Prof. Dr. Müge Özcan:
Üzgünüm. Kırgınım. Öfkeliyim.
Hastaya işitme cihazı önerdim. “Şimdilik idare ediyorum” dedi. Önyargılı olduğunu düşünüp, cihaz aslında gözlükle aynı işi yapıyor, biri görmek, diğeri duymak için filan diye anlatırken, gözleri doldu, sözümü kesti.
“Ondan değil hocam. Emekliyim. 25 yıl çalıştım. Ama demek ki az çalışmışım, emekli maaşım düşük. Buraya gelirken bir yere sordum. Devletin ödediği 4-5 bin liraymış. Üstüne en az 25 bin lira istiyorlar. O kadar param yok” dedi.
Dondum kaldım. Benim yardımcı olmamı ister misiniz, dedim. “Sağolun, çocuklar da söylüyor ama şimdilik idare ediyorum” dedi.
Kişi başı milli gelir 17 bin dolar. Emekliye düşen sağır dolaşmak.
Bu ülkede yaşamaktan başka bir imtihana ihtiyacımız yok bizim.
Nitrik Oksit, vücudunuzun yaşlanma karşıtı anahtarıdır.
Kaybet → sabah odun yok, daha zayıf kalp koruması ve sürekli yorgunluk.
30 yaşına kadar zaten %40 düştün ve kendi kendine geri dönmüyor.
İşte nasıl çalıştığı + gerçekten geri yüklemenin 9 kanıtlanmış yolu:
İyilikleri küçümsemeyin.
Tek bir gülümseme, bir kapıyı aralamak, ihtiyacı olana uzatılan yardım eli…
Bunlar görünüşte küçük hareketlerdir ama bir tohum gibidirler; toprağa düşer, çatlar ve zamanla koca bir orman oluşturur.
Bir insan, zor gününde bir başkasının şefkatiyle ayağa kalkar; o şefkat ona güç verir, o güçle başkalarına kol kanat gerer.
Böylece iyilik, sessizce ama kararlı bir şekilde zincir oluşturur ve dünyayı sarmaya başlar.
Kötülük de aynı yasaya tabidir.
Tek bir yalan, tek bir haksızlık, tek bir bencillik…
Bunlar da domino taşları gibidir; biri devrilince arkası sırayla gelir.
Kırılan bir güven, dağılan bir aile, çalınan bir umut…
Her biri bir sonraki felakete kapı açar.
Kötülük yapan kişi, kendi eliyle başlattığı negatif döngünün bir parçası olur.
O döngü büyür, genişler, başkalarını yaralar ve en sonunda, er ya da geç, karma denen o kaçınılmaz yasa devreye girer.
Döngü tamamlandığında, başlatanı da yutar.
Çünkü evren adildir; ne ekerseniz onu biçersiniz.
İyilik de kötülük de tek başına bir “cürüm” ya da “sevap” değildir. Onlar birer nokta değil, birer çemberdir.
Başladıkları yere geri dönerler.
İyilik yapan kendine yapar, kötülük yapan da..
İyilik yaptığınız eylem bir gün size, çocuğunuza ya da hiç tanımadığınız birine iyilik olarak geri gelir.
Kötülük yaptığınız insanın acısı, bir gün sizin kapınıza acı olarak dayanır.
Bu çemberler görünmez ipliklerle birbirine bağlıdır; insanlığın, toplumların, hatta kainatın kaderini örerler.
Bir mucit, tek bir fikirle milyonların hayatını kolaylaştırır.
Ampulü bulan Edison, bir zincirin ilk halkası olur; o ışık sayesinde gece çalışan doktorlar, okuyan öğrenciler, uyanık kalan anneler…
Hepsi o iyiliğin devamıdır.
Aynı şekilde, bir tiran tek bir emirle milyonları ateşe atar; o ateş, nesiller boyu süren kin, savaş ve gözyaşı olarak geri döner.
Başlatan da yanar, çünkü çember kapanır.
Bu yüzden her hareketimizi tartmalıyız.
Bugün attığımız küçük bir adım, yarın bir dağ olabilir.
Bugün kırdığımız bir kalp, yıllar sonra milyonların ve bizim kalbimizi kırabilir.
Bugün ektiğimiz bir tohum, yarın ya gölge yapacak bir çınar ya da zehirli bir sarmaşık olarak karşımıza çıkacak.İyilik, evrenin en güçlü enerjisidir; çünkü çoğaldıkça büyür, büyüdükçe güzelleştirir.
Kötülük ise en zayıf negatif enerjidir; çünkü çoğaldıkça çürütür, çürüdükçe kendini de yok eder.
Seçimi biz yaparız: Çemberimizi ışıkla mı dolduracağız, karanlıkla mı?
Her sabah uyandığımızda, bir kez daha soralım kendimize:
“Bugün hangi çembere bir halka daha ekleyeceğim?”
Çünkü biliyoruz ki, ne iyilik ne de kötülük kaybolur.
İkisi de bir gün, başladığı yere, yani bize geri döner.
