürokrasisinin ve mülki amirlerin soğukkanlı davranması, oluşturulmak istenen gergin havaya kapılmadan adaletin tecellisi için çalışmalarıdır.
•Dünyanın ve bölgemizin ateş çemberinden geçmekte olduğu bir zaman diliminde bu konuya teenni ile yaklaşmamız, kurulan kumpas ve tezgahlara sessizlik değil, aksine hakikatin hukuk yoluyla tescili için sergilediğimiz kararlılığın tezahürüdür.
Bu kirli organizasyonların paydaşları, tetikçileri ve destekçileri bilsin ki Eğitim-Bir-Sen olarak örgütlü gücümüzle hukukun peşinde olmaya, hukuksuzluğun karşısında durmaya devam edeceğiz.
Bilindik mahfillere; “kirli elleriniz ve ağızlarınızla öğretmenlerimizi rahatsız etmeyi bırakın” diyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak; adalet tecelli edene, kumpas peşinde koşan yapıların emelleri boşa çıkana kadar sürecin takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Tutuksuz yargılanılabilecek bir konuda tutukluluğu hala devam eden Ramazan Avuşmak’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istiyor, yargıya intikal etmiş bir konuda yargı çevrelerinin olumsuz etkilenmemesi ve sürecin daha fazla uzamaması için herkesi suhulete davet ediyoruz.
Memur-Sen olarak, tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Süreci’ni 29. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz. 28 Şubat; sadece bir dönemin siyasi müdahalesi değil, milletimizin inancına, değerlerine ve sandıkta tecelli eden iradesine yönelmiş topyekûn bir vesayet girişimidir. Eğitim hakkının gasp edildiği, kamu görevlilerinin fişlendiği, başörtülü öğrencilerin baskıya maruz bırakıldığı o karanlık süreç, hafızalarımızdaki yerini korumaktadır.
Aradan geçen yıllar göstermiştir ki vesayet düzenleri ne kadar güçlü görünürse görünsün, millet iradesinin karşısında tutunamaz. Bugün de demokrasiyi zayıflatmaya, inanç özgürlüğünü tartışmaya açmaya çalışan her yaklaşım, aynı zihniyetin farklı tezahüründen ibarettir.
Memur-Sen olarak dün olduğu gibi bugün de sivil iradenin, demokrasinin ve temel hak ve özgürlüklerin yanında durmaya devam edeceğiz. 28 Şubat’ı unutmayacak, unutturmayacak; benzer karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
#28Şubat
#Milliİrade
#VesayetleMücadele