MUTLAKA SONUNA KADAR OKUYUN BENCE
BİTKİLERİN GİZLİ YAŞAMI ;
1966 yılında, Amerika’nın tanınmış yalan makinesi uzmanı Clee Backster, güvenlik görevlilerine poligraf aygıtının kullanımı eğitimini verdiği okulunda uykusuz bir gece daha geçirdi.👉
MALUM AŞILARDAN SONRA ARTAN KALP KRİZİLERİNE KARŞI EN ETKILI MEYVE LİMON,
Bir Saksıda limon çekirdeği nasıl yetiştirilir,
MASRAFSIZ KOLAYCA YETİŞTİREBİLİRSİNİZ EFENDİM,,
Ey Türk Milleti
Size vatani bir görev veriyorum.
Bu gönderiyi en fazla yorum ve beğeni alan gönderi yapmanızı istiyorum. Bunu yaparken ilinizin milletvekillerini etiketlemenizi istiyorum.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu
Aşağıda belirtilen sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Prof.Dr Kemal Memişoğlu tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Vekil ismi ve ili.
Imza
GEREKÇE:
Son yıllarda Multipl Skleroz (MS) tanılarında kayda değer bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bununla birlikte MS tedavisinde kullanılan ilaçların kullanım sıklığında da benzer şekilde ciddi artışlar yaşanmakta; bazı tanı süreçlerinde ise enfeksiyöz ve toksik etkenlerin yeterince dışlanmadan doğrudan otoimmün hastalık tanılarına gidildiği yönünde uzman görüşleri mevcuttur.
Bu çerçevede;
MS tanılarındaki artışın nedenleri,
Bu tanıların ne derece bilimsel ve ayırıcı tanıya dayalı olduğu,
Hastalara uygulanan toksikolojik ve mikrobiyolojik testlerin kapsamı,
MS tedavisinde kullanılan yüksek maliyetli ilaçların yaygınlaşması ve bu ilaçlarla ilişkili olası çıkar çatışmaları
kamuoyunun şeffaflık ve bilimsel doğruluk beklentisi çerçevesinde ivedilikle araştırılmalıdır.
Bu çerçevede aşağıdaki soruların cevaplandırılması arz olunur:
SORULAR:
1. 2004-2024 yılları arasında e-Nabız/e-Medula kayıtlarında MS tanısı konulan hasta sayısı yıllara göre nedir? Bu artışın bölgelere, yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı nasıldır?
2. Aynı yıllar arasında MS tedavisinde kullanılan ilaçların (interferonlar, monoklonal antikorlar, immünsupresifler vs.) kamu harcamaları içindeki payı, kutu bazında kullanım miktarları ve reçetelenme oranları nedir?
3. MS tanısı konulan hastaların kaçına tanı öncesi veya tanı sürecinde aşağıdaki enfeksiyöz ayırıcı tanı testleri uygulanmıştır?
Bartonella henselae IgM ve IgG
Borrelia burgdorferi IgM ve IgG Western Blot (CDC kriterlerine uygunluk belirtilerek)
Coombs’lu Wright testi
4. Aynı hasta grubunda aşağıdaki ağır metal ve eser element analizleri (en azından saç, idrar veya serum örneğiyle) yapılmış mıdır?
Civa (Hg)
Kurşun (Pb)
Kadmiyum (Cd)
Arsenik (As)
Alüminyum (Al)
Çinko (Zn)
Bakır (Cu)
Manganez (Mn)
5. Bu hastalara tanı sürecinde biyotinidaz enzimi düzeyi gibi mitokondriyal/metabolik kökenli hastalıkları dışlamaya yönelik testler uygulanmış mıdır?
6. MS tanısı konan bireylerde söz konusu testlerin uygulanmamasının yasal, teknik ya da bütçesel gerekçeleri var mıdır?
7. MS tanısı alan hastaların tedaviye erişim süreleri, rapor düzenlenme süreçleri ve ilaç başlanma protokolleri iller bazında farklılık göstermekte midir?
8. MS tanı ve tedavisinde rol alan sağlık profesyonellerinden kaçının son 10 yılda ilaç firmalarıyla sponsorluk, konuşmacılık, danışmanlık veya proje ortaklığı ilişkisi mevcuttur? Bu ilişkiler etik bildirim ve kamu şeffaflığı çerçevesinde beyan edilmiş midir?
9. Kamuya ait hastanelerde ve üniversite hastanelerinde MS ilaç alımları sürecinde görev almış sağlık yöneticilerinin, eşzamanlı olarak özel sağlık kuruluşları veya ilaç firmalarıyla ticari ilişkisi olmuş mudur?
10. Bu süreçte gerek tanı gerek tedavi protokollerinin şeffaflığının ve hasta güvenliğinin sağlanması adına bağımsız bilimsel izleme komisyonu kurulması düşünülmekte midir?
Sonuç ve Talep:
Türkiye'de MS tanısının yıllar içinde anlamlı şekilde artması, beraberinde yüksek maliyetli tedavi yaklaşımlarının yaygınlaşması ve tanı sürecinde enfeksiyöz ve toksik etkenlerin yeterince dışlanmaması endişe vericidir. Bu çerçevede önerge konusu kapsamda bir meclis araştırması başlatılması ve konunun Sağlık Bakanlığı ile Kamu İhale Kurumu denetimi altında çok yönlü ele alınması toplumsal sağlık güvenliği ve kaynak kullanımı açısından elzemdir.
İlinizin milletvekilini etiketleyip retweet ediniz.